Cumartesi, Haziran 02, 2012

Celtics 2-1 Yaptı


Dünkü maçtan sonra birçok Celtics taraftarının iç çekip 2.maçı hatırladığını düşünüyorum. 3.maçın tam tersi bir oyun oynanmış, Celtics galibiyete çok yaklaşmıştı. İlk maçı kenarda bırakırsak, ikinci maç ile üçüncü maç arasında oyun bakımından dağlar kadar fark vardı. Celtics'in atarak Miami'yi mağlup edemeyeceğini defalarca yazıldı çizildi. 2.maçta hücum bakımından yapabileceklerinin en iyisi yapıp yine de kaybetmişlerdi. Bu sabaha karşı oynanan maçta ise, ilk çeyreği bir kenarda bırakırsak, harika savunma yaptılar. Savunmada tek eksik kısım savunmaya hızlı koşamamalarıydı. Bu sayede Heat 8-10 sayıyı kolayca kaydetti. Fakat Doc Rivers'ın savunma bakımından dünkü performanstan daha iyi şeyler bekleyeceğini sanmıyorum, özellikle ilk çeyrek sırasında aynı tas aynı hamam giden Celtics savunması 2.çeyrekten başlar başlamaz vidaları sıktı ve maçı Celtics'e getiren en kilit nokta bu savunma oldu.

2.maçın yıldızı şüphesiz Rajon Rondo'ydu. 3.maçta ise Pierce, Garnett ve Rondo 20 sayının üzerine çıktı çıkmasına ama maçın yıldızı kesinlikle Kevin Garnett'ti. 24 sayı 10 ribaund'la oynadı, istatistik kağıdına bakınca en çok dikkat çeken şey ise Garnett'in sahada olduğu sırada Boston'ın Miami'ye 27 sayı fark atmış olmasıydı. Garnett'in varlığının Celtics için önemini açık açık gösteriyor. 2.maçta benchden hiç katkı alamayan takımın bu maçta Dooling ve Daniels'dan aldığı 16 sayılık katkı da çok önemliydi. Celtics benchinin ilk iki maçtaki ortalaması 10.5 sayıydı, bilemiyorum ama tarihin en düşük rakamları olabilir.

Miami cephesinse ise 'one man show' vardı yine. Wade'in 20 şutta 18 sayı atmasını saymazsak.. Ki saymamalıyız kanımca. Wade'in içeri driveları ve potayı zorlayarak aldığı fauller Miami Heat hücumu açısından çok önemli. Wade maç boyunca serbest atış çizgisine gitmedi. Aynı şey LeBron hakkında da söylenebilir belki ama o en azından oldukça verimliydi. 34 sayı 8 ribaund 5 asist 2 top çalma 2 blok.. Celtics Miami'yi nasıl yeneceğini öğrendi en azından. Ancak bunu bir daha uygulamak söylenildiği kadar basit olmayacak. Şu çok açık ki Heat'in galibiyetinin anahtarı LeBron'a ayak uyduracak 2.oyuncudan geçiyor. Bu oyuncunun tabii ki Wade olması bekleniyor. Wade'in agresif olduğu çoğu maçı da Heat kazandı zaten.

Dün Spoelstra son çeyrekte inanılmaz kısa 5'le sahadaydı. Nasrettin Hoca'nın ya tutarsa fıkrasından farksızdı. Tabii bunu denemesindeki en büyük etken farkın 18-20 civarlarında olmasıydı. Bi nebze tutmuş gibi görünse de esasında yakından uzaktan alakası yok. Mike Miller'ın ekstra 2 üçlüğü ve Chalmers'ın acayip turnikesinin ardında bulduğu basket faul farkın kapanmasını sağladı. Yani Spoelstra'nın hücumda yaptığı muazzam değişikliklerden değil. Ayrıca Garnett-LeBron eşleşmesi oldu, LeBron içeride bazı pozisyonlarda topu bile alamadı. Ayrıca işin savunma kısmı da var. Her neyse umarım bir daha denemez.

4.maç ise serinin en kritik maçı. 2-2 olsa bile Celtics'in geçemeyeceğini düşünüyorum ama seri inanılmaz bir noktaya gelir. 4.maçta Wade'in performansını merakla bekliyorum. Artık LeBron'un o baskı altında saçmalayabilirliğinden uzak olduğunu gördük. LeBron'u sevmeyen herkes bu gerçekten bahsetmek istemiyor. Ben söyleyeyim, New York serisinde, Indiana serisinde ve bu seride LeBron inanılmaz oynuyor. 
Neyse efendim 4.maçı iple çekiyoruz.

Jordan'ın Oğlundan Pornostara Teklifler

Marcus Jordan'ın twitter profiline arada bir girip baktığım halde bu twitine denk gelmemiştim. Gece gece "Hayvan oğlu hayvan" dememe sebep olup baba Jordan'a da dil uzatmamı sağladı. Jordan'ın da bu konularda çok temiz olmadığını gayet iyi biliyoruz. 1999'da North Carolina'da bi barda tanıştığı kadını evine götürüp 60 dolar vermiş, sonrasında aynı kişiyle 3 yıllık ilişki yaşamış, 2002'de Jordan'ın eşi Juanita durumu öğrenip boşanma davası açmaya karar vermiş, fakat Jordan olayı boşanmadan atlatmayı başarmıştı. Gerçi ikili 2006'da boşandı. 



Marcus Jordan'ın yaptığı şey ise çok daha farklı.  Milyonlarca insanın görebildiği sosyal ağ üzerinden yazması çok değişik bi kafaya sahip olduğunu gösteriyor. Paul George'un da pornostarlara yazdığını görmüştük ama Marcus'un yazdıkları çok acayip.


Rachel Roxxxx 2011 Avn(Adult Video News) ödüllerinde 3 tane ödül almış, işin ehli bir ablamız. -Tamamen  wiki bilgileri eheh- 29 yaşında, şu ana kadar 149 pornoda rol almış. Marcus'un Rachel'a yazdığı gibi onun ilk zencisi olamaz, imkansıza yakın. Öte yandan Marcus züppesi bundan önce Rachel'la beraber olmuş ve para ödemiş ki bu sefer daha çok kazanacağını iddia ediyor. Olaya gülme sebebim ise sabah 9'da yazmış olması. Chicago yerel saatiyle 9'da yani. 

Postun sonuna Rachel ve Marcus'un fotoğraflarını koyalım da parayla saadet olmaz diyenler bitsin.






Cuma, Haziran 01, 2012

Spurs'ün Serisi Sona Erdi





Saat 4'e kadar bekleyip ilk çeyrek sonunda uyuyakalarak maçın büyük bir kısmını kaçırdım. Skora bakmadan önce oldukça üzüldüm. Neyse ki son topa kadar giden bir maç olmamış. Spurs playofflar başladığından bu yana ilk mağlubiyetini almış oldu. Maçın diğer iki karşılaşmadan farkı Thunder'ın Spurs'ü 82 sayıda tutmuş olması. Thabo Sefolosha'nın getirdiği savunma katkısının yanında attığı 19 sayı kilit nokta olmuş. Maçı izlemediğim için bol keseden sallamıyorum, özeti koyuyorum.



2010'da Lakers-Thunder eşleşmesinde Okc'ye 2-0'la giden seri 2-2'ye gelmiş, sonrasında Lakers 4-2'yle geçmişti.

Dream Team Geliyor


1992 Barcelona Olimpiyatları'nda tüm takımları geldiklerine pişman eden, maç başına 43.8 sayılık farkla rakiplerini mağlup eden rüya takımın 13 Haziran 2012'de Nba Tv'de gösterilecek olan belgeselinin fragmanı yayınlandı.



Belgeselin dışında, 20 yıl önce Magic Johnson ve Michael Jordan'ın tek potada yaptıkları birebir maç da gösterilecek.

Perşembe, Mayıs 31, 2012

Celtics'in Son Kurşunuydu Rondo



Dün gece oynanan karşılaşmada Celtics yeşil-siyah forma giymeleri dışında her şeyi doğru düzgün yaptı. Celtics'in kilit ismi olarak gösterilen Rondo 44 sayı 10 asist 8 ribaund 3 top çalma ile oynadı. Playoff seviyesinde, özellikle konferans finalinde böyle bir performans göstermeyi başaran oyuncu sayısı bir elin parmakları kadar. Her şeyi yaptıklarını söylediğim kısım Celtics'in ilk beş oyuncusunu kapsıyor. Kenardan sadece 7 sayılık bir katkı geldi. Karşı tarafta Miami benchi ise 25 sayılık katkı sağlayarak maçın kazanılmasında kilit rol oynadı.

Celtics'in elindeki işe yarar her şeyi kullanarak bile Miami Heat'i yenememesi serinin psikolojik açıdan bitmesine  neden oldu. Kesin yargılarla konuşmak yanlış belki ancak 3.maçta Garden'ın önceki serilerde olduğu kadar çoşkulu olacağını düşünmüyorum. "Bize LeBron'u Getirin" diye pankart açanlar sezon içindeki maçlarda olduğu gibi agresif olur mu bilinmez, fakat Celtics'in dün gece gösterdiği performansın benzerlerini serinin ilerleyen maçlarında izlememiz oldukça zor gözüküyor.

Dünkü karşılaşma gerçekten çok özeldi, ancak akıllarda kalan en büyük şey Rondo'nun göstermiş olduğu olağanüstü performans oldu:



Rondo'nun triple-double performanslarını veya o performansa yakın istatistiklerine çok defa şahit olduk. Dünkü performans çok ayrıydı. Playoff karşılaşması olması, Miami Heat'e karşı olması, hiç çekinmeden kaldırıp şut atması, şutuna bu kadar güvenmesi vs. %67 saha içi isabetiyle 44 sayı.. 2/2 üçlük 10/12 serbest atış 10 asist 8 ribaund. Çok özeldi çok.

Çarşamba, Mayıs 30, 2012

Spurs: Basketbol, Keyif, Popovich

Bugün Sportivi ekranlarındaki Blogtivi programına katıldım. Kendilerine tekrardan çok teşekkür ediyorum, yeniden yazmaya başlamam için de güzel bir sebep oldu. Twitter'ın benim gibi tembel bloggerları iyice elden ayaktan kestiğini söylemek için Einstein olmaya gerek yok. Ancak 140 karaktere sığamayacak bir sürü şey de yok değil. İnanılmaz şekilde bilgi akışı var. İnternet buluşundan bu yana, özellikle de sosyal ağlar çıktığından beri korkunç şekilde... Tabii getirdikleri olduğu gibi götürdükleri de oluyor. Her neyse 1,5 aydan sonra yeni bir post atıyorum.




Basketbola dönecek olursak, sabaha karşı oynanan maçta Spurs seriyi 2-0 getirdi ve Thunder'ın umutları iyice azaldı. Spurs'ün oynadığı rakiplerin Thunder'a nazaran daha çelimsiz olması acaba dedirtmişti seri öncesinde. Geçen senekinden oldukça farklı bir şekilde dahi olsalar şampiyon ünvanına sahip Dallas Mavericks'i süpürmeleri, 2009 ve 2010 yıllarında şampiyonluk kazanan Lakers'a sadece 1 maç vermeleri, öte yandan Spurs'ün konferans finaline gelirken Lakers ve Mavericks'e göre daha kolay diye tanımlayabileceğimiz rakipler olan Clippers ve Jazz ile oynayarak gelmesi Thunder'ın rakibine göre daha hazır olabileceğini düşünmemizi sağlamıştı. Bu yüzden ilk maçı Thunder alabilir diyordum kendi kendime. Fakat seri öncesinde de büyük çoğunluk gibi Spurs'ün geçeceğini düşünüyordum ancak kafamın bir köşesinde "Thunder'ın tersi kötüdür abicim"  diye fısıltılar dönüyordu. Bu fısıltılar sezon içinde oynanan Thunder-Bulls maçından sonra yerleşti, hani Westbrook Ömer'i poster yapmıştı ya, evet o maç, galiba psikolojik..

Popovich öyle bir takım yarattı ki, rakiplerin isimlerine bakmaksızın kendi basketbolunu oynayıp kazanıyorlar. Özellikle Popovich'in yaptığı en büyük devrim, yaşlı bir savunma takımı olan Spurs'ü kısa zaman içinde harika bir hücum takımına çevirmesi oldu. Normal sezon sonrasında mağlubiyet yüzü görmediler. 10 galibiyet 0 mağlubiyet..

Basketbolun izlenebilirliğini en alt seviyeye düşürdüğünü düşündüğüm isolation basketbolu yok Spurs'te. Bu bile yeterli. Hücumda hızlı dönen toplar, pick&rolller, ekstra paslar vs. derken Spurs hücumu son yıllardaki en iyi hücum basketbolu halini alıyor. Sezon ortasında takıma katılan Stephen Jackson bile takımın bi' parçası oldu. Öte yandan  Popovich'in yaptığı önemli değişiklik olan Danny Green ve Kawhi Leonard'ın kendilerine çizilen rollere cuk diye oturmuş olması Spurs için büyük avantaj oldu.



Serinin 2-0 olmasındaki önemli sebeplerden biri de Thunder'ın bu seride düşük yüzdeyle oynaması. Thunder değil de Westbrook demeliyim galiba. Lakers'ı paramparça eden Westbrook aynı performansı Tony Parker karşısında gösteremiyor. Lakers'a karşı oynadıklar konferans yarı finalinde %49'la şut atarken, Spurs karşısında %37 ile oynuyor. Geride olmalarının sebebi kesinlikle Westbrook'a bağlanamaz elbette, en büyük  sebep tamamen Spurs'ün harika basketbolu. Hiç kaybetmeyecek gibi oynuyorlar. Son 19 maçını kazanan bu takımın playoffların bitimine kısa süre varken 4 kere yenilmesi pek olağan gözükmüyor. Oklohoma City'de oynanacak olan 3.maç en kritik karşılaşma olacak. Nba tarihinde 3-0'dan geri gelen herhangi bi takım yok.

Paylaştığım video Spurs hücumunu anlatmak açısından çok doyurucu olmayabilir ama en azından bi fikir verebilir:


Gönül Spurs-Celtics serisini ister ancak Miami Heat'i 4 kere yenebilecek bi kuvvet göremiyorum yeşillerde.