Los Angeles Lakers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Los Angeles Lakers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cuma, Ocak 18, 2013
Scot Pollard'la NBA Zamanı-5
Lakers(17-22)
70.yılına yaklaşan Nba'in hep başrolünde olan bir takım Lakers. Off-season'da yapılan hamlelerle çok daha ilgi çekici bir hale geldiler. $98 milyonluk salary'den söz etmiyorum bile. Fakat salary'inin yüksekliğinin aksine Lakers'ın savunma yapabilme becerisi veya daha doğru bir şekilde söylemek gerekirse savunma yapma isteği oldukça düşük. Zaten sezon başından beri yapamadıkları tek şey var: Savunma. Defalarca iyi hücum ettiklerini veya top kayıplarına dur diyebildiklerini gördük fakat gerçek anlamda çok iyi savunma yaptıkları maç var mı hatırlayamıyorum. D'Antoni'nin sisteminin ana fikri olan 'atarak kazanma' fikri çok faydalı değil. Savunma şampiyonluk kazandırır diye boşuna söylememiş atalarımız. En basitinden örnek vermek gerekirse Kobe'nin Bucks maçında Jennings üstündeki savunmasını gördük, istese yapabilir, en azından paspas olmaz. Savunmada maç seçmesine anlam veremiyorum. Belki de hücumdaki verimliliğini buna borçludur, bilemiyoruz.
Lakers hala şampiyonluk adaylarının içerisinde mi derseniz kararsızım. Kadroya bakınca gördüklerimle sahada gördüklerim çok farklı. Spurs maçının son çeyreğinden beri bi yükseliş olduğu bir gerçek -aradaki Thunder maçını hiç izlememiş kabul ediyoruz-. Oradan buradan kırparak olumlu bakabiliriz ama sonuç olarak 17-22 hiç iç açıcı değil. Play-off için önlerindeki 43 maçın en az 25'ini kazanmaları gerek. Ayrıca yakınlarda takas yapacaklarını düşünmekle birlikte Lakers'ın herkesin de dilinde döndüğü üzere çemberden uzakta iş yapabilen bir 4 numara ve şutu ile kilit açabilecek 2 veya 3 numaraya ihtiyacı var. Karşılığında gidebilecek isim kim mi, tabii ki 3 yıldır trade machine'lerin en çok anılan kahramanı: Pau Gasol.
Miami'nin hikayesi: "İsteseler Yenerler"
Miami sezon içinde abidik gubidik-Wizards, Pistons- takımlara kaybederken hepimizin söylediği bir şey vardı: 'Adam gibi oynasalar yenerlerdi' diye. Bunu kabul etmek bir basketbolsever için güzel değil ama öyle. %100'lerini koydukları sürece ligde onları durdurabilecek çok fazla takım yok. Çok fazla mı? Hiç yok hiç. Westbrook'un mala bağlamadığı bir günde Thunder olabilir belki. LeBron'un Cleveland formasıyla yaşadığı son Celtics hüsranından beri çok fazla hayal kırıklığı yarattığına şahit olmadım. -2011 Finalleri'nin sorumluluğunu direk onun üstüne atmak istemiyorum.- 2012 ve sonrası ise harika geçiyor onun için. Wade'in eski Wade gibi oynadığı her maçta Miami durdurulamaz bir güç oluyor. Bunun en büyük sebebi ise istedikleri zaman yapabildikleri harika savunma. Şampiyonluğun en önemli anahtarına sahipler zaten. LeBron'un 39 sayı 7 riband 8 asist'lik performansının etkisinde kaldığımdan mıdır bilinmez ama repeat çok yakın gibi. Tek umut, son kale Durant.
Cuma, Eylül 14, 2012
Wade: Lakers Heyecan Verici
Wade Sportscenter programında kazandığı şampiyonlukları, LeBron'u, yeni Lakers'ı ve son çıkan kitabıyla ilgili soruları yanıtlamış.
Etiketler:
Dwyane Wade,
Lebron James,
Los Angeles Lakers
Cuma, Ağustos 31, 2012
Lakers Shaq'ı Onurlandırıyor
Shaq'ın Lakers'tan ayrılış şekli bilindiği üzere epey olaylı olmuştu. Kobe Bryant'la yaşadığı anlaşmazlıklar 2004 NBA Finali'nin kaçmasına bir anlamda vesile olmuş, Lakers yönetimi Shaq'ı göndererek olayı bir bakıma çözmüştü. Kimi çevrelere göre Shaq'ın takımdan ayrıldıktan sonra Lakers taraftarının ve Lakers'ın bir düşmanıymış gibi gözükmesinden dolayı-Halbuki bu tamamen Kobe arasındaki rekabetten dolayıydı- formasının emekli edilmesinin yanlış olduğunu savunmuştu. Celtics forması giymesi de cabası olabilir. :) Lakers yönetimi böyle düşünmemiş olacak ki Shaq'ın formasını bu sezon emekliye ayıracaklar. Kobe ve Shaq arasındaki diyalogların nasıl olacağı şimdiden merak konusu tabii. Şampiyon olunca "Shaq'tan bir tane fazla yüzüğüm var hehehehe za" diyen bir adam sonuçta Kobe, enteresan olacak.
Shaq'ın kitabında-Shaq Uncut- söyledikleri ne kadar doğrudur bilinmez, ama aralarındaki olaylarda sadece Kobe'yi suçlamak da büyük aymazlık. Shaq'ın egosunu ve ayrıldığı takımlara anında bok atmasıyla ünlü olduğunu kısacası bu konularda sütten çıkmış ak kaşıklığı geçtim, umumi tuvaletten çıkmış tuvalet kağıdı kadar temiz olduğuna inanmıyorum.
Bu arada Jamal Wilkes'ın 52 numaralı forması da emekliye ayrılacak bu sezon. Lakers ile birlikte 4 kez şampiyonluk yaşamıştı.
Etiketler:
Kobe Bryant,
Los Angeles Lakers,
Shaquille O'neal
Çarşamba, Ağustos 29, 2012
Kareem Heykeline Kavuşuyor
"Anlayamıyorum. Benimle ilgili bir sorunları var ya da beni hafife alıyorlar. Kimsenin düşüncelerini okumaya veya öğrenmeye ihtiyacım yok. Ama mutlu değilim, Lakers beni hafife alıyor."
Lakers sözcüsü John Black ise şöyle cevaplamıştı:
"Maçlarımızı sadece 11 senedir Staples Center'da oynuyoruz. Şu ana kadar iki heykel diktik(Magic Johnson, Jerry West). Heykel dikmek her sene olabilecek bir şey değil. Ne zaman yapacağımızı bilmesem bile, herkes emin olsun ki bir sonraki heykel Kareem'in heykeli olacak"
Lakers sözcüsü John Black ise şöyle cevaplamıştı:
"Maçlarımızı sadece 11 senedir Staples Center'da oynuyoruz. Şu ana kadar iki heykel diktik(Magic Johnson, Jerry West). Heykel dikmek her sene olabilecek bir şey değil. Ne zaman yapacağımızı bilmesem bile, herkes emin olsun ki bir sonraki heykel Kareem'in heykeli olacak"
Lakers tarihinde Jerry West ve Magic Johnson'dan sonra emekli edilecek isim kesinlikle Kareem olmalıydı. 5 şampiyonluk, 3 mvp.. Heykeline kavuşmasının yanısıra heykelin nasıl olacağı hakkında ufak bir şüphe yok heralde.
Sonuç olarak ne zaman bitirileceği bilinmese de Kareem'in heykeli için çalışmalar başlamış.
Etiketler:
Kareem Abdul-Jabbar,
Los Angeles Lakers
Çarşamba, Nisan 18, 2012
Savaş Öncesi Son Hazırlıklar
Play-off için 'çocukların adam olduğu yer' tabiri çok kullanılır, her play-off maçı yayınında geçer, söylenir ve esasında klişedir. Ancak doğrudur. Lokavt dolayısıyla geç başlayan sezonda çok maç oynanmasıyla beraber takımlarda çok fazla inişli çıkışlı performanslar gözlemlemiştik. Zaman zaman bazı takımlar 5-6 gün içerisinde 4 maç oynamak zorunda kalmıştı. Artık o inişli performansları geride bırakıp, takımların play-off için son hazırlıkları yapma sürecine girmiş durumdayız. Ve normal sezonun sonuna az bir zaman kala takımların göstereceği bu son performanslar play-offlar için bir gösterge niteliğinde.
Geçtiğimiz sezon Dallas Mavericks'in başardığı şeyi yeni yeni idrak etmeye başlıyorum. Lakers serisinden sonra öyle bir görüntü bırakmışlarki hafızamda o seri sonrasında yaptıkları her şey çok olağan gelmişti bana. Şimdi düşününce 1995'te şampiyon olan Houston Rockets ve 2004'teki Detroit Pistons'ın şampiyonlukları kadar enteresan olduğunu anlıyorum. Bu sezon play-off resmine bakınca alttaki takımların geçen sene Memphis Grizzlies'ın yaptığı etkiyi yapabilecek kapasitesi olduğunu pek düşünmüyorum. 8.sıradan girip 1.sıradaki takımı elemek tarihte de çok görülmüş bir şey değil zaten. 67 galibiyetiyle göz doldurmuş Dirk'lü Dallas Mavericks ve Mutombo'ya kurban giden Seattle SuperSonics direk akıllara gelen örnekler. Ve son örneği de dediğimiz gibi geçen sene Memphis'in yakaladığı inanılmaz havayla yok olan konferans lideri Spurs. Batı konferasında takımların seviye olarak birbirine yakınlığı doğudakinden daha normal düzeyde. Özellikle doğudaki Miami ve Chicago dominantlığı batıda kesinlikle yok. Sadece Oklohoma City Thunder'ın performansı diğer takımlardan daha farklı. Onlarda şimdilik liderliği geriden gelen Spurs'e devrettiler.
***
Eşleşmeler belli değil, o yüzden eşleşme olarak değerlendirmek mümkün değil. Bu yüzden genel olarak takımlara değineceğim.
Doğu Konferansı:
Sezon öncesinde "Abi bırakın sezonu, direkt geçelim Miami Heat-Chicago Bulls serisine" tarzında söylemler dönüp dolaşıyordu. Durumun bu kadar vahim olduğunu sezon içinde gördük. İki takım konferanstaki diğer takımlardan oldukça farklı. Boston Celtics'in son dönemdeki çıkışının play-offlara yansıyacağını çok düşünmüyorum. Keza New York Knicks'in Woodson'la birlikte oynadığı güzel basketbol, sahip oldukları silik bench sebebiyle bu iki güçlü takıma diş geçirememelerine sebep olacaktır. Knicks'in bu çıkışı Amare'den yoksun bir şekilde yaptığını ve o gelince birkaç kademe üste çıkacağını düşünenler var. Bunun doğruluğunu Amare'nin çıktığı ilk 4-5 maç gösterecek. Ayrıca Melo'nun bu kısa beşte oynadığı 4 numara pozisyonu artık olmayacak, bu yüzden performans 3-4 seviye artar demek pek doğru olmaz. Mike Woodson'la birlikte oynadıkları basketbol, yaptıkları savunma gayet iyi seviyede. Miami ile oynamaları için dualar ediyorum, mükemmel bir ilk tur eşleşmesi olur. Hem iki takımın önemli playoff tarihi olması hem de çok önemli yıldızlara sahip olmarı sebebiyle inanılmaz eşleşme olur. Celtics'in geçen sene süpürdüğü gibi bu sene çok kolay lokma olacaklarını düşünmüyorum. Mike Woodson'la birlikte bir takım karakteri kazanmış durumdalar. Çoğu kez giden maçı çevirmelerinin sebebi de bu. İçeride oynadıkları Chicago Bulls maçı ve sezonun en kritik maçı sayılabilecek Milwaukee Bucks güzel örnekler.
Konferansın en rezil durumunda olan takımı şüphesiz Philadelphia 76'ers. Playoff'a hazır olmayı geçtim, bu oyunu devam ettireceklerse dükkanı kapatmayı tercih etsinler. Chicago Bulls veya Miami Heat'le eşleşecekler ve iki takımdan da bu oyunla maç almaları imkansız(!). Ayrıca yerlerini Milwaukee'ye kaptırma ihtimali de yok değil. Sezonun girişindeki 76'ers'le şu anki 76'ers arasında uçurumdan öte bir fark kısacası. Keza Orlando Magic'de onlardan çok farklı durumda değil. Ancak onların durumunu sakatlık başlığı altında açıklamak mümkün. Howard, Hedo, Anderson, Richardson dönem dönem forma giymedi. Howard ve Hedo ise son 2-3 haftadır oynamıyor. Şu an için hiç mi hiç hazır gözükmüyorlar. Geçen sene kaybettikleri Atlanta Hawks serisi Hedo'nun takıma katılmasının çok doğru bir tercih olmadığını gösterir gibiydi, Otis Smith tükürdüğünü yalamaktansa yenilenmeyi tercih etseydi daha doğru bir hamle olabilirdi. Howard'ın seneye takımdan ayrılacağı nerdeyse kesin gibi.
Boston Celtics için üstte yazdığım gibi son dönemde Avery Bradley ve Kevin Garnett'in gerçekten iyi oyunu onlara bir kademe atlattı. Ne yazık ki o rotasyonla şampiyonluk yarışından çok uzakta görüyorum Celtics'i. Sezon ortasında takıma katılan Ryan Hollins'a pek güvenmiyor Doc. Çok az süre alıyor. Halbuki Cavaliers formasıyla zaman zaman iyi performanslar göstermişti. Takas döneminin son günlerinde adları geçen büyük yıldızlar son dans için kollarını sıvamış durumda. Geçen sezon play-off ilk turunda Chicago Bulls'a karşı çok dirençli basketbol oynayan Pacers, beklenildiği gibi bu sezon yapılan katkılarla geçen senekinden çok daha iyi durumda. Şampiyon adaylarıyla birlikte adı anılmıyor fakat favori takımlara salça olabilecek kapasitede bir takım. Atlanta'da bahsetmek gerekirse, klasik Atlanta. Joe Johnson geldiğinden beri böyle heralde. Her sezon lig 4-5-6 numaralarda bitirilir, ilk geçilir ve sonrasında elenilir. Joe Johnson verilen o kocaman kontratta Atlanta Hawks organizasyonunun bu durumdan çok şikayetçi olmadığını gösteriyor. Esasında doğu konferansındaki takımların adeta figüranlık rolündeki oyuncular gibi olduğunu hissettiğim için durumu bir an önce Heat ve Bulls'a getiresim var.
Konferansa girerken diğer takımlardan ayrı tuttuğum iki takım için ise, diğer takımların kendilerini durdurabileceğini düşünmüyorum. Eğer bu iki takımın ismini konferans finalinde görmezsek çok büyük bir sürpriz sayılacağını düşünüyorum. 2010'da, normal sezon lideri LeBron'lu Cleveland'ı eleyen Celtics'in yaptığının 3-4 katı büyüklükte bir sürpriz olur. Gerçi onu sürpriz olarak görmeyenler de yok değil :)
İki takımda geçen seneki hallerinden pek farklı değil. Chicago için şutör guard eksikliği hep veryansın ediliyordu. Rip Hamilton geldi, sakatlıklar yüzünden çok fazla oynamayadı. Ne olursa olsun Heat karşısında sağlam durumda olabilirse artı puan getirebilecek bir hamle olduğu su götürmez bir gerçek. Miami ekibinde ise Shane Battier tek elle tutulur bir hamle. Norris Cole'un inanılmaz düşüşü sebebiyle adını yazmak pek doğru olmaz. Turiaf ise kötünün iyisi cinsinden. Joel Anthony'i kadar sert değil kesinlikle, ribaund eksikliği zaten biliniyor. Tek katkısı, Joel Anthony'nin yapamadığı şey, yani hücumda boşken bitirebilmek olabilir. Chicago ise bu sezon sakatlıklar sebebiyle tam kadro bir maça çıkamadı. Rose'un ardı ardına sakatlanması, Hamilton'ın ve Deng'in yokluğu derken takım eksik olarak ligi lider bitirmeyi başardı. Play-offlarda Rose'un geçen seneki performansını göstermesi çok kritik, Bulls için tek handikap şimdilik bu konu gibi gözüküyor.
İki takım arasındaki en büyük fark şüphesiz bench katkısı. Geçtiğimiz cuma günü oynanan karşılaşmada Bulls adeta benchiyle dövdü Miami Heat'i. "Bench Mob"diye adlandırılan Bulls benchi inanılmaz etkili. Ligin açık ara en iyi benchi. Miami'de ise bu durum tam tersi. Mike Miller'ın bir türlü sakatlıklardan kurtulamaması sebebiyle ondan beklenen katkı gelmedi. Norris Cole'dan sezon başı gelen katkı sonrasında eksi bir hal aldı. Genç oyuncunun performansı tepetaklak yuvarlandı adeta. Heat benchinin bal yapan tek arısı kuşkusuz Shane Batttier. Ancak Bulls'u geçmeleri için fazlasına ihtiyaç duyabilirler. Aynı şekilde Bosh'ın göstereceği karakter çok önemli. Enteresan bir şekilde, iki takımın power forwardleri aşağı yukarı aynı karaktere sahip. İkisi de büyük anlarda sinmekle ün yapmış durumda. Gerçi Boozer'un durumu Bosh'unkinden çok daha ünlü. Bulls için en kritik nokta Wade'i savunmak gibi duruyor. Karşı tarafta Miami cephesinde ise Wade ve LeBron'un dışında gelecek katkılar çok değerli olacak.
Batı Konferansı:
Batıda çok daha karışık bir durum söz konusu. Playoff yapacak hiçbir takımın sırası tam anlamıyla kesin değil. Batının doğuya göre en önemli farkı tüm takımların daha iç içe olması. Kalite bakımından çok ayrılmışlık yok. Geçen sene play-offlarda sürpriz sonuç diye nitelendirebileceğimiz eşleşmeler bu konferansta gerçeklemişti; gerek Memphis'in Spurs'ü elemesi, gerekse Dallas'ın Los Angeles'ı elemesi. Play-off resminde 8 numaraya oturmak için üç takım mücadele ediyor. Utah'ın şansını daha az gördüğüm için pek değinmeyeceğim, diğer iki takım Phoenix Suns ve Houston Rockets'dan söz edelim. Bu iki takım arasından Houston Rockets'ın gelmesini bekliyorum, çünkü Suns'ın kalan 5 maçı cidden çok zor. Açıkçası bu iki takımında geçen sene Memphis'in yaptığı etkiyi yapmasını beklemiyorum. İki takımda batıda play-off yapacak takımların oldukça alt seviyesinde. Gönül Steve Nash'i play-off atmosferinde yeniden görmek ister ama play-offa kalsalar bile bu yol pek uzun olmaz gibi. Ayrıca Rockets'ın uzun rotasyonuyla hem Thunder'a hem de Spurs'e daha fazla direnebileceğini düşünüyorum.
Son şampiyon Dallas ise oldukça fazla kan kaybetti. Chandler'ın pota altı sertliği en önemlisi olsa gerek. Mark Cuban'ın hedeflediği üzere Deron Williams için maaş sınırının boş olan kısmına herhangi bir oyuncu dahil edilmedi. Takımın en büyük sıkıntısı uzun yoksunluğu olsa gerek. Mahinmi geçen sezon nerdeyse süre almazken, bu sezon ilk beşte yer alıyor. Keza Brendan Haywood'un da yetenekleri belli. Yaşayacakları en büyük sorun pota altı sertliği olacak, ayrıca Dirk'ün performansı beklenilen düzeyde değil. Sezon öncesinde kadrosuna Paul'u katan Clippers ise son yıllarda olmadığı kadar yukarılarda bitiriyor ligi. Ancak onların şişirme bir takım olduğunu düşünenlerin sayısı hiç az değil. Bundaki en önemli sebep Deandre Jordan ve Blake Griffin'in daha önce play-off tecrübesi olmamasından ziyade, pota altı uzaklarından bitiriciliklerinin olmaması. Boyalı alanı kilitleyen herhangi bir takım büyük sıkıntılar yaratabilir Clippers için. Burada kilit noktası Chris Paul'ün oyunu olacak. Ayrıca 2 numara katkısı almak için kucaklarına düşen Nick Young'ın felaket oyununu düzeltmesi gerekiyor. Randy Foye'un play-off sertliğinde fiziki dezavantajları sıkıntı yaratabilir.

Son 3 sezonda 2 şampiyonluk kazanan Lakers her zaman olduğu gibi yine şampiyonluk adaylarından biri. Sezon öncesinde takas dedikodularında adı geçtiği için ayrılmak isteyen Odom'un eksikliği elbette çok önemliydi. Hatta Odom şu kadroda olsaydı çok daha farklı durumda olacaklarını düşünüyorum. Sessions'ın gelmesiyle uzun süredir eksikliğini yaşadıkları point guard bölgesini kısmen doldurdular. Kobe'nin sakatlığı sebebiyle süre alamadığı şu günlerde Andrew Bynum'ın ve Pau Gasol'ün gösterdiği performans Lakers'ın uzunlarının dominantlığını birkez daha gözler önüne serdi. Kobe oynadığı zamanlarda Lakers daha çok Kobe üzerinden oynadığı için çoğu kez Bynum ve Gasol'ün sahip olduğu dominantlık kullanılmıyor. Kobe'den yoksun geçilen bu dönem bu gerçeğin görülmesi bakımından önemliydi. Öte yandan rakamlarıyla, oyunuyla en kötü sezonunu geçiren Ron Artest'in de son dönemde oynadığı basketbol etkileyici. Bu paragrafı okuyanlar "Kobe el freniymiş yahu"diyebilirler, durum tabii ki o kadar basit değil. Ancak Kobe'nin zaman zaman Lakers hücumunun akıcılığını öldürdüğü de bir gerçek. Lakers'ın benchi sorunlu diye nitelendirebilir. Matt Barnes çok önemli elbet ancak uzun olarak benchte pek kimseler yok. Josh McRoberts hiç iyi durumda değil. Onlar için en kritik durum Kobe döndükten sonra eski tas eski hamam kıvamında devam edilip edilmeyeceği konusu. Koç Mike Brown içinse, Phil'den sonra pek bir sönük kaldı diyebiliriz.
Geçen sezon 8.sıradan play-offa dahil olup lider Spurs'ü eleyen Memphis Grizzlies yine aynı şekilde, tam bir takım havasında. Koçundan, oyuncularına, taraftarlarına tam bir bütünlük hissediliyor. Nereye kadar giderler bilinmez ancak oynadıkları basketbol inanılmaz zevkli. Son olarak takıma katılan Gilbert Arenas'ın varlığı da çok iyi oldu takıma. Arenas hiç olmadığı kadar bilinçli gözüküyor. Marc Gasol ve Zach Randolph'lu uzun rotasyonlarına sezon başı piyangosu niteliğinde eklenen Marreese Speights ile birlikte çok iyi pota altına sahipler. Bu sezon iyice Nick Young basketbolu oynayan OJ Mayo ve Mike Conley'den oluşan guard ikilisi de oldukça başarılı. Keza geçen sezon play-offlarda Rudy Gay'in sakatlığından dolayı oynamadığını hatırlatalım. Bu sezon Rudy Gay katkısı da gelecek.
Son 10 yılın en istikrarlı takımı Spurs ise yine ligi çok üst sıralarda bitirecek. İyice yaşlanmış kadrosuna çok genç iki oyuncu ekledi. Hem Leonard hem de Green ilk beşte yer alıyorlar. Spurs'ün en büyük handikapı pota altı etkinliği. Duncan'ın yanında oynayan Dejuan Blair pozisyonuna göre çok kısa. Tiago Splitter ise Avrupa'da gösterdiği performansı bir türlü NBA'e yansıtamadı. En büyük silahları ise şüphesiz Gregg Popovich.
Bu sezon en az izlediğim takım olabilir Denver Nuggets. Son 1 ayda izlediğim tek maçı Chicago Bulls'la oynadıkları karşılaşmaydı. Chicago'ya 108 sayı atınca bir hayranlık söz konusu olmadı değil. Ancak Bulls'un kötü oyunu sebebiyle kaynaklanmıştı. Bu sezon çok fazla sakatlıktan başları ağrıdı. Açıkçası pek ilerleyebileceklerini düşünmüyorum. Son olarak Thunder'dan bahsedelim. İnanılmaz yüksek tempo basketbolu oynuyor Thunder. Rakiplerini felç edebiliyor bu tempo, tıpkı Bulls'a yaptıkları gibi. Ancak Russell Westbrook'un gösterdiği performans takımınkine direkt olarak etki ediyor. Thunder sisteminde Westbrook, Durant'in durduğu noktanın daha önünde. Bu sezon harika bir sezon geçirdiği için pek sorgulanmadı. Fakat geçtiğimiz sezon Thunder elenirken Westbrook'un büründüğü rol hepimiz tarafından oldukça yadırganmıştı. Zaman zaman kontrolden çıkıp çok bencil bir hal alabiliyor Westbrook. Çok iyi oynadığı sürece sorun yok ama kötü oynarken kontrolden çıkarsa anında problem oluyor Thunder adına. Ayrıca koçları da handikap. Son top için çizilen hücumlardan koçluk seviyesi belirlenir mi bilmem ama bu sezon kullanılan son 10 topun 10'nu da 8 metreden Durant'e üçlük olarak çizen bir koç var takımın başında.Ayrıca karakter olarakta öyle Westbrook'u dizginleyebilecek bir adam falan değil. Uzun rotasyonları oldukça iyi.Özellikle Perkins-Ibaka ikilisi blok makinesi gibi. Ancak ne olursa olsun Thunder'ın tam bir takım karakterinde olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden bir yerlerde birilerine takılacaklarını düşünüyorum.
***
Dediğim gibi daha eşleşmeler belli olmadığı için play-off öncesi son viraja girilirken ufak bir değerlendirme yaptım. Eşleşmeler belli olunca eşleşmeler üzerinden de yazarız.
İki takım arasındaki en büyük fark şüphesiz bench katkısı. Geçtiğimiz cuma günü oynanan karşılaşmada Bulls adeta benchiyle dövdü Miami Heat'i. "Bench Mob"diye adlandırılan Bulls benchi inanılmaz etkili. Ligin açık ara en iyi benchi. Miami'de ise bu durum tam tersi. Mike Miller'ın bir türlü sakatlıklardan kurtulamaması sebebiyle ondan beklenen katkı gelmedi. Norris Cole'dan sezon başı gelen katkı sonrasında eksi bir hal aldı. Genç oyuncunun performansı tepetaklak yuvarlandı adeta. Heat benchinin bal yapan tek arısı kuşkusuz Shane Batttier. Ancak Bulls'u geçmeleri için fazlasına ihtiyaç duyabilirler. Aynı şekilde Bosh'ın göstereceği karakter çok önemli. Enteresan bir şekilde, iki takımın power forwardleri aşağı yukarı aynı karaktere sahip. İkisi de büyük anlarda sinmekle ün yapmış durumda. Gerçi Boozer'un durumu Bosh'unkinden çok daha ünlü. Bulls için en kritik nokta Wade'i savunmak gibi duruyor. Karşı tarafta Miami cephesinde ise Wade ve LeBron'un dışında gelecek katkılar çok değerli olacak.
Batı Konferansı:
Batıda çok daha karışık bir durum söz konusu. Playoff yapacak hiçbir takımın sırası tam anlamıyla kesin değil. Batının doğuya göre en önemli farkı tüm takımların daha iç içe olması. Kalite bakımından çok ayrılmışlık yok. Geçen sene play-offlarda sürpriz sonuç diye nitelendirebileceğimiz eşleşmeler bu konferansta gerçeklemişti; gerek Memphis'in Spurs'ü elemesi, gerekse Dallas'ın Los Angeles'ı elemesi. Play-off resminde 8 numaraya oturmak için üç takım mücadele ediyor. Utah'ın şansını daha az gördüğüm için pek değinmeyeceğim, diğer iki takım Phoenix Suns ve Houston Rockets'dan söz edelim. Bu iki takım arasından Houston Rockets'ın gelmesini bekliyorum, çünkü Suns'ın kalan 5 maçı cidden çok zor. Açıkçası bu iki takımında geçen sene Memphis'in yaptığı etkiyi yapmasını beklemiyorum. İki takımda batıda play-off yapacak takımların oldukça alt seviyesinde. Gönül Steve Nash'i play-off atmosferinde yeniden görmek ister ama play-offa kalsalar bile bu yol pek uzun olmaz gibi. Ayrıca Rockets'ın uzun rotasyonuyla hem Thunder'a hem de Spurs'e daha fazla direnebileceğini düşünüyorum.
Son 3 sezonda 2 şampiyonluk kazanan Lakers her zaman olduğu gibi yine şampiyonluk adaylarından biri. Sezon öncesinde takas dedikodularında adı geçtiği için ayrılmak isteyen Odom'un eksikliği elbette çok önemliydi. Hatta Odom şu kadroda olsaydı çok daha farklı durumda olacaklarını düşünüyorum. Sessions'ın gelmesiyle uzun süredir eksikliğini yaşadıkları point guard bölgesini kısmen doldurdular. Kobe'nin sakatlığı sebebiyle süre alamadığı şu günlerde Andrew Bynum'ın ve Pau Gasol'ün gösterdiği performans Lakers'ın uzunlarının dominantlığını birkez daha gözler önüne serdi. Kobe oynadığı zamanlarda Lakers daha çok Kobe üzerinden oynadığı için çoğu kez Bynum ve Gasol'ün sahip olduğu dominantlık kullanılmıyor. Kobe'den yoksun geçilen bu dönem bu gerçeğin görülmesi bakımından önemliydi. Öte yandan rakamlarıyla, oyunuyla en kötü sezonunu geçiren Ron Artest'in de son dönemde oynadığı basketbol etkileyici. Bu paragrafı okuyanlar "Kobe el freniymiş yahu"diyebilirler, durum tabii ki o kadar basit değil. Ancak Kobe'nin zaman zaman Lakers hücumunun akıcılığını öldürdüğü de bir gerçek. Lakers'ın benchi sorunlu diye nitelendirebilir. Matt Barnes çok önemli elbet ancak uzun olarak benchte pek kimseler yok. Josh McRoberts hiç iyi durumda değil. Onlar için en kritik durum Kobe döndükten sonra eski tas eski hamam kıvamında devam edilip edilmeyeceği konusu. Koç Mike Brown içinse, Phil'den sonra pek bir sönük kaldı diyebiliriz.
Geçen sezon 8.sıradan play-offa dahil olup lider Spurs'ü eleyen Memphis Grizzlies yine aynı şekilde, tam bir takım havasında. Koçundan, oyuncularına, taraftarlarına tam bir bütünlük hissediliyor. Nereye kadar giderler bilinmez ancak oynadıkları basketbol inanılmaz zevkli. Son olarak takıma katılan Gilbert Arenas'ın varlığı da çok iyi oldu takıma. Arenas hiç olmadığı kadar bilinçli gözüküyor. Marc Gasol ve Zach Randolph'lu uzun rotasyonlarına sezon başı piyangosu niteliğinde eklenen Marreese Speights ile birlikte çok iyi pota altına sahipler. Bu sezon iyice Nick Young basketbolu oynayan OJ Mayo ve Mike Conley'den oluşan guard ikilisi de oldukça başarılı. Keza geçen sezon play-offlarda Rudy Gay'in sakatlığından dolayı oynamadığını hatırlatalım. Bu sezon Rudy Gay katkısı da gelecek.
Son 10 yılın en istikrarlı takımı Spurs ise yine ligi çok üst sıralarda bitirecek. İyice yaşlanmış kadrosuna çok genç iki oyuncu ekledi. Hem Leonard hem de Green ilk beşte yer alıyorlar. Spurs'ün en büyük handikapı pota altı etkinliği. Duncan'ın yanında oynayan Dejuan Blair pozisyonuna göre çok kısa. Tiago Splitter ise Avrupa'da gösterdiği performansı bir türlü NBA'e yansıtamadı. En büyük silahları ise şüphesiz Gregg Popovich.
Bu sezon en az izlediğim takım olabilir Denver Nuggets. Son 1 ayda izlediğim tek maçı Chicago Bulls'la oynadıkları karşılaşmaydı. Chicago'ya 108 sayı atınca bir hayranlık söz konusu olmadı değil. Ancak Bulls'un kötü oyunu sebebiyle kaynaklanmıştı. Bu sezon çok fazla sakatlıktan başları ağrıdı. Açıkçası pek ilerleyebileceklerini düşünmüyorum. Son olarak Thunder'dan bahsedelim. İnanılmaz yüksek tempo basketbolu oynuyor Thunder. Rakiplerini felç edebiliyor bu tempo, tıpkı Bulls'a yaptıkları gibi. Ancak Russell Westbrook'un gösterdiği performans takımınkine direkt olarak etki ediyor. Thunder sisteminde Westbrook, Durant'in durduğu noktanın daha önünde. Bu sezon harika bir sezon geçirdiği için pek sorgulanmadı. Fakat geçtiğimiz sezon Thunder elenirken Westbrook'un büründüğü rol hepimiz tarafından oldukça yadırganmıştı. Zaman zaman kontrolden çıkıp çok bencil bir hal alabiliyor Westbrook. Çok iyi oynadığı sürece sorun yok ama kötü oynarken kontrolden çıkarsa anında problem oluyor Thunder adına. Ayrıca koçları da handikap. Son top için çizilen hücumlardan koçluk seviyesi belirlenir mi bilmem ama bu sezon kullanılan son 10 topun 10'nu da 8 metreden Durant'e üçlük olarak çizen bir koç var takımın başında.Ayrıca karakter olarakta öyle Westbrook'u dizginleyebilecek bir adam falan değil. Uzun rotasyonları oldukça iyi.Özellikle Perkins-Ibaka ikilisi blok makinesi gibi. Ancak ne olursa olsun Thunder'ın tam bir takım karakterinde olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden bir yerlerde birilerine takılacaklarını düşünüyorum.
***
Dediğim gibi daha eşleşmeler belli olmadığı için play-off öncesi son viraja girilirken ufak bir değerlendirme yaptım. Eşleşmeler belli olunca eşleşmeler üzerinden de yazarız.
Etiketler:
Carmelo Anthony,
Chicago Bulls,
Los Angeles Lakers,
magicmert,
Miami Heat,
NBA,
Orlando Magic
Pazartesi, Mart 19, 2012
Derek Fisher Takası&Yapacakları
Perşembe akşamı saat 9'a doğru gelirken takas süreci insanları çok fazla sürprize sürüklememişti. Monte Ellis'in ne düzeyde Warriors'dan sıkıldığı haberleri basında yer almıştı. Portland'da da kötü giden sezonun ardında gerçekleşen takaslar inanılmaz sürpriz değildi. Gasol, Howard takasları gerçekleşmedi, fakat gerçekleşmiş olsa bile Derek Fisher'ın son saniyede gerçekleşen takası kadar yankı bulmazdı. 1996 NBA Draftı'nda Lakers'ın onu 24.sıradan seçtiği günden beri sadece 3 sezon başka takımlarda forma giymiş, geri kalan kariyerini Lakers forması altında geçirmişti. 03-04'de sezonundan sonra Lakers'ın parçalanmasıyla birlikte Warriors'a gitmişti. Ve artık bir Laker değil.
Etiketler:
Derek Fisher,
Los Angeles Lakers,
magicmert
Pazartesi, Ocak 16, 2012
Burası NBA Beyler Burası NBA!
Sevgili okuyucu, blogumu takip ettiğini düşünmüyorum. Çünkü ben bile takip etmiyorum ki, sen niye edesin. Muhtemelen bir yerlerde linki görüp merak edip tıkladın. Eğer bunların dışında, beklenmedik şekilde, tarayıcına direk blogun adını yazarak arıyorsan senden bu durum için özür dilerim. Kişisel sebeplerim yüzünden post giremedim, tabii bu NBA'den uzak kaldığım anlamına gelmiyor. Gece gündüz, "Fakire link fakire link" tarzında internetlerde dolaşıyorum. Neyse günahımızı çıkarttıktan sonra gelelim NBA'ye.
Başlığın kaynağı Nihat Doğan olsa bile esinlenme noktam Kobe Bryant oldu. Kobe tek kişilik showlarına tekrar başladı ve yakında takıma buradaki başlıkta olduğu gibi bir çıkışta bulunabilir, özellikle Clippers'a kaybedilen maç sırasında Gasol'ün elinden kaçırdığı toptan sonra attığı bakış bunun bir habercisi.
Başlığın kaynağı Nihat Doğan olsa bile esinlenme noktam Kobe Bryant oldu. Kobe tek kişilik showlarına tekrar başladı ve yakında takıma buradaki başlıkta olduğu gibi bir çıkışta bulunabilir, özellikle Clippers'a kaybedilen maç sırasında Gasol'ün elinden kaçırdığı toptan sonra attığı bakış bunun bir habercisi.
Etiketler:
Kobe Bryant,
Los Angeles Lakers,
magicmert,
Metta World Peace,
Mike Brown,
pau gasol
Salı, Aralık 27, 2011
Sürprizlerle Dolu Gece
Sanırım Lakers ve Bulls'un aynı gecede kağıt üstünde kazanmaları gereken maçları kaybetmeleri bu başlığı atmam için yeterli sebepler.
Etiketler:
Chicago Bulls,
Deron Williams,
Los Angeles Lakers,
magicmert,
NBA,
Nick Young,
Orlando Magic,
Washington Wizards
Cumartesi, Haziran 04, 2011
Ettore Messina Lakers'ta

Öncelikle ilk duyduğumda şaşırdığımı belirteyim.Rusya döneminde harika işler başaran Messina'nın Real Madrid kariyeri hiçbir zaman beklenildiği gibi olmadı.Ancak bu sefer kariyerine farklı bir boyut katma yolunu seçti.Lakers'ın asistan koçluğu görevine katılacağı haberleri her yerde çıkmaya başladı.Sportando'nun da yazdığı gibi,Mike Brown Cleveland Cavaliers'da çalışırken Messina'yla birçok kez görüşmüş.Habere göre,Messina'nın bu olaya sıcak bakmasının önemli sebepleri arasında Mike Brown'u tanıması önemli rol oynuyor.
Messina'nın Mike Brown'dan daha iyi koç olduğunu düşünen kişinin Einstein olmadığı açık.Lakers'ın bu hamlesi gerçekten hoş.Brown'un yanında,Messina ismi teknik kadroyu çok güçlü kılıyor.
Etiketler:
Ettore Messina,
Los Angeles Lakers,
NBA
Cuma, Temmuz 23, 2010
Düzeltme : Matt Barnes Los Angeles'da
Geçen günlerde burada Barnes'ın Toronto'ya gittiğini söylemiştik ama mid level kontratla anlaşma olmamış ve Barnes Los Angeles Lakers ile anlaşmış.
Etiketler:
JCN,
Los Angeles Lakers,
NBA
Çarşamba, Temmuz 21, 2010
Bynum Bıçak Altına Yatıyor
Andrew Bynum sağ dizinden 28 Temmuz'da ameliyat olacak.Bildiğimiz üzere Bynum özellikle final serisinde oldukça sorun çekmişti ve Lakers taraftarına illallah çektirmişti.Bynum,Lakers'ın antrenman kampına 100 de 100 dönecekmiş.Lakers kampı ise Eylül'de başlayacak.
Etiketler:
Andrew Bynum,
JCN,
Los Angeles Lakers,
NBA
Diyeceklerim Var
Öncelikle şunları söylemek istiyorum:Blog,Lebron takımını açıkladıktan sonra beni sarmıyordu.Ancak bir yerde başlamak gerekliydi,kendi adıma tekrardan başlıyorum.Diğer arkadaşlarda çok bişi koymamış açıkca-onlara da selam olsun-
Üstte dediğim gibi Lebron'dan sonra hafiften bir rahatlama bir mayışma gerçekleşti bende.Bir sürü de hamle gerçekleşti.Wade-Amare-Lebron-Bosh'dan sonra o isimler o hamleler o kadar da etkileyeci gözükmedi gözüme.Etkileyici gelmedi ancak çoğu transfer dengeleri değiştirecek özellikler taşıyor.
Bir çok hamle var,Raja Bell Utah'a,Hedo Phoenix'e gibi.Ancak bu takımların en üstte çok gözü olduğunu düşünmediğimden,ilk önce kısaca Lakers ve Heat'e bakalım.
Miami Heat'in şu anki kadrosu:Joel Anthony,Carlos Arroyo,Chris Bosh,Lebron James,Dwyane Wade,Mike Miller,Jamaal Magloire,Zydrunas Ilgauskas,Juwan Howard,Mari Chalmers..Fazla söze gerek yok gibi.Takımda 6 tane all-star olmuş oyuncu var.İlk kez bir arada oldukları için bir uyum problemi olabilir,ancak bu kadrodan daha iyi bir kadroda yaratılmaz.
Los Angeles Lakers'a bakarsak,orada her şey aynı gibi:Kobe Bryant,Derek Fisher,Pau Gasol,Ron Artest,Andrew Bynum,Lamar Odom... diye gidiyor.Yeni bir isim var,o da Steve Blake.Daha öncede belirttiğim gibi Lakers çok iyi bir hamleyle kadrosuna kattı.Hem de bu yaz verilen uçuk fiyatların yanında gayet hoş bir kontratla takıma sağlam bir guard kattılar.
Şu anda bu iki takım daha ön planda gibi.
Chicago Bulls,New York Knicks yaz döneminde biraz daha hayal kırıklığı yaratsalarda,hiç fena kadrolar oluşturmadılar.Ancak New York için şunu demek istiyorum,Eddie Curry'nin kontratıyla bir tane sağlam adam şart.Raymond Felton'ı aldıklarına göre point guard düşünmüyorlar,bu yüzden sağlam bir 2 numara alabilirler.Chicago içinse durum çok kötü değil.Ancak içimden şampiyonluğa gidebilirler demek gelmiyor.
Boston Celtics,Orlando Magic'de unutulmamalı.Doğu Miami Heat'e rağmen daha çok karışacak gibi duruyor.Batı'da Lakers saltanatı devam eder gibi.Dediğimiz gibi daha transfer gerçekleşebilir-fakat çokda fantastik bi olay gerçekleşeceğini düşünmüyorum-
Etiketler:
Los Angeles Lakers,
magicmert,
Miami Heat
Çarşamba, Temmuz 14, 2010
Fisher Miami'yi Reddetti
Los Angeles Lakers'ın deneyimli oyun kurucusu Derek Fisher, Miami Heat'in teklifini reddederek takımında kalacağını açıkladı.
Fisher, "Kobe, diğer takım arkadaşlarım ve Los Angeles taraftarlarıyla devam etmeye karar verdim. Bu aldığım en iyi kontrat teklifi değildi ama en değerlisiydi. Lakers'a saha içinde ve dışında liderlik yapmaya devam edeceğim. Altıncı şampiyonluk serüvenine başlıyoruz" dedi. Son iki yılın şampiyonu Lakers'ın Fisher ile üç yıl için yaklaşık 10 milyon dolara anlaştığı ifade ediliyor.
Yapması gerekeni yaptı Fisher
Etiketler:
Derek Fisher,
JCN,
Los Angeles Lakers,
NBA
Salı, Temmuz 13, 2010
Kobe İkna Çabalarında
Raja Bell ile Lakers'ın adları sık sık yan yana geliyor bugünlerde.Bell ise henüz karar vermedi.Geçen gün Kobe'nin kendisini telefonla aradığını ve konuştuklarını söylemiş.Ama bu ilk görüşme değilmiş.Phx ile Lakers arasındaki playoff serisi 6.maçından sonra da kısa bir konuşma olmuş.Bakalım neler olacak.
Etiketler:
JCN,
Los Angeles Lakers,
NBA
Cumartesi, Temmuz 10, 2010
Riley Durmuyor
Miami Heat'de efsane kadro kurulmasını sağlayan Pat Riley durmak bilmiyor.Cumartesi günü Derek Fisher'la görüşecek olan Riley,tecrübeli oyuncuyu ikna etmeye çalışacak.Fisher'ın Lakers'da kalması gerektiğini düşünüyorum.Ancak bu yaz sezonu bize gösterdi ki,Pat Riley'nin ikna yeteneğini bir hayli kuvvetli.
Ama son olarak,Fisher!ın Lakers'da kalacağını düşüdüğümü belirteyim.
Etiketler:
Derek Fisher,
FA 2010,
Los Angeles Lakers,
magicmert,
NBA
Cuma, Temmuz 09, 2010
Hedo Lakers Yolunda

Espn radyoda çıkan dedikoduya göre Lakers,Hedo'ya karşılık Luke Walton+Sasha Vujacic'i önermiş.Ben Lakers'ın da Hidayet'e uygun olduğunu düşünmüyorum,ama Lakers'da bir türk hiç de fena durmaz.
Etiketler:
hidayet türkoğlu,
Los Angeles Lakers,
magicmert,
NBA
Pazar, Temmuz 04, 2010
Lakers Gemileri Yaktı
Derek Fisher her fırsatta Lakers'ta devam etmek istediğini söylüyor.Basketbol kariyerini bitirmeyi de düşünmüyormuş.En sonunda Lakers'ta Fisher'la görüşmelere başladı.
Etiketler:
JCN,
Los Angeles Lakers,
NBA
Diyeceklerim Var(FA)
Bu Free Agent dönemi 2-3 yıldır konuşuluyor bildiğiniz üzere.Milyardolar sahibi insanlar birkaç basketbolcunun ayağına gidiyor,kendisini beğendirmeye çalışıyor.Eğlenceli bir durum.Bu yanını bırakırsak,birkaç yeni haber ve eskilerden birkaç diyeceklerim var.
Dirk Nowitzki Dallas'la tekrar anlaştı.Sabahda Mete yazmış zaten burada.Açıkcası bazıları Nowitzki'nin şampiyonluk yüzüğü uğruna anasını dahi satabileceğini,Dallas Mavericks'i hayli hayli satabileceğini söylemişti.Bunlar bana gerçekten saçma gelmişti.Şurada da belirttiğim gibi Nowitzki Dallas'dan vazgeçmedi.Olması gereken de buydu ve oldu.4 yıllık 20 md'a anlaştı.Kimi yerlerde yazdığı gibide fedakarlık olduğunu düşünmüyorum.
Bir başka habere geçersek,haberin içeriği şu:
"T-Mac Lakers'a Gidebilir"
Sabahdan beri online olmama rağmen bu haberi girmedim.Nedeni hem sağlam bir kaynaktan gelmemiş olması hem de pek olacağını düşünmemem.Belki mle ile takıma katılabilir ama bu riski alacaklarını düşünmüyorum.Niye risk derseniz,herif sakatlıktan çıktı mı çıkmadı mı belli değil.Bence gelecek sezon tam mle alacağı bir yere gidebilir.Yani 5-6 md'a oynar.Lakers çünkü kendisine tam mle veremiyor.Haberin tamamı burada var,isteyene.
Madem serbest bir şekilde yazıyorum,içimde kalmasın şunları da söyliyim.
Elveda Atlanta'nın Gelecek 5 yılı,Elveda Memphis'in Gelecek 5 yılı.
Joe Johnson'a full maximum kontrat vermek ne kadar mantıklıdır,bilemiyorum.Atlanta bu zihniyetle devam etsin,play-off'da ilk turda elenmeye devam.
Rudy Gay'e senelik 16 md'da çok fazla geliyor bana.Gay'den kimse süperstar olmasını beklemiyor kanımca.Gasol'ü Lakers'a vererek parlak zekasını gösteren Memphis yönetimi,bu hareketiyle alnından öpülesi bir davranış sergiliyor.
He unutmadan bide şuna değinelim.Toronto Gm'i Brian Colongelo,hafifden Joe Dumars'ın yaşadıklarını yaşıyor olmalı.Detroit'i müthiş yöneten Dumars,geçen sene Gordon ve Charlie V hamleleriyle takımın ipini çekmişti.Benzer hamlelerde Brian Colongelo'dan geliyor.Yahu Amir Johnson'a 34 md verilir mi!
Amare ve Bosh hakkında da bir şeyler söylemek istiyorum.Amare'nin New York'a gitme olasılığı oldukça fazla gibi.Amare bildiğiniz üzere Nash ile epey iyi bir ikiliydi.Onun yanından ayrılmak ona nasıl yansır,tam bilinmez ama birkaç örnekle düz mantık kurabiliriz.Shawn Marion'ı baz alırsak;Marion,Nash'le geçirdiği 3 sezonda 19 sayı ortalaması tuttururken,sonraki 3 sezonda 13 sayı ortalama tutturdu.Bide şöyle haberler çıkıyor:"Amare Lebron'u Getirir"
Bu nedir abiler,amcaoğlunun düğününe adam mı getiriyon,anlamış değilim açıkcası.
Bosh için de birkaç laf söylersek;onun performansının da aynı kalacağını düşünmüyorum açıkcası.Toronto'da hücum varyasyonlarının çoğu onun üzerinden dönüyordu ve takımının attığı şut sayısının yarısını o atıyordu.Gitmesi muhtemel takımlar Bulls,Heat,Knicks.Gittiğinde bu takımlarda 1 numaralı opsiyon olması bile zor.Sonuç olarak şunu diyim Bosh'la ilgili,hiç bir zaman şampiyonluğa oynayan bir takımda 1 numaralı skor opsiyonu olacağını düşünmüyorum.Adam daha play-off oynamadı doğru dürüst.
Son olarak şununla noktalayalım.Lakers Steve Blake'i 4 yıllık 16 md'a,gayet hoş bir kontratla kadrosuna kattı.Çok sağlam iş becerdiler.Açık açık söylüyorum,Lakers'dan hoşlanmıyorum;ama söylemeliyim ki en sağlam adımları hep Lakers atıyor.Phil Jackson'ın bir sene daha kalacak olması Three Peat ihtimalini kuvvetlendiriyor..
Cumartesi, Temmuz 03, 2010
Steve Is A Laker
Evet başlıktanda anlaşılacağı üzere,Steve Blake artık Lakers'da.Steve Black'in eşi transferi twitter'ında doğruladı.Ahanda bu.Kontratın ayrıntıları şöyle:4 yıllık 16 md'a anlaşılmış.Gayet makul fiyata.Lakers zayıf olan tarafınıda güçlendirdi,önemli olan tarafta bu açıkcası.Three Peat manyağı Phil Jackson'da kaldı,"Beat LA"ünvanı gittikçe "Fear LA" oluyor açıkcası.Blake geçtiğimiz sezon 7.3 sayı 5 asist ortalamaları tutturmuştu.
Etiketler:
FA 2010,
Los Angeles Lakers,
magicmert,
NBA,
Steve Blake
Cuma, Temmuz 02, 2010
Lakers'dan Miller'a 30 MD
Lakers Mike Miller'a 5 yıllık 30md'lık bir teklif yapmış.Daha kesin değil bu haber,iyi olur olmasına.Guard alsalar çok daha iyi olur esasında.Tam anlamıyla bitmediği için tam olarak değerlendirmeyelim.
Etiketler:
Los Angeles Lakers,
magicmert,
Mike Miller
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)