dirk nowitzki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dirk nowitzki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ekim 07, 2012

NBA Sezon Öncesi Maçları-2

Dün gece NBA sezon öncesi hazırlık maçları kapmasında oynanan 4 maç vardı. İlk gün Fenerbahçe Ülker Boston Celtics'i İstanbul'da ağırlamıştı. İlk gün yazısı için buradan.

Hazırlık dönemi olduğundan dolayı takımlar %50'lerini bile gösteremiyorlar çoğu zaman. Çaylaklar ve hazırlık kampında yer alan yeri sağlam olmayan oyuncuları görmek açısından çok önemli bir dönem elbette. NBA Europe Live Tour 2012 kapsamında oynanan Mavs-Berlin maçıyla başlayalım.

Dallas Maverics Alba Berlin'i 89-84 mağlup etti.



Dallas Mavericks şampiyon olduktan sonra 2012-13 sezonu öncesindeki transfer sezonuna odaklanmıştı. Chandler'a kontrat vermemelerinin sebebi Deron Williams veyahut takımı Nowitzki'yle birlikte sırtlayabilecek bir oyuncu almaktı. Bir aralar Howard da listelerinde yer alıyordu. Ancak yaz dönemi onlar için hayal kırıklığıydı. Özellikle çoğumuz Williams'ın Nets'ten ayrılıp Texas'ın yolunu tutacağına kesin gözüyle bakıyorduk. Yaz döneminde hiçbir şey yapmadı da değiller tabii. Mayo, Kaman ve Brand oldukça iyi eklemeler. Lige gelmeden önce Mayo hakkında ne konuşulduysa tersi çıktı. Ciddi ciddi süperstar olabileceği konuşuluyordu ancak geçtiğimiz birkaç sezonda pek bir şey göremedik. Brand'in kariyerini ise sakatlık öncesi ve sonrası diye ayırmak gerekli. Dallas'ta 2.beş sahadayken boyalı alanda skor yükünü çekecektir. Kaman ise Haywood ve Brandon Wright'tan sonra çölde bulunan vaha gibi. Kaman dünkü maçta yapabileceklerinin ufak bir özetini gösterdi. Boyalı alanda bitirdiği basketlerden ziyade orta mesafeli şutunun olması takım arkadaşlarının içeri penetrelerinde rakibin boyalı alana gömülmesini engelleyecektir.

Dünkü maçın Mavericks tarafından en olumsuz yanı Beabouis'nın bileğinin dönerek maçı yarıda bırakmasıydı. Pazartesi sabahı durumu belli olacakmış. Ligin underrated oyuncuları arasına koyabileceğim Shawn Marion ve Vince Carter da bu takımın sırtını dayayacağı oyuncular olacak. Carter'ın yüzdeli şut atması ve Marion'ın işin savunma kısmında göstereceği efor çok çok önemli. Ayrıca geçtiğimiz sezonu -kendi standartlarında- kötü bir şut yüzdesiyle bitiren Nowitzki'nin bu sezon göstereceği performans, takımın normal sezonu nerede bitreceğini belirleyecek en büyük etkenlerden biri olacak. Mavericks Europe Live Tour'daki son maçını yarın Barcelona'ya karşı oynayacak. Bu arada bugünkü Real Madrid-Barcelona derbisinde tribünde olacaklar.

Alba Berlin için ise söyleyecek pek bir şey yok benim açımdan. Bundesliga'da ne oluyor ne bitiyor pek bilmiyorum ama Euroleague'de işleri çok zor. Ligin en kolay grubuna düşmelerinden dolayı bir üst tur gelebilir fakat oradan sonrası imkansız. Tar Heels çıkışlı Thompson'a sırtlarını dayamış durumdalar. Euroleague Fantasy oynayanlar Thompson'a rahatça abanabilirler  Ayrıca Heiko ve Djedovic'i kadrolarında bulunduruyorlar. Elan Chalon ve Prokom'u altlarına alıp gruptan çıkabilirler.




Gecenin bir diğer maçında Grizzlies Real Madrid'i ağırladı. Grizzlies Madrid'i 105-93 mağlup etti. Real Madrid'de Felipe Reyes 1-8, Llull 2-10 ve Slaughter 2-8 saha içi isabetiyle oynadı. Genel olarak kötü şut attı Madrid. En çok dikkatimi çeken şey Gay'in 38 dakika, Conley'nin 36 dakika ve Gasol'ün 34 dakika sahada kalması oldu. Hollins hazırlık maçı olduğunu unutmuş olsa gerek. Kadroda olup olmayacağı belirsiz 5-6 oyuncuya süre dahi vermedi. En azından Celtics, Spurs ve Mavericks gibi Avrupa takımlarına karşı oynayan iki takımın yaptığı şeyi yapmadılar.


Real Madrid'in geçtiğimiz sezona göre daha iyi bir kadrosu olduğunu söylemek pek yanlış olmaz. Özellikle  Rudy Fernandez Euroleague'de büyük fark yaratacaktır. Fenerbahçe Ülker'le birlikte grup liderliği için çekişeceklerini düşünüyorum. Llull'ü hiç sevmediğimden mi bilemiyorum ama Sergio Rodriguez varken Llull'ün oynaması bana garip geliyor. Dün de 20 dakika içinde yaptığı 10 asistle klasını konuşturdu Rodriguez.

Memphis Grizzlies kadrosunu tam anlamıyla koruyan birkaç NBA takımından biri. Play-off'larda Clippers'a 28 sayıdan maç verdiklerinde sezon kısmen bitmişti onlar için. Ellerine daha birçok kere şans gelse de o maçı verdiklerinde film kopmuştu kanımca. Zach Randolph ve Marc Gasol'lü pota altıyla ligin bu alanda iyi takımlarından. OJ Mayo dışında takımdan ayrılan önemli bir oyuncu olmadı. Bayless dışında hatırı sayılır katkı verecek biri de gelmedi. Wayne Ellington'ın fazlaca süre alacağını düşünmüyorum. En başta söylediğim gibi Grizzlies kadrosunu koruyarak yoluna devam etti. Geçen seneden bildiğimiz üzere, çok üst düzey basketbol oynayabilen fakat zaman zaman ritm bozukluğu yaşayıp basit hatalarla maç verebilen bir takım. Mayo'nun benchten getirdiği katkıyı arayabilirler.



Spurs Siena'yı 29 sayı farkla mağlup etti. Pop tam tamına 18 oyuncuya şans verdi. Esasında sezon öncesi maçlarından beklenen ve bana göre doğru olan şey Pop'ın yaptığı gibi nasıl bir performans vereceği belli olmayan oyuncuların ne yapacağını görmektir, yani onlara süre vermek.

Öncelikle Siena bitmiş diyerek başlayalım. Cidden bitmiş. O her sene F4'ü zorlayan takımdan eser yok. Kadronun yaşadığı değişim olumsuz anlamda inanılmaz.Kolay gruba düştüklerinden dolayı Top 16 göreceklerdir fakat ilerisinin olacağını düşünmüyorum. Ayrıca Brown her maç 15-20 şut kullanacaksa işleri var. Ne diyim taraftarına Allah sabır versin.

San Antonio Spurs ise tıpkı Grizzlies gibi kadrosunu tam anlamıyla koruyor. Yüzüğü parmağına takmış Eddy Curry dışında dikkatimizi çeken çok fazla isim yok. De Colo'nun ne yapacağı merak konusu. Parker'ın backup'ında bulduğu sürelerde kendi oyununu NBA arenasına taşıyabilirse kalıcı olabilir.  Takım için tek olumsuzluk 3 büyük oyuncusunun her sene bir yaş ilerlemesi konusu. Fakat bu mevzu 3-4 yıldır dönüyor zaten. Parker'ı bir kenara koyalım adam daha 30 yaşında. Ginobili 35, Duncan 36 yaşında. Geçen sezonun bana göre en iyi iki çaylağından biri olan Leonard'ın 2.sezonunda nasıl performans göstereceği onlar adına çok önemli. Ve son olarak Boris Diaw hala kilo vermemiş. Normal sezonda Diaw ve Curry'li bir pota altı görmek nasip olur umarım.



Gecenin en güzel maçı Las Vegas'ta oynandı. Ty Lawson'ın son saniye basketiyle Nuggets Clippers'ı 106-104 mağlup etti. Deandre Jordan'ın 'NBA'in geleceği' Javale McGee'ye art arda 3 blok vurması canımızı oldukça sıktı. İşin şakası McGee'nin beyin ameliyatına ihtiyacı var. Karşısında 70-80 cm'lik çocuklar olduğunu sanıyor bazen. Topu korumayı veya rakibin blok vurup vuramayacağını düşünmeden hareket ediyor. Neyse annesini özledim, dürüstçe itiraf ediyorum.



Nuggets'ta Anthony Carter'ın hala süre aldığını görünce kendimi yaşlı hissetim. 37 yaşında fakat basketbol kariyeri ben bebekken bitmeliydi, ayrıca geçtiğimiz sezon hiçbir şey yapmadı. Takımda ona gelene kadar birçok isim var, Karl muhtemelen süre vermeyecek ama takımda olmasını da pek anlamıyorum. Keza Koufos'u da geçtiğimiz sezon 24 maçta ilk beş oynattı. Mozgov'un Koufos'tan çok çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Nuggets'ın olay takas sonucunda kadrosuna kattığı Igoudala, onların bu yaz için en önemli hamlesi. Afflalo karşılığında geldiğini düşünürsek ucuza kapattıklarını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon pek süre alamayan Jordan Hamilton dün 17 sayıyla oynadı. Bu sene 10-15 dakika civarında süre alabilir. Nuggets geçtiğimiz yıla göre biraz daha şekillenmiş bir kadroya sahip.

Clippers cephesinde oldukça fazla yeni isim var. Willie Green, Lamar Odom, Grant Hill, Matt Barnes, Jamal Crawford. Ronny Turiaf.. Sanika Boru Elazığspor gibi oradan buradan oyuncu aldılar. Gerçi takımın ana parçaları olduğu gibi duruyor. Paul, Griffin, Jordan vs. Yeni oyuncuların takıma adapte olup olamayacağı çok önemli. Lamar Odom'ın geçen sezon yaşadıkları ortada. Bu sezon yeterli seviyede konsantre olacağını düşünüyorum. Yaşına rağmen hala çok değerli bana kalırsa. Flop cezaları en çok bu takımı vurdu. Griffin ismi başlı başına yeterli. Merakla bekliyoruz. Önümüzdeki birkaç maçta yeni oyuncuların performanslarını daha iyi göreceğiz. Çünkü Paul dün gece oynamadı.

Bugünün Programı:

19:Milano-Celtics
21:Bobcats-Wizards-Yeni Bobcats keyif verecek :( -
21:30:Magic-Hornets
05:Lakers-Warriors



Perşembe, Eylül 06, 2012

Götümde Dirk Dövmesi Elimde Larry O'Brien Trophy'si




Oldukça bayat bir haber bu. Geçen seneden. Benim gibi kaçıranlar için paylaşmak istedim. 2011'de gelen şampiyonluk sonrası kıçına Dirk Nowitzki dövmesi yaptıran Derek Dilday'ın niye böyle bir mallık yaptığını anlamaya çalışacağız. Anlaşılacak bir şey değil tabii ki, ancak spor insanlara neler yaptırıyor yahu. Akıllı adamın yapacağı iş değil, orası ayrı.




Derek Dilday söz verdiği üzere poposunun fotoğrafını çekip Facebook'a koyduktan sonra resim yayılmış da yayılmış. Sonrasında ise Dallas Observer'a neden yaptığıyla ilgili bir şeyler söylemiş.

"Büyük bir Dirk hayranı olmamdan dolayı aklıma böyle bir fikir geldi. Dirk'ün bu şampiyonluğu ne kadar çok istediğini bildiğim için şampiyon olduğu takdirde böyle bir şey yapacağımı Facebook üzerinden paylaştım. Bir çok geri mesaj aldım, Dirk şampiyonluk kupasını kaldırdığında dövmeyi yaptırmak zorunda olacağımı biliyordum. Miami'ye karşı final oynamamız her şeyi daha anlamlı kılmıştı. Seri sonunda Dirk Larry O'Brien kupasını kaldırdığında hayatımın en güzel anını yaşadım, hemen ardından liseden tanıdığım dövme yapabilen bir arkadaşı aradım. Şimdi farkındayıim, hayatım boyunca Dirk'ün suratının üzerine oturacağım."

Dediğim gibi akıllı işi değil ancak sol loba Cuban dövmesi yaptırsa daha çok beğeni toplayabilirdi.

Pazartesi, Aralık 26, 2011

İlk Günden Sonra Akılda Kalanlar


Öncelikle mükemmel bir basketbol şöleni yaşadık dün gece. Art arda tam 4 maç izledim, Clippers maçını bünyem kaldıramadı. League Pass'in başlarda çuvallaması can sıksa bile sonradan kendine gelmesi büyük keyif oldu.

Çarşamba, Haziran 08, 2011

Dallas Mavericks Eşitledi



Bu sabaha karşı oynanan maçta Dallas Mavericks Miami Heat'i sahasında yenmeyi başardı.Bu maç öncesinde 2-1 Heat lehine olan seride,4.maçı Heat'in kazanması sonucunda Mavs için her şey alt üst olabilirdi.Birçok olumsuzluğa rağmen,ayakta kalmalarının sonucunda seriyi 2-2'ye getirmeyi başardılar.

3.maçın kaybedilmesiyle,Mavs adına ölüm kalım maçı şeklini alan bu maçı Dallas lehine çeviren adam şüphesiz Dirk Nowitzki'ydi.39 derece ateşle oynayan Dirk,oyunun son bölümlerinde oynadığı oyunla efsanevi performans sergiledi.Sadece istatistikleri açanlar Dirk kötü yüzdeyle falan atmış diyebilirler.Böyle insanlardan uzak durun.Her neyse,sahada durması büyük alkış gerektirirken,adam son bölümde maçı kazandıran sayıları kaydetti.Michael Jordan'ın 1997 NBA Finali 5.Maç'ta gösterdiği performansı hatırlattı.Keza Jordan'da 39 derece ateşle çıkıp 38 sayı 7 ribaund 5 asistle oynamış,seriyi 3-2'ye getirmişti.-Geçtiğimiz dönemde yazdığımız Unutulmaz An yazı dizisinde yazmıştık bunu.Buradan buyrun.-

Brendan Haywood ve Peja Stojakovic'in de devre dışı kalmasıyla rotasyonu çok daralan,Bryan Cardinal gibi adamların süreler aldığı Mavericks'de,dar rotasyondaki oyuncular iyi katkı verince galibiyet geldi.Oyunun Dallas Mavericks adına 3 kırılma noktası vardı.İlki Miami Heat'in 6-7 sayı öne geçtiği sırada,art arda gelen Shawn Marion'ın basketleri..3.maçta biraz bocalayan ama seriyi harika geçiren Marion'ın bugünkü performansı da gayet iyiydi.Son çeyrekte pek kullanılmadı,ancak dediğim gibi takımı ayakta tutan basketleri attı,16 sayı kaydetti.İkinci kırılma noktası,Miami Heat son çeyrekte farkı 9'a çıkardıktan sonra gelen molanın ardından,Terry'nin art arda bulduğu basketler.Mavericks'in oyunda kalmasını sağladı o basketler.Üçüncü kırılma noktası da tabii ki Dirk'ün attığı turnike.2.maçta yaptığını bu kez sağ taraftan,daha zorlu olmasına rağmen bitirmeyi başardı.

Öte yandan Deshawn Stevenson ve Tyson Chandler'ın katkıları çok önemliydi.Stevenson'ın ekstra katkısı ilk yarıda verilen hücum ribaundlarına rağmen farkın açılmasını engelledi.Tyson Chandler'ın 16 ribaundluk performansı keza çok önemliydi.Özellikle son bölümde aldıkları,yanına birde 13 sayı koydu.

İstatistiklere bakınca 0 sayı 3 asist 3 ribaund 4 top kaybı.Kidd'den bahsediyorum.Kobe Bryant'ı harika savunduktan sonra,bugünde kimle eşleşse zor anlar yaşattı.Wade,LeBron..İsim fark etmiyor,ayaklar belki eskisi gibi gitmiyor ama zeka değişmiyor.

Miami Heat tarafına bakacak olursak,pozitif olarak göreceğimiz iki oyuncu Bosh ve Wade var.Bosh'ın çok ön planda olmadan 24 sayı kaydetmesi Heat için güzel.Çünkü,kimse ondan topu eline alıp kendi pozisyonunu yaratmasını beklemiyor.Öte yandan,Dwyane Wade olağanüstü oynadı.32 sayı 6 ribaund 2 blok.1 blokta Tyson Chandler'a vurduğu müthiş blok.Wade bugün kazanmak için her şeyi yaptı,atladı zıpladı.Burada lafın kime geleceği belli...

LeBron James'in ilk kez bir play-off maçında 10- sayı attığına şahit olduk.Geçtimiz sezonki Celtics-Cavaliers eşleşmesinde kaybolduğuna şahit olmuştuk,ancak böyle karanlıklarda saklanan vampir izlenimi vermemişti.Meydana çıkmadı adeta.Şunu belirtmek istiyorum kısaca,agresifliğinden uzaktı.Vücudunu kullanarak,hakemlerinde yardımıyla basit düdükler alabilen birinin daha agresif olması şart.Ki zaten çoğu zaman bunları uygular.Bugün değişikti,Wade'in arkasında kaldı.Hatta baya bir arkasında.Harika asistler yaptığını belirtelim ama sadece asist onun için çok yetersiz,yanına 4 top kaybı ekledi ayrıca.

Heat'in benchinden hiçbir ekstra katkı gelmeyince maçı kaybetmeleri kaçınılmaz oldu.Mike Bibby Barea sebebiyle yeterince süre alamadı.Chalmers,Miller,Haslem'de istenilen katkıyı veremedi.Wade-LeBron-Bosh üçlüsünün oluşturduğu tehdit sebebiyle bol bol boş şutlar bulabilen diğer oyuncuların,bu atışları kaçırmaları Miami'nin çözülmesinin başlangıcı oldu.Mike Miller'ın 2 üçlük isabeti dışında herhangi bir isabet kaydedemediler.2-14'yle üçlük attılar.

Oyunun başındaki ribaund dominantlığını da kaybedince,bütün artılarını rakibe kaptırmış oldular.Böylelikle seri 2-2'ye geldi.

Gelecek maçında American Airlines Center'da oynanacağını hatırlatalım.Bir sonraki maç serinin kırılma maçı olacaktır.

Çarşamba, Haziran 01, 2011

NBA Finali 1.Maç



Dün gece oynanan maçta Miami Heat son çeyrekte gaza basarak öyle böyle evindeki ilk maçtan galip çıkmayı başardı.LeBron ve Wade'in son bölümdeki baskınlığı maçtaki farkı yarattı.Nowitzki'yi Joel Anthony'e verme fikri hiç fena değil.Yapışkan bir savunmacı,kolay kolay vazgeçecek bir adam değil.8 cm'lik boy farkı da Nowitzki'nin stilinden dolayı pek önemli değil.Açıkçası maç yazısı yazmak fobilerim arasında olduğu için ortadan girdim,affedin.

Maçtaki birkaç isime değinecek olursak,aklımda kalan Marion'ın harika katkısı.Mars'da basketbolu öğrenmiş gibi oynayan Marion'ın dün akşamki performansı gerçekten etkileyiciydi.16 sayı 10 ribaund 4 asist'le oynadı Marion.İlk yarıda patır patır üçlük atan Terry-Kidd ikilisinin ikinci yarıda susması hücumdaki opsiyonları kısıtladı ve Dallas hücumları vasiyetsiz bir görüntü çizdi,özellikle oyunun sonlarına doğru.Peja Stojakovic-JJ Barea ikilisinden de en ufak bir katkı gelmemesi,skor anlamında Dallas Mavericks'i çok zorladı.

Heat'in benchiyle Mavericks'in benchi arasında uçurum olmasına rağmen,serinin ilk maçında Heat benchi 27 sayı üretirken Mavericks benchi 17'de kaldı.Dallas Mavericks'in galibiyeti için benchden gelecek katkının önemi çok büyük.Lakers serisi bunun dopdolu bir göstergesiydi.

Heat tarafında ise Mario Chalmers'ın yaptığı katkı çok çok önemliydi.Mike Bibby'i nötürledi,hatta birazda artıya geçirdi.Bosh-Wade-LeBron üçlüsünün işini yaptığını,önemli anlarda meydana çıkıp maçı kendi taraflarına çevirdiğini söyleyebiliriz.Keza Mike Miller ve Udonis Haslem kaydettiği sayılarda maçtaki ufak farkları yaratmak adına önemliydi.

Pazar, Temmuz 04, 2010

Diyeceklerim Var(FA)


Bu Free Agent dönemi 2-3 yıldır konuşuluyor bildiğiniz üzere.Milyardolar sahibi insanlar birkaç basketbolcunun ayağına gidiyor,kendisini beğendirmeye çalışıyor.Eğlenceli bir durum.Bu yanını bırakırsak,birkaç yeni haber ve eskilerden birkaç diyeceklerim var.

Dirk Nowitzki Dallas'la tekrar anlaştı.Sabahda Mete yazmış zaten burada.Açıkcası bazıları Nowitzki'nin şampiyonluk yüzüğü uğruna anasını dahi satabileceğini,Dallas Mavericks'i hayli hayli satabileceğini söylemişti.Bunlar bana gerçekten saçma gelmişti.Şurada da belirttiğim gibi Nowitzki Dallas'dan vazgeçmedi.Olması gereken de buydu ve oldu.4 yıllık 20 md'a anlaştı.Kimi yerlerde yazdığı gibide fedakarlık olduğunu düşünmüyorum.

Bir başka habere geçersek,haberin içeriği şu:
"T-Mac Lakers'a Gidebilir"
Sabahdan beri online olmama rağmen bu haberi girmedim.Nedeni hem sağlam bir kaynaktan gelmemiş olması hem de pek olacağını düşünmemem.Belki mle ile takıma katılabilir ama bu riski alacaklarını düşünmüyorum.Niye risk derseniz,herif sakatlıktan çıktı mı çıkmadı mı belli değil.Bence gelecek sezon tam mle alacağı bir yere gidebilir.Yani 5-6 md'a oynar.Lakers çünkü kendisine tam mle veremiyor.Haberin tamamı burada var,isteyene.

Madem serbest bir şekilde yazıyorum,içimde kalmasın şunları da söyliyim.
Elveda Atlanta'nın Gelecek 5 yılı,Elveda Memphis'in Gelecek 5 yılı.
Joe Johnson'a full maximum kontrat vermek ne kadar mantıklıdır,bilemiyorum.Atlanta bu zihniyetle devam etsin,play-off'da ilk turda elenmeye devam.
Rudy Gay'e senelik 16 md'da çok fazla geliyor bana.Gay'den kimse süperstar olmasını beklemiyor kanımca.Gasol'ü Lakers'a vererek parlak zekasını gösteren Memphis yönetimi,bu hareketiyle alnından öpülesi bir davranış sergiliyor.

He unutmadan bide şuna değinelim.Toronto Gm'i Brian Colongelo,hafifden Joe Dumars'ın yaşadıklarını yaşıyor olmalı.Detroit'i müthiş yöneten Dumars,geçen sene Gordon ve Charlie V hamleleriyle takımın ipini çekmişti.Benzer hamlelerde Brian Colongelo'dan geliyor.Yahu Amir Johnson'a 34 md verilir mi!

Amare ve Bosh hakkında da bir şeyler söylemek istiyorum.Amare'nin New York'a gitme olasılığı oldukça fazla gibi.Amare bildiğiniz üzere Nash ile epey iyi bir ikiliydi.Onun yanından ayrılmak ona nasıl yansır,tam bilinmez ama birkaç örnekle düz mantık kurabiliriz.Shawn Marion'ı baz alırsak;Marion,Nash'le geçirdiği 3 sezonda 19 sayı ortalaması tuttururken,sonraki 3 sezonda 13 sayı ortalama tutturdu.Bide şöyle haberler çıkıyor:"Amare Lebron'u Getirir"
Bu nedir abiler,amcaoğlunun düğününe adam mı getiriyon,anlamış değilim açıkcası.
Bosh için de birkaç laf söylersek;onun performansının da aynı kalacağını düşünmüyorum açıkcası.Toronto'da hücum varyasyonlarının çoğu onun üzerinden dönüyordu ve takımının attığı şut sayısının yarısını o atıyordu.Gitmesi muhtemel takımlar Bulls,Heat,Knicks.Gittiğinde bu takımlarda 1 numaralı opsiyon olması bile zor.Sonuç olarak şunu diyim Bosh'la ilgili,hiç bir zaman şampiyonluğa oynayan bir takımda 1 numaralı skor opsiyonu olacağını düşünmüyorum.Adam daha play-off oynamadı doğru dürüst.

Son olarak şununla noktalayalım.Lakers Steve Blake'i 4 yıllık 16 md'a,gayet hoş bir kontratla kadrosuna kattı.Çok sağlam iş becerdiler.Açık açık söylüyorum,Lakers'dan hoşlanmıyorum;ama söylemeliyim ki en sağlam adımları hep Lakers atıyor.Phil Jackson'ın bir sene daha kalacak olması Three Peat ihtimalini kuvvetlendiriyor..

Cuma, Temmuz 02, 2010

Nowitzki'nin Son Durumu


Mavericks'in başkanı Don Nelson son yaptığı açıklamada Nowitzki ile anlaşmanın pozitif yönde olduğunu söyledi.Nowitzki için 4 yıllığına 96 md konuşuluyor.Nowitzki kararını pazar gününe kadar açıklayacak gibi.

Not : Nowitzki'nin son durumu yukarıdaki gibiymişmiş :)

Cuma, Ağustos 07, 2009

NBA'deki uluslararası Oyuncular Top 10


10. Andris Biedrins - Latvia
9. Nene - Brazil
8. Pau Gasol - Spain
7. Hedo Turkoglu - Turkey
6. Jose Calderon - Spain
5. Manu Ginobili - Argentina
4. Steve Nash - Canada
3. Tony Parker - France
2. Yao Ming - China
1. Dirk Nowitzki - Germany


Calderon'un yeri dışında listede aşırı bulduğum hiçbir yer yok. Gasol ve Hido'nun NBA'de yaptıklarıyla onun üstünde olmaları daha normal olurdu kesinlikle.

İşin bir diğer boyutuysa bu listeye bakınca NBA'in yabancı oyunculara nasıl kapı açtığını gösteriyor. Düşünelim. Gasol'ün sırası en fazla 6 olabilirdi bu listede. İki yıldır final oynayan bir takımın 2. yıldızı (Ki Kobe gibi birinin arkasında 2. yıldız) NBA'in en iyi uzunlarından biri olan biri uluslararası oyuncular arasında bile en fazla 6. sırada yer alabiliyor. Gerçekten uluslararası anlamda NBA çok fazla kaliteli oyuncuyu barındırıyor artık. Şu "Daha ilk uluslararsı oyuncunun lige geldiği zamanları bilirim, şimdi bak bi de, hede hödö" yorumlarındaki son boyuttur bu...