Miami Heat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Miami Heat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Haziran 16, 2014
Üç Başlıkta 2014 NBA Finalleri
1-Spurs Basketbolu: Basketbol Orgazmı
Uzun süredir basketbolu ve NBA'i takip eden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki hücum performansı bu kadar keskin ve kusursuz başka bir basketbol takımı belki de tarihte yok. Savunma temalı oyun sistemiyle bilinen bir franchise'ın elde ettiği 4 şampiyonluk sonrasında aynı koç ve oyuncu grubuyla hücumda tam bir suikastçiye dönmesi açıklaması zor bir gerçek. Spurs basketbolunun anahtarını oluşturabilecek bir çok etiket var belki fakat ilk sırada gelen şey kesinlikle top paylaşımı. Takımdaki herkesin topu dolaştırabilmesi, topun bir noktada sıkışmaması ve tüm bu top dolaşımı sonrasında cezayı kesebilecek şutörlerin varlığı Spurs hücumunu harika ve savunulamaz kılıyor.
Etiketler:
analiz,
Dwyane Wade,
Lebron James,
Manu Ginobili,
Miami Heat,
San Antonio Spurs,
Tim Duncan
Cuma, Ocak 18, 2013
Scot Pollard'la NBA Zamanı-5
Lakers(17-22)
70.yılına yaklaşan Nba'in hep başrolünde olan bir takım Lakers. Off-season'da yapılan hamlelerle çok daha ilgi çekici bir hale geldiler. $98 milyonluk salary'den söz etmiyorum bile. Fakat salary'inin yüksekliğinin aksine Lakers'ın savunma yapabilme becerisi veya daha doğru bir şekilde söylemek gerekirse savunma yapma isteği oldukça düşük. Zaten sezon başından beri yapamadıkları tek şey var: Savunma. Defalarca iyi hücum ettiklerini veya top kayıplarına dur diyebildiklerini gördük fakat gerçek anlamda çok iyi savunma yaptıkları maç var mı hatırlayamıyorum. D'Antoni'nin sisteminin ana fikri olan 'atarak kazanma' fikri çok faydalı değil. Savunma şampiyonluk kazandırır diye boşuna söylememiş atalarımız. En basitinden örnek vermek gerekirse Kobe'nin Bucks maçında Jennings üstündeki savunmasını gördük, istese yapabilir, en azından paspas olmaz. Savunmada maç seçmesine anlam veremiyorum. Belki de hücumdaki verimliliğini buna borçludur, bilemiyoruz.
Lakers hala şampiyonluk adaylarının içerisinde mi derseniz kararsızım. Kadroya bakınca gördüklerimle sahada gördüklerim çok farklı. Spurs maçının son çeyreğinden beri bi yükseliş olduğu bir gerçek -aradaki Thunder maçını hiç izlememiş kabul ediyoruz-. Oradan buradan kırparak olumlu bakabiliriz ama sonuç olarak 17-22 hiç iç açıcı değil. Play-off için önlerindeki 43 maçın en az 25'ini kazanmaları gerek. Ayrıca yakınlarda takas yapacaklarını düşünmekle birlikte Lakers'ın herkesin de dilinde döndüğü üzere çemberden uzakta iş yapabilen bir 4 numara ve şutu ile kilit açabilecek 2 veya 3 numaraya ihtiyacı var. Karşılığında gidebilecek isim kim mi, tabii ki 3 yıldır trade machine'lerin en çok anılan kahramanı: Pau Gasol.
Miami'nin hikayesi: "İsteseler Yenerler"
Miami sezon içinde abidik gubidik-Wizards, Pistons- takımlara kaybederken hepimizin söylediği bir şey vardı: 'Adam gibi oynasalar yenerlerdi' diye. Bunu kabul etmek bir basketbolsever için güzel değil ama öyle. %100'lerini koydukları sürece ligde onları durdurabilecek çok fazla takım yok. Çok fazla mı? Hiç yok hiç. Westbrook'un mala bağlamadığı bir günde Thunder olabilir belki. LeBron'un Cleveland formasıyla yaşadığı son Celtics hüsranından beri çok fazla hayal kırıklığı yarattığına şahit olmadım. -2011 Finalleri'nin sorumluluğunu direk onun üstüne atmak istemiyorum.- 2012 ve sonrası ise harika geçiyor onun için. Wade'in eski Wade gibi oynadığı her maçta Miami durdurulamaz bir güç oluyor. Bunun en büyük sebebi ise istedikleri zaman yapabildikleri harika savunma. Şampiyonluğun en önemli anahtarına sahipler zaten. LeBron'un 39 sayı 7 riband 8 asist'lik performansının etkisinde kaldığımdan mıdır bilinmez ama repeat çok yakın gibi. Tek umut, son kale Durant.
Pazar, Haziran 10, 2012
Final Perdesi ve Arkada Kalanlar
Bir yanda Miami Heat, diğer tarafta Oklohoma City Thunder.. Sezon başında çoğu kişinin tahmin ettiği ve istediği eşleşme.. Ben Chicago Bulls'un geleceğini düşünüyordum, malum sakatlıktan dolayı olmadı. Sezon öncesini hatırlamaya çalışın. Hangimiz Spurs'e ve Celtics'e şans tanıyordu? Spurs ilk turda Memphis'e 1-8 eşleşmesinde elenmiş, Boston ise Miami karşısında adeta pert olmuştu. Celtics'in hikayesinin Spurs'ünkinden çok farklı olduğunu aşikar. Doc'ın dün toplantı da dediği gibi Jeff Green'e olanlar, sonrasında fena olmayan Wilcox'ın devre dışı kalması, Bradley'nin sakatlanışı falan fıstık. İnanılmaz hikaye, çok asil bir şekilde noktayı koydular, tüylerim diken diken oldu. Atlanta ilk maçı kazandığında bile onlara en fazla 2 maç ömür biçenler çoktan oluşmuştu, her neyse Mete yazacaktır, yazmazsa biz yine üstünden geçeriz. Spurs'te ise koçluk aktı resmen, Del Negro gidip Popovich'in kafasına sürtünse bari. Gerçi sürtünmeyle geçseydi Del Negro Spurs'te Popovich'in takımının point guardlığını yaptığı sırada geçerdi. Popovich oyunu yavaşlatan, düşük tempo ve savunma kaynaklı takımı tersine çevirdi, hücumda topu mükemmel dolaştırıp, boş şutları bulmaya yönelik bir oyun oynattı. Thunder serisinin 3.maçına kadar da mükemmel geldiler. Thunder'ın vahşiliğine nefesleri yetmedi.
Öyle Celtics sempatizanı falan değilim ama şu son maçta resmen destekledim Celtics'i. Hepimiz biliyoruz ki NBA kapitalizmin buram buram koktuğu, özellikle endüstriyel spor başlığı altında büyük paraların döndüğü bir organizasyon. Oyuncuların aldığı paralar değil mevzu. Asıl beni sinir eden olay nba.com'daki Thunder'ın gelmesi için edilen dualar, Celtics elenmeden Thunder'ın Beat The Heat tshirtü çıkartması falan. Ayrıca haberde "Kusura bakma Celtics taraftarı, Thunder-Heat finali gerçek basketbolseverler için cennet gibi bi final" yazmışlardı. İyice fıttırmıştım kısaca. LeBron'un elenmesi havuzdaki parayı inanılmaz derecede düşürecekti, olmadı. NBA ile ilgili profesyonel bir işe sahip olan herkes bayram etti doğal olarak.
Spurs içinse harika bir sezonun ardından buruk bir veda oldu. Özellikle ilk iki maçtan sonra Thunder hiç geri dönecek gibi durmuyordu. Seri 3-2 olduğunda bile Spurs'ün ne yapıp edip geri döneceğine inanmıştım. Öyle etkilenmiştim Spurs'ün sezon ve playoff performansından. Parker ve Gino'nun kontratı devam ediyor, Duncan'la da imzalayacaklarından bu üçlüyü tekrar görme ihtimalimiz yüksek. Takasa gideceklerini sanmıyorum.
Dağınık dağınık yazdığımın farkındayım ama günlük tarzı karalama olsun istiyorum. Oradan buradan.. Artık finallere gidiyoruz, yolun sonuna geldik neredeyse, olur öyle.. Bir başka sevindirici olay LeBron'un yanında hiçbir eleştiriye mahruz kalmayan Wade'e de taşların yavaş yavaş gelmeye başlaması.Wade için genel anlamda playofflar takımın 1 numarası LeBron'un gölgesinde yatarak serinlemekle geçiyor. Playoffda oynadıkları 18 maçın 1-2 tanesinde gösterdiği iyi performans dikkate alınmamalı bence. Güzel haber LeBron artık saçma saçma suçlanmayacak.
Finalin adı ise Durant vs. LeBron. Tabii ki hikaye bu iki isimle sınırlı kalmayacak. Eski apaçi, taktığı gözlük ve giydiği gömleklerle günümüz Amerikan entel gençliğinin yeni ikonu Russell Westbrook'un Miami'ye karşı nasıl oynayacağı serinin kaderini belirleyecek. Durant ve LeBron'un oyunlarının çok fazla değişmeyeceğini düşünüyorum. Diğer taraftan bakınca, geçen sene de finale giderken LeBron harikaydı falan filan diye geliyor akıllara. LeBron bu sene farklı abi ya, olmaz bir daha. Dediğim gibi Durant'in de çok fazla değişeceğini düşünmüyorum. Yan parçalarla belli olacak şampiyonluk. Koskaca Wade'i yan parça yaptık iki saniyede, fakat bu playoff döneminde onu LeBron veya Durant'le aynı sınıfa koymak feci haksızlık, kusura bakmasın.
Galiba alttaki fotoğraftan sonra seriye ciddi gözle bakamayacağım. Hahahaha, LeBron kapatmış havluyla, Durant "Erkeğin malı meydanda" diyerekten salmış.
Chris Bosh'ın Thunder pota altına karşı nasıl performans göstereceği çok önemli. Keza Ibaka'nın göstereceği performansta.. Ayrıca şaka maka Fisher 6.şampiyonluğa gidiyor, yakışır.
Yaz aylarına, nbasiz günlere antreman gibi olacak. Çarşamba sabahı başlıyoruz la.
Etiketler:
Dwyane Wade,
Final Serisi,
Kevin Durant,
Lebron James,
Miami Heat,
NBA Finali,
Oklahoma City Thunder
Çarşamba, Haziran 06, 2012
Celtics Finale Yürüyor
Miami'nin aldığı bu mağlubiyeti LeBron'a bağlayanları anlamakta güçlük çekiyorum. Wilt Chamberlain'in bile tek başına şampiyon olamadığını düşünürsek-şampiyon oldukları 1967 yılında playofflarda Hal Greer 28, Chamberlain 21 sayı ortalamasıyla oynamıştı- LeBron'dan bunu yapmasını beklemek fazla iyimser bir yaklaşım. Wade'in son çeyrekteki agresif oyunu iyi hoş ama maçı o noktaya getiren onun ilk yarıda yatmasıydı, tabii ki diğer oyuncularında. Maç boyunca full performans verebilen oyuncusu sayısı çok az ancak Wade bu seri boyunca adeta yatışta. Sakatlıklığından dolayı drive edemeyebilir, şutu bozulabilir ancak yanlış tercihleri sakatlıkla açıklanamaz. LeBron'u suçlayabileceğimiz nokta topun dönmesini sağlayamamasıydı, sadece 2 asist yaptı.
1 değil 2 değil 3 değil. LeBron'un oyunun son bölümlerinde geri plana çekilmek gibi bir huyu var. Bazı maçlarda pek göze batmıyor, bazılarında ise ondan bir şeyler beklerken topu Wade'e verip sol dibe gitmesi insanı gıcık ediyor. Soksa da kaçırsa da bir şeyler yapmasını bekliyorsunuz ama yapmıyor. Dün yine son çeyreğin belli bölümlerinde geri plana çekildi . 7-8 sayı atmıştır, belki daha fazladır, emin değilim. Bahsettiğim şey genel olarak LeBron'un kontrolünde gerçekleşen Miami Heat hücumları LeBron geri plana çekilince abuk subuk bir hal alıyor. Wade isolation yapıyor veya James Jones falan el üstü şut kullanıyor. LeBron'un bu seride 46 dakika ortalamayla %50 ile 31.8 sayı 10 ribaund 4 asist istatistikleri tutturduğunu göz ardı etmiyoruz elbette. LeBron'un arka plana geçmesi istatistiklerle açıklanacak bir şey değil, tamamen psikolojik. Dwyane Wade ise Indiana serisindeki geri dönüşte verdiği katkının çok uzağında. İlk yarıda kayıpları oynadıktan sonra son çeyrekte kendisini ön plana çekebildi. Fakat bir süreden sonra yetersiz oluyor, ilk yarı ısınma bölümü değil ne yazık ki. Spoelstra'nın yaptığı tercihlerde çok enteresan. Oyuna müdahelerini geçtim, adam daha rotasyonu ayarlayabilmiş değil. Karman çorman her şey. James Jones'ı kafadan silmişti, şimdilerde Mike Miller'dan fazla süre veriyor. Chris Bosh'ı son çeyrekte oynatmamakla da büyük hata yaptı. +/- istatistğine bakarak Bosh'ın verimi -12 gözüküyor ancak Norris Cole'unki +6 gösterdiği için kısa süre oyunda kalan oyuncular için bu istatistiğin pek bir anlamı olmadığını anlıyoruz. Velhasıl Bosh'ın son çeyrekte süre almaması çok kötü tercihti. LeBron'un ruhunun çıktığı bir bölüm vardı son çeyreğin başında. İşte o kısımda Bosh süre alabilirdi.
Celtics cephesinde ise işler tıkırında. İlk yarıdaki berbat şut yüzdesinden sonra oyuna tutunmaları tamamen Miami'nin hediyesiydi. Rondo felaket şut performansından sonra maçın son bölümünde çok çok önemli iki basket attı. Bu basketlerden biri James Jones gardaşımızın ne zaman zıplayıp zıplamayacağını bilmemesinden dolayı verilen hücum ribaundu sayesinde geldi. Kevin Garnett ikinci yarıda müthiş oynadı. 26 sayı 11 ribaund.. Ve Paul Pierce.. Evet LeBron'un üzerinden gönderdiği o şutu atmadan önce 5/18 saha içi isabetiyle oynamış, 1/4 üçlük isabeti bulmuştu. En kritik yerde kaldırdı attı, maçı getirdi. Pietrus da çok enteresan adam. 13 sayılık katkısı çok önemliydi.
Maç sonunda Miami taraftarı olduğuna inanmadığım çocuğun Miami oyuncularına "Good Job Good Effort" diye defalarca haykırması efsaneydi.
Garnett'in maç sonu röportajında kameraya attığı bakış muazzamdı ahaha
Etiketler:
Boston Celtics,
magicmert,
Miami Heat,
NBA
Pazartesi, Haziran 04, 2012
Celtics Geri Döndü
Son 3 maçtır oynanan oyunu Celtics organizasyonunun büyüklüğüne bağlıyorum. Bu sabaha karşı oynanan maçta Keyon Dooling gibi umursamaz adamın canını dişine takmasının başka açıklaması yok. Sadece buraya bağlamak çok yüzeysel duruyor olsa bile diğer oyuncuların hep birlikte ayağa kalkması Celtics'in tarihinde defalarca gerçekleşmiş bir şey. 1968-69 sezonunda konferansını 4.olarak bitiren Celtics doğuyu 3 ve 4.sıralarda bitiren New York Knicks ve Philadelphia 76'ers'i eleyip finale çıkmıştı. Lakers ise batıyı ilk sırada tamamlamıştı. 6 maç sonunda 3-3'lük eşitlik vardı. Serinin son maçı Los Angeles'ta oynanacaktı. Bill Russell'ın dediğine göre Lakers'ın efsane spikeri Chick Hearn şampiyonluk konuşmasını hazırlamış, Los Angeles Forum'da tavana balonlar yerleştirilmişti. Kısacası şampiyonluk içi her şey hazırdı. O gün Sam Jones ve John Havlicek'in yanında sezonu 5 sayı ortalamasıyla bitiren Em Bryant 20 sayı attı. Kariyerinin de en anlamlı maçıydı. Lakers'ın büyük üçlüsünün attığı 80 sayı yetmemiş, Bill Russell son şampiyonluğunu efsane bir şekilde kazanıp bırakmıştı.
Bu sabah oynanan karşılaşma da ise yine takım halinde ayağa kalkmayı başardılar. Üçünce çeyrekte gelmesi beklenen Miami Heat serisinden sonra yıkılmamaları önemliydi. 2.maçın kopyasıydı adeta. Hakemler daha berbattı. LeBron'a çalınan son iki faul felaketti. Keza Pierce için çalınan faullerde. Anlatılacak gibi değil kısaca. NBA'in bu hakem üçlüsüne ayar çekeceğini düşünüyorum. Bir önceki Celtics-Heat yazısında bahsettiğim gibi LeBron'un yanına 2.oyuncuyu çıkartmak zorundalar. Wade yine etkisizdi. 7/22 saha içi isabetiyle oynadı. Şutlarının girmemesiyle birlikte kafası oyunda değildi. Oyunun son bölümlerinde biraz toparlamış gibi gözükse de genel olarak hiç beklenileni veremedi. LeBron yine tek başına takımını sürüklemeye çalıştı, özellikle ilk yarıda. Haslem 12 sayı 17 ribaundla oynadı, önemliydi. Ancak ribaund diyince aklıma maç boyunca hiçbir şey yapmayan Mickeal Pietrus'un en kritik yerde aldığı 2 hücum ribaundu geliyor.
Üstte belirttiğim gibi Keyon Dooling'in 10 sayılık katkısı etkiliydi, özellikle serinin ilk iki maçında ortalama 10 sayılık bench katkısı alan takım için. Celtics'de Garnett 44, Ray Allen 47 ve Rajon Rondo 48 dakika sahada kaldı. Allen 37, Garnett 36 yaşında.. Tebrik etmek gerek. Diğer tarafta LeBron 49, Wade tam tamına 51 dakika süre aldı. Yıllar sonra bu maçın skor tablosuna bakan çocuğunuz "Baba bu adamlarda rotasyon diye bir şey yok muydu" diye sorabilir.
5.maç inanılmaz bir hal aldı doğal olarak. Celtics'in yüzdeli şut sokması çok önemli. 4.maçta da gördüğümüz üzere şutları girmeyince tıkanıyorlar. Özellikle Rondo drive etmeyi bırakınca ellerinde çok az hücum silahı kalıyor. İlk yarıdaki Rondo'yla ikinci yarıdaki Rondo arasındaki fark buydu, Rondo üçlük çizgisinin ardında hücumu yönetmeye kalkışınca Celtics tempo kaybediyor. Uzatmalarda tekrardan içeriyi zorlayıp basketler buldu.
Heat için ise Wade'in verimli performans vermesi çok çok önemli. Hakemlerin Wade ve LeBron'u koruduklarını zaman zaman görüyoruz. Miami'de oynanacak 5.maçta bunu kesinlikle kullanmalılar. LeBron'un 6.faulle oyun dışı kaldığı maç sonrasında oynanılacak olan 5.maçta hakemlerin kararları Celtics taraftarlarını üzebilir.
Etiketler:
Boston Celtics,
magicmert,
Miami Heat,
NBA
Cumartesi, Haziran 02, 2012
Celtics 2-1 Yaptı
Dünkü maçtan sonra birçok Celtics taraftarının iç çekip 2.maçı hatırladığını düşünüyorum. 3.maçın tam tersi bir oyun oynanmış, Celtics galibiyete çok yaklaşmıştı. İlk maçı kenarda bırakırsak, ikinci maç ile üçüncü maç arasında oyun bakımından dağlar kadar fark vardı. Celtics'in atarak Miami'yi mağlup edemeyeceğini defalarca yazıldı çizildi. 2.maçta hücum bakımından yapabileceklerinin en iyisi yapıp yine de kaybetmişlerdi. Bu sabaha karşı oynanan maçta ise, ilk çeyreği bir kenarda bırakırsak, harika savunma yaptılar. Savunmada tek eksik kısım savunmaya hızlı koşamamalarıydı. Bu sayede Heat 8-10 sayıyı kolayca kaydetti. Fakat Doc Rivers'ın savunma bakımından dünkü performanstan daha iyi şeyler bekleyeceğini sanmıyorum, özellikle ilk çeyrek sırasında aynı tas aynı hamam giden Celtics savunması 2.çeyrekten başlar başlamaz vidaları sıktı ve maçı Celtics'e getiren en kilit nokta bu savunma oldu.
2.maçın yıldızı şüphesiz Rajon Rondo'ydu. 3.maçta ise Pierce, Garnett ve Rondo 20 sayının üzerine çıktı çıkmasına ama maçın yıldızı kesinlikle Kevin Garnett'ti. 24 sayı 10 ribaund'la oynadı, istatistik kağıdına bakınca en çok dikkat çeken şey ise Garnett'in sahada olduğu sırada Boston'ın Miami'ye 27 sayı fark atmış olmasıydı. Garnett'in varlığının Celtics için önemini açık açık gösteriyor. 2.maçta benchden hiç katkı alamayan takımın bu maçta Dooling ve Daniels'dan aldığı 16 sayılık katkı da çok önemliydi. Celtics benchinin ilk iki maçtaki ortalaması 10.5 sayıydı, bilemiyorum ama tarihin en düşük rakamları olabilir.
Miami cephesinse ise 'one man show' vardı yine. Wade'in 20 şutta 18 sayı atmasını saymazsak.. Ki saymamalıyız kanımca. Wade'in içeri driveları ve potayı zorlayarak aldığı fauller Miami Heat hücumu açısından çok önemli. Wade maç boyunca serbest atış çizgisine gitmedi. Aynı şey LeBron hakkında da söylenebilir belki ama o en azından oldukça verimliydi. 34 sayı 8 ribaund 5 asist 2 top çalma 2 blok.. Celtics Miami'yi nasıl yeneceğini öğrendi en azından. Ancak bunu bir daha uygulamak söylenildiği kadar basit olmayacak. Şu çok açık ki Heat'in galibiyetinin anahtarı LeBron'a ayak uyduracak 2.oyuncudan geçiyor. Bu oyuncunun tabii ki Wade olması bekleniyor. Wade'in agresif olduğu çoğu maçı da Heat kazandı zaten.
Dün Spoelstra son çeyrekte inanılmaz kısa 5'le sahadaydı. Nasrettin Hoca'nın ya tutarsa fıkrasından farksızdı. Tabii bunu denemesindeki en büyük etken farkın 18-20 civarlarında olmasıydı. Bi nebze tutmuş gibi görünse de esasında yakından uzaktan alakası yok. Mike Miller'ın ekstra 2 üçlüğü ve Chalmers'ın acayip turnikesinin ardında bulduğu basket faul farkın kapanmasını sağladı. Yani Spoelstra'nın hücumda yaptığı muazzam değişikliklerden değil. Ayrıca Garnett-LeBron eşleşmesi oldu, LeBron içeride bazı pozisyonlarda topu bile alamadı. Ayrıca işin savunma kısmı da var. Her neyse umarım bir daha denemez.
Dün Spoelstra son çeyrekte inanılmaz kısa 5'le sahadaydı. Nasrettin Hoca'nın ya tutarsa fıkrasından farksızdı. Tabii bunu denemesindeki en büyük etken farkın 18-20 civarlarında olmasıydı. Bi nebze tutmuş gibi görünse de esasında yakından uzaktan alakası yok. Mike Miller'ın ekstra 2 üçlüğü ve Chalmers'ın acayip turnikesinin ardında bulduğu basket faul farkın kapanmasını sağladı. Yani Spoelstra'nın hücumda yaptığı muazzam değişikliklerden değil. Ayrıca Garnett-LeBron eşleşmesi oldu, LeBron içeride bazı pozisyonlarda topu bile alamadı. Ayrıca işin savunma kısmı da var. Her neyse umarım bir daha denemez.
4.maç ise serinin en kritik maçı. 2-2 olsa bile Celtics'in geçemeyeceğini düşünüyorum ama seri inanılmaz bir noktaya gelir. 4.maçta Wade'in performansını merakla bekliyorum. Artık LeBron'un o baskı altında saçmalayabilirliğinden uzak olduğunu gördük. LeBron'u sevmeyen herkes bu gerçekten bahsetmek istemiyor. Ben söyleyeyim, New York serisinde, Indiana serisinde ve bu seride LeBron inanılmaz oynuyor.
Neyse efendim 4.maçı iple çekiyoruz.
Etiketler:
Boston Celtics,
Kevin Garnett,
Lebron James,
magicmert,
Miami Heat,
NBA
Çarşamba, Nisan 18, 2012
Savaş Öncesi Son Hazırlıklar
Play-off için 'çocukların adam olduğu yer' tabiri çok kullanılır, her play-off maçı yayınında geçer, söylenir ve esasında klişedir. Ancak doğrudur. Lokavt dolayısıyla geç başlayan sezonda çok maç oynanmasıyla beraber takımlarda çok fazla inişli çıkışlı performanslar gözlemlemiştik. Zaman zaman bazı takımlar 5-6 gün içerisinde 4 maç oynamak zorunda kalmıştı. Artık o inişli performansları geride bırakıp, takımların play-off için son hazırlıkları yapma sürecine girmiş durumdayız. Ve normal sezonun sonuna az bir zaman kala takımların göstereceği bu son performanslar play-offlar için bir gösterge niteliğinde.
Geçtiğimiz sezon Dallas Mavericks'in başardığı şeyi yeni yeni idrak etmeye başlıyorum. Lakers serisinden sonra öyle bir görüntü bırakmışlarki hafızamda o seri sonrasında yaptıkları her şey çok olağan gelmişti bana. Şimdi düşününce 1995'te şampiyon olan Houston Rockets ve 2004'teki Detroit Pistons'ın şampiyonlukları kadar enteresan olduğunu anlıyorum. Bu sezon play-off resmine bakınca alttaki takımların geçen sene Memphis Grizzlies'ın yaptığı etkiyi yapabilecek kapasitesi olduğunu pek düşünmüyorum. 8.sıradan girip 1.sıradaki takımı elemek tarihte de çok görülmüş bir şey değil zaten. 67 galibiyetiyle göz doldurmuş Dirk'lü Dallas Mavericks ve Mutombo'ya kurban giden Seattle SuperSonics direk akıllara gelen örnekler. Ve son örneği de dediğimiz gibi geçen sene Memphis'in yakaladığı inanılmaz havayla yok olan konferans lideri Spurs. Batı konferasında takımların seviye olarak birbirine yakınlığı doğudakinden daha normal düzeyde. Özellikle doğudaki Miami ve Chicago dominantlığı batıda kesinlikle yok. Sadece Oklohoma City Thunder'ın performansı diğer takımlardan daha farklı. Onlarda şimdilik liderliği geriden gelen Spurs'e devrettiler.
***
Eşleşmeler belli değil, o yüzden eşleşme olarak değerlendirmek mümkün değil. Bu yüzden genel olarak takımlara değineceğim.
Doğu Konferansı:
Sezon öncesinde "Abi bırakın sezonu, direkt geçelim Miami Heat-Chicago Bulls serisine" tarzında söylemler dönüp dolaşıyordu. Durumun bu kadar vahim olduğunu sezon içinde gördük. İki takım konferanstaki diğer takımlardan oldukça farklı. Boston Celtics'in son dönemdeki çıkışının play-offlara yansıyacağını çok düşünmüyorum. Keza New York Knicks'in Woodson'la birlikte oynadığı güzel basketbol, sahip oldukları silik bench sebebiyle bu iki güçlü takıma diş geçirememelerine sebep olacaktır. Knicks'in bu çıkışı Amare'den yoksun bir şekilde yaptığını ve o gelince birkaç kademe üste çıkacağını düşünenler var. Bunun doğruluğunu Amare'nin çıktığı ilk 4-5 maç gösterecek. Ayrıca Melo'nun bu kısa beşte oynadığı 4 numara pozisyonu artık olmayacak, bu yüzden performans 3-4 seviye artar demek pek doğru olmaz. Mike Woodson'la birlikte oynadıkları basketbol, yaptıkları savunma gayet iyi seviyede. Miami ile oynamaları için dualar ediyorum, mükemmel bir ilk tur eşleşmesi olur. Hem iki takımın önemli playoff tarihi olması hem de çok önemli yıldızlara sahip olmarı sebebiyle inanılmaz eşleşme olur. Celtics'in geçen sene süpürdüğü gibi bu sene çok kolay lokma olacaklarını düşünmüyorum. Mike Woodson'la birlikte bir takım karakteri kazanmış durumdalar. Çoğu kez giden maçı çevirmelerinin sebebi de bu. İçeride oynadıkları Chicago Bulls maçı ve sezonun en kritik maçı sayılabilecek Milwaukee Bucks güzel örnekler.
Konferansın en rezil durumunda olan takımı şüphesiz Philadelphia 76'ers. Playoff'a hazır olmayı geçtim, bu oyunu devam ettireceklerse dükkanı kapatmayı tercih etsinler. Chicago Bulls veya Miami Heat'le eşleşecekler ve iki takımdan da bu oyunla maç almaları imkansız(!). Ayrıca yerlerini Milwaukee'ye kaptırma ihtimali de yok değil. Sezonun girişindeki 76'ers'le şu anki 76'ers arasında uçurumdan öte bir fark kısacası. Keza Orlando Magic'de onlardan çok farklı durumda değil. Ancak onların durumunu sakatlık başlığı altında açıklamak mümkün. Howard, Hedo, Anderson, Richardson dönem dönem forma giymedi. Howard ve Hedo ise son 2-3 haftadır oynamıyor. Şu an için hiç mi hiç hazır gözükmüyorlar. Geçen sene kaybettikleri Atlanta Hawks serisi Hedo'nun takıma katılmasının çok doğru bir tercih olmadığını gösterir gibiydi, Otis Smith tükürdüğünü yalamaktansa yenilenmeyi tercih etseydi daha doğru bir hamle olabilirdi. Howard'ın seneye takımdan ayrılacağı nerdeyse kesin gibi.
Boston Celtics için üstte yazdığım gibi son dönemde Avery Bradley ve Kevin Garnett'in gerçekten iyi oyunu onlara bir kademe atlattı. Ne yazık ki o rotasyonla şampiyonluk yarışından çok uzakta görüyorum Celtics'i. Sezon ortasında takıma katılan Ryan Hollins'a pek güvenmiyor Doc. Çok az süre alıyor. Halbuki Cavaliers formasıyla zaman zaman iyi performanslar göstermişti. Takas döneminin son günlerinde adları geçen büyük yıldızlar son dans için kollarını sıvamış durumda. Geçen sezon play-off ilk turunda Chicago Bulls'a karşı çok dirençli basketbol oynayan Pacers, beklenildiği gibi bu sezon yapılan katkılarla geçen senekinden çok daha iyi durumda. Şampiyon adaylarıyla birlikte adı anılmıyor fakat favori takımlara salça olabilecek kapasitede bir takım. Atlanta'da bahsetmek gerekirse, klasik Atlanta. Joe Johnson geldiğinden beri böyle heralde. Her sezon lig 4-5-6 numaralarda bitirilir, ilk geçilir ve sonrasında elenilir. Joe Johnson verilen o kocaman kontratta Atlanta Hawks organizasyonunun bu durumdan çok şikayetçi olmadığını gösteriyor. Esasında doğu konferansındaki takımların adeta figüranlık rolündeki oyuncular gibi olduğunu hissettiğim için durumu bir an önce Heat ve Bulls'a getiresim var.
Konferansa girerken diğer takımlardan ayrı tuttuğum iki takım için ise, diğer takımların kendilerini durdurabileceğini düşünmüyorum. Eğer bu iki takımın ismini konferans finalinde görmezsek çok büyük bir sürpriz sayılacağını düşünüyorum. 2010'da, normal sezon lideri LeBron'lu Cleveland'ı eleyen Celtics'in yaptığının 3-4 katı büyüklükte bir sürpriz olur. Gerçi onu sürpriz olarak görmeyenler de yok değil :)
İki takımda geçen seneki hallerinden pek farklı değil. Chicago için şutör guard eksikliği hep veryansın ediliyordu. Rip Hamilton geldi, sakatlıklar yüzünden çok fazla oynamayadı. Ne olursa olsun Heat karşısında sağlam durumda olabilirse artı puan getirebilecek bir hamle olduğu su götürmez bir gerçek. Miami ekibinde ise Shane Battier tek elle tutulur bir hamle. Norris Cole'un inanılmaz düşüşü sebebiyle adını yazmak pek doğru olmaz. Turiaf ise kötünün iyisi cinsinden. Joel Anthony'i kadar sert değil kesinlikle, ribaund eksikliği zaten biliniyor. Tek katkısı, Joel Anthony'nin yapamadığı şey, yani hücumda boşken bitirebilmek olabilir. Chicago ise bu sezon sakatlıklar sebebiyle tam kadro bir maça çıkamadı. Rose'un ardı ardına sakatlanması, Hamilton'ın ve Deng'in yokluğu derken takım eksik olarak ligi lider bitirmeyi başardı. Play-offlarda Rose'un geçen seneki performansını göstermesi çok kritik, Bulls için tek handikap şimdilik bu konu gibi gözüküyor.
İki takım arasındaki en büyük fark şüphesiz bench katkısı. Geçtiğimiz cuma günü oynanan karşılaşmada Bulls adeta benchiyle dövdü Miami Heat'i. "Bench Mob"diye adlandırılan Bulls benchi inanılmaz etkili. Ligin açık ara en iyi benchi. Miami'de ise bu durum tam tersi. Mike Miller'ın bir türlü sakatlıklardan kurtulamaması sebebiyle ondan beklenen katkı gelmedi. Norris Cole'dan sezon başı gelen katkı sonrasında eksi bir hal aldı. Genç oyuncunun performansı tepetaklak yuvarlandı adeta. Heat benchinin bal yapan tek arısı kuşkusuz Shane Batttier. Ancak Bulls'u geçmeleri için fazlasına ihtiyaç duyabilirler. Aynı şekilde Bosh'ın göstereceği karakter çok önemli. Enteresan bir şekilde, iki takımın power forwardleri aşağı yukarı aynı karaktere sahip. İkisi de büyük anlarda sinmekle ün yapmış durumda. Gerçi Boozer'un durumu Bosh'unkinden çok daha ünlü. Bulls için en kritik nokta Wade'i savunmak gibi duruyor. Karşı tarafta Miami cephesinde ise Wade ve LeBron'un dışında gelecek katkılar çok değerli olacak.
Batı Konferansı:
Batıda çok daha karışık bir durum söz konusu. Playoff yapacak hiçbir takımın sırası tam anlamıyla kesin değil. Batının doğuya göre en önemli farkı tüm takımların daha iç içe olması. Kalite bakımından çok ayrılmışlık yok. Geçen sene play-offlarda sürpriz sonuç diye nitelendirebileceğimiz eşleşmeler bu konferansta gerçeklemişti; gerek Memphis'in Spurs'ü elemesi, gerekse Dallas'ın Los Angeles'ı elemesi. Play-off resminde 8 numaraya oturmak için üç takım mücadele ediyor. Utah'ın şansını daha az gördüğüm için pek değinmeyeceğim, diğer iki takım Phoenix Suns ve Houston Rockets'dan söz edelim. Bu iki takım arasından Houston Rockets'ın gelmesini bekliyorum, çünkü Suns'ın kalan 5 maçı cidden çok zor. Açıkçası bu iki takımında geçen sene Memphis'in yaptığı etkiyi yapmasını beklemiyorum. İki takımda batıda play-off yapacak takımların oldukça alt seviyesinde. Gönül Steve Nash'i play-off atmosferinde yeniden görmek ister ama play-offa kalsalar bile bu yol pek uzun olmaz gibi. Ayrıca Rockets'ın uzun rotasyonuyla hem Thunder'a hem de Spurs'e daha fazla direnebileceğini düşünüyorum.
Son şampiyon Dallas ise oldukça fazla kan kaybetti. Chandler'ın pota altı sertliği en önemlisi olsa gerek. Mark Cuban'ın hedeflediği üzere Deron Williams için maaş sınırının boş olan kısmına herhangi bir oyuncu dahil edilmedi. Takımın en büyük sıkıntısı uzun yoksunluğu olsa gerek. Mahinmi geçen sezon nerdeyse süre almazken, bu sezon ilk beşte yer alıyor. Keza Brendan Haywood'un da yetenekleri belli. Yaşayacakları en büyük sorun pota altı sertliği olacak, ayrıca Dirk'ün performansı beklenilen düzeyde değil. Sezon öncesinde kadrosuna Paul'u katan Clippers ise son yıllarda olmadığı kadar yukarılarda bitiriyor ligi. Ancak onların şişirme bir takım olduğunu düşünenlerin sayısı hiç az değil. Bundaki en önemli sebep Deandre Jordan ve Blake Griffin'in daha önce play-off tecrübesi olmamasından ziyade, pota altı uzaklarından bitiriciliklerinin olmaması. Boyalı alanı kilitleyen herhangi bir takım büyük sıkıntılar yaratabilir Clippers için. Burada kilit noktası Chris Paul'ün oyunu olacak. Ayrıca 2 numara katkısı almak için kucaklarına düşen Nick Young'ın felaket oyununu düzeltmesi gerekiyor. Randy Foye'un play-off sertliğinde fiziki dezavantajları sıkıntı yaratabilir.

Son 3 sezonda 2 şampiyonluk kazanan Lakers her zaman olduğu gibi yine şampiyonluk adaylarından biri. Sezon öncesinde takas dedikodularında adı geçtiği için ayrılmak isteyen Odom'un eksikliği elbette çok önemliydi. Hatta Odom şu kadroda olsaydı çok daha farklı durumda olacaklarını düşünüyorum. Sessions'ın gelmesiyle uzun süredir eksikliğini yaşadıkları point guard bölgesini kısmen doldurdular. Kobe'nin sakatlığı sebebiyle süre alamadığı şu günlerde Andrew Bynum'ın ve Pau Gasol'ün gösterdiği performans Lakers'ın uzunlarının dominantlığını birkez daha gözler önüne serdi. Kobe oynadığı zamanlarda Lakers daha çok Kobe üzerinden oynadığı için çoğu kez Bynum ve Gasol'ün sahip olduğu dominantlık kullanılmıyor. Kobe'den yoksun geçilen bu dönem bu gerçeğin görülmesi bakımından önemliydi. Öte yandan rakamlarıyla, oyunuyla en kötü sezonunu geçiren Ron Artest'in de son dönemde oynadığı basketbol etkileyici. Bu paragrafı okuyanlar "Kobe el freniymiş yahu"diyebilirler, durum tabii ki o kadar basit değil. Ancak Kobe'nin zaman zaman Lakers hücumunun akıcılığını öldürdüğü de bir gerçek. Lakers'ın benchi sorunlu diye nitelendirebilir. Matt Barnes çok önemli elbet ancak uzun olarak benchte pek kimseler yok. Josh McRoberts hiç iyi durumda değil. Onlar için en kritik durum Kobe döndükten sonra eski tas eski hamam kıvamında devam edilip edilmeyeceği konusu. Koç Mike Brown içinse, Phil'den sonra pek bir sönük kaldı diyebiliriz.
Geçen sezon 8.sıradan play-offa dahil olup lider Spurs'ü eleyen Memphis Grizzlies yine aynı şekilde, tam bir takım havasında. Koçundan, oyuncularına, taraftarlarına tam bir bütünlük hissediliyor. Nereye kadar giderler bilinmez ancak oynadıkları basketbol inanılmaz zevkli. Son olarak takıma katılan Gilbert Arenas'ın varlığı da çok iyi oldu takıma. Arenas hiç olmadığı kadar bilinçli gözüküyor. Marc Gasol ve Zach Randolph'lu uzun rotasyonlarına sezon başı piyangosu niteliğinde eklenen Marreese Speights ile birlikte çok iyi pota altına sahipler. Bu sezon iyice Nick Young basketbolu oynayan OJ Mayo ve Mike Conley'den oluşan guard ikilisi de oldukça başarılı. Keza geçen sezon play-offlarda Rudy Gay'in sakatlığından dolayı oynamadığını hatırlatalım. Bu sezon Rudy Gay katkısı da gelecek.
Son 10 yılın en istikrarlı takımı Spurs ise yine ligi çok üst sıralarda bitirecek. İyice yaşlanmış kadrosuna çok genç iki oyuncu ekledi. Hem Leonard hem de Green ilk beşte yer alıyorlar. Spurs'ün en büyük handikapı pota altı etkinliği. Duncan'ın yanında oynayan Dejuan Blair pozisyonuna göre çok kısa. Tiago Splitter ise Avrupa'da gösterdiği performansı bir türlü NBA'e yansıtamadı. En büyük silahları ise şüphesiz Gregg Popovich.
Bu sezon en az izlediğim takım olabilir Denver Nuggets. Son 1 ayda izlediğim tek maçı Chicago Bulls'la oynadıkları karşılaşmaydı. Chicago'ya 108 sayı atınca bir hayranlık söz konusu olmadı değil. Ancak Bulls'un kötü oyunu sebebiyle kaynaklanmıştı. Bu sezon çok fazla sakatlıktan başları ağrıdı. Açıkçası pek ilerleyebileceklerini düşünmüyorum. Son olarak Thunder'dan bahsedelim. İnanılmaz yüksek tempo basketbolu oynuyor Thunder. Rakiplerini felç edebiliyor bu tempo, tıpkı Bulls'a yaptıkları gibi. Ancak Russell Westbrook'un gösterdiği performans takımınkine direkt olarak etki ediyor. Thunder sisteminde Westbrook, Durant'in durduğu noktanın daha önünde. Bu sezon harika bir sezon geçirdiği için pek sorgulanmadı. Fakat geçtiğimiz sezon Thunder elenirken Westbrook'un büründüğü rol hepimiz tarafından oldukça yadırganmıştı. Zaman zaman kontrolden çıkıp çok bencil bir hal alabiliyor Westbrook. Çok iyi oynadığı sürece sorun yok ama kötü oynarken kontrolden çıkarsa anında problem oluyor Thunder adına. Ayrıca koçları da handikap. Son top için çizilen hücumlardan koçluk seviyesi belirlenir mi bilmem ama bu sezon kullanılan son 10 topun 10'nu da 8 metreden Durant'e üçlük olarak çizen bir koç var takımın başında.Ayrıca karakter olarakta öyle Westbrook'u dizginleyebilecek bir adam falan değil. Uzun rotasyonları oldukça iyi.Özellikle Perkins-Ibaka ikilisi blok makinesi gibi. Ancak ne olursa olsun Thunder'ın tam bir takım karakterinde olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden bir yerlerde birilerine takılacaklarını düşünüyorum.
***
Dediğim gibi daha eşleşmeler belli olmadığı için play-off öncesi son viraja girilirken ufak bir değerlendirme yaptım. Eşleşmeler belli olunca eşleşmeler üzerinden de yazarız.
İki takım arasındaki en büyük fark şüphesiz bench katkısı. Geçtiğimiz cuma günü oynanan karşılaşmada Bulls adeta benchiyle dövdü Miami Heat'i. "Bench Mob"diye adlandırılan Bulls benchi inanılmaz etkili. Ligin açık ara en iyi benchi. Miami'de ise bu durum tam tersi. Mike Miller'ın bir türlü sakatlıklardan kurtulamaması sebebiyle ondan beklenen katkı gelmedi. Norris Cole'dan sezon başı gelen katkı sonrasında eksi bir hal aldı. Genç oyuncunun performansı tepetaklak yuvarlandı adeta. Heat benchinin bal yapan tek arısı kuşkusuz Shane Batttier. Ancak Bulls'u geçmeleri için fazlasına ihtiyaç duyabilirler. Aynı şekilde Bosh'ın göstereceği karakter çok önemli. Enteresan bir şekilde, iki takımın power forwardleri aşağı yukarı aynı karaktere sahip. İkisi de büyük anlarda sinmekle ün yapmış durumda. Gerçi Boozer'un durumu Bosh'unkinden çok daha ünlü. Bulls için en kritik nokta Wade'i savunmak gibi duruyor. Karşı tarafta Miami cephesinde ise Wade ve LeBron'un dışında gelecek katkılar çok değerli olacak.
Batı Konferansı:
Batıda çok daha karışık bir durum söz konusu. Playoff yapacak hiçbir takımın sırası tam anlamıyla kesin değil. Batının doğuya göre en önemli farkı tüm takımların daha iç içe olması. Kalite bakımından çok ayrılmışlık yok. Geçen sene play-offlarda sürpriz sonuç diye nitelendirebileceğimiz eşleşmeler bu konferansta gerçeklemişti; gerek Memphis'in Spurs'ü elemesi, gerekse Dallas'ın Los Angeles'ı elemesi. Play-off resminde 8 numaraya oturmak için üç takım mücadele ediyor. Utah'ın şansını daha az gördüğüm için pek değinmeyeceğim, diğer iki takım Phoenix Suns ve Houston Rockets'dan söz edelim. Bu iki takım arasından Houston Rockets'ın gelmesini bekliyorum, çünkü Suns'ın kalan 5 maçı cidden çok zor. Açıkçası bu iki takımında geçen sene Memphis'in yaptığı etkiyi yapmasını beklemiyorum. İki takımda batıda play-off yapacak takımların oldukça alt seviyesinde. Gönül Steve Nash'i play-off atmosferinde yeniden görmek ister ama play-offa kalsalar bile bu yol pek uzun olmaz gibi. Ayrıca Rockets'ın uzun rotasyonuyla hem Thunder'a hem de Spurs'e daha fazla direnebileceğini düşünüyorum.
Son 3 sezonda 2 şampiyonluk kazanan Lakers her zaman olduğu gibi yine şampiyonluk adaylarından biri. Sezon öncesinde takas dedikodularında adı geçtiği için ayrılmak isteyen Odom'un eksikliği elbette çok önemliydi. Hatta Odom şu kadroda olsaydı çok daha farklı durumda olacaklarını düşünüyorum. Sessions'ın gelmesiyle uzun süredir eksikliğini yaşadıkları point guard bölgesini kısmen doldurdular. Kobe'nin sakatlığı sebebiyle süre alamadığı şu günlerde Andrew Bynum'ın ve Pau Gasol'ün gösterdiği performans Lakers'ın uzunlarının dominantlığını birkez daha gözler önüne serdi. Kobe oynadığı zamanlarda Lakers daha çok Kobe üzerinden oynadığı için çoğu kez Bynum ve Gasol'ün sahip olduğu dominantlık kullanılmıyor. Kobe'den yoksun geçilen bu dönem bu gerçeğin görülmesi bakımından önemliydi. Öte yandan rakamlarıyla, oyunuyla en kötü sezonunu geçiren Ron Artest'in de son dönemde oynadığı basketbol etkileyici. Bu paragrafı okuyanlar "Kobe el freniymiş yahu"diyebilirler, durum tabii ki o kadar basit değil. Ancak Kobe'nin zaman zaman Lakers hücumunun akıcılığını öldürdüğü de bir gerçek. Lakers'ın benchi sorunlu diye nitelendirebilir. Matt Barnes çok önemli elbet ancak uzun olarak benchte pek kimseler yok. Josh McRoberts hiç iyi durumda değil. Onlar için en kritik durum Kobe döndükten sonra eski tas eski hamam kıvamında devam edilip edilmeyeceği konusu. Koç Mike Brown içinse, Phil'den sonra pek bir sönük kaldı diyebiliriz.
Geçen sezon 8.sıradan play-offa dahil olup lider Spurs'ü eleyen Memphis Grizzlies yine aynı şekilde, tam bir takım havasında. Koçundan, oyuncularına, taraftarlarına tam bir bütünlük hissediliyor. Nereye kadar giderler bilinmez ancak oynadıkları basketbol inanılmaz zevkli. Son olarak takıma katılan Gilbert Arenas'ın varlığı da çok iyi oldu takıma. Arenas hiç olmadığı kadar bilinçli gözüküyor. Marc Gasol ve Zach Randolph'lu uzun rotasyonlarına sezon başı piyangosu niteliğinde eklenen Marreese Speights ile birlikte çok iyi pota altına sahipler. Bu sezon iyice Nick Young basketbolu oynayan OJ Mayo ve Mike Conley'den oluşan guard ikilisi de oldukça başarılı. Keza geçen sezon play-offlarda Rudy Gay'in sakatlığından dolayı oynamadığını hatırlatalım. Bu sezon Rudy Gay katkısı da gelecek.
Son 10 yılın en istikrarlı takımı Spurs ise yine ligi çok üst sıralarda bitirecek. İyice yaşlanmış kadrosuna çok genç iki oyuncu ekledi. Hem Leonard hem de Green ilk beşte yer alıyorlar. Spurs'ün en büyük handikapı pota altı etkinliği. Duncan'ın yanında oynayan Dejuan Blair pozisyonuna göre çok kısa. Tiago Splitter ise Avrupa'da gösterdiği performansı bir türlü NBA'e yansıtamadı. En büyük silahları ise şüphesiz Gregg Popovich.
Bu sezon en az izlediğim takım olabilir Denver Nuggets. Son 1 ayda izlediğim tek maçı Chicago Bulls'la oynadıkları karşılaşmaydı. Chicago'ya 108 sayı atınca bir hayranlık söz konusu olmadı değil. Ancak Bulls'un kötü oyunu sebebiyle kaynaklanmıştı. Bu sezon çok fazla sakatlıktan başları ağrıdı. Açıkçası pek ilerleyebileceklerini düşünmüyorum. Son olarak Thunder'dan bahsedelim. İnanılmaz yüksek tempo basketbolu oynuyor Thunder. Rakiplerini felç edebiliyor bu tempo, tıpkı Bulls'a yaptıkları gibi. Ancak Russell Westbrook'un gösterdiği performans takımınkine direkt olarak etki ediyor. Thunder sisteminde Westbrook, Durant'in durduğu noktanın daha önünde. Bu sezon harika bir sezon geçirdiği için pek sorgulanmadı. Fakat geçtiğimiz sezon Thunder elenirken Westbrook'un büründüğü rol hepimiz tarafından oldukça yadırganmıştı. Zaman zaman kontrolden çıkıp çok bencil bir hal alabiliyor Westbrook. Çok iyi oynadığı sürece sorun yok ama kötü oynarken kontrolden çıkarsa anında problem oluyor Thunder adına. Ayrıca koçları da handikap. Son top için çizilen hücumlardan koçluk seviyesi belirlenir mi bilmem ama bu sezon kullanılan son 10 topun 10'nu da 8 metreden Durant'e üçlük olarak çizen bir koç var takımın başında.Ayrıca karakter olarakta öyle Westbrook'u dizginleyebilecek bir adam falan değil. Uzun rotasyonları oldukça iyi.Özellikle Perkins-Ibaka ikilisi blok makinesi gibi. Ancak ne olursa olsun Thunder'ın tam bir takım karakterinde olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden bir yerlerde birilerine takılacaklarını düşünüyorum.
***
Dediğim gibi daha eşleşmeler belli olmadığı için play-off öncesi son viraja girilirken ufak bir değerlendirme yaptım. Eşleşmeler belli olunca eşleşmeler üzerinden de yazarız.
Etiketler:
Carmelo Anthony,
Chicago Bulls,
Los Angeles Lakers,
magicmert,
Miami Heat,
NBA,
Orlando Magic
Çarşamba, Haziran 08, 2011
Dallas Mavericks Eşitledi
Bu sabaha karşı oynanan maçta Dallas Mavericks Miami Heat'i sahasında yenmeyi başardı.Bu maç öncesinde 2-1 Heat lehine olan seride,4.maçı Heat'in kazanması sonucunda Mavs için her şey alt üst olabilirdi.Birçok olumsuzluğa rağmen,ayakta kalmalarının sonucunda seriyi 2-2'ye getirmeyi başardılar.
3.maçın kaybedilmesiyle,Mavs adına ölüm kalım maçı şeklini alan bu maçı Dallas lehine çeviren adam şüphesiz Dirk Nowitzki'ydi.39 derece ateşle oynayan Dirk,oyunun son bölümlerinde oynadığı oyunla efsanevi performans sergiledi.Sadece istatistikleri açanlar Dirk kötü yüzdeyle falan atmış diyebilirler.Böyle insanlardan uzak durun.Her neyse,sahada durması büyük alkış gerektirirken,adam son bölümde maçı kazandıran sayıları kaydetti.Michael Jordan'ın 1997 NBA Finali 5.Maç'ta gösterdiği performansı hatırlattı.Keza Jordan'da 39 derece ateşle çıkıp 38 sayı 7 ribaund 5 asistle oynamış,seriyi 3-2'ye getirmişti.-Geçtiğimiz dönemde yazdığımız Unutulmaz An yazı dizisinde yazmıştık bunu.Buradan buyrun.-
Brendan Haywood ve Peja Stojakovic'in de devre dışı kalmasıyla rotasyonu çok daralan,Bryan Cardinal gibi adamların süreler aldığı Mavericks'de,dar rotasyondaki oyuncular iyi katkı verince galibiyet geldi.Oyunun Dallas Mavericks adına 3 kırılma noktası vardı.İlki Miami Heat'in 6-7 sayı öne geçtiği sırada,art arda gelen Shawn Marion'ın basketleri..3.maçta biraz bocalayan ama seriyi harika geçiren Marion'ın bugünkü performansı da gayet iyiydi.Son çeyrekte pek kullanılmadı,ancak dediğim gibi takımı ayakta tutan basketleri attı,16 sayı kaydetti.İkinci kırılma noktası,Miami Heat son çeyrekte farkı 9'a çıkardıktan sonra gelen molanın ardından,Terry'nin art arda bulduğu basketler.Mavericks'in oyunda kalmasını sağladı o basketler.Üçüncü kırılma noktası da tabii ki Dirk'ün attığı turnike.2.maçta yaptığını bu kez sağ taraftan,daha zorlu olmasına rağmen bitirmeyi başardı.
Öte yandan Deshawn Stevenson ve Tyson Chandler'ın katkıları çok önemliydi.Stevenson'ın ekstra katkısı ilk yarıda verilen hücum ribaundlarına rağmen farkın açılmasını engelledi.Tyson Chandler'ın 16 ribaundluk performansı keza çok önemliydi.Özellikle son bölümde aldıkları,yanına birde 13 sayı koydu.
İstatistiklere bakınca 0 sayı 3 asist 3 ribaund 4 top kaybı.Kidd'den bahsediyorum.Kobe Bryant'ı harika savunduktan sonra,bugünde kimle eşleşse zor anlar yaşattı.Wade,LeBron..İsim fark etmiyor,ayaklar belki eskisi gibi gitmiyor ama zeka değişmiyor.
Miami Heat tarafına bakacak olursak,pozitif olarak göreceğimiz iki oyuncu Bosh ve Wade var.Bosh'ın çok ön planda olmadan 24 sayı kaydetmesi Heat için güzel.Çünkü,kimse ondan topu eline alıp kendi pozisyonunu yaratmasını beklemiyor.Öte yandan,Dwyane Wade olağanüstü oynadı.32 sayı 6 ribaund 2 blok.1 blokta Tyson Chandler'a vurduğu müthiş blok.Wade bugün kazanmak için her şeyi yaptı,atladı zıpladı.Burada lafın kime geleceği belli...
LeBron James'in ilk kez bir play-off maçında 10- sayı attığına şahit olduk.Geçtimiz sezonki Celtics-Cavaliers eşleşmesinde kaybolduğuna şahit olmuştuk,ancak böyle karanlıklarda saklanan vampir izlenimi vermemişti.Meydana çıkmadı adeta.Şunu belirtmek istiyorum kısaca,agresifliğinden uzaktı.Vücudunu kullanarak,hakemlerinde yardımıyla basit düdükler alabilen birinin daha agresif olması şart.Ki zaten çoğu zaman bunları uygular.Bugün değişikti,Wade'in arkasında kaldı.Hatta baya bir arkasında.Harika asistler yaptığını belirtelim ama sadece asist onun için çok yetersiz,yanına 4 top kaybı ekledi ayrıca.
Heat'in benchinden hiçbir ekstra katkı gelmeyince maçı kaybetmeleri kaçınılmaz oldu.Mike Bibby Barea sebebiyle yeterince süre alamadı.Chalmers,Miller,Haslem'de istenilen katkıyı veremedi.Wade-LeBron-Bosh üçlüsünün oluşturduğu tehdit sebebiyle bol bol boş şutlar bulabilen diğer oyuncuların,bu atışları kaçırmaları Miami'nin çözülmesinin başlangıcı oldu.Mike Miller'ın 2 üçlük isabeti dışında herhangi bir isabet kaydedemediler.2-14'yle üçlük attılar.
Oyunun başındaki ribaund dominantlığını da kaybedince,bütün artılarını rakibe kaptırmış oldular.Böylelikle seri 2-2'ye geldi.
Gelecek maçında American Airlines Center'da oynanacağını hatırlatalım.Bir sonraki maç serinin kırılma maçı olacaktır.
Etiketler:
Dallas Mavericks,
dirk nowitzki,
Dwyane Wade,
Lebron James,
Miami Heat,
NBA,
NBA Finali
Çarşamba, Haziran 01, 2011
NBA Finali 1.Maç
Dün gece oynanan maçta Miami Heat son çeyrekte gaza basarak öyle böyle evindeki ilk maçtan galip çıkmayı başardı.LeBron ve Wade'in son bölümdeki baskınlığı maçtaki farkı yarattı.Nowitzki'yi Joel Anthony'e verme fikri hiç fena değil.Yapışkan bir savunmacı,kolay kolay vazgeçecek bir adam değil.8 cm'lik boy farkı da Nowitzki'nin stilinden dolayı pek önemli değil.Açıkçası maç yazısı yazmak fobilerim arasında olduğu için ortadan girdim,affedin.
Maçtaki birkaç isime değinecek olursak,aklımda kalan Marion'ın harika katkısı.Mars'da basketbolu öğrenmiş gibi oynayan Marion'ın dün akşamki performansı gerçekten etkileyiciydi.16 sayı 10 ribaund 4 asist'le oynadı Marion.İlk yarıda patır patır üçlük atan Terry-Kidd ikilisinin ikinci yarıda susması hücumdaki opsiyonları kısıtladı ve Dallas hücumları vasiyetsiz bir görüntü çizdi,özellikle oyunun sonlarına doğru.Peja Stojakovic-JJ Barea ikilisinden de en ufak bir katkı gelmemesi,skor anlamında Dallas Mavericks'i çok zorladı.
Heat'in benchiyle Mavericks'in benchi arasında uçurum olmasına rağmen,serinin ilk maçında Heat benchi 27 sayı üretirken Mavericks benchi 17'de kaldı.Dallas Mavericks'in galibiyeti için benchden gelecek katkının önemi çok büyük.Lakers serisi bunun dopdolu bir göstergesiydi.
Heat tarafında ise Mario Chalmers'ın yaptığı katkı çok çok önemliydi.Mike Bibby'i nötürledi,hatta birazda artıya geçirdi.Bosh-Wade-LeBron üçlüsünün işini yaptığını,önemli anlarda meydana çıkıp maçı kendi taraflarına çevirdiğini söyleyebiliriz.Keza Mike Miller ve Udonis Haslem kaydettiği sayılarda maçtaki ufak farkları yaratmak adına önemliydi.
Etiketler:
Dallas Mavericks,
dirk nowitzki,
Dwayne Wade,
Lebron James,
Miami Heat,
NBA Finali
Salı, Mayıs 31, 2011
Final Serisi Öncesi İstatistikler
"İstatistikler mini etek gibidir,asıl göstermesi gereken şeyi göstermezler." Sir Alex Ferguson
Çok sevdiğim İskoç amca Ferguson'un da dediği gibi,istatistik falan hikaye,yüreği koymak en mühim madde diyelim ve istatistiklere geçelim.
2011 NBA Playoffları
Sayı ortalamaları : Lebron James 26.0 - Dirk Nowitzki 28.4
Ribaund : Chris Bosh 8.9 - Tyson Chandler 9.3
Asist : Lebron James 5.5 - Jason Kidd 7.7
Miami'de en çok üçlük atan oyuncu,Lebron James 21 üçlük.Chalmers 18 üçlük bulmuş. - Dallas'ta ise Kidd ve Terry 31 isabet bulmuş.Onların yanında Stojakovic ise 29 isabet bulmuş.
Chris Bosh %50 ile hücum ederken Nowitzki %52 ile hücum etmiş.Ama Bosh 200 şut kullanırken,Nowitzki 271 şut kullanmış.
American Airlines Arena (MIA) 30 salon içinde doluluk oranı bakımından 4.sıradayken American Airlines Center (DAL) 6.sırada.
Miami maç başına ortalama 102 sayı bulurken 96 sayı potasında görmüş.
Dallas maç başına ortalama 100 sayı bulurne 96 sayı potasında görmüş.
İki takım da 2011 playofflarında evinde hiç maç kaybetmedi.
İki takım da finallere sadece üç yenilgi ile geldi.
Miami'de James Jones'un ufak bir sakatlığı var ancak oynayabilecek.
Dallas'ta ise Rodrique Beaubois,Caron Butler ve Dominique Jones yok.
Miami 17 kişilik rotasyonundan 13 ismi playofflarda şu ana kadar kullanmış.
Dallas 18 kişilik rotasyonundan 12 ismi playofflarda şu ana kadar kullanmış.
"Win share" yani kazanma payı istatistiğinde şu ana kadar Lebron lider.
Dallas ile Miami 2006 finallerinde karşı karşıya gelmiş,gülen taraf 4-2 ile Miami olmuştu.
Etiketler:
Dallas Mavericks,
Final Serisi,
JCN,
Miami Heat
Pazartesi, Mayıs 30, 2011
NBA Finals : Mavs vs Heat
2006'da bir kez daha karşı karşıya gelen iki takım bu kez 2011 final serisinde kozlarını paylaşıyorlar.Finalin kod adı Dallas adına belli : "İntikam." Heat ise üç yıldızı ile birlikte ilk senesinde şampiyonluk kovalıyor.Onlar için kod adı :" Gücünü göster."
O zamandan bu zamana 5 sene geçti.5 senede değişmeyen iki isim var : Dirk Nowitzki ve Dwyane Wade. Nowitzki bu kez şampiyonluğu çok istiyor.Batı konferansı şampiyonluğunu kazandıktan sonra dahi ilk soyunma odasına giden adamdı kendileri.Batının lideri olmak tabii ki yetmiyor ona,Dallas'a.Serinin kısa bir değerlendirmesini yapalım şimdi.
Heat'ten daha etkileyici bir normal sezon performansı bekleyenler yanıldı,hatta Miami'de Spoelstra'nın yerine Pat Riley'nin artık parkeye inmesi gerektiğini söyleyenler hiç de az değildi.Ancak Miami normal sezon içerisinde yükselen bir performans çizdi ve playofflarda tam anlamıyla zirve yaptı.Bana kalırsa Miami'yi durdurabilecek iki takım vardı,Celtics ve Lakers.Ama Celtics'i rahat geçmeyi başardılar ki Wade'in inanılmaz bir performansı vardı o seride.Lebron yine arkada kalan adamdı,diğer Celtics serilerine nispeten daha iyi olsa da.Sixers,Celtics ve Bulls'u 4-1 ile geçen Miami bir anda yeniden herkesin şampiyonluk favorisi olmuştu ki,batıdan pek beklenmeyen Dallas finallere gelene kadar.Evet Miami'yi hala şampiyonluk kupasına yakın görenler var ama kafanızı elinize alıp düşündüğünüzde Dallas'ı favori göstermeniz zor olmayacaktır.
Dallas gerçekten çok düzenli bir hücum sistemine sahip şu anda.Düzenli olmasının yanı sıra gayet seri de bir hücum ritmi yakaladılar.Düzen dışına kolay çıkmıyorlar ki Jason Kidd gibi bir oyuncu varken bu zor zaten.Miami için asıl sorun burada başlıyor bence.Miami'nin savunmasını hep Amerikan Milli Basketbol Takımı'nın savunmasına benzetiyorum.Atletik,çabuk,her yere el sokan adamlar...Ancak topu elinde sağlam tutan,basketbolun doğrularını yapan ve basketbol zekası yüksek takımlara karşı dağılan bir savunma.Dallas hem böyle bir takım,hem de sayı sıkıntısı çekmeyen bir takım.Chandler ve Haywood'un performansı çok belirleyici olacak çünkü Heat finallere kadar pota altı gücü ortalama üzeri olan bir takımla oynamadı.Bulls en güçlü pota altına sahip takım gibi gözüküyor bunlar arasında ama Boozer'ın dillere destan berbat savunması bence oraya kocaman bir eksi atar.Chris Bosh harika bir Bulls serisi geçirdi.Bulls serisinden önce Boozer'ın Bosh'a attığı lafı yedirtti desek yeridir.Halbuki Bosh'ın bu tür mental oyunlara pek gelemediğini biliriz ki Garnett de bunun üstüne çok kez oynamıştı.Nowitzki ile Bosh eşleştiğinde Bosh'ın onu tutabileceğini düşünmek saçmalıktan ibaret geliyor kulağa.Bence Heat bu seri için Bosh'tan umudu kesebilir.Hatta Bosh'ın bu seriyi 10-11 sayı barajında ortalama ile bitireceğini düşünüyorum.Wade+Lebron+Bosh üçlüsünden en az 65-70 sayı çıkarması lazım Heat'in bence.Zor gözüküyor.Dallas'ta ise her şey orantılı.En güçlü oldukları yön şudur desek nokta atışı yapamayız.Heat ile Mavs'in benchlerini karşılaştırdığımızda ise Dallas'ın açık ara daha iyi olduğu gerçeği de var.Bench demişken Joel Anthony'e değinmemek olmaz.Bu playofflarda bence verebileceği maksimum katkıyı veriyor takımına.Miami onu doğru yere koydu en sonunda."Sahaya çık,toplara dokunmaya çalış yeter evlat." Tam anlamıyla bunu yapıyor zaten.Ribaundlara bir şekilde dokunmaya çalışıyor,alamasa bile.Üstelik moral seviyesi yükselince iyi bir savunmacı bile oldu diyebiliriz.
Nowitzki çok özel bir sene geçiriyor.Normal sezonu çok etkileyici şekilde kapatıp ilk turda Warriors'a elendikleri sene çok göz önünde bir takımdı Dallas.Bu sene ise resmen gizli kapaklı,saman altından su yürüten bir takım gibiler.Sezonun başında Dallas-Celtics maçını izlediğimde (Celtics evinde kaybetmişti) Dallas'ın Lakers'a en ciddi rakip olacağını düşünmüştüm ama sonradan pek gerçekçi gelmemişti bu ihtimal.Lakers'ı süpürdüler bile ! Nowitzki yüzüğü istiyor.Kidd yüzüğü istiyor.Hatta ve hatta Barea demeden geçmeyelim.Hep dediğim gibi,onun oyununa yakışırdığım isim olan "zıp zıp" oyun tarzı çok farklı bir yön katıyor Dallas hücumlarına.
Lebron'dan bahsetmezsek ayıp olacak bizim oğlana.Gerçekten muhteşem bir Bulls serisi oynadı.Özellikle son maçta yaptıkları bir anda Lebron'u akladı diyebiliriz.Hedefe yaklaştıkça büyüyor, o da yüzüğü istiyor.Lebron inanılmaz bir seri oynasa dahi mutlaka Wade'den de ona yakın bir katkı alması lazım Heat'in.Wade de mutlaka önemli işler yapacaktır.Jason Kidd'in beni hayrete düşüren,inanılmaz ve kesinlikle ders olarak verilmesi gereken savunma performansına rağmen. (dipnot olarak verelim bu Kidd amcanın yaptıklarını)
Farkettiğiniz üzere,Heat için 3-4 adamdan bahsediyoruz.Finaller için,şampiyonluk için yetecek mi ? Celtics serisinin 4.maçıydı yanılmıyorsam,öyle bir katkı alırlarsa benchten, bunu boşuna konuşmuş oluruz.Asıl sorun da bu.O katkı gelir mi ? Dallas için ise çok daha net konuşabiliyoruz bu konuda.
Kısacası,Miami eğer şampiyon olursa,muhtemelen inanılmaz bireysel performanslar izleyeceğiz ya da ekstra bir bench katkısı.Dallas çok daha yakın geliyor bana.Kupa Teksas'a bu sefer gidecek gibi hissediyorum.Yalan da değil yani,Kidd'in ve Nowitzki'nin yüzüğü diğer oğlanlara giderse üzülürüm.Dallas sempatizanı değilim,ama Heat biraz daha bekleyebilir şampiyonluk için :)
Etiketler:
Dallas Mavericks,
Final Serisi,
JCN,
Miami Heat,
NBA
Perşembe, Ağustos 19, 2010
Rabbime Sordum Miami Dedi

Lebron James'in hangi takıma gideceği konusu yaklaşık 2-3 yıldır konuşuluyordu.Özellikle Madison Square Garden semalarında onun muhabbeti çok sık yapılıyordu.New York Knicks taraftarı ve yöneticileri bir kaç yıla kadar onu alabilecekleri konusunda kendilerinden çok eminlerdi.Hatta bazı taraftarlar Lebron ve Cleveland ne zaman Madison Square Garden'a gelse James'in 23 numarılı New York formasını giyip,gövde gösterisi yapıyorlardı.Ancak New York Knicks için her şey beklenildiği gibi gitmedi.Miami Heat,New Jersey Nets,Chicago Bulls gibi takımlar da maaş sınırında büyük boşluklar yaratınca,New York'un cazibesi biraz azaldı.Lebron'un kararını vermesi hiç kısa sürmedi.Alabildiği tüm ratingi,yapabildiği tüm reklamı yaptı.Karar aşaması tüm basketbolseverler için çok sancılı geçti.Sonuç olarak Miami Heat'i seçti.O gövde gösterisi yapan New York Knicks taraftarının dört bir yanını hüzün,New York gazetelerinin manşetini ise tepki dolu sözcükler kapladı.
Kararını açıklama yaptığı günün sabahı verdiğini söylemesi,bizlerde ikinci Bayan Unakıtan vakası izlenimi uyandırdı.
Şimdi Lebron'un verdiği bu karara Lebron açısından bakalım.
Lebron James;kimilerine göre kral,kimilerine göre loser.Açıkcası ne kral olarak görüyorum ne de loser.Lebron verdiği bu kararla Kral olarak nitelendirilmek istemediğini açıkca gösterdi.Diğer yandan Miami Heat'le kazanabileceği şampiyonlukla "loser" lakabını da ortadan kaldırabilir.Fakat biliyoruz ki Lebron James'in egolarının uzayda kapladığı alan oldukça fazla.Lebron bu kararı kendi egolarını kontrol edebileceğine güvenerek mi verdi,yoksa ordaki yıldızları da sindirebileceğini düşünerek mi verdi?
Bu noktada ilk düşünce daha mantıklı geliyor ya da öyle olmalı.Sonuç olarak yeni takımı Akron'da değil.Kimse pankartına King of Akron yazıp tribünde göstermeyecek.Miami Heat taraftarının gözünde gerçek bir kral var,hiç kuşkusuz o da Dwyane Wade.Dwyane Wade'i ikinci plana atması gerçekten çok zor.Lebron James'in istatistikleri düşecektir.İstatistik olayını ciddiye alan Lebron bunu kafaya takarsa,değişik olaylar görebiliriz.Lebron’un Miami'de her maçta 24-25 şut kullanması pek mümkün değil.Aynı durum diğer iki süperstar içinde geçerli.Wade Miami'nin tek büyük yıldızı iken Bosh'da Toronto için aynı roldeydi.
Lebron Miami'de yıldız oyuncularla birlikte şampiyonluk yarışı kovalamayı seçti.Pekala Chicago Bulls'la New York Knicks'le böyle bir uğraşın içine girebilirdi.James birazcık kolayı seçti desek yanlış bir kelam kullanmış olmayız.Açıkcası 5 yıldır uğraşıyor ve gerçekten de başaramıyordu.Bunda Cleveland'ın laneti mi,Mike Brown'un takozluğumu etki etti,bilinmez.Ancak Lebron Cleveland'da bu işi açık açık beceremedi.Miami Heat'le yaşayacağı şampiyonlukla yüzük alamamanın baskısını kaldıracağını düşündü.Fakat bir çok insan onun gerçek bir süperstar olma kimliğinden uzaklaştığını söylüyor.

Ünlü basketbol efsanesi ve NBA Yorumcusu Charles Barkley şöyle diyor:
"Lebron yeni bir Michael Jordan olma şansını kaçırdı"
Magic Johnson ve Michael Jordanın fikirleri ise şöyle:
Magic Johnson,"Bu konu hakkında düşünmedik çünkü böyle bir yapımız yok.Kolej'de okuduğumdan beri Larry Bird'i nasıl yeneceğimi düşünüyordum."
Michael Jordan,"Ben asla Larry Bird ve Magic Johnson'ı arayıp, 'Hadi birlikte aynı takımda oynayalım' demezdim. Ama bu onların seçimi, olaylar daha değişik ve bunun kötü bir şey olduğunu söyleyemem. Bu çocukların elinde büyük bir şans var.Açıkcası dürüst olmak gerekirse ben onlara katılmayıp,onları yenmeyi tercih ederdim."
Lebron'un verdiği karar onun krallık karizmasını ortadan epey bir çatırdatsada,parmaklarında somut bir şey hissetmesini sağlayabilir.Tabii hem karizmayı koruyup hem de şampiyon olan adamlara,sevgi&saygı.
Konuyu biraz da Miami Heat cebesine taşıyalım.
Pat Riley yaptı yine yapacağını ve bu üçlüyü bir araya getirmeyi başardı.Ayrıca Mike Miller,Carlos Arroyo,Udonis Haslem,Zydrunas Ilgauskas,Eddie House ve Juwan Howard'la anlaştı.Lebron James'in kararını açıkladığı gün,uzun rotasyonuna gerekli takviyenin Salary cap nedeniyle yapılamayacağı konuşuluyordu.Ancak Udonis Haslem ve Zydrunas Ilgauskas'ın takıma katılması,Heat'i bu alanda bi nebze rahatlatabilir.Ilgauskas,Haslem,Anthony,Howard,Bosh,Magloire,Pittman;uzun rotasyonundaki isimler.Bosh'ın 35-40 dakika alacağını düşünürsek,geri kalan 60 dakikayı bu 6 oyuncu paylaşacak.Pittman ve Anthony'nin iyi katkılar vereceğini açıkcası düşünmüyorum.Pittman biraz kapalı kutu olsada,ikinci turda seçilmiş bir pivot çaylakdan üst düzey performans beklemek yanlış olur diye düşünüyorum.Guard pozisyonunda ise Mario Chalmers,Carlos Arroyo ve Eddie House var.Carlos Arroyo,Porto Riko'yla yaptığı efsanevi performansların epey uzağında.Eddie House'un ise bench'den gelip neler yapabileceğini Boston'dan biliyoruz,ancak bu katkıları istikrarlı bir şekilde yani her maçta yapmadığının altını çizmek gerekir.Aynı performansları istikrarlı bir şekilde yapabilirse,benchden gelip takımı rahatlatabilir.Chalmers içinse söylenecek çok söz yok.İstikrarsız bir oyuncu.Bu üçlünün eksik tarafları oldukça fazla ancak öyle böyle guard pozisyonunu idare edebileceklerini düşünüyorum.
Mike Miller,James Jones,Lebron James,Dwyane Wade,Kenny Hasbrouck'da 2 ve 3 numaraları idare edecek oyuncular.
Tabii ki burda Mike Miller ismi Heat için çok önemli.Onun bench'den getireceği skorlara çok ihtiyacı olabilir Heat'în.
Bu takımı yönetecek Erik Spoelstra'ya da Allah kolaylık versin.Takım bu kadroyla kötü giderse,Pat Riley'in koçluğa gelmesi kimseyi şaşırtmasın.
Genel olarak son bir toparlama yaparsak,Miami Heat organizasyonu tarihinin en iyi fırsatını yakalamıştır.Önümüzdeki 5-6 sezon onların altın yılları olmalıdır.
Kim ne derse desin,Miami Heat maçları ayrı bir güzellik taşıyacaktır.
Etiketler:
Chris Bosh,
Dwyane Wade,
Lebron James,
Miami Heat,
NBA
Salı, Ağustos 10, 2010
Van Gundy : "Heat Rekoru Kıracak"
ESPN yorumcusu Jeff Van Gundy yine iddialı konuştu.Van Gundy Miami Heat'in bu sezon normal sezon galibiyet rekorunu kıracağını söyledi.Normal sezon rekoru 72 galibiyetle Chicago Bulls'a ait.
Van Gundy sadece bu rekorun değil,Los Angeles Lakers'a ait 33 maçlık galibiyet serisi rekorunun da kırılabileceğini söyledi.
Açıkçası biraz iddialı bir konuşma olmuş.Van Gundy gazlama politikasında.Daha ilk sezondan bu rekorların kırılması çok güç.Ne diyelim Van Gundy konuşmayı seven bir adam ve zaten bu yüzden ESPN'de yorumculuk yapıyor.
Etiketler:
JCN,
Miami Heat,
NBA,
Stan Van Gundy
Salı, Ağustos 03, 2010
Heat'ten Bir Takviye Daha
Miami Heat cephesinde takviyelerin ardı arkası kesilmiyor. Takıma son olarak katılan oyuncu Patrick Beverley oldu. Geçtiğimiz sezonu Avrupa'da; Olympiacos'ta geçiren Beverley, iyi bir performans gösterememişti. Beverley'in de Heat kadrosuna katılması ile Miami'nin kadrosundaki oyuncu sayısı 14'e yükseldi. Bakalım Pat Riley ne zaman duracak.
Meraklısı resmi siteye de göz atmak isterse, buradan buyursun.
Etiketler:
EmreCe,
Miami Heat,
Patrick Beverley
Perşembe, Temmuz 29, 2010
Yetmez Mi Bu Kadar ?
Miami Heat ile ilgili bir iki hafta önce bir yazı yazmıştım. Yazının ana teması, Miami Heat'in yaptığı transferler üzerineydi. Fakat Miami'de takviyeler dur durak bilmiyor. Kurnaz Pat Riley, son olarak Eddie House ve Kenny Hansbrouck'u ikna etti.
Miami Heat, Eddie House ile 2 yıllık sözleşme imzaladı. Eddie House, 2 yıl sonunda Miami'den 2.8 md alacak. 32 yaşındaki guard geçen sezon Boston Celtics ve New York Knicks forması giymişti.
Ayrıca Miami Heat, NBA Yaz Liginde Miami Heat forması giyen Kenny Hansbrouck ile sözleşme imzaladı. Hansbrouck, NBA Yaz Liginde iyi bir performans göstermişti.
Etiketler:
Eddie House,
EmreCe,
Kenny Hansbrouck,
Miami Heat
Çarşamba, Temmuz 21, 2010
Miami Heat : Benden Bu Kadar
Miami Heat, bu yaz yaptığı transferler ile adından sıkça söz ettirdi. Yıldız oyuncusu Dwayne Wade'in yanına iki süperstar daha katan Heat, yan parçaları da eklemeyi bitirdi. Bugün itibariyle Miami'nin kadrosunu hemen hemen oluşmuş durumda. Transfer piyasasına da "Bende bu kadar" demiş gibi.
Dwayne Wade ve Udonis Haslem ile sözleşme yenileyen Heat, salary cap'i fazla zorlamadan kadrosunu oluşturmayı başardı. Pat Riley, Wade-Bosh-Lebron üçlüsünün yanına, akıllıca eklemeler yaptı. Zydrunas Ilgauskas, Jamaal Magloire, Mike Miller ve Joel Anthony ile anlaşan Florida ekibi son parça olarak da Juan Howard ile anlaştı.

Heat'in kadrosuna şöyle bir göz atacak olursak; Dwayne Wade, Lebron James, Chris Bosh, Udonis Haslem, Zydrunas Ilgauskas, Jamaal Magloire, Joel Anthony, Mike Miller, Mario Chalmers, James Jones, Dexter Pittman gibi 12 kişilik bir ekip önümüze çıkıyor. Tabii ki free agent konumunda olan Carlos Arroyo ve Yakhouba Diawara'da katılabilir bu müthiş takıma.
Bu transfer başarısının arkasındaki birinci isim tabii ki Pat Riley. Olağanüstü ikna kabiliyeti ile böyle bir kadro oluşturdu tecrübeli basketbol adamı. Artık oluşturulan kadronun meyvelerini toplamak da yemek de Pat Riley'nin keyfi olacak.
Dwayne Wade ve Udonis Haslem ile sözleşme yenileyen Heat, salary cap'i fazla zorlamadan kadrosunu oluşturmayı başardı. Pat Riley, Wade-Bosh-Lebron üçlüsünün yanına, akıllıca eklemeler yaptı. Zydrunas Ilgauskas, Jamaal Magloire, Mike Miller ve Joel Anthony ile anlaşan Florida ekibi son parça olarak da Juan Howard ile anlaştı.

Heat'in kadrosuna şöyle bir göz atacak olursak; Dwayne Wade, Lebron James, Chris Bosh, Udonis Haslem, Zydrunas Ilgauskas, Jamaal Magloire, Joel Anthony, Mike Miller, Mario Chalmers, James Jones, Dexter Pittman gibi 12 kişilik bir ekip önümüze çıkıyor. Tabii ki free agent konumunda olan Carlos Arroyo ve Yakhouba Diawara'da katılabilir bu müthiş takıma.
Bu transfer başarısının arkasındaki birinci isim tabii ki Pat Riley. Olağanüstü ikna kabiliyeti ile böyle bir kadro oluşturdu tecrübeli basketbol adamı. Artık oluşturulan kadronun meyvelerini toplamak da yemek de Pat Riley'nin keyfi olacak.
Etiketler:
EmreCe,
Miami Heat,
NBA
Diyeceklerim Var
Öncelikle şunları söylemek istiyorum:Blog,Lebron takımını açıkladıktan sonra beni sarmıyordu.Ancak bir yerde başlamak gerekliydi,kendi adıma tekrardan başlıyorum.Diğer arkadaşlarda çok bişi koymamış açıkca-onlara da selam olsun-
Üstte dediğim gibi Lebron'dan sonra hafiften bir rahatlama bir mayışma gerçekleşti bende.Bir sürü de hamle gerçekleşti.Wade-Amare-Lebron-Bosh'dan sonra o isimler o hamleler o kadar da etkileyeci gözükmedi gözüme.Etkileyici gelmedi ancak çoğu transfer dengeleri değiştirecek özellikler taşıyor.
Bir çok hamle var,Raja Bell Utah'a,Hedo Phoenix'e gibi.Ancak bu takımların en üstte çok gözü olduğunu düşünmediğimden,ilk önce kısaca Lakers ve Heat'e bakalım.
Miami Heat'in şu anki kadrosu:Joel Anthony,Carlos Arroyo,Chris Bosh,Lebron James,Dwyane Wade,Mike Miller,Jamaal Magloire,Zydrunas Ilgauskas,Juwan Howard,Mari Chalmers..Fazla söze gerek yok gibi.Takımda 6 tane all-star olmuş oyuncu var.İlk kez bir arada oldukları için bir uyum problemi olabilir,ancak bu kadrodan daha iyi bir kadroda yaratılmaz.
Los Angeles Lakers'a bakarsak,orada her şey aynı gibi:Kobe Bryant,Derek Fisher,Pau Gasol,Ron Artest,Andrew Bynum,Lamar Odom... diye gidiyor.Yeni bir isim var,o da Steve Blake.Daha öncede belirttiğim gibi Lakers çok iyi bir hamleyle kadrosuna kattı.Hem de bu yaz verilen uçuk fiyatların yanında gayet hoş bir kontratla takıma sağlam bir guard kattılar.
Şu anda bu iki takım daha ön planda gibi.
Chicago Bulls,New York Knicks yaz döneminde biraz daha hayal kırıklığı yaratsalarda,hiç fena kadrolar oluşturmadılar.Ancak New York için şunu demek istiyorum,Eddie Curry'nin kontratıyla bir tane sağlam adam şart.Raymond Felton'ı aldıklarına göre point guard düşünmüyorlar,bu yüzden sağlam bir 2 numara alabilirler.Chicago içinse durum çok kötü değil.Ancak içimden şampiyonluğa gidebilirler demek gelmiyor.
Boston Celtics,Orlando Magic'de unutulmamalı.Doğu Miami Heat'e rağmen daha çok karışacak gibi duruyor.Batı'da Lakers saltanatı devam eder gibi.Dediğimiz gibi daha transfer gerçekleşebilir-fakat çokda fantastik bi olay gerçekleşeceğini düşünmüyorum-
Etiketler:
Los Angeles Lakers,
magicmert,
Miami Heat
Pazartesi, Temmuz 19, 2010
Magloire Anlaştı

Miami Heat Kanadalı center,Jamal Magloire ile yeniden anlaştı.Magloire kariyerinde 7.7 sayı,6.7 ribaund ortalamaları ile oynuyor.Bence Miami'den yine iyi bir hamle oldu bu.Tecrübeli bir bench oyuncusu olacak.Magloire 2003-04 sezonunda all star olmuştu.
Etiketler:
JCN,
Miami Heat,
NBA
Çarşamba, Temmuz 14, 2010
Wade :"Favorim Miami Değil"

Dwyane Wade yaptığı açıklamada Lakers'ın ne kadar iyi olduğunu herkesin bildiğini ver 2011 için favorisinin Lakers olduğunu söyledi.Wade alçakgönüllü adammış.
Etiketler:
Dwayne Wade,
JCN,
Miami Heat,
NBA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




