Pazar, Ağustos 22, 2010
Hernandez'e Göre Ankara Spor Salonu Muhteşem
Bir alt postda belirttiği gibi arkadaşımız, Ankara Spor Salonu'nu üzerinde oynanan oyun ile ilgili değilde daha çok işin teknik kısmıyla ilgili bilgilendirecek bizleri.Ondan önce bu akşam salona çıkan ilk iki takımdan biri olma şansını elde eden Arjantin koçu Hernandez değerlendirmiş salonu.Buna baya bir övmüş desek çok daha doğru olacağını düşünüyorum.Ballandıra ballandıra bitirememiş yani anlayacağınız.Fitness salonundan,teknolojisine kadar herşeye değinmiş ve hepsinin inanılmaz olduğunu bildirmiş sayın Hernandez.Kendilerine bu iltifatlarında dolayı çok teşekkür ediyoruz.
Turnuva için yurdumuza gelmiş yabancı insanları bu tarz da şaşırtmak boynumuzun borcu olmalı.Onların oralarda bu tip salonlar yok heralde.Tabi salonun daha yeni inşa edilmesi ve tüm herşeyinin günümüz teknolojisinde yapıldığı büyük etken tabi.Ama seyirci kapasitesi düşük tüm salonlarımız gibi.Abdi İpekçi'ye yaklaşamadılar bu konuda bir türlü.Eğer gruplardan çıkıp 2. tur yüzü görürlerse Abdi İpekçi'ye bekliyoruz tüm takım olarak onları bu açıklamaları tekrar duymak isteriz o zaman.Bir kere alıştık değil mi?
Etiketler:
ankara spor salonu,
arjantin,
hernandez
Ankara Arena İzlenimleri #1

8 gün boyunca gideceğim Ankara Arena ile ilgili yeni bir yazı dizisine başlıyorum. 3 günü Efes Pilsen World Cup, 5 günü Dünya Basketbol Şampiyonası olmak üzere 8 kere ziyaret edeceğim Ankara Arena ile ilgili gördüğüm her şeyi sizlere aktarmaya çalışacağım. Bu aktarımı yaparken saha içi olaylara pek girmeyeceğim. Çünkü zaten siz televizyon vasıtasıyla parkenin üzerinde olan biteni görüyorsunuz. Az buçuk parkeye dokunup, yan faktörleri size göstermeye çalışacağım bu yazı dizisinde.
Öncelikle belirtelim ki, Ankara Arena'ya ulaşım çok kolay. Ulus gibi bir yerde bulunması, hem dolmuş hem metro hem de otobüs açısından olumlu etki yapmış. Özel arabanızla da kolaylıkla ulaşabileceğiniz, dev bir yapı Ankara Arena. Ancak eksiklikler bitmiş durumda değil. Keşke hâlâ yapılan inşaatların fotoğraflarını çekebilseydim. Ne şanssızlık ki telefonumun şarjı ansızın bitti. Yarın için ilk işim bu inşaat fotoğraflarını çekmek olacak. Salonun girişlerine kadar gelen traktörler, taraftarları toz, duman ve kum içinde bırakıyor. Umarım bu durum Dünya Şampiyonası'na kadar düzelir, düzelmelidir de.
Salona giriş için çok sıkı güvenlik önlemleri alınmış durumda. Ancak bu önlemleri alalım derken sanırım biraz ipin ucu kaçmış. 17.30'daki Kanada - Arjantin maçı için kapılar 17:05'te açıldı. Sıkı aramadan geçtikten sonra yeni yapılan müthiş salonumuzla kucaklaştık. Ancak salona girer girmez, bir Fiero furyası alıp gidiyor. Gıda markası olan bu Fiero, salon içinde tüm etkinlikleri satın almış durumda. İçeceklerden yemeğe her türlü şey salon içinde Fiero'dan soruluyor. Fiyatları sorarsanız, aman deyim. Basit bir salamlı sandviç 5 lira.
Diğer bir dikkatimi çeken nokta ise gönüllü kişiler. O kadar çok gönüllü var ki neredeyse seyircilerden fazla. Adım başı lacivert tişörtlü bir genç yardımcı olmak için sizleri bekliyor. Sanırım Efes Pilsen gönüllü işini biraz abartmış.
Şov ekibine de dil uzatmadan olmaz. Efes Pilsen kızları bir yana Macar Face Team bir yana açıkçası. Tamam 'Space Jam' şovu gerçekten çok iyiydi ama diğer gösterilerde göze batan bir çok hat yaptılar. Konuşma fırsatımın da olduğu ekibin bayan üyesi, çok eski bir grup olmadıklarını söyledi. Ben de onlara daha çok çalışmalarını öneriyorum.
Gelelim en önemli yere. Salondaki bir çok seyircinin de gıcık olduğu duruma. Anonsör olarak adlandırabileceğimiz kişi resmen beynimizi yedi bitirdi. Tam ismini bilmiyorum ama tanıdık bir yüz. Fenerbahçe ve Efes Pilsen için de çalışıyor. Adını çıkaramadım, kusura bakmayın. İşte o adam bugün öyle bir anosörlük yaptı ki, çileden çıkmamak mümkün değil. Örneğin; Lübnan'da iki oyuncu değişikliği oluyor. Bu değişikliği ilk önce İngilizce daha sonra Türkçe söyleyeyim derken neredeyse bir atak bitiyor. Zaten yüksek seste olan mikrofon, makineli tüfek gibi konuşan adam ile birleşince insanın çıldırası geliyor.
Şimdilik Ankara Arena'dan aktaracaklarım bu kadar. Söz tekrar merkez stüdyolarımızda.
Etiketler:
Ankara İzlenimleri,
DÜNYA ŞAMPİYONASI,
EmreCe
Cumartesi, Ağustos 21, 2010
İstanbul ve Ankara Seyircisi
/Events/Davis%20Cup/As%20it%20happens%202010/2010-03-05-Lithuanian-fans-Getty-large.jpg)
İstanbul'da Adidas Cup turnuvasını oynadık.Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanan maçlar pek fazla ilgi çekmedi.Nispeten zayıf takımlarla oynamamız ilgisizliği getirdi.Zaten o saatlerde İstanbul'da oraya fazla seyirci çekmek de pek mümkün değil.Şimdi ise Ankara'da bitirilen yeni arenada iki maç yapıldı.Arjantin maçına ilgi yoktu,Türkiye maçında ise farklı şeyleri söylemek mümkün değildi.Belki Arjantin'le yapacağımız maçlarda daha dolabilir ancak dolma yönünden şu anda pek bir sıkıntım yok.Çünkü Dünya Şampiyonasında mutlaka dolacak.Asıl sorun hep bahsedilen sorun.Özellikle Ankara'da basketbol kültürü yok.Bu bir gerçek.Türk Telekom'un zirveye oynamasından önce neredeyse hiç yoktu.Sadece basketlere tepki veren bir tribün görüyoruz.Rakibi baskına altına almak için çok cılız bir ıslık sesi var.Sanki işe yarıyormuş gibi.Sorun şu ki,oraya giden arkadaşların basketbol izlememesi.Evet.İzlemiyorlar.Özellikle Euroleague maçlarını takip etmiyorlar.Bunu engelleyemezsiniz tabii ki.Parayı veren,bileti alan girer.Ancak tek dileğim şu : Basketlere "ooo" tepkinizi verin.Ama bir zahmet karşı takım hücumdayken hep bir ağızdan yuh mu çekersiniz ıslık mı çalarsınız,Serdar Ortaç'tan bir şeyler mi mırıldanırsınız bilemem ama birlikte hareket edin.Ha bir de sevgilisini yanına alıp gelen arkadaşa bir diyeceğim var.Sen orada kolunu atıp facebook profiline fotoğraf çekerken adamlar aldı başını gidiyor.Azıcık pozisyonları takip edin de paranız yanmasın bari.
Efes Pilsen World Cup 9 1.Gün
Diğer sitelerde olduğu gibi istatiği verip,şu şöyle yaptı,ama böyle olmalıydı demeye hiç niyetim yok.
Arjantin-Kanada maçının hepsini izledim.Çünkü görünürde bir mücadele vardı-Arjantin istese çok önceden koparırdı ayrı-.
Türkiye-Lübnan maçı ise hiç keyif vermedi.Güzel hareketler yok değildi.Sonuçta 23 sayııla mağlup ettik.
Şöyle bir göz atalım:
Arjantin Kanada'yı çok rahat olmasa da geçmeyi bildi.15 sayı fark atmış,neresi rahat değil diye düşünmeyin,ey izlemeyenler!İlk 3 çeyrek Kanada'nın tekelinde gidiyormuş gibi gözüktü maç.Tabii Arjantin'in cidden kasmadığı da,Arjantin'i ve oyuncularını bilenler için bariz bir gerçekti.Ancak Kanada'ın Yunanistan'dan 74 sayı fark yemesi,cidden ilginç.Onu geçtim bir sonraki maç Sırbistan'ı yenmeleri daha ilginç.Sırbistan'ın hazırlık maçlarında cıvamadıklarını bizi yendikleri maçta görmüştük.İki takıma şöyle bir bakarsak:
Arjantin'in hala madalya ümidinin olması gerektiğine inanıyorum.Potaaltları çok güçlü.Oberto işini bilen bir uzun.Scola'yı zaten açıklamaya gerek yok.Prigioni takımın beyni konumunda.Real Madrid'li oyuncu benchdeyken,takım ritim bozukluğu yaşıyor.Yedek guardları da yeterli seviyede değil.Delfino'nun bugun neler yapabileceğini gördük.Bu maç tabii ki ölçü değil ancak NBA'den de yakinen tanımaktayız.Nocioni'de bildiğimiz Nocioni.Oyundan kopabiliyor ve başka alemlere dalabiliyor.Ancak konsantre olduğunda etkili bir silah.Takımın açık bir bench zafiyeti var.Manu Ginobili'de takımla gelseydi,rotasyon muazzam zenginleşirdi.
Kanada'ya bakarsak,Joel Anthony'yi oyunun ilk 5 dakikası hatırlayıp,geri kalan sürede unutmaları ciddi bir sorun.NCAA'de oynayan guardları Anderson'dı yanlış hatırlamıyorsam,büyük bir yükün altında eziliyor.Topların alayı ondan dönüyor,çıkıyor.Denham Brown'u da beğendim.Tabii çok dağınık oynuyorlar,kötünün iyisi bu adamlar.Oynadıkları basketbol toplama bir araba gibi.Oyak'dan tanıdığımız Famutimi'de hayalet gibiydi.Kanada çok ilginç bir takım.Ne yapacağı da belli olmuyor.Galiba,oyunlarında belli bir standartlarının olmaması onları benim gözümde izlenebilir kıldı.Ancak onlar için çok iyi beklentilerim yok açıkcası.
Türkiye-Lübnan maçına gelirsek,pek izlenesi bir maç değildi.Adamlar bizim ayarımızda değil kabul etmek lazım.Yarın Kanada maçı da böyle geçecek belki ,kim bilir ama o takımın bi çekici yanı var.Değişik işler yapıyorlar yani.Yarında bize kolay teslim olcaklarını düşünmüyorum.Lübnan'da Vroman,Fahed ve Freije takımın öne çıkanları.Ancak iki-üç adamla olmuyor basketbol,ki adamları da abartmayalım,o takıma göre iyi adamlar.Milli takımımıza bakarsak da,bu maçı kazanmak hoş.Ancak bunun bir test olduğunu pek düşünmüyorum.Asıl test Arjantin maçı olacaktır.Ömer Aşık,rakip takımın sağlam bir uzunu olmadığı için epey bir ön plana çıktı.Ki zaten rakip takımın sağlam bir uzunu da olsa Ömer,genellikle daha iyi pozisyonda olan taraf olur.Gerçekten iyi uzun,takımımız için en önemli üç adamdan biri.Oyuncuları teker teker değerlendirmeyeceğim elbette,ancak şu Hidayet'e ayar çekmek gerek.Milli takım maçlarında bir değişik.Geçen seneki EuroBasket'te çok tepki toplamıştı,yaptığı gereksiz tercihlerden.Bu turnuvada parlaması ve elinden geleni yapması takımımız için çok çok önemli.
Neyse maçlar oynandıkça gün sonunda karalarız gene bişiler..
Etiketler:
Efes Pilsen World Cup 9,
magicmert
Cuma, Ağustos 20, 2010
Kewell Olmasa ?

Karpaty Lviv maçının hikayesini tekrar anlatmak değil amacım.Amacım sadece bir şeyleri göstermek.Kewell ile 1 sene daha uzatıldığında tüm taraftarlar çok sevindi.Ama uzatılana kadar çok uzun sancılı dönemler geçirildi.Gitti gidecek denildi.En sonunda uzatıldı.Peki Galatasaray eğer Kewell ile uzatmasaydı ne olacaktı ? Opsiyonlardan biri Kewell'ı bırakmaktı oysa ki.Bırakılabilirdi de.Peki o zaman ne olurdu ? Esasında bırakılabilirdi de dediğimiz cümle Galatasaray yönetiminin transfer konusunda hiçbir plana programa sahip olmadığının göstergesi.Bugün Kewell'da olmasa acaba nasıl bir kadro çıkacaktı karşımıza allah bilir.Uzun lafın kısası,Adnan Sezgin ve diğer adamların bir an evvel kafayı toplaması gerekiyor.
Not:Bugün tüm internet aleminde dolanan fotoğraf bizde de eksik kalmasın.
Etiketler:
Galatasaray,
Harry Kewell,
JCN
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
