Chicago Bulls etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Chicago Bulls etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 14, 2014

LV Yaz Ligi - Doug McDermott/Tony Snell


Bulls'un iki çok değerli draft hakkını verip kadrosuna kattığı Doug McDermott takımla çıktığı ikinci maçında 31 sayı kaydetmeyi başardı. Draft öncesi okuduğum oyuncu değerlendirmelerinin çoğunda McDermott'ın kolej basketbolunda gösterdiği skorer oyunu NBA'de yansıtmasının çok zor olacağı kanısı hakimdi. Bu düşüncelerin temelinde Adam Morrison ve birkaç diğer örneğin yarattığı etki yadsınamaz. Ve bunlara ek olarak, McDermott'ın NBA'in en sert ve atlet savunmacılarını barındıran pozisyonda oynarken ne düzeyde skor üretebileceği hala büyük bir soru işareti.

Pazartesi, Haziran 04, 2012

Bulls'un Hedefi Nash veya Kidd


Rose'un sakatlığını düşündüğümüz vakit bu hamlenin ne kadar mantıklı olabileceğini anlıyoruz. Gerçekleşme ihtimali olduğu gibi gerçekleşmeme ihtimali de oldukça fazla. Ancak Bulls'un point guard transferi yapacağı aşikar.

Bulls'un maaş sınırını düşününce bu iki oyuncuya minumum veteran kontratından daha güzel ve ilgi çekici kontratlar vermesinin ihtimali yok. Sezon sonunda emekli olmayı düşünmeyeceğini söyleyen Jason Kidd minumum kontrata oynamayacağını da eklemişti. Steve Nash'in ise Phoenix'den ayrılıp ayrılmama konusunda kararsız olduğunu biliyoruz. Rose'un 2013'ün başında geri döneceği söylense bile sahalara döndüğünde eskisi gibi at koşturamayacak. Hem psikolojik açıdan hem de fiziksel olarak önünde aşması gereken uzun bir süreç var. Bu dönemde point guard bölgesinden gelecek katkı kilit nokta olacak. Steve Nash 1974 doğumlu, seneye 39 yaşında olacak, fakat geçtiğimiz sezon neler yaptığını gördük. Ayrıca 2012 Londra'dan sonra ameliyat olacak Deng de uzun süre takımdan ayrı olacak.

Hazır Bulls hakkında konuşmuşken, John Lucas'ın biten sözleşmesi yenilenmezse seviniriz.

Son olarak bu iki ismin Miami'yle de adlarının anıldığını belirtelim. Steve Nash'in basketboluna laf atacak değilim buradan ancak Miami Heat hücumuna çok yatkın değil bana kalırsa. Miami için Jason Kidd çok daha iyi hamle olur.

Çarşamba, Nisan 18, 2012

Savaş Öncesi Son Hazırlıklar


Play-off için 'çocukların adam olduğu yer' tabiri çok kullanılır, her play-off maçı yayınında geçer, söylenir ve esasında klişedir. Ancak doğrudur. Lokavt dolayısıyla geç başlayan sezonda çok maç oynanmasıyla beraber takımlarda çok fazla inişli çıkışlı performanslar gözlemlemiştik. Zaman zaman bazı takımlar 5-6 gün içerisinde 4 maç oynamak zorunda kalmıştı. Artık o inişli performansları geride bırakıp, takımların play-off için son hazırlıkları yapma sürecine girmiş durumdayız. Ve normal sezonun sonuna az bir zaman kala takımların göstereceği bu son performanslar play-offlar için bir gösterge niteliğinde.

Geçtiğimiz sezon Dallas Mavericks'in başardığı şeyi yeni yeni idrak etmeye başlıyorum. Lakers serisinden sonra öyle bir görüntü bırakmışlarki hafızamda o seri sonrasında yaptıkları her şey çok olağan gelmişti bana. Şimdi düşününce 1995'te şampiyon olan Houston Rockets ve 2004'teki Detroit Pistons'ın şampiyonlukları kadar enteresan olduğunu anlıyorum. Bu sezon play-off resmine bakınca alttaki takımların geçen sene Memphis Grizzlies'ın yaptığı etkiyi yapabilecek kapasitesi olduğunu pek düşünmüyorum. 8.sıradan girip 1.sıradaki takımı elemek tarihte de çok görülmüş bir şey değil zaten. 67 galibiyetiyle göz doldurmuş Dirk'lü Dallas Mavericks ve Mutombo'ya kurban giden Seattle SuperSonics direk akıllara gelen örnekler. Ve son örneği de dediğimiz gibi geçen sene Memphis'in yakaladığı inanılmaz havayla yok olan konferans lideri Spurs. Batı konferasında takımların seviye olarak birbirine yakınlığı doğudakinden daha normal düzeyde. Özellikle doğudaki Miami ve Chicago dominantlığı batıda kesinlikle yok. Sadece Oklohoma City Thunder'ın performansı diğer takımlardan daha farklı. Onlarda şimdilik liderliği geriden gelen Spurs'e devrettiler.

***


Eşleşmeler belli değil, o yüzden eşleşme olarak değerlendirmek mümkün değil. Bu yüzden genel olarak takımlara değineceğim.


Doğu Konferansı:

Sezon öncesinde "Abi bırakın sezonu, direkt geçelim Miami Heat-Chicago Bulls serisine" tarzında söylemler dönüp dolaşıyordu. Durumun bu kadar vahim olduğunu sezon içinde gördük. İki takım konferanstaki diğer takımlardan oldukça farklı. Boston Celtics'in son dönemdeki çıkışının play-offlara yansıyacağını çok düşünmüyorum. Keza New York Knicks'in Woodson'la birlikte oynadığı güzel basketbol, sahip oldukları silik bench sebebiyle bu iki güçlü takıma diş geçirememelerine sebep olacaktır. Knicks'in bu çıkışı Amare'den yoksun bir şekilde yaptığını ve o gelince birkaç kademe üste çıkacağını düşünenler var. Bunun doğruluğunu Amare'nin çıktığı ilk 4-5 maç gösterecek. Ayrıca Melo'nun bu kısa beşte oynadığı 4 numara pozisyonu artık olmayacak, bu yüzden performans 3-4 seviye artar demek pek doğru olmaz. Mike Woodson'la birlikte oynadıkları basketbol, yaptıkları savunma gayet iyi seviyede. Miami ile oynamaları için dualar ediyorum, mükemmel bir ilk tur eşleşmesi olur. Hem iki takımın önemli playoff tarihi olması hem de çok önemli yıldızlara sahip olmarı sebebiyle inanılmaz eşleşme olur. Celtics'in geçen sene süpürdüğü gibi bu sene çok kolay lokma olacaklarını düşünmüyorum. Mike Woodson'la birlikte bir takım karakteri kazanmış durumdalar. Çoğu kez giden maçı çevirmelerinin sebebi de bu. İçeride oynadıkları Chicago Bulls maçı ve sezonun en kritik maçı sayılabilecek Milwaukee Bucks  güzel örnekler.



Konferansın en rezil durumunda olan takımı şüphesiz Philadelphia 76'ers. Playoff'a hazır olmayı geçtim, bu oyunu devam ettireceklerse dükkanı kapatmayı tercih etsinler. Chicago Bulls veya Miami Heat'le eşleşecekler ve iki takımdan da bu oyunla maç almaları imkansız(!). Ayrıca yerlerini Milwaukee'ye kaptırma ihtimali de yok değil. Sezonun girişindeki 76'ers'le şu anki 76'ers arasında uçurumdan öte bir fark kısacası. Keza Orlando Magic'de onlardan çok farklı durumda değil. Ancak onların durumunu sakatlık başlığı altında açıklamak mümkün. Howard, Hedo, Anderson, Richardson dönem dönem forma giymedi. Howard ve Hedo ise son 2-3 haftadır oynamıyor. Şu an için hiç mi hiç hazır gözükmüyorlar. Geçen sene kaybettikleri Atlanta Hawks serisi Hedo'nun takıma katılmasının çok doğru bir tercih olmadığını gösterir gibiydi, Otis Smith tükürdüğünü yalamaktansa yenilenmeyi tercih etseydi daha doğru bir hamle olabilirdi. Howard'ın seneye takımdan ayrılacağı nerdeyse kesin gibi.

Boston Celtics için üstte yazdığım gibi son dönemde Avery Bradley ve Kevin Garnett'in gerçekten iyi oyunu onlara bir kademe atlattı. Ne yazık ki o rotasyonla şampiyonluk yarışından çok uzakta görüyorum Celtics'i. Sezon ortasında takıma katılan Ryan Hollins'a pek güvenmiyor Doc. Çok az süre alıyor. Halbuki Cavaliers formasıyla zaman zaman iyi performanslar göstermişti. Takas döneminin son günlerinde adları geçen büyük yıldızlar son dans için kollarını sıvamış durumda. Geçen sezon play-off ilk turunda Chicago Bulls'a karşı çok dirençli basketbol oynayan Pacers, beklenildiği gibi bu sezon yapılan katkılarla geçen senekinden çok daha iyi durumda. Şampiyon adaylarıyla birlikte adı anılmıyor fakat favori takımlara salça olabilecek kapasitede bir takım. Atlanta'da bahsetmek gerekirse, klasik Atlanta. Joe Johnson geldiğinden beri böyle heralde. Her sezon lig 4-5-6 numaralarda bitirilir, ilk geçilir ve sonrasında elenilir. Joe Johnson verilen o kocaman kontratta Atlanta Hawks organizasyonunun bu durumdan çok şikayetçi olmadığını gösteriyor. Esasında doğu konferansındaki  takımların adeta figüranlık rolündeki oyuncular gibi olduğunu hissettiğim için durumu bir an önce Heat ve Bulls'a getiresim var.

Konferansa girerken diğer takımlardan ayrı tuttuğum iki takım için ise, diğer takımların kendilerini durdurabileceğini düşünmüyorum. Eğer bu iki takımın ismini konferans finalinde görmezsek çok büyük bir sürpriz sayılacağını düşünüyorum. 2010'da, normal sezon lideri LeBron'lu Cleveland'ı eleyen Celtics'in yaptığının 3-4 katı büyüklükte bir sürpriz olur. Gerçi onu sürpriz olarak görmeyenler de yok değil :)

İki takımda geçen seneki hallerinden pek farklı değil. Chicago için şutör guard eksikliği hep veryansın ediliyordu. Rip Hamilton geldi, sakatlıklar yüzünden çok fazla oynamayadı. Ne olursa olsun Heat karşısında sağlam durumda olabilirse artı puan getirebilecek bir hamle olduğu su götürmez bir gerçek. Miami ekibinde ise Shane Battier tek elle tutulur bir hamle. Norris Cole'un inanılmaz düşüşü sebebiyle adını yazmak pek doğru olmaz. Turiaf ise kötünün iyisi cinsinden. Joel Anthony'i kadar sert değil kesinlikle, ribaund eksikliği zaten biliniyor. Tek katkısı, Joel Anthony'nin yapamadığı şey, yani hücumda boşken bitirebilmek olabilir. Chicago ise bu sezon sakatlıklar sebebiyle tam kadro bir maça çıkamadı. Rose'un ardı ardına sakatlanması, Hamilton'ın ve  Deng'in yokluğu derken takım  eksik olarak ligi lider bitirmeyi başardı. Play-offlarda Rose'un geçen seneki performansını göstermesi çok kritik, Bulls için tek handikap şimdilik bu konu gibi gözüküyor.

İki takım arasındaki en büyük fark şüphesiz bench katkısı. Geçtiğimiz cuma günü oynanan karşılaşmada Bulls adeta benchiyle dövdü Miami Heat'i. "Bench Mob"diye adlandırılan Bulls benchi inanılmaz etkili. Ligin açık ara en iyi benchi. Miami'de ise bu durum tam tersi. Mike Miller'ın bir türlü sakatlıklardan kurtulamaması sebebiyle ondan beklenen katkı gelmedi. Norris Cole'dan sezon başı gelen katkı sonrasında eksi bir hal aldı. Genç oyuncunun performansı tepetaklak yuvarlandı adeta. Heat benchinin bal yapan tek arısı kuşkusuz Shane Batttier. Ancak Bulls'u geçmeleri için fazlasına ihtiyaç duyabilirler. Aynı şekilde Bosh'ın göstereceği karakter çok önemli. Enteresan bir şekilde, iki takımın power forwardleri aşağı yukarı aynı karaktere sahip. İkisi de büyük anlarda sinmekle ün yapmış durumda. Gerçi Boozer'un durumu Bosh'unkinden çok daha ünlü.  Bulls için en kritik nokta Wade'i savunmak gibi duruyor. Karşı tarafta Miami cephesinde ise Wade ve LeBron'un dışında gelecek katkılar çok değerli olacak.


Batı Konferansı:

Batıda çok daha karışık bir durum söz konusu. Playoff yapacak hiçbir takımın sırası tam anlamıyla kesin değil. Batının doğuya göre en önemli farkı tüm takımların daha iç içe olması. Kalite bakımından çok ayrılmışlık yok. Geçen sene play-offlarda sürpriz sonuç diye nitelendirebileceğimiz eşleşmeler bu konferansta gerçeklemişti; gerek Memphis'in Spurs'ü elemesi, gerekse Dallas'ın Los Angeles'ı elemesi. Play-off resminde 8 numaraya oturmak için üç takım mücadele ediyor. Utah'ın şansını daha az gördüğüm için pek değinmeyeceğim, diğer iki takım Phoenix Suns ve Houston Rockets'dan söz edelim. Bu iki takım arasından Houston Rockets'ın gelmesini bekliyorum, çünkü Suns'ın kalan 5 maçı cidden çok zor. Açıkçası bu iki takımında geçen sene Memphis'in yaptığı etkiyi yapmasını beklemiyorum. İki takımda batıda play-off yapacak takımların oldukça alt seviyesinde. Gönül Steve Nash'i play-off atmosferinde yeniden görmek ister ama play-offa kalsalar bile bu yol pek uzun olmaz gibi. Ayrıca Rockets'ın uzun rotasyonuyla hem Thunder'a hem de Spurs'e daha fazla direnebileceğini düşünüyorum.


Son şampiyon Dallas ise oldukça fazla kan kaybetti. Chandler'ın pota altı sertliği en önemlisi olsa gerek. Mark Cuban'ın hedeflediği üzere Deron Williams için maaş sınırının boş olan kısmına herhangi bir oyuncu dahil edilmedi. Takımın en büyük sıkıntısı uzun yoksunluğu olsa gerek. Mahinmi geçen sezon nerdeyse süre almazken, bu sezon ilk beşte yer alıyor. Keza Brendan Haywood'un da yetenekleri belli. Yaşayacakları en büyük sorun pota altı sertliği olacak, ayrıca Dirk'ün performansı beklenilen düzeyde değil. Sezon öncesinde kadrosuna Paul'u katan Clippers ise son yıllarda  olmadığı kadar yukarılarda bitiriyor ligi. Ancak onların şişirme bir takım olduğunu düşünenlerin sayısı hiç az değil. Bundaki en önemli sebep Deandre Jordan ve Blake Griffin'in daha önce play-off tecrübesi olmamasından ziyade, pota altı uzaklarından bitiriciliklerinin olmaması. Boyalı alanı kilitleyen herhangi bir takım büyük sıkıntılar yaratabilir Clippers için. Burada kilit noktası Chris Paul'ün oyunu olacak. Ayrıca 2 numara katkısı almak için kucaklarına düşen Nick Young'ın felaket oyununu düzeltmesi gerekiyor. Randy Foye'un play-off sertliğinde fiziki dezavantajları sıkıntı yaratabilir.

                          

Son 3 sezonda 2 şampiyonluk kazanan Lakers her zaman olduğu gibi yine şampiyonluk adaylarından biri. Sezon öncesinde takas dedikodularında adı geçtiği için ayrılmak isteyen Odom'un eksikliği elbette çok önemliydi. Hatta Odom şu kadroda olsaydı çok daha farklı durumda olacaklarını düşünüyorum. Sessions'ın gelmesiyle uzun süredir eksikliğini yaşadıkları point guard bölgesini kısmen doldurdular. Kobe'nin sakatlığı sebebiyle süre alamadığı şu günlerde Andrew Bynum'ın ve Pau Gasol'ün gösterdiği performans Lakers'ın uzunlarının dominantlığını birkez daha gözler önüne serdi. Kobe oynadığı zamanlarda Lakers daha çok Kobe üzerinden oynadığı için çoğu kez Bynum ve Gasol'ün sahip olduğu dominantlık kullanılmıyor. Kobe'den yoksun geçilen bu dönem bu gerçeğin görülmesi bakımından önemliydi. Öte yandan rakamlarıyla, oyunuyla en kötü sezonunu geçiren Ron Artest'in de son dönemde oynadığı basketbol etkileyici. Bu paragrafı okuyanlar "Kobe el freniymiş yahu"diyebilirler, durum tabii ki o kadar basit değil. Ancak Kobe'nin zaman zaman Lakers hücumunun akıcılığını öldürdüğü de bir gerçek. Lakers'ın benchi sorunlu diye nitelendirebilir. Matt Barnes çok önemli elbet ancak uzun olarak benchte pek kimseler yok. Josh McRoberts hiç iyi durumda değil. Onlar için en kritik durum Kobe döndükten sonra eski tas eski hamam kıvamında devam edilip edilmeyeceği konusu. Koç Mike Brown içinse, Phil'den sonra pek bir sönük kaldı diyebiliriz.

Geçen sezon 8.sıradan play-offa dahil olup lider Spurs'ü eleyen Memphis Grizzlies yine aynı şekilde, tam bir takım havasında. Koçundan, oyuncularına, taraftarlarına tam bir bütünlük hissediliyor. Nereye kadar giderler bilinmez ancak oynadıkları basketbol inanılmaz zevkli. Son olarak takıma katılan Gilbert Arenas'ın varlığı da çok iyi oldu takıma. Arenas hiç olmadığı kadar bilinçli gözüküyor. Marc Gasol ve Zach Randolph'lu uzun rotasyonlarına sezon başı piyangosu niteliğinde eklenen Marreese Speights ile birlikte çok iyi pota altına sahipler. Bu sezon iyice Nick Young basketbolu oynayan OJ Mayo ve Mike Conley'den oluşan guard ikilisi de oldukça başarılı. Keza geçen sezon play-offlarda Rudy Gay'in sakatlığından dolayı oynamadığını hatırlatalım. Bu sezon Rudy Gay katkısı da gelecek.
Son 10 yılın en istikrarlı takımı Spurs ise yine ligi çok üst sıralarda bitirecek. İyice yaşlanmış kadrosuna çok genç iki oyuncu ekledi. Hem Leonard hem de Green ilk beşte yer alıyorlar. Spurs'ün en büyük handikapı pota altı etkinliği. Duncan'ın yanında oynayan Dejuan Blair pozisyonuna göre çok kısa. Tiago Splitter ise Avrupa'da gösterdiği performansı bir türlü NBA'e yansıtamadı. En büyük silahları ise şüphesiz Gregg Popovich.

Bu sezon en az izlediğim takım olabilir Denver Nuggets. Son 1 ayda izlediğim tek maçı Chicago Bulls'la oynadıkları karşılaşmaydı. Chicago'ya 108 sayı atınca bir hayranlık söz konusu olmadı değil. Ancak Bulls'un kötü oyunu sebebiyle kaynaklanmıştı. Bu sezon çok fazla sakatlıktan başları ağrıdı. Açıkçası pek ilerleyebileceklerini düşünmüyorum. Son olarak Thunder'dan bahsedelim. İnanılmaz yüksek tempo basketbolu oynuyor Thunder. Rakiplerini felç edebiliyor bu tempo, tıpkı Bulls'a yaptıkları gibi. Ancak Russell Westbrook'un gösterdiği performans takımınkine direkt olarak etki ediyor. Thunder sisteminde Westbrook, Durant'in durduğu noktanın daha önünde. Bu sezon harika bir sezon geçirdiği için pek sorgulanmadı. Fakat geçtiğimiz sezon Thunder elenirken Westbrook'un büründüğü rol hepimiz tarafından oldukça yadırganmıştı. Zaman zaman kontrolden çıkıp çok bencil bir hal alabiliyor Westbrook. Çok iyi oynadığı sürece sorun yok ama kötü oynarken kontrolden çıkarsa anında problem oluyor Thunder adına. Ayrıca koçları da handikap. Son top için çizilen hücumlardan koçluk seviyesi belirlenir mi bilmem ama bu sezon kullanılan son 10 topun 10'nu da 8 metreden Durant'e üçlük olarak çizen bir koç var takımın başında.Ayrıca karakter olarakta öyle Westbrook'u dizginleyebilecek bir adam falan değil. Uzun rotasyonları oldukça iyi.Özellikle Perkins-Ibaka ikilisi blok makinesi gibi. Ancak ne olursa olsun Thunder'ın tam bir takım karakterinde olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden bir yerlerde birilerine takılacaklarını düşünüyorum.

***

Dediğim gibi daha eşleşmeler belli olmadığı için play-off öncesi son viraja girilirken ufak bir değerlendirme yaptım. Eşleşmeler belli olunca eşleşmeler üzerinden de yazarız.

 

Pazar, Mart 25, 2012

Deng'in Son Saniye Basketi


Dün akşam Bulls-Raptors maçına bakanlar bilirler, Bulls'un bu kadar mücadeleden yoksun oynadığı az görülmüştür. Dün Noah'ın atılması, Rose ve Rip'in olmamasıyla iyice eksik kalan Bulls rakibin Toronto Raptors olmasınında büyük etkisiyle maçı kaybetmekten son anda kurtuldu. Maçı 23 sayı 10 ribaundla bitiren Luol Deng  adeta maçı kazandı.

Not: Ayrıca gördüğüm en temiz buzzer beater. Temiz derken saniselerle topu elinden çıkarıyor.

Çarşamba, Ocak 04, 2012

Turkish Hammer


Klasik bir gazete girişiyle başlamak isterim; Ömer Asik, 2008 yılında gerçekleştirilen NBA draftında 36.sıradan Portland tarafından seçilmiş, daha sonra takasla Bulls'a gönderilmişti. 2010 sezonunda ülkemizde gerçekleştirilen 2010 Dünya Şampiyonası sonrası Chicago Bulls formasını giymek için Amerika yolunu tutmuştu.

Salı, Aralık 27, 2011

Sürprizlerle Dolu Gece


Sanırım Lakers ve Bulls'un aynı gecede kağıt üstünde kazanmaları gereken maçları kaybetmeleri bu başlığı atmam için yeterli sebepler.

Çarşamba, Aralık 21, 2011

United Center Ahalisi Memnun

NBA'de sezon öncesi maçlar tüm hızıyla devam ediyor. Dün akşam oynanan Pacers-Bulls maçı da en çok ilgi çeken maçlardan biriydi. Şöyle bir göz atalım.

Salı, Mayıs 31, 2011

Yeni Heyecanlar,Aynı Umutlar,Elveda Çömlük


Tom Thibodeau ile ilk sezonunda ligi birinci sırada tamamlayıp,Doğu Finali'ne yükselen Bulls takımının uzun süredir ilk defa piyasa yaptığı bu yılda kötü iş yaptığı söylenemez.Ancak ligin birinci bitirilmesinden sonra,Bulls taraftarı final için daha umutluydu.

1989'da Doug Collins'dan boşalan koçluk koltuğuna getirilen efsane Montanalı,Zen Master Phil Jackson'da ilk sezonunda Pistons'a Doğu Finali'nde elenmekten kurtulamamıştı.Zaten Phil Jackson'ın Tom Thibodeau'nun sahip olduğu bir asistanlık geçmişi de yoktu.Ancak o hanedanlık başlangıcındaki dönemi şu anki dönemle eş olduğunu düşünenler var.O takım,şu takımdan çok farklı.Öncelikle süperstarlar arasında ciddi bir fark var.Ayrıca Jordan o zamanlarda 26-27'sini yaşarken,Rose şu anda olgunlaşma aşamasında.Jordan 1990 Play-off'larında %52 şut isabetiyle 36.8 sayı 7.2 asist 6.8 ribaund istatistikleriyle oynamıştı.Rose ise bu play-off'larda 27 sayı 7.7 asist 4.2 ribaund ortalamaları tutturdu,%39'la şut atması en belirleyici noktaydı.Ancak Doğu Finali'nde kaybedilmesinin sebebini Rose'a yıkarsak büyük haksızlık etmiş oluruz.Miami Heat'in sert savunmasına karşı penetrelerini yeterince yapamadı ve pota yakınlardaki atışlarında beklenen yüzdenin çok altında kaldı.Bu da özellikle Heat serisini kötü geçirdiğinin kanıtı.Fakat ilk ciddi play-off deneyiminin böyle olması gerçekten güzel.Yanlış tercihler yaptı,hataları da oldu.Ancak geri adım atmadı,tıpki çaylak sezonunda,Play-off ilk turunda Celtics'e yaptıkları gibi.Derrick Rose'a bu kadar yer ayırmamın sebebi takımın bir numarası olması.Diğer önemli parçalar Luol Deng,Carlos Boozer,Joakim Noah,Kyle Korver,Keith Bogans gibi isimlerden en çok öne çıkanı elbette Carlos Boozer.Olumlu anlamda olmadığını herkes anlamıştır.Carlos Boozer'ın savunmadaki zaafları normal sezonda da kendini gösterirken,normal sezonda pota altındaki domaninantlığını play-off'lara yansıtamaması geleneksel bir hal aldı.Utah'ta yaşadıklarından sonra,Bulls formasıyla da aynı şeyleri yaşadı.Hem de bu sefer yanında Mehmet Okur yerine Joakim Noah varken bile savunma da sırıtmayı başardı.Heat serisi öncesi küçümsediği Bosh tarafından paspas,kilim edildi.Miami'de oynanan ilk maçta gösterdiği performans dışında,herhangi bir play-off maçında tam anlamıyla bekleneni verdiğini düşünmüyorum.Açıkcası takımın en zayıf halkası olarak gördüğüm şutör guard pozisyonu play-off sürecinde çok fazla sırıtmadı.Sadece Korver Heat serisinde daha etkili olabilirdi.Keza Bogans'da beklenmedik şutlar soktu,sezon boyunca boş şutlarda dahi istikrarlı sokan bir oyuncu değildi.Beklenmedik isabetler buldu.Açıkcası Boozer o kadar batıyor ki gözüme,diğer pozisyonlara dönüp bakasım gelmiyor.Boozer'ın play-off istatistiklerine bakmak Boozer'ı anlamaya yetmez.İstatistiklere baksak bile,şampiyonluğa oynayan bir takımın 2 numaralı yıldızı olarak gösterilen bir adam için 12 sayı 10 ribaund kabul edilemez.Boozer'ın oyununun karaktersizliğinden söz bile etmiyoruz daha.

Tom Thibodeau'nun inanılmaz bir savunma koçu olmasının da büyük etkisiyle Bulls inanılmaz bir savunma performansı gösterdi.Ancak hücumda aynı şeyleri söylemek zor.Takım,zaman zaman Rose'dan başka opsiyonu olmayan kısıtlı bir takım görüntüsü çizdi.Boozer'ın yumuşaklığı ve karaktersizliğiyle birlikte takımdaki rollerin tam belirsizleşmemesi en büyük sorunları.Tabi birde idare eder dediğimiz iki numaraları.

Chicago Bulls Ne Yapmalı?

Chicago Bulls'un ihtiyacı olan şeylere ve kusurlarına üst tarafta değindik.Esasında genç bir takım olmaları,süperstarlarının henüz 22 yaşında olması ve koçlarının tabir-i caizse karakterli olması onlar için büyük avantaj.

Şöyle gerektiğinde skor yapan,gerektiğinde point guard olabilecek bir adam bulmaları,takıma açık açık seviye atlattırır.Tabii serbest kalan öyle bir oyuncunun tam anlamıyla olmaması onları takasa yönlendirebilir.Jr Smith,Jason Richardson gibi serbest kalan oyuncuların o bölgede Bulls'un istediği oyuncular olduğunu düşünmüyorum.Nuggets kontratını karşılamazsa Aaron Afflalo o bölge için düşünülebilir.



Fakat bana kalırsa,eğer şampiyonluk isteniyorsa Boozer'dan kurtulmak gerekir.Onun o devasa kontratını kabul edicek,babacan insanlar var mı derseniz,pek sanmıyorum.Gözler Bobcats'e çevriliyor,Jordan falan derken ordan alınabilecek en iyi oyuncunun hala Jordan olduğunu hatırlayarak vazgeçiyorum.İşin şakası,Boozer'ı verip karşılığında alınacak oyuncularla kârlı bir takas gerçekleştirmek neredeyse imkansız.Boston Celtics'te bu sezon sonu serbest kalan Glen Davis ve New Orleans Hornets'den Carl Landry'den biri benche eklenebilirse çok iyi hamle olabilir.Ancak tabii ki bu isimler ancak yardımcı parçalardan biri olabilir.4 numarada ilk beşte çıkacak adam Boozer olmamalı,ki Boozer takımda kaldıkça ilk beş çıkacağı garanti.Taj Gibson belki düşünübilir ama onunda o çapta olduğunu düşünmüyorum açıkçası.Chicago Bulls'un play-off'lardaki genel sorununu iç-dış dengesi oluşturmaktaydı.Noah'ın hücumda kısıtlı olduğu düşünülünce,Boozer'dan tek beklenen pota altında dominant olmasıydı.O da onu gerçekleştiremeyince bir yerde tıkandı takım.

United Center ahalisi tarafından "Bench Mob" lakabı takılan,ayrıca hak eden Bulls benchi içinse C.J Watson yerine atmak ve tutmaktan başka özellikleri bulunan bir point guard getirilebilir.Rose'un yaptığı her şeyi 2 kademe allta yapan bir guard yerine,farklı özellikleri olan bir guard daha verimli olabilir.Tabii bunu yaparken,ikinci beşe skor katkısı yapan oyuncularda eklenmeli.

Luol Deng'in Play-off'larda gösterdiği performansta oldukça umut vericiydi.Bir gün var olup,diğer gün kaybolmasına alıştığımız bir isimdi fakat bu play-off'larda yürek koydu.Özellikle Miami Heat serisinde gösterdiği oyun hafızalarımızda.40+ dakika oynayıp,LeBron'u koşturup,bir de hücumda en fazla skor üreten 2.oyuncu olması her türlü tebriği hak eden cinsten.

Ömer'e de değinirsek,Miami'deki oynadığı maçlara kadar play-off'larda ve normal sezonda herkese bir şeyler gösterdi,kendini kanıtladı.Ancak hücum performansında-olmayan şeyi var etmek-bir standart yakalarsa vazgeçilmez bir oyuncu olur.O hızlı ayaklara,sırtı dönük oyunlar cuk diye oturur mesela.Sakatlığının ardından post-move'lara önem verirse ve tabii ki serbest atışlarını %65'lere çekerse çok iyi olur.

Velhasıl,bu takımın gelecekteki 7-8 yıla damga vurması hiç kimseye sürpriz olmaz.Ancak belirttiğimiz sorunların üstesinden gelinmesi,bu yolu daha zahmetsiz kılar.Lise 1 de tanıştığım çöm kelimesine hep ayar olmuşumdur ancak burda cuk diye oturdu sanıyorum.Çömlük yılında oldukça baskın bir karakter koyan,sağlam top oynayan Bulls takımı yeterince umut verdi gelecek adına..

Pazar, Ağustos 22, 2010

İlginç Fotoğraflar #18



Bu efsaneleşmiş fotoğrafı buraya koymamak ayıp olurdu ..

Perşembe, Temmuz 22, 2010

Unutulmaz An #7





NBA tarihinde "The Flu Game" olarak da bilinen bu maç sanırım Michael Jordan gibi bir "sporcunun" bir daha zor yetişeceğinin en büyük kanıtlarından da biridir.Şimdi bu efsane maçı tekrar hatırlayalım.




Chicago Bulls ile Utah Jazz 1997 Nba finallerinde karşı karşıyalar.İlk iki maçı kazanan taraf Bulls.Sonraki iki maçı kazanan ise Jazz.Salt Lake City'deki sonraki maç NBA tarihine inanılmaz bir senaryoyu yazacaktı.Rüzgarı arkasına alan Jazz sıradaki maçı da alması halinde büyük bir özgüven kazanacaktı.Üstelik maçtan saatler önce MJ yatak döşek yatıyor,ayağa kalkacak gücü bulamıyordu.



Ancak maça dakikalar kala Michael Jordan soyunma odasının kapısında belirdi ve : "Oynayabilirim." dedi.



Maça hızlı başlayan Jazz oldu.16 sayı farkla öne geçene kadar Jordan sahada sadece geziniyordu.Ancak ikinci çeyrekle birlikte Jordan hastalığı unuttu.Tam 17 sayı bıraktı ikinci çeyrekte.Bununla beraber Bulls ilk yarıyı 33-24 üstün kapadı.





Devre arası durumu daha da kötüleşti Jordan'ın.İkinci yarıya da kötü başladılar.Özellikle Kukoc'un desteğiyle ayakta kalmaya çalışıyordu Bulls.Ancak Jazz son çeyreğin başında 8 sayı öne fırladı.Tam bitti,gitti denirken...



Bulls'un 10-0'lık serisi geldi.Bulls tekrar öne geçti.Maç sonu yaklaşırken majesteleri de havasını yeniden bulmuştu.Bitime 25 sn. kala 85-85 eşitlik vardı.Jordan bu kez Stockton'ın üstünden bir üçlük yolluyor galibiyeti Bulls'a getiriyordu.90-88 maçı kazanan Bulls'ta Michael Jordan'ın istatistikleri şöyleydi : 38 sayı,7 ribaund,5 asist,3 top çalma,1 blok veee... 40 derece ateş.



Maç bittiğinde Jordan efsane fotoğraflardan birinde yer alıyordu.Yorgunluktan Pippen'ın kollarına kendini bırakırken...






Pazartesi, Temmuz 19, 2010

Brewer İçin Kapışma


Ronnie Brewer için üç takım birden girişim içindeydi.Celtics,Grizzlies ve Bulls üçlüsünden galip çıkan takım Bulls oldu.Celtics zaten iyi bir kontrat sunamamıştı ve otoriteler Grizzlies ile anlaşacağını beklerken Brewer sonradan devreye giren Bulls ile anlaştı.Brewer'in hedeflerini büyük tutması bunun nedeni olarak gösteriliyor.Anlaşma 3 yıl için 12,5 md.Bana kalırsa Bulls için oldukça iyi bir transfer oldu.

Pazar, Temmuz 18, 2010

Brad Miller Chicago'dan Ayrıldı


Miller 3 yıl için 15 md ye Houston Rockets ile anlaştı.Houston benchi için yararlı olabilir.Geçen sezon Bulls formasıyla 8.8 sayı ortalaması ile oynamıştı.

Perşembe, Temmuz 15, 2010

İlginç Fotoğraflar #8



Michael Jordan, Scottie Pippen ve Ron Harper uçakta iskambil kağıtları ile.

Yıl: 1997

Cumartesi, Temmuz 10, 2010

NBA'den Kısa Kısa


Tyrus Thomas Charlotte Bobcats'le 5 yıllık 40 md'a anlaşmış.Tyrus Thomas her zaman iyi bir potansiyel.Potansiyel potansiyel denile denile adam 24 yaşına geldi.8sayı 5 ribaund ortalamasıyla oynayan bir adama böyle bir kontrat gider mi?

Diyecekseniz ki "Potansiyeli var".Bilmiyorum daha ne zaman gösterecek.Onda biraz zeka sorunu var gibi.Mental anlamda da oldukça geri.Jordan'a pahalıya patlamış kısaca.

Anthony Morrow Nets'le 3 yıllık 12 md'a imzalamış.Nets haberi doğrulamamış ancak yahoo'da çıktığı için büyük oranla doğru.Morrow diyince o muhteşem Clippers maçı ve 20 de 15 saha içi isabetiyle 37 sayı attığı maç geliyor aklıma.Takımlar 2008 draftında onu seçme zahmetinde bile bulunmadılar.GSW'De iyi bir sezon geçirdi.Ancak kafaları bulandıran nokta Golden State'de iyi bir sezon geçirmiş olması.Ama 3 yıllık 12md değer ona.Geçtiğimiz sezon 13 sayı 4 ribaund ortalaması yakaladı-ama altını çizelim Golden State'de-

Korver Chicago'yla 3 yıllık 15 md'a anlaşmış.Bench'De Korver gibi bir şutörün olması Bulls için güzel.

Ömer Aşık'tan Resmi İmza


24 yaşındaki genç oyuncu Ömer Aşık Chicago Bulls ile anlaşmaya vardı. 36.sıradan draft edilen Ömer Aşık, daha önce Işıkspor, Alpella ve Fenerbahçe Ülker formaları giymişti. Aralık ayından beri basketbol oynamayan Ömer'e NBA kariyerinde başarılar dileriz.

Buradan resmi açıklamaya ulaşabilirsiniz.

Çarşamba, Temmuz 07, 2010

Boozer Bulls'da


Sadece 5-6 saat önce belirtmiştim,sadece Boozer'la sadece David Lee'yle şampiyonluğa oynayan bir takım yaratılmaz diye.Bulls,Lebron'un ne yapacağı belli olmadığı için ufak çaplı bir önlem almış,Boozer'ı kadrosuna katmış.Tekrar söylüyorum,Derrick Rose-Boozer ikilisi iyi olabilir,yanındaki parçalar falan hiç fena değil.Ancak şampiyonluğa oynayacak bir takım görüntüsü vermiyor açıkcası.Daha sonraki roller player hamleleri de önemli olacaktır ama.Zaman bunları bize gösterecektir..

Ve bide yarın ki basın toplantısı var elbet,daha Bulls için her şey bitmiş değil..

Ayrıca kontrat değeride 5 yıllık 80 md'mış.

Wade ve Bosh Heat'de : Peki Ya Diğerleri?


Diğerlerine geçmeden önce şurada verdiğim haberi ufak çaplı değerlendirelim.Miami'nin Lebron'un hareketini beklediği konuşuluyordu ancak onlar beklemedi.Bosh ile Wade'i kendi saflarına çekmeyi başardılar.Kim ne derse desin Free Agent döneminin en büyük 4-5 yıldızından 2'siydi bunlar.Chris Bosh hakkında kafamda çok soru işaretleri olsada,Wade'i tutmak elbette harika.

Bosh hakkındaki soru işaretleri şunlar:Toronto kariyeri boyunca takımının 1 numaralı opsiyonu oldu,20-25 şut attı.Miami'de bu şansları bulamayacak,elbette takımın 2 numaralı opsiyonu olacak.Bunu kaldırabilir mi,zaman gösterecek.Ancak Toronto'daki rahatlığı bulamayacağı kesin gibi.

Kabul edersiniz ki Toronto çok vasat bir takım,ondan dolayı burda göstereceği performans için Toronto'da yaptıklarını referans olarak kabul etmek yanlış olur.Ünlü nba yazarı Bill Simmons twitter'ında bahsettiğim durumu şöyle özetlemiş:

"Chris Bosh: 7 seasons, 1 2nd-team All-NBA, 0 All-D's, 5 lotteries. Career: 211-320. Playoffs: 3-8. No more calling him a "superstar" please."

Bu adam doğru dürüst play-off'da oynamadı,play-off'larda nasıl reaksiyon vereceğini de bilmiyoruz.Chris Bosh'ın Miami hücumlarındaki rolünü görmek için sabırsızlanıyorum.Açık açık söylüyorum,onun Toronto'da yaptıkları bana biraz balon istatistikler gibi geliyor.
Bide şu konu var,kararını yarın açıklayacak Lebron Miami'ye gidebilir deniliyor.Salary Cap'ında bi kaç oynamayla aslında yaratılabiliniyor o boşluk,ancak bunun gerçekleşme ihtimalini çok düşük görüyorum.

Yarın Lebron'un vereceği karar diğer takımların kaderini çizecek.Özellikle Chicago gibi büyük bir şehir için,bu yaz döneminden çok şey beklerken,Wade-Lebron-Bosh-Amare 4'lüsünden birini kadrosuna katamaması büyük hayal kırıklığı yaratacaktır.Lebron'un Bulls'u tercih etmediğini varsayarsak,Free Agent piyasasında süperstar niteliğinde adam kalmıyor açıkca.Sadece Boozer'la,sadece David Lee'yle lottery'ye oynanır anca.Eğer Lebron New York'a gitmesse,Miami pastadan en büyük dilimi aldı diyebiliriz.

Gözüme de ilginç bir detay takıldı ayrıca,2 gün önce twitter açan Lebron James'in-nereye gideceği milyonlar tarafından sabırsızlıkla beklenen adam-,Location bölümüne KİNG OF AKRON yazması bana çok ilginç geldi.Cleveland ihtimali her zaman vardı ama bu detay-ki saçma gelebilir-biraz daha yüksek sesle çıkmaya başladı içimde.

New York'un durumu kesinlikle Chicago'nun durumundan çok çok daha iyi.En azından Amare'yi kattılar kadrolarına.Eddie Curry'nin ölü kontratıyla bir guard alıp,Doğu'da 4'ü 5'i zorlayan bir takım haline gelebilirler.Chicago ise Lebron'un onları seçmemesi halinde resmen kazıpa oturacak,yağlı falanda değil.Chicago gibi büyük bir şehrin,oyuncuları ikna etmek konusunda sıkıntı yaşamasıda ayrı bir soru işareti.

LeBron James Takımını Canlı Yayında Açıklıyor


Az önce konyalıportland'da gördüm,paylaşayım dedim.Lebron takımını büyük bir insan kitlesine yayın yaparak duyuracakmış.Perşembeyi cuma sabahına bağlayan gece Türkiye saatiyle 4'te ESPN'de yayınlanacak konuşması.Tam 1 saat sürecekmiş.

Salı, Temmuz 06, 2010

LeBron İçin Karar Zamanı


LeBron'un her adımı adeta tören şeklinde geçiyor. Başkan Obama'dan birçok ünlüye, Amerika'da herkes LeBron'un vereceği kararı heyecan ile bekliyor. LeBron yarın ESPN'de 1 saatlik bir programla yeni takımını açıklayacak. Hatta LeBron, New York Knicks'i tercih etsin diye özel Sopranos bölümü çekildi. LeBron'un bir saatlik canlı yayınla takımını açıklaması, günümüzde pazarlamanın hangi noktalara geldiğinin bir kanıtı.

Pazartesi, Temmuz 05, 2010

Yüzyılın Palavra Haberi(Okuyun Okuyun Gülün)



"Michael Jordan Fenerbahçe'de basketbola geri döndü" kadar palavradır bu röportaj.Büyük duayen(!) Esat Yılmaer üşenmemiş,taa Chicago'ya kadar gitmiş röportaj için.Bilenleriniz çok olabilir,ama paylaşmak boynumuzun borcu.8 Haziran 1998'de Hürriyet Gazetesinde yayınlanan röportaj sizlerle..

EDİT:ORJİNALİDE BULDUM,AHANDA BURDA..


ibo jordan'ı şaşırttı

nba şampiyonluğu için utah jazz'la final serisi maçlarına çıkan c. bulls'lu yıldızlar, türkiye'deki transfer rakamlarına inanamadı.jordan, ibrahim kutluay'ın aldığı transfer ücretini duyunca, ‘‘dalga mı geçiyorsun’’ derken yüksek rakamları eleştirdi.

bulls'un uğur merkezi

yer: chicago drake otel. burası, bulls'un karargahı. otelin alt katında blues bar var. ve burası chicago bulls oyuncuları için uğur merkezi. ‘‘ne zaman bir maçtan önce buraya gelirsek kazanıyoruz’’ diyorlar. ve bu otele basın mensuplarının girmesi yasak. ancak büyük tesadüf, türkiye'den rezervasyonumuzu buraya yaptırmışız. çaresiz bizi kabul ediyorlar. tek şartları var; fotoğraf çektirmemek. ‘‘tamam’’ diyoruz.

yine mi efes?

blues bar'da, michael jordan, scottie pippen, toni kukoç luc longley, jud buechler, steve kerr birarada. ve sonra güzel bir sohbet başlıyor. önce avrupalı toni kukoç geliyor. ve ilk sorusu, ‘‘türkiye'de kim şampiyon oldu, gene mi efes?’’ diye soruyor. ‘‘hayır’’ diyorum, ‘‘ülker oldu bu sene.’’ ‘‘değişiklik iyi’’ diyor kukoç ve ekliyor, ‘‘ama ülker bir türlü avrupa'da iyi yerlere gelemiyor.’’

avrupa, ilkokul

biz kukoç'la avrupa'daki basketbolu konuşurken scottie pippen araya giriyor, ‘‘siz neyi konuşuyorsunuz? avrupa hala bizim ilkokulumuz’’ diyor. kukoç dönüp ona cevap veriyor, ‘‘ama ben avrupa'dan geldim’’. başta jordan olmak üzere diğerleri takılıyorlar, ‘‘hala ilkokuldasın.’’ sonra ‘‘türkiye'yi tanıyor musunuz’’ diye soruyorum.

jordan'ın yorumu


hepsinde ufak tefek bir imaj var. ama en iyi bilgiyi kukoç veriyor. ‘‘biliyor musunuz, türkiye'de ortalama bir oyuncu yılda 2 milyon dolar kazanıyor.’’ işte burada basketbolun efsanevi adamı michael jordan lafa giriyor, ‘‘yanlış yapıyorsunuz. dışarıdan oyuncu alarak, para vererek, onları transfer ederek hiçbir yere varamazsınız. kendi ürününüzü kendiniz yetiştirmeniz gerekir.’’

postacı'dan yılın itirafı

utah jazz'ın ‘‘postacı’’sı ve büyük silahı karl malone, kaybedilen ikinci maçtan sonra bir basın toplantısı düzenledi. malone şunları söyledi: ‘‘bütün jazz taraftarlarından özür diliyorum. kazandığımız ilk maçta da, kaybettiğimiz ikinci maçta da son derece kötü oynadık. eğer ben bu kadar kötü oynarsam, biz bu seriyi kazanıp şampiyon olamayız.’’ bu açıklamalar amerikan basınında, ‘‘yılın itirafı’’ olarak değerlendirildi.

dalga geçiyorsun?

bu arada, ibrahim kutluay'dan bahsederek devreye giriyorum, ‘‘bir türk oyuncu, bir başka kulübe yaklaşık 10 milyon dolara transfer oldu’’ diyorum. cevap hemen geliyor, ‘‘o zaman niye nba'e gelmedi. nba'de 10 milyon dolarlık transfer yok.’’ ibrahim'in 3 yıl için 5.5 milyon dolar alacağını söylüyorum, ‘‘dalga geçiyorsun’’ diyip devam ediyor:

para vermelisin

‘‘bu parayla nba'den takımı avrupa'da kupalara taşıyacak oyuncular alırsınız, doğru düşünün. basketbol parayla oynanmaz. elbette para kazanılır. ama önce oyuncu basketbol oynamayı istemeli. işler paraya geldi mi belirli bir noktadan sonra olmalı. yani benim gibi. attığım adım para. sana şimdi bunları söylüyorum, bunlar da para olmalı.’’

denge gerek

bu sırada scottie pippen devreye giriyor, ‘‘türkiye'nin yükseldiğini duyuyorum. ama ne olduğunu bilmiyorum. fakat bu paralar çok. önce dengeyi kurmak gerek’’. ve sonra yeniden nba'e dönüyoruz. hepsi, ‘‘biz utah'ta bir maç kazanmamız gerektiğini biliyorduk. onu yaptık ve bundan sonra da işi bitireceğiz’’ diyorlar.

:)))

EDİT:İŞİN KÖTÜ YANI BU ADAM ŞİMDİ TÜRKİYE SPOR YAZARLARI DERNEĞİ BAŞKANI..EY GÜZEL MEMLEKETİM..