Pazar, Mart 17, 2013

Sakal ve Arkadaşları



Rick Adelman'ın koçluğunu yaptığı Minnessota'nın, Adelman takımın başına geldiğinden beri yaşadığı sakatlık problemlerini biliyoruz. Ricky Rubio'nun yaşadığı ACL sakatlığı, ardından Kevin Love'ın elindeki kırık, Budinger, Roy derken liste uzuyor... Adelman'ın Minny'den önceki durağı olan Houston Rockets da bu dertten oldukça muzdaripti. Adelman ile 50 galibiyet üstünde bitirdikleri sezonların hiçbirinde tam anlamıyla sağlıklı olamadılar.  Yao'nun başı sakatlık illetinden kurtulamamış, sonrasında aynı şeyler McGrady için de gerçekleşip kariyeri çok başka bir yöne kaymıştı.  Adelman, Rockets'taki son 2 sezonunda %50 sınırını geçmesine rağmen 'vahşi batı' sebebiyle play-off'a kalamamıştı. İşte Kevin McHale'in takımının hikayesi bundan sonra başlıyor.

27 yıl boyunca Houston Rockets'ta çalışmış genel menajer Carroll Dawson 2007'de emekliliğini açıklamış, yerine yardımcısı Daryl Morey göreve gelmişti. Morey'nin takımın sakatlıklar dolayısıyla bocaladığı dönemde pek hamle şansı olmamıştı. Ming ve T-Mac'in yüklü kontratları kadrodaki ufak çaplı değişiklikleri kısıtlamış, Rockets yeniden yapılanmaya bu iki oyuncuyu elden çıkarmadan gidememişti. Yao ve T-Mac ayrıldıktan sonra Luis Scola ve çevresindeki iyi oyuncularla orta düzey bir takım olmuştu Houston Rockets. Bir büyüğümüz NBA için der ki, ''hiçbir zaman orta sıralarda yer alma, ya dibi gör ya da yukarıları''. Gayet güzel tespittir, çünkü draft'ta 12. veya 13. sıradan yer almak değerli bir oyuncuyu seçmeye imkan vermeyip, aynı şekilde play-off atmosferinden de takımı mahrum bırakır.
Sezonun başlamasına kısa bir süre varken ESPN gibi 'büyükbaş' siteler dahil herkesin genel kanısı Rockets'ın ligi 25-30 arasında bitireceği yönündeydi. Ancak Morey sezonun başlamasına kısa bir süre kala Sam Presti ve Harden arasında yaşanan maksimum kontrat probleminden yararlanıp, elindeki önemli parçaları  Harden'ı takıma katmak için kullandı. Jeremy Lamb, Kevin Martin ve 3 draft hakkını içeren Harden paketi birçok kişi tarafından eleştirildi. Morey çok eleştirildiği off-season dönemini bu hamleyle kapatmış oldu. Off-season'da yaptığı diğer 2 büyük hamle bunun kadar çarpıcı olmasa bile 'overrated' olarak değerlendirildi. Ömer ve Lin'e 3 yıllık 25$ milyon verdi. Sezon öncesinde sert bir şekilde eleştirilen Morey bugünlerde yılın en iyi yöneticisi olmaya aday gösteriliyor. Kendisi, Harden takası gerçekleşmeden önce, Reddit'te ask me anything'e katılmıştı. Orada da 'başarılı olmanın yolu nedir' sorusuna cevaben, önemli bir oyuncuyu kadrosuna katması gerektiğinin farkında olduğu izlenimini vermişti. Bundan birkaç gün sonrasında ise bahsettiği Top 20 oyunculardan birini Rockets kadrosuna kattı. Morey'nin sezon içindeki tek ve önemli hamlesi 2012 Nba Draftı'nda Kings tarafından 5.sırada seçilen  Thomas Robinson'ın Pat Patterson karşılığında takıma katılması oldu. Tekrardan reddit'te yazdıklarına değinmek gerekirse, 'All-star olabilecek veya o seviyenin yakınlarına ulaşabilecek bir oyuncu'yu kadrosuna katmış oldu Rockets. İşi masa başından parkeye yönlendirelim.

Rockets'ın bu sezon aldığı hal 'Nba League Pass Team' tabiriyle açıklanabilir. Geçtiğimiz sezon oyununu seyretmekten zevk aldığım takımlarla eşleşmedikleri takdirde pek maçlarını izlemezdim. Fakat bu sezon kaçırmamaya özen gösteriyorum. Ömer, Harden veya Linsanity'den dolayı değil. Nuggets'la birlikte ligin en çılgın basketbol oynayan takımı, o yüzden. Spurs gibi doğru değil, Heat gibi akıcı değil belki, ama tam anlamıyla en çılgını. 20 sayı gerideyken geri dönebileceklerini, batının en sağlam takımı Thunder'ı telaşa sokup geriden gelip yenebileceklerini veya tüm maçı elinde tutup son 3-4 dakikada yapabilecekleri hatalarla maçı verebileceklerini tahmin edebiliyorsunuz. Futboldaki karambol kavramının basketbol parkelerindeki hali diyebiliriz Rockets hücumları için. Denver'la birlikte ligin en iyi fastbreak takımı. Ayrıca sayı ortalamasında ligin tepesinde yer alıyorlar.

rockets

Grafikte de görüldüğü gibi, ligin en skorer 5 takımı arasında saha içi isabet oranı ve üçlük yüzdesi en düşük olan takım Rockets. Houston'ın hücumları çoğu zaman hücum süresinin son 10 saniyesine sarkmadığı için diğer 3 takımdan da daha çok şut denemesi yapıyorlar. Şut denemesinde Rockets'ın önünde yer alan Nuggets ise lig 1.si, fakat onlarda üçlük yüzdesinde diğer takımların gerisindeler. Rockets maç başına 10.8 üç sayı isabetiyle bu alanda lig lideri. Yayın gerisinden gösterdikleri performans çoğu zaman maçın kaderini belirliyor. Sezon başında, Harden pre-season maçlarına katılamamıştı, takımın hücumları daha çok Harden'ın  isolation'ları üzerinden dönüyordu. 1 ay sonrasında ise daha çok 'run and gun' tarzında sete sıkışmak istemeyen bir takım halini aldılar. Set hücumunda hala büyük sıkıntıları var, özellikle defansif takımlara karşı kendi oyun sistemini sahaya yansıtamayıp, set hücumuna hapsolduklarında skor yükü tamamen Harden'ın isolation'larına ve topu verimsiz bir şekilde dolaştırıp yayın gerisinden gönderilen deneme atışlara dönüyor. Aynı şekilde bu defansif takımlara karşı kendi oyunlarını kabul ettirebildiklerinde ise Noel akşamı Chicago Bulls'a yaptıkları şeyleri yapabilme potansiyeline sahip oluyorlar.

Harden şüphesiz ki ligin en değerli hücum güçlerinden biri. 26.4 sayı ortalamasıyla sayı krallığında ilk beşte yer alıyor. Bu sene kendisine yüklenen görevi şu ana kadar muazzam bir şekilde yerine getirdi. Dakikaların yükselmesiyle diğer istatistiklerini de yükseltmek göründüğü kadar kolay bir iş değildir, öte yandan Westbrook ve Durant gibi skor tehditlerinin yanında skor bulma ihtimalinin, Houston'da daha yüksek olduğundan bahsetmeye gerek bile yok. Potaya drive'ları ve yayın gerisinden yaptıklarıyla Rockets'ın şu anki can damarı.


Harden'ın eleştirilebilecek iki yanı var, savunması ve top kayıpları. Savunmada rakip guardları hiçbir şekilde zorlayamıyor. Koş koş hücum ettiklerinden dolayı-savunmada enerjisini korumaya mı gidiyor bilemiyorum-çok aksıyor. Rockets'ın genel olarak savunma yapmadığını bildiğimiz için çok göze batmıyor ama Harden'a yoğunlaşıp takip ettiğinizde savunmada hiçbir çaba göstermediğini net bir şekilde görebilirsiniz. Top kayıplarında ise Kobe'nin 6 gerisinde 239 ile lig 2.si. Durant, LeBron, Kobe gibi isimlerle karşılaştırdığımızda topu elinde en çok tutan isim kendisi olabilir, o yüzden 3.7'lik top kaybı ortalaması, getirdiklerinin yanında ufak bir kusur gibi duruyor. Genel resme bakarsak, Rockets ligin en çok top kaybeden takımı ve bu top kayıplarının yarattığı hızlı hücumlarda oldukça fazla sayı yiyorlar. Transition savunması oturmuş değil. İşin aslı, top kayıplarının makul bir miktarda tutulması Rockets için çok çok önemli.

Takımın diğer parçalarından bahsedelim. Jeremy Lin'in New York'ta yaşadığı şeyi burada gerçekleştiremeyeceğini kendisi dahil herkes biliyordu. New York'ta inanılmaz performans sergilerken ne Amar'e ne de Carmelo takımdaydı. Kısacası, Lin'in Knicks'te bu kadar sorumluluk alabilmesinin sebebi Knicks'in yıldızlarından yoksun olmasıydı. Tam bir peri masalıydı ve ne yazık ki geride kaldı. Lin'in bu sezon gösterdiği performans 'vasat' diye tabir edilebilir. Zaman zaman harika oynadığı maçlar olmuyor değil, 38 attığı Spurs maçı geçen seneki Linsanity performanslarından biriydi. O maçta takımda biri yoktu: Harden. Sezon başından beri rahatça tespit edilebilecek bir şey; Lin'in Harden'ın yanında biraz sinmesi. Harden'ın hücumda ilk opsiyon olduğunu söylemeye gerek bile yok fakat Lin'in gösterdiği performans, Harden'ın oyunu tarafından etkilenmiş gibi. Dediğim gibi vasat oynuyor, şut yüzdesi de, asist/top kaybı yüzdesi de vasat. Morey'nin bu yaz gerçekleştirebileceği takaslarda gönderilenler kısmının başını çekebilir. Peki daha iyi bir şey mi bekliyorduk? Hayır... Kimsenin de bundan daha iyi bir şey beklemiş olacağını sanmıyorum.


Bizi daha çok ilgilendiren bir isimden, Ömer'e dönelim. Ömer'in aldığı kontrat, Lin'inkinden daha çok eleştirilmişti. Bir önceki sezon maç başına 14 dakika süre alıp 3.1 sayı, 4.7 ribaundla oynamış bir oyuncuya 3 senelik $25 milyon vermek, çoğu NBA otoritesi tarafından saçma ve hak ettiğinden fazla bir miktar olarak değerlendirilmişti. Zach Lowe'ın Morey ile yaptığı röportajda söyledikleri arasında en dikkat çekeni Ömer hakkında söyledikleriydi: "Offseason döneminde yaptığımız hamlelerden en çok güvendiğimiz isim Ömer'di." Bu hamlelerin içinde Harden ve Lin de var. Zaten Morey'nin Ömer'i almak için defalarca Bulls'un kapısını çaldığını biliyoruz. Kendisi de röportajda belirtiyor. Ömer'in Houston'a getirdiği şey çok önemli. Savunması cidden kötü olan bir takımı bu alanda bir üst kademeye tek başına çekiyor. Ribaundlarda 11.8 ile Howard'ın arkasında lig 2.cisi. Ömer'in yerine Greg Smith pivot oynamaya başladığında Rockets'ın zaten kötü olan savunma rating'i daha da düşüyor. Ömer'in ribaund ve boyalı alan savunmasında Rockets'a kattığı şeyler hücum alanında yapamadıklarından çok daha önde. Hücumda hala sorunları var. Bu yaz çok fazla hücum çalıştığını biliyoruz, belli bir kademe ilerledi fakat hala Ömer için pota altında bir tehdit demek çok zor. İçeride bitirdiği 10 pozisyonun 7'si asist üstünden geliyor, kendi şutunu yaratamadığını ve daha çok diğer oyuncuların eline baktığını söyleyebiliriz. Değindiğim gibi, Rockets hücum gücü savunmasından çok daha ileride birçok oyuncuya sahip. Ömer bunları nötrlemeye çalışan bir bekçi konumunda. Takımdaki rolü bu yüzden çok kritik.

Gelelim diğer kahramanlara. Parsons Rockets için tam bir piyango oldu. Bu sezon beklenenin çok üstünde oynuyor. Henüz 2.yılında olduğunu hatırlatalım. Harden'ın arkasında takımın en skorer 2. oyuncusu ve Delfino ile birlikte takımın en önemli üçlük silahı. Delfino ve Parsons %39'la üçlük atıyorlar. Patterson ve Morris gönderildikten sonra ilk beşe yerleşen D-Mo'nun oyunu da oldukça şaşırtıcı. Hiç süre almazken ilk 5'e yerleşti ve gösterdiği performans çok iyi diye tabir edilemese bile elinden geleni yaptığını ve işe yaradığını söyleyebiliriz. Bir başka çaylak Thomas Robinson'ın daha çok süre almasını beklerken, McHale onu Kings'in kullandığı ölçülerde kullanmayı tercih etti. Şu ana kadar da Kings'te olduğu kadar sıradan. Greg Smith, Beverley, Garcia gibi isimlerle rotasyonu döndürüyorlar, ligin kötü benchlerinden birine sahipler. Benchten gelen en önemli katkı genellikle Carlos Delfino'dan geliyor.

Houston Rockets içinde olduğu play-off yarışını şimdiden kazanmış olarak gözüküyor. Utah'ın veya Dallas'ın Rockets'ı koltuğundan edebilme imkanı çok sınırlı- Lakers'ın düşeceğini sanmıyorum -. Bu yüzden matematiksel olarak garanti olmasa da play-off resminin içinde kendilerine bir yer edindiler. Ancak play-off'a kaçıncı sıradan girecekleri sorusunun cevabı play-off'ta ileriye gidebilmelerinin anahtarı olacak. Ömer'in arkada sağlam durmasıyla, tabir-i caizse 'çılgın atan' kısalarıyla ilk turda favori takımları oldukça yorabilirler. Thunder veya Spurs'ten ziyade, özellikle Grizzlies ve Clippers'a yorucu bir seri yaşatabilirler. Kevin McHale'e seçme hakkı verilse Grizzlies'ı seçeceğini düşünüyorum. Play-off'larda atmosferle düdük sayısı ters orantılı bir şekilde geliştiğinden savunmalar çok önemli bir hal alıyor. Ömer'in rolü bir gömlek daha yukarıda olacak.

Sezon başında lottery'e oynayacağı konuşulan bir takımı yazdığım unutulmasın. Rockets, masa başı hamlelerin ne kadar önemli olduğunun ve takımlara katkısının güzel bir örneği. Daha güzel bir örnek için Sam Presti-Thunder'ı inceleyebilirsiniz. Rockets'ın yeniden yapılanma aşamasında bu kadar hızlı bir gelişim göstermesi tamamen saha dışındaki dokunuşlara dayanıyor. Bu play-off sürecinde herhangi bir baskı hissetmeyecekler. Birkaç yıl içerisinde Harden'ın yanına bir başka 'Top 20' oyuncu katabilirlerse 90'ların ortasında yaşadıkları zaferlere yenilerini ekleyebilirler.

Hiç yorum yok: