San Antonio Spurs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
San Antonio Spurs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Haziran 16, 2014
Üç Başlıkta 2014 NBA Finalleri
1-Spurs Basketbolu: Basketbol Orgazmı
Uzun süredir basketbolu ve NBA'i takip eden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki hücum performansı bu kadar keskin ve kusursuz başka bir basketbol takımı belki de tarihte yok. Savunma temalı oyun sistemiyle bilinen bir franchise'ın elde ettiği 4 şampiyonluk sonrasında aynı koç ve oyuncu grubuyla hücumda tam bir suikastçiye dönmesi açıklaması zor bir gerçek. Spurs basketbolunun anahtarını oluşturabilecek bir çok etiket var belki fakat ilk sırada gelen şey kesinlikle top paylaşımı. Takımdaki herkesin topu dolaştırabilmesi, topun bir noktada sıkışmaması ve tüm bu top dolaşımı sonrasında cezayı kesebilecek şutörlerin varlığı Spurs hücumunu harika ve savunulamaz kılıyor.
Etiketler:
analiz,
Dwyane Wade,
Lebron James,
Manu Ginobili,
Miami Heat,
San Antonio Spurs,
Tim Duncan
Pazar, Ekim 07, 2012
NBA Sezon Öncesi Maçları-2
Dün gece NBA sezon öncesi hazırlık maçları kapmasında oynanan 4 maç vardı. İlk gün Fenerbahçe Ülker Boston Celtics'i İstanbul'da ağırlamıştı. İlk gün yazısı için buradan.
Hazırlık dönemi olduğundan dolayı takımlar %50'lerini bile gösteremiyorlar çoğu zaman. Çaylaklar ve hazırlık kampında yer alan yeri sağlam olmayan oyuncuları görmek açısından çok önemli bir dönem elbette. NBA Europe Live Tour 2012 kapsamında oynanan Mavs-Berlin maçıyla başlayalım.
Dallas Maverics Alba Berlin'i 89-84 mağlup etti.
Dallas Mavericks şampiyon olduktan sonra 2012-13 sezonu öncesindeki transfer sezonuna odaklanmıştı. Chandler'a kontrat vermemelerinin sebebi Deron Williams veyahut takımı Nowitzki'yle birlikte sırtlayabilecek bir oyuncu almaktı. Bir aralar Howard da listelerinde yer alıyordu. Ancak yaz dönemi onlar için hayal kırıklığıydı. Özellikle çoğumuz Williams'ın Nets'ten ayrılıp Texas'ın yolunu tutacağına kesin gözüyle bakıyorduk. Yaz döneminde hiçbir şey yapmadı da değiller tabii. Mayo, Kaman ve Brand oldukça iyi eklemeler. Lige gelmeden önce Mayo hakkında ne konuşulduysa tersi çıktı. Ciddi ciddi süperstar olabileceği konuşuluyordu ancak geçtiğimiz birkaç sezonda pek bir şey göremedik. Brand'in kariyerini ise sakatlık öncesi ve sonrası diye ayırmak gerekli. Dallas'ta 2.beş sahadayken boyalı alanda skor yükünü çekecektir. Kaman ise Haywood ve Brandon Wright'tan sonra çölde bulunan vaha gibi. Kaman dünkü maçta yapabileceklerinin ufak bir özetini gösterdi. Boyalı alanda bitirdiği basketlerden ziyade orta mesafeli şutunun olması takım arkadaşlarının içeri penetrelerinde rakibin boyalı alana gömülmesini engelleyecektir.
Dünkü maçın Mavericks tarafından en olumsuz yanı Beabouis'nın bileğinin dönerek maçı yarıda bırakmasıydı. Pazartesi sabahı durumu belli olacakmış. Ligin underrated oyuncuları arasına koyabileceğim Shawn Marion ve Vince Carter da bu takımın sırtını dayayacağı oyuncular olacak. Carter'ın yüzdeli şut atması ve Marion'ın işin savunma kısmında göstereceği efor çok çok önemli. Ayrıca geçtiğimiz sezonu -kendi standartlarında- kötü bir şut yüzdesiyle bitiren Nowitzki'nin bu sezon göstereceği performans, takımın normal sezonu nerede bitreceğini belirleyecek en büyük etkenlerden biri olacak. Mavericks Europe Live Tour'daki son maçını yarın Barcelona'ya karşı oynayacak. Bu arada bugünkü Real Madrid-Barcelona derbisinde tribünde olacaklar.
Alba Berlin için ise söyleyecek pek bir şey yok benim açımdan. Bundesliga'da ne oluyor ne bitiyor pek bilmiyorum ama Euroleague'de işleri çok zor. Ligin en kolay grubuna düşmelerinden dolayı bir üst tur gelebilir fakat oradan sonrası imkansız. Tar Heels çıkışlı Thompson'a sırtlarını dayamış durumdalar. Euroleague Fantasy oynayanlar Thompson'a rahatça abanabilirler Ayrıca Heiko ve Djedovic'i kadrolarında bulunduruyorlar. Elan Chalon ve Prokom'u altlarına alıp gruptan çıkabilirler.
Gecenin bir diğer maçında Grizzlies Real Madrid'i ağırladı. Grizzlies Madrid'i 105-93 mağlup etti. Real Madrid'de Felipe Reyes 1-8, Llull 2-10 ve Slaughter 2-8 saha içi isabetiyle oynadı. Genel olarak kötü şut attı Madrid. En çok dikkatimi çeken şey Gay'in 38 dakika, Conley'nin 36 dakika ve Gasol'ün 34 dakika sahada kalması oldu. Hollins hazırlık maçı olduğunu unutmuş olsa gerek. Kadroda olup olmayacağı belirsiz 5-6 oyuncuya süre dahi vermedi. En azından Celtics, Spurs ve Mavericks gibi Avrupa takımlarına karşı oynayan iki takımın yaptığı şeyi yapmadılar.
Real Madrid'in geçtiğimiz sezona göre daha iyi bir kadrosu olduğunu söylemek pek yanlış olmaz. Özellikle Rudy Fernandez Euroleague'de büyük fark yaratacaktır. Fenerbahçe Ülker'le birlikte grup liderliği için çekişeceklerini düşünüyorum. Llull'ü hiç sevmediğimden mi bilemiyorum ama Sergio Rodriguez varken Llull'ün oynaması bana garip geliyor. Dün de 20 dakika içinde yaptığı 10 asistle klasını konuşturdu Rodriguez.
Memphis Grizzlies kadrosunu tam anlamıyla koruyan birkaç NBA takımından biri. Play-off'larda Clippers'a 28 sayıdan maç verdiklerinde sezon kısmen bitmişti onlar için. Ellerine daha birçok kere şans gelse de o maçı verdiklerinde film kopmuştu kanımca. Zach Randolph ve Marc Gasol'lü pota altıyla ligin bu alanda iyi takımlarından. OJ Mayo dışında takımdan ayrılan önemli bir oyuncu olmadı. Bayless dışında hatırı sayılır katkı verecek biri de gelmedi. Wayne Ellington'ın fazlaca süre alacağını düşünmüyorum. En başta söylediğim gibi Grizzlies kadrosunu koruyarak yoluna devam etti. Geçen seneden bildiğimiz üzere, çok üst düzey basketbol oynayabilen fakat zaman zaman ritm bozukluğu yaşayıp basit hatalarla maç verebilen bir takım. Mayo'nun benchten getirdiği katkıyı arayabilirler.
Spurs Siena'yı 29 sayı farkla mağlup etti. Pop tam tamına 18 oyuncuya şans verdi. Esasında sezon öncesi maçlarından beklenen ve bana göre doğru olan şey Pop'ın yaptığı gibi nasıl bir performans vereceği belli olmayan oyuncuların ne yapacağını görmektir, yani onlara süre vermek.
Öncelikle Siena bitmiş diyerek başlayalım. Cidden bitmiş. O her sene F4'ü zorlayan takımdan eser yok. Kadronun yaşadığı değişim olumsuz anlamda inanılmaz.Kolay gruba düştüklerinden dolayı Top 16 göreceklerdir fakat ilerisinin olacağını düşünmüyorum. Ayrıca Brown her maç 15-20 şut kullanacaksa işleri var. Ne diyim taraftarına Allah sabır versin.
San Antonio Spurs ise tıpkı Grizzlies gibi kadrosunu tam anlamıyla koruyor. Yüzüğü parmağına takmış Eddy Curry dışında dikkatimizi çeken çok fazla isim yok. De Colo'nun ne yapacağı merak konusu. Parker'ın backup'ında bulduğu sürelerde kendi oyununu NBA arenasına taşıyabilirse kalıcı olabilir. Takım için tek olumsuzluk 3 büyük oyuncusunun her sene bir yaş ilerlemesi konusu. Fakat bu mevzu 3-4 yıldır dönüyor zaten. Parker'ı bir kenara koyalım adam daha 30 yaşında. Ginobili 35, Duncan 36 yaşında. Geçen sezonun bana göre en iyi iki çaylağından biri olan Leonard'ın 2.sezonunda nasıl performans göstereceği onlar adına çok önemli. Ve son olarak Boris Diaw hala kilo vermemiş. Normal sezonda Diaw ve Curry'li bir pota altı görmek nasip olur umarım.
Gecenin en güzel maçı Las Vegas'ta oynandı. Ty Lawson'ın son saniye basketiyle Nuggets Clippers'ı 106-104 mağlup etti. Deandre Jordan'ın 'NBA'in geleceği' Javale McGee'ye art arda 3 blok vurması canımızı oldukça sıktı. İşin şakası McGee'nin beyin ameliyatına ihtiyacı var. Karşısında 70-80 cm'lik çocuklar olduğunu sanıyor bazen. Topu korumayı veya rakibin blok vurup vuramayacağını düşünmeden hareket ediyor. Neyse annesini özledim, dürüstçe itiraf ediyorum.
Nuggets'ta Anthony Carter'ın hala süre aldığını görünce kendimi yaşlı hissetim. 37 yaşında fakat basketbol kariyeri ben bebekken bitmeliydi, ayrıca geçtiğimiz sezon hiçbir şey yapmadı. Takımda ona gelene kadar birçok isim var, Karl muhtemelen süre vermeyecek ama takımda olmasını da pek anlamıyorum. Keza Koufos'u da geçtiğimiz sezon 24 maçta ilk beş oynattı. Mozgov'un Koufos'tan çok çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Nuggets'ın olay takas sonucunda kadrosuna kattığı Igoudala, onların bu yaz için en önemli hamlesi. Afflalo karşılığında geldiğini düşünürsek ucuza kapattıklarını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon pek süre alamayan Jordan Hamilton dün 17 sayıyla oynadı. Bu sene 10-15 dakika civarında süre alabilir. Nuggets geçtiğimiz yıla göre biraz daha şekillenmiş bir kadroya sahip.
Clippers cephesinde oldukça fazla yeni isim var. Willie Green, Lamar Odom, Grant Hill, Matt Barnes, Jamal Crawford. Ronny Turiaf.. Sanika Boru Elazığspor gibi oradan buradan oyuncu aldılar. Gerçi takımın ana parçaları olduğu gibi duruyor. Paul, Griffin, Jordan vs. Yeni oyuncuların takıma adapte olup olamayacağı çok önemli. Lamar Odom'ın geçen sezon yaşadıkları ortada. Bu sezon yeterli seviyede konsantre olacağını düşünüyorum. Yaşına rağmen hala çok değerli bana kalırsa. Flop cezaları en çok bu takımı vurdu. Griffin ismi başlı başına yeterli. Merakla bekliyoruz. Önümüzdeki birkaç maçta yeni oyuncuların performanslarını daha iyi göreceğiz. Çünkü Paul dün gece oynamadı.
Bugünün Programı:
19:Milano-Celtics
21:Bobcats-Wizards-Yeni Bobcats keyif verecek :( -
21:30:Magic-Hornets
05:Lakers-Warriors
Hazırlık dönemi olduğundan dolayı takımlar %50'lerini bile gösteremiyorlar çoğu zaman. Çaylaklar ve hazırlık kampında yer alan yeri sağlam olmayan oyuncuları görmek açısından çok önemli bir dönem elbette. NBA Europe Live Tour 2012 kapsamında oynanan Mavs-Berlin maçıyla başlayalım.
Dallas Maverics Alba Berlin'i 89-84 mağlup etti.
Dallas Mavericks şampiyon olduktan sonra 2012-13 sezonu öncesindeki transfer sezonuna odaklanmıştı. Chandler'a kontrat vermemelerinin sebebi Deron Williams veyahut takımı Nowitzki'yle birlikte sırtlayabilecek bir oyuncu almaktı. Bir aralar Howard da listelerinde yer alıyordu. Ancak yaz dönemi onlar için hayal kırıklığıydı. Özellikle çoğumuz Williams'ın Nets'ten ayrılıp Texas'ın yolunu tutacağına kesin gözüyle bakıyorduk. Yaz döneminde hiçbir şey yapmadı da değiller tabii. Mayo, Kaman ve Brand oldukça iyi eklemeler. Lige gelmeden önce Mayo hakkında ne konuşulduysa tersi çıktı. Ciddi ciddi süperstar olabileceği konuşuluyordu ancak geçtiğimiz birkaç sezonda pek bir şey göremedik. Brand'in kariyerini ise sakatlık öncesi ve sonrası diye ayırmak gerekli. Dallas'ta 2.beş sahadayken boyalı alanda skor yükünü çekecektir. Kaman ise Haywood ve Brandon Wright'tan sonra çölde bulunan vaha gibi. Kaman dünkü maçta yapabileceklerinin ufak bir özetini gösterdi. Boyalı alanda bitirdiği basketlerden ziyade orta mesafeli şutunun olması takım arkadaşlarının içeri penetrelerinde rakibin boyalı alana gömülmesini engelleyecektir.
Dünkü maçın Mavericks tarafından en olumsuz yanı Beabouis'nın bileğinin dönerek maçı yarıda bırakmasıydı. Pazartesi sabahı durumu belli olacakmış. Ligin underrated oyuncuları arasına koyabileceğim Shawn Marion ve Vince Carter da bu takımın sırtını dayayacağı oyuncular olacak. Carter'ın yüzdeli şut atması ve Marion'ın işin savunma kısmında göstereceği efor çok çok önemli. Ayrıca geçtiğimiz sezonu -kendi standartlarında- kötü bir şut yüzdesiyle bitiren Nowitzki'nin bu sezon göstereceği performans, takımın normal sezonu nerede bitreceğini belirleyecek en büyük etkenlerden biri olacak. Mavericks Europe Live Tour'daki son maçını yarın Barcelona'ya karşı oynayacak. Bu arada bugünkü Real Madrid-Barcelona derbisinde tribünde olacaklar.
Alba Berlin için ise söyleyecek pek bir şey yok benim açımdan. Bundesliga'da ne oluyor ne bitiyor pek bilmiyorum ama Euroleague'de işleri çok zor. Ligin en kolay grubuna düşmelerinden dolayı bir üst tur gelebilir fakat oradan sonrası imkansız. Tar Heels çıkışlı Thompson'a sırtlarını dayamış durumdalar. Euroleague Fantasy oynayanlar Thompson'a rahatça abanabilirler Ayrıca Heiko ve Djedovic'i kadrolarında bulunduruyorlar. Elan Chalon ve Prokom'u altlarına alıp gruptan çıkabilirler.
Gecenin bir diğer maçında Grizzlies Real Madrid'i ağırladı. Grizzlies Madrid'i 105-93 mağlup etti. Real Madrid'de Felipe Reyes 1-8, Llull 2-10 ve Slaughter 2-8 saha içi isabetiyle oynadı. Genel olarak kötü şut attı Madrid. En çok dikkatimi çeken şey Gay'in 38 dakika, Conley'nin 36 dakika ve Gasol'ün 34 dakika sahada kalması oldu. Hollins hazırlık maçı olduğunu unutmuş olsa gerek. Kadroda olup olmayacağı belirsiz 5-6 oyuncuya süre dahi vermedi. En azından Celtics, Spurs ve Mavericks gibi Avrupa takımlarına karşı oynayan iki takımın yaptığı şeyi yapmadılar.
Real Madrid'in geçtiğimiz sezona göre daha iyi bir kadrosu olduğunu söylemek pek yanlış olmaz. Özellikle Rudy Fernandez Euroleague'de büyük fark yaratacaktır. Fenerbahçe Ülker'le birlikte grup liderliği için çekişeceklerini düşünüyorum. Llull'ü hiç sevmediğimden mi bilemiyorum ama Sergio Rodriguez varken Llull'ün oynaması bana garip geliyor. Dün de 20 dakika içinde yaptığı 10 asistle klasını konuşturdu Rodriguez.
Memphis Grizzlies kadrosunu tam anlamıyla koruyan birkaç NBA takımından biri. Play-off'larda Clippers'a 28 sayıdan maç verdiklerinde sezon kısmen bitmişti onlar için. Ellerine daha birçok kere şans gelse de o maçı verdiklerinde film kopmuştu kanımca. Zach Randolph ve Marc Gasol'lü pota altıyla ligin bu alanda iyi takımlarından. OJ Mayo dışında takımdan ayrılan önemli bir oyuncu olmadı. Bayless dışında hatırı sayılır katkı verecek biri de gelmedi. Wayne Ellington'ın fazlaca süre alacağını düşünmüyorum. En başta söylediğim gibi Grizzlies kadrosunu koruyarak yoluna devam etti. Geçen seneden bildiğimiz üzere, çok üst düzey basketbol oynayabilen fakat zaman zaman ritm bozukluğu yaşayıp basit hatalarla maç verebilen bir takım. Mayo'nun benchten getirdiği katkıyı arayabilirler.
Spurs Siena'yı 29 sayı farkla mağlup etti. Pop tam tamına 18 oyuncuya şans verdi. Esasında sezon öncesi maçlarından beklenen ve bana göre doğru olan şey Pop'ın yaptığı gibi nasıl bir performans vereceği belli olmayan oyuncuların ne yapacağını görmektir, yani onlara süre vermek.
Öncelikle Siena bitmiş diyerek başlayalım. Cidden bitmiş. O her sene F4'ü zorlayan takımdan eser yok. Kadronun yaşadığı değişim olumsuz anlamda inanılmaz.Kolay gruba düştüklerinden dolayı Top 16 göreceklerdir fakat ilerisinin olacağını düşünmüyorum. Ayrıca Brown her maç 15-20 şut kullanacaksa işleri var. Ne diyim taraftarına Allah sabır versin.
San Antonio Spurs ise tıpkı Grizzlies gibi kadrosunu tam anlamıyla koruyor. Yüzüğü parmağına takmış Eddy Curry dışında dikkatimizi çeken çok fazla isim yok. De Colo'nun ne yapacağı merak konusu. Parker'ın backup'ında bulduğu sürelerde kendi oyununu NBA arenasına taşıyabilirse kalıcı olabilir. Takım için tek olumsuzluk 3 büyük oyuncusunun her sene bir yaş ilerlemesi konusu. Fakat bu mevzu 3-4 yıldır dönüyor zaten. Parker'ı bir kenara koyalım adam daha 30 yaşında. Ginobili 35, Duncan 36 yaşında. Geçen sezonun bana göre en iyi iki çaylağından biri olan Leonard'ın 2.sezonunda nasıl performans göstereceği onlar adına çok önemli. Ve son olarak Boris Diaw hala kilo vermemiş. Normal sezonda Diaw ve Curry'li bir pota altı görmek nasip olur umarım.
Gecenin en güzel maçı Las Vegas'ta oynandı. Ty Lawson'ın son saniye basketiyle Nuggets Clippers'ı 106-104 mağlup etti. Deandre Jordan'ın 'NBA'in geleceği' Javale McGee'ye art arda 3 blok vurması canımızı oldukça sıktı. İşin şakası McGee'nin beyin ameliyatına ihtiyacı var. Karşısında 70-80 cm'lik çocuklar olduğunu sanıyor bazen. Topu korumayı veya rakibin blok vurup vuramayacağını düşünmeden hareket ediyor. Neyse annesini özledim, dürüstçe itiraf ediyorum.
Nuggets'ta Anthony Carter'ın hala süre aldığını görünce kendimi yaşlı hissetim. 37 yaşında fakat basketbol kariyeri ben bebekken bitmeliydi, ayrıca geçtiğimiz sezon hiçbir şey yapmadı. Takımda ona gelene kadar birçok isim var, Karl muhtemelen süre vermeyecek ama takımda olmasını da pek anlamıyorum. Keza Koufos'u da geçtiğimiz sezon 24 maçta ilk beş oynattı. Mozgov'un Koufos'tan çok çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Nuggets'ın olay takas sonucunda kadrosuna kattığı Igoudala, onların bu yaz için en önemli hamlesi. Afflalo karşılığında geldiğini düşünürsek ucuza kapattıklarını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon pek süre alamayan Jordan Hamilton dün 17 sayıyla oynadı. Bu sene 10-15 dakika civarında süre alabilir. Nuggets geçtiğimiz yıla göre biraz daha şekillenmiş bir kadroya sahip.
Clippers cephesinde oldukça fazla yeni isim var. Willie Green, Lamar Odom, Grant Hill, Matt Barnes, Jamal Crawford. Ronny Turiaf.. Sanika Boru Elazığspor gibi oradan buradan oyuncu aldılar. Gerçi takımın ana parçaları olduğu gibi duruyor. Paul, Griffin, Jordan vs. Yeni oyuncuların takıma adapte olup olamayacağı çok önemli. Lamar Odom'ın geçen sezon yaşadıkları ortada. Bu sezon yeterli seviyede konsantre olacağını düşünüyorum. Yaşına rağmen hala çok değerli bana kalırsa. Flop cezaları en çok bu takımı vurdu. Griffin ismi başlı başına yeterli. Merakla bekliyoruz. Önümüzdeki birkaç maçta yeni oyuncuların performanslarını daha iyi göreceğiz. Çünkü Paul dün gece oynamadı.
Bugünün Programı:
19:Milano-Celtics
21:Bobcats-Wizards-Yeni Bobcats keyif verecek :( -
21:30:Magic-Hornets
05:Lakers-Warriors
Perşembe, Eylül 20, 2012
Spurs'ün Yeni Forması
Koskoca NBA tarihinde forma renklerini değiştirmeyen nadir takımlardan biri de Spurs. Pembeli logoyu değiştirdiklerinden beri logoyu da değiştirmediler gerçi.
Şu logodan söz ediyorum:
Spurs'ün bu sezon giyeceği alternatif forma tanıtıldı. İdman forması gibi olmuş, açıkçası ben pek beğenmedim. 80'lerde bu tarz bi formaları vardı hatırladığım kadarıyla. Ancak bu sefer formanın önüne Spurs yazmayıp sadece logoyu koyunca biraz farklı olmuş.
Etiketler:
Forma Tanıtımı,
San Antonio Spurs
Salı, Haziran 05, 2012
Thunder Büyük Oynadı
4.maçı kaybettikten sonra Gregg Popovich bazı şeyleri değiştirmesi gerektiği iç güdüsüne kapılmış olsa gerek. Manu Ginobili'nin bu sene playofflarda ilk kez ilk beş başlaması buna bağlanabilir. Manu olağanüstü oynadı ancak takımın çok önemli parçası Danny Green bir anda rotasyondan çıkmış oldu. Gary Neal'in berbat şut atması olayı daha belirgin hale getirdi. Tony Parker'ın Spurs'ün en kilit ismi olduğunu defalarca söyledik, o ne zaman devre dışı kalsa Spurs çok zorlanıyor ve çoğu maçı da kaybediyor. Dün 20 sayı atması onun etkili olduğunu göstermiyor. %33'le şut atması, 40 dakikada 4 asist 5 top kaybı yapması performansını özetliyor. Sezon içinde Spurs'ün iyi gözükmesini sağlayan ana parça Tony Parker'dı.
Thunder için ise The Godfather=Durant demek istiyorum, kesinlikle diğer oyunculara haksızlık değil bu. Durant innnnaaaanılmaaazzz bir sezon geçiriyor, her şeyiyle. Westbrook ise geçtiğimiz serilerde oldukça isabetli oynadıktan sonra, bu seride yüzdesiz atmaya devam ediyor, fakat sezondakinden farklı şekilde takımı oynatmaya yöneldiği için onun yüzdesiz atması pek sorun değil. Kısacası kontrolden çıkıp hastalıklı bir hal almıyor. Dünkü maç için pek geçerli olmasa bile playoffların genelinde bu şekildeydi.
Uzun lafın kısası Thunder her şeyiyle Spurs'e karşılık veriyor. Maçın 3.çeyreği her şeyi güzelce özetledi. 16-4 seri yakalayan Spurs, kendi oyununu oynamaya başladığı anda Thunder hızlı hücumlarla dengelerini bozdu ve farkı korudu. İlk iki maçtan sonra serinin 4-0'a gideceğini ciddi ciddi düşünürken, şimdi tam tersi şeyler düşünmem çok acayip İbrahim. Thunder finale çıkarsa da gram üzülmem, hak ettiler.
Etiketler:
magicmert,
NBA,
Oklahoma City Thunder,
San Antonio Spurs
Pazar, Haziran 03, 2012
Seri Yeniden Başlıyor
Oklohoma City Thunder 2010'da Lakers'a karşı başarmış olduğu şeyi yani 2-0'dan geri gelmeyi tekrardan başardı. Seri 2-2 ile Texas'a gidiyor, bir bakıma serinin yeniden başladığını söyleyebiliriz. Oklohoma City Thunder'ın 3.maçtaki performansını belli bir sistem üzerinden gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Sefa'yı Parker üzerine salıp Parker'ın hücum yollarını kapatmaları, Westbrook'un hücumdan çok savunmaya yönelmesi, keza hücumda da skoru bulmaktan çok takıma yönelik oynaması falan fıstık.. 4.maçın tek cümlelik özeti ise, Thunder savunmasının Gulyabani'leri Ibaka ve Perkins'in hücumda hiç beklenmedik performans vermesiydi. Perkins ve Ibaka toplamda 20'de 18'le oynadılar. 41 sayı 14 ribaundlık katkı getirdiler. San Antonio'daki maçlarla Okc'deki maçlar arasında uçurum var. İlk iki maçta Thunder, Durant ve Westbrook merkezli bir oyun oynarken, içerideki maçlarda top kullanma bakımından pek alışkın olmadığımız bir dağılma mevcuttu.
Spurs gibi veteran takımların bu gibi kritik maçları almasına alışkınızdır. Ancak dün Thunder uzunlarından gelen ekstra basketler oyunun kaderini değiştirdi. Ayrıca Oklohoma City taraftarı açık ara playoffun en iyi taraftarı. Şu atmosferde Charlotte'la oynasalar bile sarabilir, belki. Spurs'ün kaçan her şutunda gol olmuş gibi sevinmeleri vs. Güzeldi.
Tony Parker 3.maç sonunda "Daha önce Thabo'yla eşleşmiştim, alışkınım, problem değil" demişti. Buradan hiç öyle gözükmüyor, iki maçtır kendisinden beklenilenin ya da ihtiyaç duyulanın çok altında oynuyor. Sefolosha ligin en iyi 3-5 dış savunmacısından biri ancak Pop buna çözüm getirmeli. Öte yandan Tiago Splitter sıvama bölümünü de geride bıraktı. İlk sezonu da değil ki artık heyecana bağlayalım. Avrupa'daki performansıyla yakından uzaktan alakası yok. Dün sadece 5 dakika görev verdi Pop. O sürede de eli ayağı birbirine karıştı. Popovich'in pek düşünmediği Dejuan Blair iyi hava getirdi oynadığı bölümde. Perkins'le eşleşmesini iple çekiyoruz, efsaneydi. Duncan'ın istatistiklerine bakarak serinin en iyi maçını çıkardığını söyleyebilirsiniz ancak maçı izleyen biri için pek öyle değildi. Hücumda daha aktif olması gerek. Top ona değmeli, yüksek postta pick&roll yaparak şut atmayacak bile olsa savunmanın dengesini bozabiliyor.
Thunder için ise yapılmış, yapılacak en yanlış şey Fisher'a 5+dakikalarda süre vermek. Hiçbir vasfı yok. Serinin ilk maçında 6/8'la 13 sayı attı diye serinin geri kalanında 20 dakika süre vermeye gerek yok. Kenarda oturup abiliğini gayet güzel gerçekleştirebilir. Tabii yine minumum 15 dakikalarda süre almaya devam edecek.
Takım iki maçtır toplu halde iyi oynadığı için Westbrook potayı çok çok fazla zorlamıyor. Dün yine çok kötü yüzdeyle oynadı(2/10). Durant'e ise söylenecek laf yok, enfes oynuyor.
5.maçı alanın seriyi geçeceğini düşünüyorum. Spurs bu seviyede oynamaya çok alışkın. Taraftarın bile bu seviyelerde bi olmuşluğu var. Thunder'ın da dediğimiz gibi 2010'da aynı atmosferi yaşamışlığı mevcut. Doğu yakasındakinden çok daha zevkli geçtiğini düşündüğüm bu eşleşmenin gelecek maçını heyecanla bekliyoruz.
Etiketler:
mag,
NBA,
Oklahoma City Thunder,
San Antonio Spurs
Cuma, Haziran 01, 2012
Spurs'ün Serisi Sona Erdi
Saat 4'e kadar bekleyip ilk çeyrek sonunda uyuyakalarak maçın büyük bir kısmını kaçırdım. Skora bakmadan önce oldukça üzüldüm. Neyse ki son topa kadar giden bir maç olmamış. Spurs playofflar başladığından bu yana ilk mağlubiyetini almış oldu. Maçın diğer iki karşılaşmadan farkı Thunder'ın Spurs'ü 82 sayıda tutmuş olması. Thabo Sefolosha'nın getirdiği savunma katkısının yanında attığı 19 sayı kilit nokta olmuş. Maçı izlemediğim için bol keseden sallamıyorum, özeti koyuyorum.
2010'da Lakers-Thunder eşleşmesinde Okc'ye 2-0'la giden seri 2-2'ye gelmiş, sonrasında Lakers 4-2'yle geçmişti.
Etiketler:
magicmert,
NBA,
Oklahoma City Thabo Sefolosha,
San Antonio Spurs
Çarşamba, Mayıs 30, 2012
Spurs: Basketbol, Keyif, Popovich
Bugün Sportivi ekranlarındaki Blogtivi programına katıldım. Kendilerine tekrardan çok teşekkür ediyorum, yeniden yazmaya başlamam için de güzel bir sebep oldu. Twitter'ın benim gibi tembel bloggerları iyice elden ayaktan kestiğini söylemek için Einstein olmaya gerek yok. Ancak 140 karaktere sığamayacak bir sürü şey de yok değil. İnanılmaz şekilde bilgi akışı var. İnternet buluşundan bu yana, özellikle de sosyal ağlar çıktığından beri korkunç şekilde... Tabii getirdikleri olduğu gibi götürdükleri de oluyor. Her neyse 1,5 aydan sonra yeni bir post atıyorum.
Basketbola dönecek olursak, sabaha karşı oynanan maçta Spurs seriyi 2-0 getirdi ve Thunder'ın umutları iyice azaldı. Spurs'ün oynadığı rakiplerin Thunder'a nazaran daha çelimsiz olması acaba dedirtmişti seri öncesinde. Geçen senekinden oldukça farklı bir şekilde dahi olsalar şampiyon ünvanına sahip Dallas Mavericks'i süpürmeleri, 2009 ve 2010 yıllarında şampiyonluk kazanan Lakers'a sadece 1 maç vermeleri, öte yandan Spurs'ün konferans finaline gelirken Lakers ve Mavericks'e göre daha kolay diye tanımlayabileceğimiz rakipler olan Clippers ve Jazz ile oynayarak gelmesi Thunder'ın rakibine göre daha hazır olabileceğini düşünmemizi sağlamıştı. Bu yüzden ilk maçı Thunder alabilir diyordum kendi kendime. Fakat seri öncesinde de büyük çoğunluk gibi Spurs'ün geçeceğini düşünüyordum ancak kafamın bir köşesinde "Thunder'ın tersi kötüdür abicim" diye fısıltılar dönüyordu. Bu fısıltılar sezon içinde oynanan Thunder-Bulls maçından sonra yerleşti, hani Westbrook Ömer'i poster yapmıştı ya, evet o maç, galiba psikolojik..
Popovich öyle bir takım yarattı ki, rakiplerin isimlerine bakmaksızın kendi basketbolunu oynayıp kazanıyorlar. Özellikle Popovich'in yaptığı en büyük devrim, yaşlı bir savunma takımı olan Spurs'ü kısa zaman içinde harika bir hücum takımına çevirmesi oldu. Normal sezon sonrasında mağlubiyet yüzü görmediler. 10 galibiyet 0 mağlubiyet..
Basketbolun izlenebilirliğini en alt seviyeye düşürdüğünü düşündüğüm isolation basketbolu yok Spurs'te. Bu bile yeterli. Hücumda hızlı dönen toplar, pick&rolller, ekstra paslar vs. derken Spurs hücumu son yıllardaki en iyi hücum basketbolu halini alıyor. Sezon ortasında takıma katılan Stephen Jackson bile takımın bi' parçası oldu. Öte yandan Popovich'in yaptığı önemli değişiklik olan Danny Green ve Kawhi Leonard'ın kendilerine çizilen rollere cuk diye oturmuş olması Spurs için büyük avantaj oldu.
Serinin 2-0 olmasındaki önemli sebeplerden biri de Thunder'ın bu seride düşük yüzdeyle oynaması. Thunder değil de Westbrook demeliyim galiba. Lakers'ı paramparça eden Westbrook aynı performansı Tony Parker karşısında gösteremiyor. Lakers'a karşı oynadıklar konferans yarı finalinde %49'la şut atarken, Spurs karşısında %37 ile oynuyor. Geride olmalarının sebebi kesinlikle Westbrook'a bağlanamaz elbette, en büyük sebep tamamen Spurs'ün harika basketbolu. Hiç kaybetmeyecek gibi oynuyorlar. Son 19 maçını kazanan bu takımın playoffların bitimine kısa süre varken 4 kere yenilmesi pek olağan gözükmüyor. Oklohoma City'de oynanacak olan 3.maç en kritik karşılaşma olacak. Nba tarihinde 3-0'dan geri gelen herhangi bi takım yok.
Paylaştığım video Spurs hücumunu anlatmak açısından çok doyurucu olmayabilir ama en azından bi fikir verebilir:
Gönül Spurs-Celtics serisini ister ancak Miami Heat'i 4 kere yenebilecek bi kuvvet göremiyorum yeşillerde.
Etiketler:
magicmert,
San Antonio Spurs,
Tim Duncan
Cumartesi, Temmuz 10, 2010
Spurs Splitter ile anlaştı

Brazilya'lı pivot Tiago Splitter (25), NBA'deki haklarını elinde bulunduran San Antonio Spurs ile anlaşmaya vardı. Geride bıraktığımız sezon ACB (İspanya) Ligi'nde Caja Laboral takımıyla MVP olan Splitter anlaşmayı ise Pazartesi günü imzalayacak.
Etiketler:
FSM,
NBA,
San Antonio Spurs
Cuma, Temmuz 09, 2010
Shaq-Spurs Yakınlaşması
Geçen gün Shaquille O'neal'ın geleceğiyle ilgili burada bir kaç şey karalamıştım.Orada Dallas ve Atlanta ihtimallerinden söz ettim.Ancak bugun çıkan haberlere göre San Antonio'da Shaq için devreye girmiş.Valla duyar duymaz heyecan bastı beni.Atlanta,Dallas bana göre Shaq'a uygun takımlar değil.Ancak Spurs'e cuk diye oturabilir.Duncan'la çok iyi işler yapabilirler.Bana göre Duncan'ın oyun stili Shaq'a çok uygun.Duncan'ın tahta elli bir uzun olmadığını da düşünürsek,bu iş olursa tadından yenmez.
Tabii ki Shaq eskisi gibi değil ama bu takımda iyi işler becerebilir-gerek takım başarısı,gerek kendi istatistikleri bakımından-.
Atlanta tercihi inanılmaz yanlış olur.Josh Smith'le Shaq'ın yanyana oynayacağını düşününce tüylerim diken diken oluyor.
Dallas'da açıkcası Spurs kadar cazip gelmiyor.Haywood'la imzaladıkları kontrat Shaq fikrini sildiklerinin bir göstergesi olabilir.Nedeni;o kontratlı bir Haywood benchte oturtturulmaz-Daum'un Güiza'ya yaptığı gibi-,ayrıca Shaq'ın egoları benche sığmaz.
Shaq'ın istediği kontratda aşağı yukarı belli.Muhtemelen Shaq 2 yıllık 11.6 md alacaktır.
Etiketler:
FA 2010,
magicmert,
NBA,
San Antonio Spurs,
Shaquille O'neal
Cumartesi, Temmuz 03, 2010
Spurs Brezilyalı'nın Peşinde
S.A Spurs geçtiğimiz sezonu İspanya'da şampiyon olarak kapatan Caja Laboral'in Brezilyalı yıldızı Tiago Splitter'in peşinde.
Etiketler:
JCN,
NBA,
San Antonio Spurs
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

