Perşembe, Eylül 02, 2010

Ankara Arena İzlenimleri #7


Bugün daha çok parke üzerindeki oyun hakkında yazacağım. Çünkü parke üzerindeki basketbol dışında bugün Ankara Arena'da sönük bir hava vardı. Buna birçok neden gösterebiliriz tabii. Dün oynadığımız Yunanistan maçı, herkeste adrenalinin en üst seviyeye vurmasını sağladı. Artık rakibimiz Porto Riko deyince insanlara, "Yeneriz be ağbi." mantığı oluştu. Zaten en önemli yanlış da buydu.

Günün ilk iki maçına değindikten sonra Türkiye maçı ile ilgili birkaç şey söyleyelim. Eve geldiğimde adını bir an için unuttuğum ilk maç Yunanistan ile Fildişi arasında oynandı. Maçın kimler arasında oynandığını unutmam biraz normaldi. Sönük ve tatsız bir havada geçen maçta, bir de fark erkenden açılınca maç, dakikalar geçtikçe sıkıntı vermeye başladı. Son periyotta şov beklentisi ile izlediğimiz mücadeleden bunu da alamayınca, aklımda "zaman kaybıydı ya." düşüncesi oluştu. Bir ara arkadaşlarımla fark 60 olur diye tartıştığımız maç hakkında fazla konuşmaya gerek yok sanırım.

Günün ikinci maçında gözler bu kez Rusya ile Çin arasında oynanacak maça çevrilmişti. Bakın bu maçın kimler arasında oynandığını şak diye hatırladım. Ancak diğer günlerin aksine bu sefer de kaç kaç bittiğini hatırlamıyorum. "Bu ne lan, adam sarhoş mu demeyin." gerçekten konsantre olunabilecek maçlar değildi, bugün oynananlar. Bugün için Türkiye maçına odaklanmıştık. Ha enteller gibi de yerimizden kalkıp gitmedik, adam akıllı oturduk maçımızı izledik. Ancak bu maçlar benim hafızamda pek fazla bir şey bırakmadı. Maç boyunca Çin, hep bir adım gerideydi. Ya iki sayı ya üç sayı geriden takip ediyordu Rusya'yı. Ne zaman maçta son üç dakikaya girildi, Rusya bir "Yeter be!" dedi ve maçı kopardı. Maçı koparırken de fazla bir sorun yaşamadı. Dediğimiz gibi Rusya kazanması gereken maçları kazanıyor, kaybetmesi gereken maçları kaybediyor şu ana kadar. Gruptaki ve turnuvadaki geleceklerini yarın oynayacakları Yunanistan maçı belirleyecek. Ancak ben Rusya'dan bu karşılaşma için umutlu değilim.

Gelelim günün assolistine. Yunanistan maçındaki atmosfer, herhalde Ankara Arena tarihinde bir daha zor olur. O nedenle ne kadar seyirci gelse de "Bugün az seyirci, bugünkü seyirci ateşli değil." diyeceğiz. O yüzden taraftar konusuna girmek istemiyorum, bence iyiydik. Saha içine dönmeden önce taraftarın favori oyuncusu değişti diyebilirim. Artık en fazla çığlık Hidayet'e değil de, Ersan İlyasova'ya kopuyor. Tabii ki günlük olaylara bağlı yaşayan halkımız, maç çıkışında hadi kibarlaştırarak söyleyeyim "Bu Ersan çok havalı ya." diyebiliyor. Yarın Çin maçından sonra Ersan'ı vatan haini ilan edersek şaşırmayın. Maça dönecek olursak, ilginç ve son periyoduna kadar geride götürdüğümüz bir maçtı. Porto Riko maçın her anında bizden daha iyiydi. Hem Vassalo, Carmelo Lee ve Peavy ile buldukları dış skor gücü ile hem de içeriden Peter Ramos ile buldukları sayılar ile bizden üstün bir oyun sergilediler parkede. Ancak bu maçta büyük takım olma yolunda olduğumuzu gösterdik. Ne kadar kötü oynasak da maçı öyle ya da böyle kazanmayı bildik. Biraz Vatan Millet Sakarya üçlemesi ile de maçı oynasak da bu galibiyet bizim için çok önemliydi. Porto Riko cephesinden bakacak olursak, turnuvada 5 günde 4 kere iyi basketbol oynadılar ancak sadece 1 galibiyet alabildiler. Yunanistan, Türkiye ve Rusya maçlarının sonunda yaptıkları veya onlara karşı yapılan hakem hataları, Porto Riko'nun turnuvadaki geleceğini çizdi diyebiliriz.

Şimdi C grubunu birinci bitirmeyi garantiledik. Önümüzdeki rakip Çin değil, D grubunun dördüncüsü, büyük ihtimalle Yeni Zellanda. Ancak turnuva fikstürüne genel olarak bakacak olursak, bugün Slovenya'nın Brezilya'yı yenmesi ile çeyrek finaldeki rakibimiz ufukta gözüktü. Bize çok ters gelen bir ekip Slovenler. Çeyrek final gibi bir eşikte böyle bir rakiple karşılaşmak kötü olacak, hadi hayırlısı.

Çarşamba, Eylül 01, 2010

Şampiyonada 5.Gün


Türkiye maçının yorumlarını ve grubumuzun diğer maçlarını Ankara Arena İzlenimleri'nden okuyabilirsiniz.

Yeni Zellanda 71-61 Kanada

Grubumuzu lider bitirdikten sonra rakibimizi beklemeye başladık.Ve Yeni Zelanda bugün Kanada'yı yenerek bizim rakibimiz olma yolunda avantaj elde etti.Takımın bir numaralı skor gücü Kirk Penney bugünü de 18 sayı ile geçmiş.Yeni Zelanda'nın yeni yıldız adaylarından Abercrombie ise 10 ribaund toplamış.Yeni Zelanda grubunda kazanması gereken maçları kazanarak geliyor.

Sırbistan 94-79 Avustralya

Almanya'ya kaybettikten sonra vites artıran Sırbistan zor geçmesi beklenen maçta Avustralya'yı farklı mağlup etti.Avustralya'nın bir galibiyet çıkarmasını bekleyenler de yanılmış oldu.Teodosic turnuvaya döndükten sonra bu maçta 19 sayı attı.Krstic 10 ribaund topladı.Sırbistan yarın Arjantin ile liderlik adına mücadele edecek.

Hırvatistan 84-64 Tunus

Hırvatistan kolay geçti.Slovenya mağlubiyetinden sonra bu tür maçlara takılmamaları gerekiyor zaten.Bogdanovic 19 sayılık bir performans sergilerken Ante Tomic 9 ribaundla katkı verdi.Ancak Slovenya'nın Brezilya'yı mağlup etmesiyle grupta 3'e kadar düşebilirler.Brezilya'yı yenmeleri gerekiyor.

İspanya 91-57 Lübnan

İki maç kaybedip grupta ilk ikiye girme şansını kaybeden İspanya Lübnan karşısında sürprize izin vermedi.Ama maçı ilk yarıda kopartamadılar.İspanya S.O.S vermeye devam ediyor.Marc Gasol 25 sayı 8 ribaund ile oynadı ancak dün kaçırdığı iki serbest atışın telafisi zor olacak.

Angola 92-88 Almanya

Almanya tamamen turnuvadan düştü.Sırbistan'a karşı aldıkları ekstra galibiyet Almanya'yı sürükler mi dedik ancak iki gündür inanılmaz bir düşüş içerisindeler.Angola ilk günden sonra iyi bir basketbol ortaya koyuyordu.Nitekim sürprizini de yaptı ve Almanya'yı yenerek grupların son gününe 4.sırada girdi.Angola eğer bir üst tura atlarsa bu çok büyük bir gurur olacak Afrika kıtası için.Olimpio Cipriano attığı 30 sayı ile inanılmaz işler yapmış.Bunun yanına 5 ribaund,3 top çalma koymuş.Joaquim Gomes 16 sayı 14 ribaund ile oynamış.Angola gümbür gümbür şu an.Almanya'da Jagla 23 sayı atmış ancak yenilgiyi engelleyememiş.

Amerika 88-51 İran

Siyasi yönden bakılan bir maçtı ancak bunun adına bir şey görmedik. (iyi ki) Amerika farka giderken Kevin Love yine yine ve yine koç K'nın gözüne soka soka bir maç oynadı.11 dakikada 13 sayı 6 ribaund 1 asist.İran'da Haddadi 19 sayı 5 ribaundla oynarken takım arkadaşı Rudy Gay ile yaptığı muhabbetler daha ilgi çekiciydi.

Litvanya 69-55 Fransa

Günün en güzel maçlarından biriymiş özetlere bakınca.Maçı önde götüren Fransa tecrübesizliğine kurban oldu.Litvanya grubu lider tamamlamayı garantiledi böylece.Turnuva başında hiç beklenmeyecek işler oldu bu grupta.Hazırlık kampını çok iyi geçiren ve iyi sonuçlar alan Litvanya formunu koruyup,üstüne koyarak liderliği haketti.Maciulis 19 sayı ile oynarken Kleiza 15 sayı attı.Fransa'da Batum 13 sayı attı ancak bu kez pek iyi bir maç çıkaramamış.Diğer oyunculardan da yardım gelmeyince maç kopmuş.

Arjantin 88-79 Ürdün

Arjantin ite kaka,düşe bayıla,ine çıka mağlubiyetsiz olarak son güne gelmeyi başardı.Ürdün karşısında da yine maçı koparamadılar.Hiç umut verici bir oyun oynamıyorlar ama çok tecrübeli oyuncuları var.Tecrübesi en yüksek takım belki de bu turnuvada.Yarın Sırbistan ile çok önemli bir maça çıkacaklar.Büyük abiler orada karşılaşacak.Turnuvanın şu ana kadar ki sayı kralı Luis Scola bugün de onlar basamağını 3 ledi.30 sayı ve 13 ribaund ile oynadı ve yuh be kardeşim dedirtti.Pablo Prigioni 9 asistle oynarken,Carlos Delfino'da 18 lik tarife uyguladı.Turnuvada şu ana kadar göze batan bir basketbol oynayan Ürdün eleniyor ancak bizde güzel hatıralar bırakıyor.

Slovenya 80-77 Brezilya

A.B.D'nin arkasından gelecek olan takımı belli edecek karşılaşmaydı.Slovenya A.B.D'ye kök söktüren Brezilya'yı yine muhteşem taraftarıyla yendi.Maça baktığımızda Slovenlerin tecrübeli ellerinin döktürdüğünü görüyoruz.Lakovic 20,Nachbar 15,Brezec 16,Dragic 10 sayı atmış.Brezilya tarafında efsane adam Machado 20 sayı atmış,Spurs'ün yeni Brezilyalısı Splitter 19 sayı atmış.Marcelinho nam-ı diğer Marcelo Huertas yine nefis oynamış.8 sayı 10 asist.Ancak Slovenya taraftarını koyup ikinciliği aldı.Yolları açık olsun.Turnuvaların iyi oynayıp kaybedeni Slovenya bize gelene kadar iyi oynasın,bize kaybetsin istiyoruz.




Arkası Gelmeli-Gelecektir


Dün Ankara İzlenimleri başlığı altında Türkiye - Yunanistan maçı ile yazdıklarımı biraz kısa buldum. Bu nedenle hem dünkü maçı hem de Türkiye adına turnuvanın ilk 3 gününü değerlendirmek amacıyla geniş bir yazı yazmaya karar verdim.

Şimdi bu yazıda saha dışı olayları bir yana koyarak, işin parke tarafına bakalım. Türkiye açısından maçın en önemli teknik olayı alan savunmasıydı. Başlarda kötü yapıyoruz gibi gözükse de, 3 veya 4 uzunla yaptığımız alan savunması maçı bize getirdi. 33 defa üçlük sayılık atış deneyen Yunanistan 10 isabet bulabildi. Ayrıca Yunanistan adına sahada 32 dakika ile en çok kalan isim olan Dimitris Diamantidis'in 8 sayıda kalması ve sadece bir(Ioannis Bourousis - 15) oyuncunun çift haneli skora ulaşması yaptığımız savunmanın başarılı olduğunun diğer göstergeleriydi.

Ancak birbirinden ayırmamız gereken noktalar var. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi çok kolay üçlükler yiyoruz. Bunun sebebi yaptığımız alan savunması değil. İçeri penetre eden oyuncuyu engellemek için birkaç oyuncumuz ona doğru hareketleniyor ve dolayısıyla savunmamızın dengesi bozuluyor. Adam adama savunma yapsak da yine bu durum böyle olacak. Fildişi Sahilleri'ne bile bir dolu boş üçlük fırsatı verdik. Üç sayı çizgisinin gerisinde iyi ritm tutturan takımlara karşı sorun yaşayabiliriz, umarım hiçbir takım bize karşı o ritmi tutturmaz. Yoksa başımız fena halde ağrıyabilir.

Uzun rotasyonumuza da değinmeden olmaz. Ömer Aşık - Semih Erden - Ersan İlyasova - Oğuz Savaş - Kerem Gönlüm gibi üst düzey diyebileceğimiz beş uzunumuz var. Hem Yunanistan hem de Rusya maçlarında pota altımız çok iyi çalıştı. FIBA'nın ayak oyunları ile sahada olmalarını sağladığı Fotsis ve Sofoklis Schortsanitis dün bize karşı sahadaydı. İkisi de bize ters gelebilecek oyunculardı. Ancak Bogdan Tanjevic bu noktadan iki tane doğru hamle yaptı. Birincisi Ömer Aşık - Semih Erden ikilisi ile Sofo'yu savunmaya çalıştı ancak hücumda bu ikiliden verim alırken, savunmada büyük sorun yaşadı. Fakat bu ince-uzun ikili Sofo'nun faul problemi yaşamasına sebep oldu. Daha sonra oyuna Oğuz Savaş dahil oldu. Sofo'ya karşı fiziksel olarak durabilecek yegana pivotumuzdu Oğuz. Öyle de oldu zaten. Pota altında etkili olamayan Sofo, her geçen dakika daha da sinirlendi. İşte tam bu anda devreye tekrar ince-uzun ikilimiz girdi. Sofo'yu bu seferde bloklarla etkisiz hale getiren milli takım, Baby Shaq'ın erken bir şekilde beş faul almasını sağladı. Ersan İlyasova, Kerem Gönlüm ve alan savunmamız ise Fotsis gibi iyi bir şutöre fazla sayı imkanı tanımadı.

Yunanistan maçı özelinden dışarı bakarsak, milli takımımız turnuva genelinde çok iyi bir savunma yapıyor. Şu an için turnuvanın 56 sayı ortalamayla en az sayı yiyen takımıyız. Bazen tam sahada bazen yarı sahada yaptığımız savunma, taraftar desteği ile birleşince inanılmaz bir hal alıyor. Dirençli savunma sonuncunda kaptığımız toplar, hücumumuza da pozitif şekilde yansıyor.

Kısa oyuncularımıza gelecek olursak, şu ana kadar turnuvada kusursuz bir performans çıkarıyorlar. Gerek Kerem Tunçeri gerekse Ender Arslan yine turnuva başlangıcını çok iyi oynuyor. Ancak bizim için soru işareti olan durum, bu performanslarının arkası gelecek mi ? Eurobasket09'da, oyun kurucu bölgesinde arkasını getirememe sorununu fazlasıyla yaşamıştık. Umarım bu sefer böyle olmaz. Bunu önlemek için de elimizden geldiğince rotasyona gitmeliyiz.

Hakemler hakkında da birkaç kelam etmek gerek. Ben dün gece ki performanslarını çok kötü bulmuyorum. En azından önceki Yunanistan - Türkiye maçlarına oranla çok daha iyi bir yönetim gösterdiler. Tamam, kabul ediyorum bazı noktalarda hata yaptılar. Mesela Sofoklis Schortsanitis'e çalınmayan hatalı yürümeler ve fauller beni de tribünde çıldırttı. Sofo'yu oyunda tutmak için ellerinden geleni yaptılar ama olmadı. Ancak bizim lehimize de olan açık yanlış kararlar vardı maçta. Bu tip hatalar maç atmosferinde normal karşılanabilir. İlk kez eşit seviyede oynadığımız bir Yunanistan maçını kazandık, 26 yıl sonra gelen bu galibiyet kutlu olsun.

Evet, Yunanistan maçını kazandık ve tarih yazdık. Ancak bugün yapacağımız Porto Riko maçını kazanırsak veya ertesi günkü Çin maçını kazanırsak şampiyon olmuyoruz. Biz sadece birinci görevimizi yani grubu lider tamamlama görevimizi başarıyla tamamladık. Unutmamalıyız ki Eurobasket09'da çeyrek finale İspanya ve Sırbistan'ı yenerek gelen milli takımımız Yunanistan'a yenilerek ilk dördün dışında kalmıştı. Grup aşamasında yendiğimiz İspanya ve Sırbistan final oynamıştı. Biz şu an bir turnuva oynuyoruz, asıl iş eleme maçlarında başlayacak.

5.Gün Maç ve Yayın Programı


Maçlar Saat ve Yayın

Çin - Rusya 16:00 @ Ntvspor

Kanada - Yeni Zelanda 16:00

Sırbistan - Avustralya 16:30

Hırvatistan - Tunus 16:30

Fildişi Sahili - Yunanistan 18:30 @ Ntvspor

Lübnan - İspanya 18:30

Almanya - Angola 19:00

İran - A.B.D 19:00 @ Ntv

Türkiye - Porto Riko 21:00 @ Ntv

Litvanya - Fransa 21:00 @ Hd-en

Arjantin - Ürdün 21:30

Brezilya - Slovenya 21:30


Arsen'den Ersan'a : Bir Yıldızın Doğuşu

Uzun süredir böyle bir yazı yazmayı düşünüyordum ancak dün geceden sonra artık beklememek lazımdı.Bu yazıda Ersan İlyasova'nın hayat hikayesini okuyacaksınız.

Kırım'dan Özbekistan'a sürgün edilen bir ailenin çocuğudur.Babası Enver İlyasov ve annesi İraliye İlyasova,yasak kalktıktan sonra tekrar Kırım'a döner.Doğum yeri ve tarihi 1987 Eskişehir olarak geçse de Özbekistan Basketbol Federasyonu 1984'te Taşkent'te dünyaya geldiğini iddia etmektedir.Muhtemelen Özbekistan'ın başkentine dünyaya gelmiştir ve Türk vatandaşlığına geçtikten sonra yaşı küçültülmüştür.

Genç yaştayken o dönemin en iyi altyapısına sahip takımlarından Ülkerspor tarafından keşfedilmiştir.Burada yetiştirildikten sonra Türk vatandaşlığına geçirilip asıl ismi Arsen İlyasov olan oyuncu Ersan İlyasova olmuştur.2004-2005 sezonunda Ülkerspor'da kısa sürelerle şans bulduktan sonra NBA scoutlarının dikkatini çekmiş ve 2005 draftlarında Milwaukee Bucks tarafından 36.sıradan seçilmiştir.
NBA'de daha başarılı olması adına Avrupa kariyerine biraz daha devam etmesi gerekmekteydi.Ancak o Bucks ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.Hemen sezon başında NBDL'e(NBA geliştirme ligi) gitti.Burada başarılı bir performans çizdikten sonra 2006'da Türkiye'de düzenlenen Avrupa Ümitler Basketbol Şampiyonası'nda ikinci olan Türkiye'nin bu başarısına en büyük katkıyı veren oyuncu olmuştur.Ve bu başarısının ödülünü de o turnuvanın MVP'si olarak almıştır.

2007'de Avrupa'nın kalburüstü takımlarından Barcelona ile sözleşme imzalamıştır.Burada iki sezon kalıp,iki sezonu da başarılı ve dolu dolu geçirdi.Barcelona taraftarının ayrı bir sempatisini kazanan Ersan 2009-2010 sezonunda Bucks'a tekrar döndü.

Bu sezonda takımının playoff yapmasında önemli katkıları oldu.NBA scoutları tarafından Andrei Kirilenko'ya benzetilmektedir.Hem 4 numara hem 3 numara oynayabilmektedir.İmza hareketi,şut fake inden sonra bir adım geriye çekilip attığı şuttur.Bu atışı büyük bir yüzdeyle sokar.Çok yönlü bir oyuncu olması ve fiziğinin güçlü olması onu NBA'de daha çok fazla izleyeceğimizi göstermekte.Zevkle.

Ersan İlyasova evlidir ve bir kız çocuğu babasıdır.

Ankara Arena İzlenimleri #6


Dün gece saat 4 gibi kafamı yastığa koyduğumda, içimde garip bir heyecan vardı. Ankara Arena'ya daha önce 5 kez gitmiştim son 10 günde. Ancak rakip Yunanistan olunca heyecan sardı etrafımı. Hani bu milliyetçi duygunun bir yan etkisi değildi. Salonda maç izleme kariyerimin en üst noktası olacaktı bu maç, o nedenle heyecanlıydım sanırım.

Artık sizinde ezberlediğiniz şekilde salona ulaştım ve bilindik yöntemleri uygulayarak salona girdim. Bugün 16:00'da oynanan Rusya - Fildişi Sahilleri maçı, turnuva boyunca Ankara Arena tarihinin en boş halidir herhalde. 1.000 kişi ya vardır ya yoktu. Tabii önceden de belirttiğimiz gibi bu durumun oluşmasında, kombine bilet alıp sadece Türkiye'nin maçlarını izleyen basketbol entellerinin de büyük etkisi var.

Bugün Ankara Arena'daki diğer iki maçın sönük bir havada geçeceği belliydi. Çünkü grubun iki favorisi belki de turnuvanın 6-7 favorisinden iki takım bugün karşılaşacaktı. Bu nedenle tüm dikkatler günün son maçına çevrilmişti. Tüm biletlerin satıldığı haberi akşam ki maçı biraz daha kızıştırıyordu.

Nitekim tüm biletlerin satıldığı haberi doğruydu. Ankara Arena tarihi günlerinden birini yaşadı. 10.400 kapasiteli salon, kapasitesinin üzerinde seyirciye misafirlik ediyordu. Bir gün önceki Sinan Güler'in "Kırmızı giyin!" çağrısı etkili olacak ki, salonun çoğunluğu bilinçli olarak kırmızı giymişti. Kırmızı giymeyi unutan birçok kişi de, salon içinde mağazası bulunan Intersport'u zengin etti ve tişörtler kapış kapış satıldı. Tüm salon amaçlandığı gibi kırmızıya bürünmüştü.

Maç ile ilgili düşüncelerime geçmeden önce salon içerisinde gerçekleşen ilginç olayları aktarmaya çalışayım. Salonda üç önemli ismi gördüm. Birincisi Ergin Ataman. Orta tribünün en ön sırasından maçı takip ediyordu kendisi. Baya bir bronzlaştığını söylersek yanlış olmaz. İkinci ismimiz ise Şahan Gökbahar. O da Ergin Ataman'ın tam karşı tribünün de en ön sıradan maçı takip ediyordu. Siyah gözlükle maçı izlemesi de ayrı bir absürd durumdu. Üçüncü önemli şahsiyet ise Kemal Kılıçdaroğlu idi. Salona maçın başlaması ile teşrif eden Kılıçdaroğlu'nun yanında TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin de vardı. Kameralar bu ikiliyi gösterdiğinde ise ilginç bir görüntü oluştu. Kemal Kılıçdaroğlu'nun alkışlayan taraftar, Mehmet Ali Şahin'i yuhaladı.

Türkiye 76 - 65 Yunanistan :

Türkiye - Yunanistan maçına dönecek olursak, yine maç içerisinde gelişen olayları uzun uzun yazmayalım. Dikkat çekilmesi gereken noktalara parmak basalım. Birincisi tabii ki Ersan İlyasova. 6/6 da üçlük isabetiyle 26 sayı atan Ersan maçın yıldızıydı. Bu performansı bizi gelecek için umutlandırdı. Diğer nokta ise Hidayet Türkoğlu'nun 3 sayılık basketi idi. 73 - 57 olan skor bir anda kapanmaya başlamış, 73-65'e kadar gelmişti. Maçın bitmesine 3 dakika gibi bir süre varken Hido'dan gelen üçlük işin bitmesi anlamına geliyordu. Zaten skorda bu yönde oldu, o üçlükten sonra maçta sayı olmadı. Ayrıca maç boyunca yaptığımız alan savunmasına değinmemiz gerekir. Müthiş bir şekilde yardımlaşarak, boşluk vermeden yaptık alan savunmasını.

Ancak unutulmamalıyız ki, yarın Porto Riko maçını kazanırsak şampiyon olmuyoruz. Bu galibiyet ile grup birinciliğini neredeyse garantiledik. Artık rakibimiz D grubunun dördüncüsü olacak. Dördüncünün kim olacağı ise hâlâ belli değil. Şayet İspanya oynadığı 3 maçta 2 mağlubiyet aldı. Yani sürpriz bir şekilde 2.turda İspanya ile karşılaşabiliriz.