Cumartesi, Ekim 30, 2010

Arşivlik (Ayın Fotoğrafı)


Nereden nereye diye soruyor kendine.Merak etme AI.

Asist Fetişisti Rondo


Efendim gün geçmiyor ki bir yeni çılgın Rajon Rondo performansı izlemeyelim.Yeni sezonda 3 maç geride kalırken Rajon Rondo,16.7 asist ortalaması ile oynamakta.İlk maçta Miami'ye karşı 17 asistle oynamıştı.Dün gece ise NY Knicks'e tamı tamına 24 asist koydu.NBA tarihinin en muhteşem guardlarından biri olmaya doğru gidiyor.

Beyler bayanlar unutmayalım ki bu adam henüz 24 yaşında.Ayrıca dün yaptığı 10-10-24 üçlüsü ile sezonun ilk triple double performansını ortaya koydu.Bu performansla Isiah Tomas'ın 7 Şubat 1985'ten beri elinde tuttuğu, triple double yaptığı maçta en fazla asist yapan oyuncu rekoruna da ortak oldu.Ve Celtics tarihinin bir maçta en çok asist yapan 2.oyuncusu da oldu.Bu rekor Bob Cousy'e ait.28 asist yapmış efsane.

Bizimkiler


NBA'de dün geceyle birlikte yavaş yavaş NBA'e ısınmaya başladık.Bizimkilerden kasıt,tahmin ettiğiniz gibi Türk oyuncular.Şu ana kadar işler bizim için pek de iyi gitmiyor esasında.
Mehmet Okur,Ömer Aşık,Semih Erden,Ersan İlyasova ve Hidayet Türkoğlu olmak üzere 5 kişiyiz bu sene NBA'de.

Mehmet Okur,bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda çok ciddi bir sakatlık yaşayıp,uzun süreli bir tedaviye salıvermişti kendisini.Ocak'ta döneceği konuşuluyor ancak kendisini hemen toparlaması çok zor.Şayet Philadelphialı Elton Brand'de aynı şeyi yaşamıştı.Aşağı yukarı 1 senede kendisine gelememişti.Uzun oyuncularda bazı şeyleri toparlamak çok daha zor.Sakatlık sebepleri farklı ama bu olaya en iyi örneklerden biri de Yao Ming olabilir.

Semih Erden,hazırlık maçlarının nerdeyse tamamını takip ettim.Semih'in çok uğraştığını bazen iyi işler yaptığını gördüm.Ancak önündeki isimler çok büyük.Türkiye'den gelen bir çaylağın bazı isimleri geride bırakması çok zor.Şu anda Kendrick Perkins yok,3 maçta da süre bulamadı.Carl Landry'nin ilk 5 çıktığı bir Sacremento'da veyahut bir Toronto'da kendisini çok daha rahat bir şekilde gösterebilirdi.Kısaca takım büyük,Semih'in işi zor.

Ömer Aşık,pre-season döneminde oldukça fazla süre alan Ömer'in şuana kadar çıktığı tek maç olan Okc maçında 3 dakika süre alması beni çok şaşırttı.Tom T.'nin Boston'ın savunma uzmanıyken Bulls'a geldiğini biliyoruz.Bu yönden çok şanslı olduğunu düşünüyordum.Gerçi daha 1 maç oynandı sadece.Semih'e göre çok daha şanslı olduğunu düşünüyorum.Hücumunu da geliştirebilirse-ki sanmıyorum-çok daha komple bir oyuncu olabilir.

Ersan İlyasova,Ertem Şener'in Bursaspor'un bi maçında yaptığı yorum gibi bir takıma sahip kendisi,Milwakee Bucks takımı Bursa Pazarı gibi karışık.Resmen bir panayır havası var.Ersan çok garip kalıyor orda.Aldığı şansları da değerlendiremedikçe gözden düşecek gibi.Sezonun ilk maçında 16 dakika süre alan Ersan,ikinci maçta 8 dakika süre alabildi.Bakalım ilerleyen dönemlerde ne olur bilinmez ama Milwakee için ilerleyen zamanlar pek aydınlık değil gibi.

Hidayet Türkoğlu,Suns'ın kendisi için uygun bir takım olduğunu düşünmüyorum.Ancak Toronto'nun yanında çok daha iyi olduğu yadsınamaz.Steve Nash'in yanında o topa hakim olma lüksüne pek sahip değil ancak sistem oyuncusu olup bol bol üçlük sallayabilir.Şuana kadar üç sayılık basket dışında basket bulamadı Suns'da.Ancak Suns şuana kadar pek umut vermedi.Uzun rotasyonu çok dar.Ha bide şu var,şimdi aklıma geldi.Hido 4 numara oynuyor resmen.1-2-3 gördükte,4 numara da çok zorlanıyor Hedo.Özellikle savunma kısmında.Bunun en güzel kanıtıda çıktığı son 2 maçta 5 faul ortalama tutturdu.Umarım sisteme alışır ve eski ortalamaları yakalar.

Cuma, Ekim 29, 2010

Perşembe, Ekim 28, 2010

Netice Değil Hatice de Sorun Var


Euroleague ikinci hafta maçında Fenerbahçe Ülker'i zorlu bir karar maçı bekliyordu. Ya yolunu düzene sokup, hedefleri doğrultusunda ilerleyecekti ya da geçtiğimiz iki sezondaki gibi ite kaka istikrarsız bir şekilde devam edecekti. En azından oyun olarak olmasa da görüntü olarak hatasız geçmeliydi Fenerbahçe Ülker bu engeli. Bu yol ayrımı için kötü bir deplasmandı Zagreb.

Fenerbahçe Ülker bu akşam tüm olumsuz etmenlere rağmen zorlu bir maçın altından kalkmayı başardı. Hakem, taraftar ve formda olan genç Hırvat basketbolculara karşı önemli bir galibiyet alındı Drazen Petrovic Salonu'nda. Sanırım bu galibiyete en çok sevinen Neven Spahija olmuştur. Takım düzeni tam oturmamışken Euroleague'de kayıpsız gitmek mükemmel oldu Hırvat koç için. Ancak çoğu zaman harala gürele oynanan basketbol ve top kayıpları negatif yönde en çok dikkat çekenler. Haftaya yine deplasmanda Regal Barcelona maçı olduğu düşünüldüğünde bu eksiklikleri bir an önce gidermeli sarı lacivertli ekip. Yoksa netice cephesinde de darbe alabilir.

Efes ile Toz Pembe Hayaller Serisi


Evet evet başlık tam da böyle olmalıydı.Çünkü Efes Pilsen yönetiminin her sezon başlarken yaptığı toz pembe açıklamalar bu sene de geldi.Bunlar genelde Euroleague bazlı olup final four için yeterli güce sahibiz tarzı açıklamalar oluyor.Peki bu sezon neler olur ?

İlk kez ciddi ciddi Fenerbahçe Ülker karşısında izledik Efes'i.O maçı geride götürmelerine rağmen kopmadılar ve maç sonunda iyi oynayan taraf olup kupayı kazandılar.Ancak Fenerbahçe o maçtan bugüne,oldukça değişmiş gözüküyor.Geçen hafta Union karşısında izlediğim Efes Pilsen bana hiç ama hiçbir şey vaad etmeyen bir takımdı.Nitekim Union Olimpija ciddi ciddi zayıf bir takım Euroleague için.Birkaç eli yüzü düzgün oyuncusuyla oynuyorlar ancak bana kalırsa Efes Pilsen'in kesinlikle kazanması gereken bir maçtı.40 a direk dayamış Jagodnik bile durdurulamadı. (çok ekstra atsa da)

Bu hafta ise yine berbat başlayan maçta sonradan toparlanıldı ki bunda hiç kuşkusuz Vujcic transferinin büyük etkisi var.Şu an elden gelenin en iyisiydi belki de.Ki ilk maçı olmasına rağmen tecrübesiyle anında fark yarattı ve takıma hemen adapte olmuş 40 yıllık Efesli gibiydi.Ancak Efes Pilsen'de o raya oturmayan sistem devam ediyor.Çünkü takımda çok garip işler olduğunu düşünüyorum.Öncelikle Wisniewski diye bir oyuncu alıyorsunuz,29 yaşında ve tek bir farklı özelliği yok elinizdeki guardlardan.Yani bırakın ilk beş çıkmayı Ender Arslan çok daha iyi bir oyuncu Wisniewski'den.Baskı altında garip garip top kayıpları yapıyor.Bir Rakocevic vardı elimizde bu da bonus adam olacak gibi.Ender'in yerine bu adamın süre almasını yediremiyorum açıkçası.Bir de Sinan Güler var.Dünya Şampiyonası'nı hiç mi izlemediniz diye sordurtur adama.Yani maç başına 1-2 dakika süre alıyor ki aklım almıyor benim.Neyse allahtan Kerem Tunçeri inanılmaz formda ve sanki Amerikalı bir skorer gibi oynuyor bu aralar.Thornton'da biraz biraz kendini bulur gibi oldu.Roberts çok beğendiğim bir oyuncuydu ve savunmada çok etkili.Hücum yönü biraz daha gelişse enfes olacak.Nachbar aynı tas aynı hamam diyeceğim ki vazgeçtim.Çünkü Nachbar'ın kalitesi takımla ortaya çıkıyor.Slovenya'da da böyleydi,geçmişte de.Yani 1 numaralı skorer değil bu adam.Takım coşacak ki bu da coşacak.El üstü atmaya falan kalkınca aman yapma diyoruz.4 numara oynamak istemiyor o da biliyorum.Geçen seneden beri 3 numara istiyor ama penetre özelliği 4 numarada işe yarıyor.Rakocevic de bildiğiniz gibi sizlere ömür.18-20 atsa da güvenmiyorum bu adama.Güvenemiyorum.Çünkü çok kasıntı bir arkadaş.Geçen seneden beri Efes Pilsen'in nasıl tahammül ettiğini anlamıyorum.Ha patladı ha patlayacak diyoruz da adam eline koluna hiç hakim değil ki.Sürekli saçma sapan top kayıpları yapıyor.Büyük skorer falan da değil kimse bana masal anlatmasın.Adam Guiza gibi.Sanki bir sezon piyangodan Euroleague sayı kralı olmuş.Öncesinde Valencia ve Tau formasıyla da çok iyiydi ama bir oyuncuyu her maç izleyince anlaşılıyor.

Son olarak,Efes'ten bu sezon Euroleague'de en fazla final 8 bekliyorum.Türkiye'de yarı final ya da final.Ancak özellikle Avrupa'da beklentim yok.Nitekim bu sene kurulan kadronun da yeterli bir kalitede olduğunu söyleyemem.Yani,kimse bu sene toz pembe hayallere dalmasın.

O Bir Çılgın


Evet bayanlar baylar,o bir çılgın,o bir "chosen".Onun adı Lebron James.Neden çılgın derseniz,smaçlar falan değil konu yahu.Boston ve Philadelphia maçlarında yani sezonda şu ana kadar çıktığı maçlarda tutturtuğu istatistiklerin "TO" bölümü.To nedir,turnover.Yani top kaybı.

3 mü,hayır.4 ? 5 ?

Arttır baba,arttır.

Evet sizlerde düşünemediniz.8.5 top kaybıyla gidiyor şu anda LBJ.

Burda Lebron James'e bişiler sokuşturmak değil amaç,cidden söylüyorum bunu.İki maçıda izledim aslında ancak böyle istatistiklere bakınca bir değişik hissettim,biraz boş kalan bloga da ekmek çıksın diye düşündüm.Takipçiniz King of Akron...

Salı, Ekim 26, 2010

1 Kasıma Kadar NBA..


Evet 1 Kasım'a kadar sadece 3-4 gün içinde olsa,NBA maçlarını yüksek kalitede ve ücretsiz olarak izleme şansınız var.Nasıl olacak bu,NBA League Pass'e üye olmanız yeterli.Normalde 50 dolar gibi bi ücret bayılıyorsunuz,aslında bayılmak falan değil,gayet güzel ücret.Üye olup preseason maçlarını da izleyebilirsiniz.

İşte buradan üye olabilirsiniz.Gerisi size kalmış.

Pazartesi, Ekim 25, 2010

Kara Kartal Iverson


Bundan 7-8 yıl önce bu içerikte bir haber görsem,bu haberi yayınlayanlara edemeyeceğim küfür yoktu.Aslında bu cümle Iverson'ın ne denli düştüğünün başka bir ifadesi.Bütün bunları bırakıp Türkiye'ye,Beşiktaş'a geldiğini düşününce müthiş şeyler hissediyorum.Sanırım sadece bu transfer bile soğuk şeyler hissettiğim Beko Basketbol Ligine belli bir sempati duymama sebep olacak.

* NBA MVP (2001
* NBA Yılın Çaylağı (1997)
* 11x NBA All-Star (2000-2010)
* 4x NBA Sayı Kralı (1999, 2001-2002, 2005)
* 3x All-NBA Birinci Takımı (1999,2001,2005)
* 3x All-NBA İkinci Takımı (2000,2002-2003)
* All-NBA Üçüncü Takımı (2006)
* NBA All-Çaylaklar Birinci Takımı (1997)
* 2x NBA All-Star Maçı MVP (2001, 2005)

Pazar, Ekim 24, 2010

Jerome Randle


Dün Fenerbahçe Ülker - Aliağa Petkim maçını izledim. Fenerbahçe Ülker'in İzmir temsilcisini ezip geçmesinin yanında ufak bir şey gözüme çarptı. Evet gerçekten ufak bir şey, boyu 1.78 cm. Aliağa Petkim'in guardı Jerome Randle'dan bahsediyorum tabii ki. 5/7 2 sayılık, 4/7 üç sayılık, 8/8 serbest atışlık performansı ile 30 sayı üreten Jerome Randle'dan.

Halil Üner ve ekibi Beko Basketbol Ligi için müthiş bir oyun kurucuyu kadrolarına katmışlar. Aliağa Petkim tarzındaki takımlara cuk diye oturan bir guard Randle. Hem de 23 yaşında. Skor yönünden üst düzey bir oyuncu. Dün Tarence Kinsey'e karşı bile el üstü, mesafe tanımadan yolladı üçlükleri potanın göbeğine. Takip etmek gerekiyor böyle oyuncuları, sonra bir bakıyorsunuz Bo McCaleb gibi Avrupa'nın devlerine gidiyorlar.

Derbiye Saatler Kala


Bu akşam 19:00'da Türkiye'nin en büyük maçı olarak nitelendirilen Fenerbahçe-Galatasaray maçını izleyeceğiz.Dünya çapında bir ilgi gördüğü de söylenmekte.Ben ise henüz dünya çapını pek göremedim,olsa olsa yarıçapta kaldı hep.Buna rağmen büyük bir derbi olduğu da kesin.Genelde bu maç için "el s*kko" tarzı benzetmelerle karşılaşıyorum birçok platformda (özellikle ekşi sözlükte) Ancak bunun genelde Beşiktaşlı taraftarlardan söylendiği de gözüme çarptı.Zaten dünyadaki en önemli derbilerde çok büyük bir oranla futbol konuşulmuyor.Daha doğrusu ön plana çıkan futbol olmuyor.Çünkü derbi dediğin birbirinden hiç hazzetmeyen iki kulübün,iki takımın,iki taraftarın karşı karşıya gelmesidir.Ve sonucunda çok düşük bir ihtimalle güzel futbol izleyebilirsiniz.

Derbiye gelirsek,Galatasaray'ın ne durumda olduğu açık.Bu durum yetmezmiş gibi Baros ve Kewell'da bu akşam sahada olamayacak.Arda'nın da olmayacağını düşünürsek tam anlamıyla garip bir kadro ile sahada yer alacaklar.Ve dolayısıyla Fenerbahçe çok büyük favori olarak gösteriliyor,hatta kaç atar deniliyor.Yalnız dikkatimi çeken bir diğer husus,bundan önceki derbilerin çoğuna Galatasaray'ın favori olarak gösterilmesi ve sonucun Fenerbahçe lehine bitmesi.Fenerbahçe hep sorunlu dönemlerinde Galatasaray'ı mağlup etti.Kısacası basının bu işte payı büyük.Yıllardır Galatasaray üzerinde dönen derbi favorisi muhabbeti bu sene Fenerbahçe'ye çalıştı.O yönden Fenerbahçe adına tek olumsuzluk budur bence.Türk spor medyasının cenabet olduğu görüşündeyim.

Her ne olursa olsun,çirkin bir maç olmasın.Kırmızı kart belki olabilir de kavga dövüş görmek istemiyoruz artık.