Tim Duncan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tim Duncan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Haziran 16, 2014
Üç Başlıkta 2014 NBA Finalleri
1-Spurs Basketbolu: Basketbol Orgazmı
Uzun süredir basketbolu ve NBA'i takip eden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki hücum performansı bu kadar keskin ve kusursuz başka bir basketbol takımı belki de tarihte yok. Savunma temalı oyun sistemiyle bilinen bir franchise'ın elde ettiği 4 şampiyonluk sonrasında aynı koç ve oyuncu grubuyla hücumda tam bir suikastçiye dönmesi açıklaması zor bir gerçek. Spurs basketbolunun anahtarını oluşturabilecek bir çok etiket var belki fakat ilk sırada gelen şey kesinlikle top paylaşımı. Takımdaki herkesin topu dolaştırabilmesi, topun bir noktada sıkışmaması ve tüm bu top dolaşımı sonrasında cezayı kesebilecek şutörlerin varlığı Spurs hücumunu harika ve savunulamaz kılıyor.
Etiketler:
analiz,
Dwyane Wade,
Lebron James,
Manu Ginobili,
Miami Heat,
San Antonio Spurs,
Tim Duncan
Cumartesi, Haziran 15, 2013
Final Yeniden Başlıyor
Çok fazla hayal kırıklığı ve şanssız sakatlıklar gördüğümüz normal sezondan sonra ilk tur eşleşmeleri de aynı tatsızlıkta ilerlemişti. Tüm bu yavaşlık 2 .tur eşleşmelerinin ardından ani bir ivmeyle tersine döndü ve o süreçten bu yana harika eşleşmeler izledik. Tüm bu seriler sonrasında play-off'ların en anlamlı bölümünde ise en güzel eşleşmeyi bulduk; yani Heat-Spurs final serisini.
Etiketler:
2013,
Dwyane Wade,
Final Serisi,
Lebron James,
NBA Finali,
Tim Duncan,
tony parker
Çarşamba, Mayıs 30, 2012
Spurs: Basketbol, Keyif, Popovich
Bugün Sportivi ekranlarındaki Blogtivi programına katıldım. Kendilerine tekrardan çok teşekkür ediyorum, yeniden yazmaya başlamam için de güzel bir sebep oldu. Twitter'ın benim gibi tembel bloggerları iyice elden ayaktan kestiğini söylemek için Einstein olmaya gerek yok. Ancak 140 karaktere sığamayacak bir sürü şey de yok değil. İnanılmaz şekilde bilgi akışı var. İnternet buluşundan bu yana, özellikle de sosyal ağlar çıktığından beri korkunç şekilde... Tabii getirdikleri olduğu gibi götürdükleri de oluyor. Her neyse 1,5 aydan sonra yeni bir post atıyorum.
Basketbola dönecek olursak, sabaha karşı oynanan maçta Spurs seriyi 2-0 getirdi ve Thunder'ın umutları iyice azaldı. Spurs'ün oynadığı rakiplerin Thunder'a nazaran daha çelimsiz olması acaba dedirtmişti seri öncesinde. Geçen senekinden oldukça farklı bir şekilde dahi olsalar şampiyon ünvanına sahip Dallas Mavericks'i süpürmeleri, 2009 ve 2010 yıllarında şampiyonluk kazanan Lakers'a sadece 1 maç vermeleri, öte yandan Spurs'ün konferans finaline gelirken Lakers ve Mavericks'e göre daha kolay diye tanımlayabileceğimiz rakipler olan Clippers ve Jazz ile oynayarak gelmesi Thunder'ın rakibine göre daha hazır olabileceğini düşünmemizi sağlamıştı. Bu yüzden ilk maçı Thunder alabilir diyordum kendi kendime. Fakat seri öncesinde de büyük çoğunluk gibi Spurs'ün geçeceğini düşünüyordum ancak kafamın bir köşesinde "Thunder'ın tersi kötüdür abicim" diye fısıltılar dönüyordu. Bu fısıltılar sezon içinde oynanan Thunder-Bulls maçından sonra yerleşti, hani Westbrook Ömer'i poster yapmıştı ya, evet o maç, galiba psikolojik..
Popovich öyle bir takım yarattı ki, rakiplerin isimlerine bakmaksızın kendi basketbolunu oynayıp kazanıyorlar. Özellikle Popovich'in yaptığı en büyük devrim, yaşlı bir savunma takımı olan Spurs'ü kısa zaman içinde harika bir hücum takımına çevirmesi oldu. Normal sezon sonrasında mağlubiyet yüzü görmediler. 10 galibiyet 0 mağlubiyet..
Basketbolun izlenebilirliğini en alt seviyeye düşürdüğünü düşündüğüm isolation basketbolu yok Spurs'te. Bu bile yeterli. Hücumda hızlı dönen toplar, pick&rolller, ekstra paslar vs. derken Spurs hücumu son yıllardaki en iyi hücum basketbolu halini alıyor. Sezon ortasında takıma katılan Stephen Jackson bile takımın bi' parçası oldu. Öte yandan Popovich'in yaptığı önemli değişiklik olan Danny Green ve Kawhi Leonard'ın kendilerine çizilen rollere cuk diye oturmuş olması Spurs için büyük avantaj oldu.
Serinin 2-0 olmasındaki önemli sebeplerden biri de Thunder'ın bu seride düşük yüzdeyle oynaması. Thunder değil de Westbrook demeliyim galiba. Lakers'ı paramparça eden Westbrook aynı performansı Tony Parker karşısında gösteremiyor. Lakers'a karşı oynadıklar konferans yarı finalinde %49'la şut atarken, Spurs karşısında %37 ile oynuyor. Geride olmalarının sebebi kesinlikle Westbrook'a bağlanamaz elbette, en büyük sebep tamamen Spurs'ün harika basketbolu. Hiç kaybetmeyecek gibi oynuyorlar. Son 19 maçını kazanan bu takımın playoffların bitimine kısa süre varken 4 kere yenilmesi pek olağan gözükmüyor. Oklohoma City'de oynanacak olan 3.maç en kritik karşılaşma olacak. Nba tarihinde 3-0'dan geri gelen herhangi bi takım yok.
Paylaştığım video Spurs hücumunu anlatmak açısından çok doyurucu olmayabilir ama en azından bi fikir verebilir:
Gönül Spurs-Celtics serisini ister ancak Miami Heat'i 4 kere yenebilecek bi kuvvet göremiyorum yeşillerde.
Etiketler:
magicmert,
San Antonio Spurs,
Tim Duncan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
