Çarşamba, Eylül 01, 2010

Arkası Gelmeli-Gelecektir


Dün Ankara İzlenimleri başlığı altında Türkiye - Yunanistan maçı ile yazdıklarımı biraz kısa buldum. Bu nedenle hem dünkü maçı hem de Türkiye adına turnuvanın ilk 3 gününü değerlendirmek amacıyla geniş bir yazı yazmaya karar verdim.

Şimdi bu yazıda saha dışı olayları bir yana koyarak, işin parke tarafına bakalım. Türkiye açısından maçın en önemli teknik olayı alan savunmasıydı. Başlarda kötü yapıyoruz gibi gözükse de, 3 veya 4 uzunla yaptığımız alan savunması maçı bize getirdi. 33 defa üçlük sayılık atış deneyen Yunanistan 10 isabet bulabildi. Ayrıca Yunanistan adına sahada 32 dakika ile en çok kalan isim olan Dimitris Diamantidis'in 8 sayıda kalması ve sadece bir(Ioannis Bourousis - 15) oyuncunun çift haneli skora ulaşması yaptığımız savunmanın başarılı olduğunun diğer göstergeleriydi.

Ancak birbirinden ayırmamız gereken noktalar var. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi çok kolay üçlükler yiyoruz. Bunun sebebi yaptığımız alan savunması değil. İçeri penetre eden oyuncuyu engellemek için birkaç oyuncumuz ona doğru hareketleniyor ve dolayısıyla savunmamızın dengesi bozuluyor. Adam adama savunma yapsak da yine bu durum böyle olacak. Fildişi Sahilleri'ne bile bir dolu boş üçlük fırsatı verdik. Üç sayı çizgisinin gerisinde iyi ritm tutturan takımlara karşı sorun yaşayabiliriz, umarım hiçbir takım bize karşı o ritmi tutturmaz. Yoksa başımız fena halde ağrıyabilir.

Uzun rotasyonumuza da değinmeden olmaz. Ömer Aşık - Semih Erden - Ersan İlyasova - Oğuz Savaş - Kerem Gönlüm gibi üst düzey diyebileceğimiz beş uzunumuz var. Hem Yunanistan hem de Rusya maçlarında pota altımız çok iyi çalıştı. FIBA'nın ayak oyunları ile sahada olmalarını sağladığı Fotsis ve Sofoklis Schortsanitis dün bize karşı sahadaydı. İkisi de bize ters gelebilecek oyunculardı. Ancak Bogdan Tanjevic bu noktadan iki tane doğru hamle yaptı. Birincisi Ömer Aşık - Semih Erden ikilisi ile Sofo'yu savunmaya çalıştı ancak hücumda bu ikiliden verim alırken, savunmada büyük sorun yaşadı. Fakat bu ince-uzun ikili Sofo'nun faul problemi yaşamasına sebep oldu. Daha sonra oyuna Oğuz Savaş dahil oldu. Sofo'ya karşı fiziksel olarak durabilecek yegana pivotumuzdu Oğuz. Öyle de oldu zaten. Pota altında etkili olamayan Sofo, her geçen dakika daha da sinirlendi. İşte tam bu anda devreye tekrar ince-uzun ikilimiz girdi. Sofo'yu bu seferde bloklarla etkisiz hale getiren milli takım, Baby Shaq'ın erken bir şekilde beş faul almasını sağladı. Ersan İlyasova, Kerem Gönlüm ve alan savunmamız ise Fotsis gibi iyi bir şutöre fazla sayı imkanı tanımadı.

Yunanistan maçı özelinden dışarı bakarsak, milli takımımız turnuva genelinde çok iyi bir savunma yapıyor. Şu an için turnuvanın 56 sayı ortalamayla en az sayı yiyen takımıyız. Bazen tam sahada bazen yarı sahada yaptığımız savunma, taraftar desteği ile birleşince inanılmaz bir hal alıyor. Dirençli savunma sonuncunda kaptığımız toplar, hücumumuza da pozitif şekilde yansıyor.

Kısa oyuncularımıza gelecek olursak, şu ana kadar turnuvada kusursuz bir performans çıkarıyorlar. Gerek Kerem Tunçeri gerekse Ender Arslan yine turnuva başlangıcını çok iyi oynuyor. Ancak bizim için soru işareti olan durum, bu performanslarının arkası gelecek mi ? Eurobasket09'da, oyun kurucu bölgesinde arkasını getirememe sorununu fazlasıyla yaşamıştık. Umarım bu sefer böyle olmaz. Bunu önlemek için de elimizden geldiğince rotasyona gitmeliyiz.

Hakemler hakkında da birkaç kelam etmek gerek. Ben dün gece ki performanslarını çok kötü bulmuyorum. En azından önceki Yunanistan - Türkiye maçlarına oranla çok daha iyi bir yönetim gösterdiler. Tamam, kabul ediyorum bazı noktalarda hata yaptılar. Mesela Sofoklis Schortsanitis'e çalınmayan hatalı yürümeler ve fauller beni de tribünde çıldırttı. Sofo'yu oyunda tutmak için ellerinden geleni yaptılar ama olmadı. Ancak bizim lehimize de olan açık yanlış kararlar vardı maçta. Bu tip hatalar maç atmosferinde normal karşılanabilir. İlk kez eşit seviyede oynadığımız bir Yunanistan maçını kazandık, 26 yıl sonra gelen bu galibiyet kutlu olsun.

Evet, Yunanistan maçını kazandık ve tarih yazdık. Ancak bugün yapacağımız Porto Riko maçını kazanırsak veya ertesi günkü Çin maçını kazanırsak şampiyon olmuyoruz. Biz sadece birinci görevimizi yani grubu lider tamamlama görevimizi başarıyla tamamladık. Unutmamalıyız ki Eurobasket09'da çeyrek finale İspanya ve Sırbistan'ı yenerek gelen milli takımımız Yunanistan'a yenilerek ilk dördün dışında kalmıştı. Grup aşamasında yendiğimiz İspanya ve Sırbistan final oynamıştı. Biz şu an bir turnuva oynuyoruz, asıl iş eleme maçlarında başlayacak.

Hiç yorum yok: