Fenerbahçe Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumartesi, Ekim 06, 2012
NBA Sezon Öncesi Maçları-1
NBA'de sezon öncesi karşılaşmaları dün itibariyle başladı. Bizim için en özel maçtı şüphesiz. Celtics'in 3-4 gündür buralarda olup, antreman yapması oldukça hoştu. Sezon öncesi karşılaşmalarının tamamına yakınını izlemeyi planlıyorum. İzlediğim sürece de burada birkaç şey paylaşacağım. İlgilenenler arada yoklarlarsa iyi olur.
Celtics'in burada Fenerbahçe'ye kaybetmesini görmek epey güzeldi. Öte yandan bir şey ifade ediyor muydu derseniz, hayır etmiyordu. Celtics takımı toplamda 3-4 idmana çıktı ve ayrıca sezon öncesi hazırlık maçı olduğundan fazlaca savruklardı, açıkça belirtmek gerekirse bu savrukluğun gerçekleşmesinin ana sebebi Fenerbahçe'ydi. Pazar günü oynayacakları Milano maçında aynı şeylerin gerçekleşeceğini düşünmüyorum. Özellikle Bo McCalebb'in deliciği 2.yarıda Celtics'i çok zorladı.
Oynamaya aç olan Jeff Green ve çaylak Sullinger dışında pek etkili bir isim yoktu. Boş şutları sokan Terry'i de bunların içine koyabiliriz sanırım. Fenerbahçe'nin de kazanmak için her şeyini yaptığı söylersen atmış oluruz. Takım oyununu sahaya iyi yansıtıp ve şutları sokunca Fener maçı önde götürdü. Fenerbahçe'nin kadrosu gerçekten inanılmaz. Hani neresinden bakarsanız bakın. Allah Bo McCalebb'i korusun. İzlemesi inanılmaz keyifli. İçeri penetreleri, Rose gibi havada dengesini koruyarak bitirdiği turnikeleri vs. Fenerbahçe Ülker'in bu sezonki en önemli kozu şüphesiz. Sato'nun performansı da çok etkileyiciydi. Fenerbahçe Ülker dış şutlarda istikrar yakaladığı zaman durdurulması çok çok zor. Fakat Sato ve Bogdanovic istikrardan biraz uzak. Zaten kanımca o şutlardaki performans belirleyici etken olacak büyük maçlarda.
Celtics'in bu seneki kadrosu geçen senekinden daha iyi. Bradley'nin play-off'larda oynayamadığını düşününce hele. Evet Ray Allen yok ancak Terry onun yerini dolduramayacak bir oyuncu değil. Ray Allen bu takım için Kevin Garnett veya Paul Pierce'ın taşıdığı anlamı taşımıyordu, özellikle parkede. Jeff Green'in kalp rahatsızlıklarından sonra takıma katılması, ilk karşılaşmasında oldukça atletik ve hazır görünmesi Celtics cephesi için en iyi haber. Jeff Green'i almak uğruna Perkins'i kaybettiklerini hatırlayalım. Jeff Green için 3,5 numara diyebiliriz. Celtics kadrosuna çok önemli bir derinlik kazandıracak. White Mamba'nın onu James Worthy'le karşılaştırmaya gidecek kadar abartması pek doğru gelmese de bu sezon Celtics'e çok önemli katkı vereceği ortada. Celtics için bir başka pozitif gelişme Ohio State çıkışlı çaylak Sullinger'ın boyalı alandaki etkinliğiydi. 16 sayı 8 ribaund yaptı genç oyuncu. Rakamların ötesinde takımla ilk maçında oldukça rahat gözüktü. Hani çaylaktır, sezon içinde çok iniş çıkış yapar mı bilinmez ama ilk karşılaşmada çok iyi mesajlar verdi. Fab Melo için aynı şeyleri söyleyemek zor. Blok kovalamak adına savunmanın temel gereksinimlerini unutuyor. Eğer süre almayı başarırsa bu sürelerde birkaç goaltendingle süsler performansını. Mental eksikliğinin yanında fizik olarak da pek hazır görmedim. Zaten sorunlu bir kişilik olduğı haberleri dolanıyordu. Celtics takım anlayışıyla ona uygun. Son olarak, Milicic 7.takımında huzuru bulacak gibi gözüküyor. İşin savunma yönünde önemli katkı verebilir. Celtics boyalı alanda geçen yıla nazaran fazlaca isim barındırıyor. Ne yaptığı belirsiz Wilcox da bu grubun içerisinde.
Etiketler:
Boston Celtics,
Fenerbahçe Ülker,
NBA Preseason Games
Pazartesi, Eylül 17, 2012
Elveda 6 Numara
Türk basketbol tarihinin en önemli figürlerinden Mirsad Türkcan, kendisi için organize edilen Fenerbahçe Ülker-CSKA Moskova maçı ile aktif spor yaşantısına son noktayı koydu. Elde edilen bütün gelirin Mirsad'ın doğum yeri olan Novi Pazar'daki zihinsel ve bedensel engelli çocuk hastanesine bağışlanacağı organizasyon taraflı tarafsız bir çok basketbolseveri duygulandırırken, Mirsad'ın emekli edilen 6 numaralı forması Fenerbahçe Ülker Arena'nın tavanına asıldı.
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün düzenlediği bu görkemli gecenin diğer kulüplerimize de örnek olması dileğiyle..
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün düzenlediği bu görkemli gecenin diğer kulüplerimize de örnek olması dileğiyle..
Etiketler:
Fenerbahçe Ülker,
Mirsad Türkcan
Cuma, Aralık 23, 2011
3 Takımla TOP 16
Galatasaray'ın elemelerden gelerek Euroleague'e katılmasıyla takım sayımızın 3'e çıktığı bu senede, herhangi bir kayıp vermeden Top 16'ya 3 takımla devam ediyoruz. Özellikle F-4'un İstanbul'da oynanılacağını öğrendiğimiz günde yüzümüzde oluşan hal ve şekil, bugün tamamıyla farklı bir noktada. Bunun sebebi bildiğiniz üzere takımlarımızın o noktalara birazcık uzak gözükmeleri.
Etiketler:
Efes Pilsen,
Euroleague,
Fenerbahçe Ülker,
Galatasaray,
magicmert
Pazartesi, Haziran 20, 2011
Tbl'deki Son Hareketler
Beko Basketbol Ligi'nin şampiyonunun belli olduğu sıralarda buralardan çok uzakta,yatışta olmamızdan dolayı hiçbir post giremedik.Enteresan bir siteyiz,vurdumduymaz falan.Yapacak bir şey yok,geçmişi değiştiremeyiz.Ancak biz daha ölmedik,buralardayız.
Lafa Beko Basketbol Ligi'nin şampiyonu Fenerbahçe Ülker'den başlayalım.
Sean May'in ve Saras gideceğine kesin gözüyle bakılıyor.Fenerbahçe'nin ilk transferleri ise James Gist ve Bojan Bogdanovic.James Gist Fenerbahçe'nin tam istediği tarzda bir oyuncu.İlginç bir dipnot ise kendisinin Adana'da doğmuş olması.Ribaund alan,atletik yetileri oldukça iyi olan bir oyuncu.Sean May'den sonra inanılmaz durabilir.Kısaca nokta transfer.
Bogdanovic ise Euroleague'deki sayı ortalamasıyla dikkat çekiyor,18.Ancak bu biraz aldatıcı.Sebebiyse takımının etkisizliği.Fenerbahçe'de Bogdanovic'in yaptığı işleri yapan oyuncular yok değil.Ancak kadro derinliği açısından iyi transfer.Mesafe tanımayan üçlüklerini de yakından görme fırsatı geldiği için şanslıyız.22 yaşında olması bu transferi daha çekici kılıyor.
Özet geçersek,FB iki sağlam transfer yaptı.Özellikle Gist tranferi müthiş hamle.
Beko Basketbol Ligi finalisti Galatasaray CC'ye gelelim.GS'de hareketli günler geçiriyor.Euroleague'e katılma durumunun hala netlik kazanmadığını belirtelim.Ancak GS'nin hak ettiği konusunda şüphelerim var.Yapılacak etkili transferler bu şüpheleri kaldırabilir.Taraftar,salon olayı değil kesinlikle.Bu tarafa kimse bir şey söyleyemez.Ancak kadro yapısına kesinlikle ayar çekilmeli,zaten bu yol için önemli bir bütçe ayrıldığını biliyoruz.Gerçekten çok isterim 3 takımla katılmamızı.Kaliteli yabancılar,tecrübeli yerliler kadroya katılmalı.
GS'nin Karşıyaka'dan Furkan Aldemir'i ve Beşiktaş'tan Cevher Özer'i kadrosuna kattığını belirtelim.Cevher'in rotasyondaki yerinin takımın hedeflerini göstereceğini düşünüyorum.Euroleague'de oynacak bir takımın çok önemli bir parçası olabileceğini düşünmüyorum.Furkan Aldemir'in alınması ise çok güzel hamle.Oktay Mahmudi ile oyununun eksik olan hücum yönüne artı şeyler katabilir.Furkan'ın arkası dönük oyunlarda bir standartı yok,kendi hücum silahı yok.Galatasaray forması altında kesinlikle geliştirmeli,draftlardan çekilerek de doğru bir karar verdi kanımca.
Efes Pilsen'e gelelim.Galatasaray'la bağlantılı olacak tabii ki.Galatasaray'dan Ermal Efes Pilsen'e katıldı.Galatasaray'ın ne yapıp kadroda tutmalıydı Ermal'i.Efes Pilsen içinse iyi hamle,Ervin Dudley'nin bir kere bile kullanılmadığı Euroleague'de Ermal gibi bir adamın benchte durması benchi daha kuvvetli kılacaktır.
Beşiktaş Cola Turka'da ise yönetimsel sorunlardan dolayı teknik kadronun beklemede olduğunu belirtelim.Ergin Ataman'ın twitter hesabında yazdıkları için buradan.
Türk Telekom ise Muratcan Güler ve Nedim Yücel'le anlaşmış.Telekom'un yıllarca süren baskınlığını kaybetmesi üzücü.Umarım bu sezon kendilerine gelirler.Ricky Davis o formayı giydikten sonra bayır aşağı olmadı mı takım,evet oldu.:)
Etiketler:
Beşiktaş Cola Turka,
Fenerbahçe Ülker,
Galatasaray,
TBL
Cumartesi, Haziran 04, 2011
Galatasaray CC 59-81 Fenerbahçe Ülker
Tıklım tıklım tribünler önünde TBL tarihinin en güzel serilerinden biri olacak olan derbi bu akşam başladı ve ilk maçı Fenerbahçe Ülker rahat kazandı.Maç öncesinde de herkesin konuştuğu üzere Fenerbahçe kadro kalitesi bakımından üstün olan takım olmasının yanı sıra çok daha oturmuş bir sisteme sahipti.Taraftar desteğini de arkasına alan sarı lacivertliler maçı farklı kazandı.
Galatasaray adına konuşulabilecek olan şeylerin kökünde aslında hep Fenerbahçe var.Örneğin Galatasaray'ın savunma performansının biraz daha aşağıya düştüğünü söyleyebiliriz ama Galatasaray ilk yarıda aslında daha önce yaptığı savunmayı yaptı.Tek fark hücum eden oyuncuların çok daha kaliteli ve basketbol zekasının daha yüksek olmasıydı.Spahija alan savunmasına karşı takımı harika yönetti.Her alan savunmasında boş şutu buldu Fenerbahçe.Adam adama savunmaya dönüldüğünde de hemen hemen her hücumda tepeden perde oynayarak çift opsiyon yarattığını gördük Spahija'nın.Bunlardan biri yavaş ayaklı Galatasaray uzunlarını kullanarak pick&roll,switch yapıldığında ise boş şut imkanı.Hücumda kusursuza yakın oynadılar kısacası.Savunmada ise Galatasaray'ı boğdu.Zaman zaman sert faullerle zaten kırılgan olan Galatasaray'ı bezdirdiklerini söyleyebiliriz.Shumpert,Shipp gibi oyuncular hiç etkili olamazken Andric neredeyse tek ayakta kalan oyuncuydu ki Türkiye Kupası finalinde de Fenerbahçe'ye karşı inanılmaz bir maç oynamıştı.
Shipp demişken...Onun hakkında iki kelam etmeden geçemem.Bu takımın skor yükünü taşıyacak oyuncu olarak geldi Shipp.Ama gel gör ki,şutu olmayan bir adamın skor atması çok ama çok zor.O yüzden Shipp ilgilenen Avrupa takımlarından birine gönderilmeli diye düşünüyorum.
Bir diğer nokta ise Galatasaray'ın genç oyuncuları Göksenin ve Sertaç.Bu oyuncular bu seviyede forma giyebiliyorsa öncelikle Oktay Mahmuti'yi tebrik etmek gerekir.Göksenin karşısında Türkiye'nin en iyi savunmacısı ve perde şutörlerinden biri olan Ömer Onan'ı buldu ki bu Göksenin için harika bir tecrübe.Göksenin inanılmaz bir gelecek vaad ediyor.Atletik,savunmacı ve her topa el sokan profiliyle yeni bir Ömer Onan doğuyor sanki.Sertaç da genç bir yıldız adayı ancak basketbol zekası bakımından pek beğenmedim.Zaten hücumda yediği bloklar genç oyuncuyu yıldırdı bu maç.
Oktay Hoca rotasyonu doğru ayarlayamadı diyebiliriz.Çok sık oyuncu değişiklikleriyle Rancik'in yokluğunda uzunları diri tutmaya çalıştı ama bu işe yaramadı.Doğru beşi bir türlü bulamadı.
Fenerbahçe Ülker her zaman oynadığı oyununun üstüne biraz daha savunma sertliği koyup maçı rahat kazandı.Galatasaray'ın kalite olarak zaten pek şansı yoktu ancak kendilerine olan güvenleri ve ortaya koydukları mücadele herkeste bir "acaba mı ?" sorusunu sorduruyordu.Bu maç onların kendilerine olan güvenlerinden bir şey götürmez ancak ikinci maçı kaybederlerse seri de ellerinden uçabilir.Yalnız Sinan Erdem'de maç kazanmaları için Fenerbahçe'nin gerçekten kötü bir gününde olması gerekiyor gibi gözüktü.
Dediğim gibi maçı domine eden taraf Fenerbahçe'ydi ve aslında Galatasaray'a kötü oynadı demek haksızlık olur.Onlar ellerinden geleni yaptılar ama bugün Fenerbahçe kusursuz oynadı.Hakemler de gayet iyi bir maç yönettiler.İkinci maçı Galatasaray kazanmak zorunda,kazanamasalar bile mutlaka 10 sayı altında kaybetmeleri lazım hala bu seriye tutunmaları için.Zira 60 sayı bile bulamadılar bu maçta ki maç kazanmaları için en az 80'e çıkmaları lazım.Bu da Shumpert ya da Johnson'ın ekstra bir gününe denk gelmesiyle mümkün olabilir bu savunmaya karşı.
Etiketler:
Fenerbahçe Ülker,
Galatasaray,
TBL
Titanların Savaşı Başlıyor
45. Türkiye Basketbol Ligi finalleri bu akşam başlıyor.Fenerbahçe Ülker'in ev sahipliğinde Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanacak maçın başlama saati 19:00.Mücadeleyi Spormax ekranlara taşıyacak.
Finaller başlamadan basın toplantısı da dün düzenlendi.Fenerbahçe Ülker koçu Neven Spahija: "Çok iyi bir antrenöre sahip takıma karşı oynayacağız,tüm zorlukların farkındayız ama en üst seviyede oynamaya devam edip bir kez daha şampiyon olmak istiyoruz." dedi.Fenerbahçe Ülker kadro kalitesi,derinliği ve istikrar gibi yönlerden daha ön planda olduğu için elbette favori gösteriliyor,bu durumda herkeste Fenerbahçe'nin rahat alacağı bir seri olacağı görüntüsü yaratıyor ancak koç Spahija kesinlikle bu tür bir düşünce içinde olmayacaktır.Her maça aynı ciddiyet ve istekle başlayacaktır Fenerbahçe Ülker.
Oktay Mahmuti: "Türk basketbolu için değerli bir final serisi olacaktır.Keyifli bir ortamda,güzel bir basketbol oynamak ve izlettirmek istiyoruz.Buraya gelmeyi beklemiyorduk ancak her zaman rekabetçi olduk,bu seride de aynı şekilde devam edeceğiz." dedi. Galatasaray Cafe Crown da elinden gelenin en iyisini yapacaktır ve hiç vazgeçmeyecektir diye düşünüyorum.Onlar için ilk iki maçtan bir galibiyet çıkarmak çok önemli çünkü ilk iki maçı kaybederlerse özgüven kaybı da yaşayacaklardır.Bu yüzden özellikle ilk maçta,yani bu akşam çok güzel bir maç izleyebiliriz diye düşünüyorum.
Etiketler:
Fenerbahçe Ülker,
Galatasaray,
Neven Spahija,
Oktay Mahmuti,
TBL
Pazar, Kasım 21, 2010
Nelere Kadirsin Iverson
Beşiktaş Cola Turka - Fenerbahçe Ülker derbisi bugün 15.30'da Akatlar'da oynanacak.Beşiktaş tarihinde basketbol şubesi için ilk kez biletlerin karaborsaya düştüğü söyleniyor.E doğal.Iverson diyoruz.Fenerbahçe diyoruz.Her yönüyle ilginç bir maç olacak.Maç Spormax tarafından verilecek.Ama gönlüm isterdi ki Murat Murathanoğlu ve İsmet Badem'den dinlemeyi bu maçı.Hemofarm maçında o eski Atv'de yayınlanan basket maçlarına geri dönmüştüm.Spormax'in basiretsiz spikerleri olmaz umarım.
Tabii dalga dalga yayılan NBA Tv'nin Beşiktaş maçlarının yayın haklarını alması haberini biliyoruz.Amerika'da banttan yayınlanacak.Ancak maç saatinde Amerika'da saat 8.30 olacak ki bugün pazar.Ve Amerikalı Iverson hayranları ve diğer kıtalardaki insanlar harıl harıl link arıyorlar.Bizzat justin.tv'de karşılaştığımız duruma göre birçok "channel" bu maçı yayınlayacağını yazmış.Tabii birçoğu Türk "channel"ı.
Iverson'ın gelişi yayın pazarını hem TV üzerinden hem de internet üzerinden çok hareketlendirdi.Dua edelim de Iverson sakatlık falan yaşamasın.
Etiketler:
Beşiktaş Cola Turka,
Fenerbahçe Ülker,
JCN,
NBA TV,
TBL
Perşembe, Kasım 04, 2010
Regal Barcelona-Fenerbahçe Ülker
Geçen senenin Eurolig şampiyonu Regal Barcelona,geçen sene olduğu gibi bu senede Fenerbahçe Ülker'in grubundaki rakiplerinden birisi.Geçen sezon İspanya'da oynanan maçta gördüğümüz Fenerbahçe Ülker'den çok daha farklısını beklediğimiz açık.Geçen sezonki maçta,oyuncuların farka razı bir görüntü vermesi şahsen benim sinirlerimi feci şekilde bozmuştu.34 sayı fark yemesine yemişlerdi,ancak oynanan oyun farkın çok daha aşağısındaydı.
Bu sezona gelirsek,iki takımda kayıpsız geldi bu maça.Tabii Fenerbahçe Ülker'in durumu Barcelona kadar iyi görünmüyor olabilir.Özellikle Zagreb'deki maçın son bölümü gerçekten korkutucuydu.Sonuçta kayıpsız ayrıldı Fenerbahçe,önemli kısım da burasıydı.Rytas maçı,yani Eurolig sezonunun ilk maçı, keza daha kolay geçmişti.
Barcelona cephesinde ise,zaman zaman rakiplerinden direnç görseler dahi maçları -beklendiği gibi- kolay geçtikleri söylenebilir.İlk maçta Zagreb'i daha sonra ise Erman Kunter'in Cholet'ini geçmeyi başardılar.
Barcelona takımı gerçekten komple bir takım."Kadro derinliği" tamlamasının kralının bulunduğu bir takım Regal Barcelona.Tabii her iyi takım gibi,bu takımında en iyisi daha doğru bir söyleyişle en güvenilir oyuncusu şüphesiz Juan Carlos Navarro.Yaşı ilerledikçe oyunun her alanında kurtlaşmaya başladı Navarro,iyice yıllanmış şarap tadına büründü İspanyol.Tabii bu açıdan düşünülünce,savunma kısmında Bornova maçının yıldızı Ömer Onan'a büyük yük düşüyor.2010 Fiba Dünya Şampiyonasında ne düzeyde bir savunmacı olduğunu bir kez daha kanıtlamıştı Ömer Onan.
Üstlerde de bahsettiğimiz gibi komple bir takıma sahipler.2009 Avrupa Şampiyonasında canımıza okuyan Sloven Laka Lakovic benchden geliyor.Önünde İspanyol Ricky Rubio var.Ben hala şutunun çok iyi olmamasından ötürü kendisine biraz soğuk kalsamda,oyunu yönetme anlamında çok değerli bir oyuncu olduğu inkar edilemez.Pota altında da Fran Vazquez,Erazem Lorbek,Boniface Ndong gibi isimlere sahipler.İki Amerikalı forveti Pete Mickael ve Morris Terence'da gününde olduklarında can sıkıcı hal alabiliyorlar.
Yani isim isim düşünülünce işimizin gerçekten zor olduğu düşünebilir ancak karakterli ve doğru bir basketbolla birlikte neden olmasın diyoruz..
Etiketler:
Barcelona,
Euroleague,
Fenerbahçe Ülker,
magicmert
Perşembe, Ekim 28, 2010
Netice Değil Hatice de Sorun Var
Euroleague ikinci hafta maçında Fenerbahçe Ülker'i zorlu bir karar maçı bekliyordu. Ya yolunu düzene sokup, hedefleri doğrultusunda ilerleyecekti ya da geçtiğimiz iki sezondaki gibi ite kaka istikrarsız bir şekilde devam edecekti. En azından oyun olarak olmasa da görüntü olarak hatasız geçmeliydi Fenerbahçe Ülker bu engeli. Bu yol ayrımı için kötü bir deplasmandı Zagreb.
Fenerbahçe Ülker bu akşam tüm olumsuz etmenlere rağmen zorlu bir maçın altından kalkmayı başardı. Hakem, taraftar ve formda olan genç Hırvat basketbolculara karşı önemli bir galibiyet alındı Drazen Petrovic Salonu'nda. Sanırım bu galibiyete en çok sevinen Neven Spahija olmuştur. Takım düzeni tam oturmamışken Euroleague'de kayıpsız gitmek mükemmel oldu Hırvat koç için. Ancak çoğu zaman harala gürele oynanan basketbol ve top kayıpları negatif yönde en çok dikkat çekenler. Haftaya yine deplasmanda Regal Barcelona maçı olduğu düşünüldüğünde bu eksiklikleri bir an önce gidermeli sarı lacivertli ekip. Yoksa netice cephesinde de darbe alabilir.
Etiketler:
EmreCe,
Euroleague,
Fenerbahçe Ülker
Cumartesi, Eylül 18, 2010
Spahija'nın Vidmar'ı : Rasid Mahalbasic
3 yıl öncesinde Türkiye milli takımının koçluğunu sürdüren Bogdan Tanjevic, ilginç ve şaşırtıcı bir karar almış ve Fenerbahçe Ülker'in başına geçmişti. Fenerbahçe Ülker'in başına geçtikten sonraki ilk cümlelerinden biri ise "İstanbul'a iki Sloven getireceğim." olmuştu. Daha sonraki haftalarda, aylarda ve yıllarda gördük ki bu iki Sloven basketbolcu Emir Preldzic ve Gasper Vidmar oldu.
Emir Preldzic, Vidmar'a göre daha yetenekli ve daha faydalı olabilecek bir basketbolcuydu. Zaten aradan geçen 3 senede NBA Draftlarında 58. sıradan seçilmeyi de başardı. Birçok Avrupa kulübünün dikkatini çekti Sloven, Bosnalı ve Türk yıldız. Ancak bizim dev çocuk Gasper Vidmar beklenen yükselişi gösteremedi. Temel basketbol eksikleri vardı. Yıllar içinde gelişecek bir durumdu. Gençti Vidmar, sabredilip zaman verilmeliydi Sloven pivota. Öyle de yapıldı, yaklaşık 2,5 yıl Fenerbahçe Ülker forması giydi ve giymeye devam edecek. Gözle görülüyor ki gelişme kaydetti Vidmar. İlk geldiği günden epey farklı bir basketbol oynuyor şu anda.
Tanjevic'in 2 Sloven getireceğim sözüyle başlayan 3 yıllık maraton geçen yaz başında son buldu. Artık yeni direktör Neven Spahija. Hırvat koç da Tanjevic gibi Yugoslav ekolünün temsilcisi. Onun mentalitesi içeresinde de, kadroda kesinlikle gelecek vaat eden genç bir oyuncu bulunacaktı. Kadrodaki Türk oyuncuları yeterli görmemiş olacak ki Spahija, yine Balkanlar semalarına yüzünü döndü. Bosna asıllı Avusturyalı Rasid Mahalbasic'i buldu o topraklarda. 20 yaşında ve 2.09 boyunda olması, "Yugoslav koç" kriterlerine uyması için yeterliydi. Öyle de oldu, Rasid Mahalbasic Fenerbahçe Ülker ile 6 yıllık sözleşme imzaladı. Hayırlı olsun, diyecek bir şey yok şimdiden. Sanıyorum kendisi 1-2 yıl kadar farklı takımlarda kiralık olarak forma giyecek, daha sonra sarı-lacivertli formayı giyebilecek. Açıkçası ben Rasid Mahalbasic ismini ilk kez duyuyorum. Benim de bilgi toplamama yardımca olan Salsabasket, Maliano ve Klein Zeitung'u okuyarak daha ayrıntılı tanıyabilirsiniz Mahalbasic'i.
Etiketler:
Avrupa Basketbolu,
EmreCe,
Fenerbahçe Ülker
Cuma, Ağustos 13, 2010
Yeni Oluşum
Fastbreak E-Basketbol dergisinin kapanması üzerine, Ağustos yazısını buradan yayınlıyoruz. İşte 24.07.2010 tarihli dergi yazısı :
Her şey 20 Mart günü başladı. O gün, Fenerbahçe Ülker antrenörü Bogdan Tanjevic'in kolon kanseri olduğu açıklandı. Gelen bu haber ile yeni bir sürece doğru, ilk yelkenler açıldı. Tanjevic'in hastalığı, somut adımların atılmasına yardımcı olmuştu belki de.
O günden sonra Bogdan Tanjevic, Fenerbahçe Ülker'in başında bir daha parkeye ayak basamadı. Hatta çoğu maçı izlemeye tribüne bile gelemedi. 11 Eylül 2007'de başladığı Fenerbahçe Ülker serüvenini, sonlandırmanın eşiğindeydi Tanjevic. 3 yıllık görev sürecinde Fenerbahçe Ülker'in 2 lig şampiyonluğu ve 1 Türkiye Kupası kazanmasına yardımcı oldu. Taraftarın asıl başarı beklediği Eurolegue'de, TOP 8'den ileri gidilemedi. Fakat her şeye rağmen Fenerbahçe yönetimi, Bogdan Tanjevic'e sözleşmesini uzatması yönünde, bir teklifte bulundu. Tanjevic, bu teklifi kabul etmeyerek Lottomatica Roma'nın yolunu tuttu ve sportif direktör oldu. Yani bir nevi yöneticilik hayatına başladı Tanjevic.
Bu noktadan sonra Fenerbahçe'ye uzun vadeli yeni bir yapılanma gerekiyordu. 3 yıldır devam eden sistem sona ermiş, yeni insanlarla çalışma zamanı gelmişti. İlk önce Aydın Örs ile anlaşıldı. Hem de Örs, Medical Park Trabzonspor'a gitmek üzereyken. Aydın Örs, aynı görevi 3 yıl önce kabul etmemiş ve takımdan ayrılmıştı. Fakat bu sefer sportif direktör olmayı kabul etti tecrübeli basketbol adamı. Daha sonra koç arayışına girildi. Hedef yine Yugoslav ekolüydü. Çünkü takımda bu ekole yatkın bir dolu insan vardı. Gerek kenar yönetim olarak gerek basketbolcu olarak gerek idareci olarak Fenerbahçe, basketbol şubesinde Yugoslav ekolünü benimsemişti. Bu mentalite doğrultusunda, Power Electra Valencia ile EuroCup şampiyonu olan Hırvat Neven Spahija ile anlaşıldı.
Spahija kariyerinde Maccabi Tel-Aviv, Cibona Zagreb ve Tau Ceremica gibi takımları çalıştırmış, önemli bir koçtu. Fenerbahçe'deki Yugoslav ekolünün devam etmesi açısından da, sağlıklı bir adımdı bu transfer. Spahija'nın yardımcısı da, final serisinde takıma koçluk yapan Ertuğrul Erdoğan oldu. Böylece Fenerbahçe Ülker yeni oluşumda, işin taktik kısmı ile ilgilenecek isimleri belirlemişti. Aydın Örs, Neven Spahija, Ertuğrul Erdoğan. Sırada, takımı oluşturmak vardı.
Aydın Örs ve Neven Spahija göreve tam anlamıyla başlamadan, Ömer Aşık, Semih Erden, Rasim Başak ve Serhat Çetin takımdan ayrıldı. Zaten Gordon Giricek takımdan, sezon ortasında ayrılmıştı. Oluşan tabloya şöyle uzaktan bir baktığınızda, takımdan üç uzun oyuncunun ayrıldığını görüyorsunuz. Takıma acil uzun takviyesi yapılmalıydı. İlk önce elde olan, Oğuz Savaş ile 2 yıllık sözleşme imzalandı. Daha sonra Efes Pilsen'e ikinci çalım atılarak, Kaya Peker transfer edildi. Daha sonra da Darius Lavrinovic takıma katıldı. Mirsad Türkcan, Gasper Vidmar ve transfer edilmesi muhtemel pivotu da düşünürsek, uzun rotasyonu oluşturulmuştu.
Takımdan ayrılmasına kesin gözüyle bakılan fakat bir türlü gönderilemeyen Lynn Greer'ın bölgesine, Marko Tomas transfer edildi. Oyun kurucu sıkıntısını çözmek için ise Engin Atsür ile 2 yıllığına anlaşıldı. Zaten Tarence Kinsey, Roko-Leni Ukic ve Ömer Onan'ın da takımda yer almaları, sözleşmeleri gereği kesinleşmişti.
Transfer edilen oyuncuların yanında, takımdaki geleceği belirsiz olanları da incelemek lazım. Damir Mrsic, profesyonel basketbol kariyerini sonlandırdı. Harun Erdenay ile birlikte takım menajeri olma ihtimalleri var. Emir Preldzic'in 2007 yılında imzaladığı, 4 yıllık bir sözleşmesi var. Zaten Türk olması ile birlikte takımda kesin olarak kalacaktır, diye düşünüyorum. Gasper Vidmar'ın sözleşmesinin bitmesine 2 yıl daha var. Vidmar'ın da takımda kesin olarak kalacağını, Nedim Karakaş açıkladı. Fakat Vidmar'ın yerine sürekli bir transfer yapılacağı söylentileri ortalıkta dolaşıyor. Seçenekler ise şöyle; Gasper Vidmar'a güvenip, transfer yapmamak. Yabancı bir pivot transfer edip, Vidmar'ı altıncı yabancı olarak kullanmak. Ve asıl sorun Lynn Greer. Bir türlü takımdan gönderilemeyen adam. Umuyorum ki kısa bir zaman dilimi içinde yollar 'kesin' olarak ayrılacaktır.
Şöyle bir durum değerlendirmesi yapacak olursak, kadro şu şekilde oluşabilir; Roko Ukic, Engin Atsür, Genç Türk Guard / Ömer Onan, Marko Tomas / Emir Preldzic, Tarence Kinsey / Mirsad Türkcan, Kaya Peker, Darius Lavrinovic / Oğuz Savaş, Gasper Vidmar-Yeni Transfer. Şöyle bir bakınca da, hiç fena bir kadro gibi durmuyor. Yeni oluşum evresinin başında olan Fenerbahçe Ülker için iç açıcı bir tablo olarak gözüküyor. Fenerbahçe Ülker taraftarlarını da mutlu eden bir oluşum süreci bu. En azından vaatler ile geçen üç yıllık, Mahmut Uslu-Bogdan Tanjevic döneminden sonra.
Her şey 20 Mart günü başladı. O gün, Fenerbahçe Ülker antrenörü Bogdan Tanjevic'in kolon kanseri olduğu açıklandı. Gelen bu haber ile yeni bir sürece doğru, ilk yelkenler açıldı. Tanjevic'in hastalığı, somut adımların atılmasına yardımcı olmuştu belki de.
O günden sonra Bogdan Tanjevic, Fenerbahçe Ülker'in başında bir daha parkeye ayak basamadı. Hatta çoğu maçı izlemeye tribüne bile gelemedi. 11 Eylül 2007'de başladığı Fenerbahçe Ülker serüvenini, sonlandırmanın eşiğindeydi Tanjevic. 3 yıllık görev sürecinde Fenerbahçe Ülker'in 2 lig şampiyonluğu ve 1 Türkiye Kupası kazanmasına yardımcı oldu. Taraftarın asıl başarı beklediği Eurolegue'de, TOP 8'den ileri gidilemedi. Fakat her şeye rağmen Fenerbahçe yönetimi, Bogdan Tanjevic'e sözleşmesini uzatması yönünde, bir teklifte bulundu. Tanjevic, bu teklifi kabul etmeyerek Lottomatica Roma'nın yolunu tuttu ve sportif direktör oldu. Yani bir nevi yöneticilik hayatına başladı Tanjevic.
Bu noktadan sonra Fenerbahçe'ye uzun vadeli yeni bir yapılanma gerekiyordu. 3 yıldır devam eden sistem sona ermiş, yeni insanlarla çalışma zamanı gelmişti. İlk önce Aydın Örs ile anlaşıldı. Hem de Örs, Medical Park Trabzonspor'a gitmek üzereyken. Aydın Örs, aynı görevi 3 yıl önce kabul etmemiş ve takımdan ayrılmıştı. Fakat bu sefer sportif direktör olmayı kabul etti tecrübeli basketbol adamı. Daha sonra koç arayışına girildi. Hedef yine Yugoslav ekolüydü. Çünkü takımda bu ekole yatkın bir dolu insan vardı. Gerek kenar yönetim olarak gerek basketbolcu olarak gerek idareci olarak Fenerbahçe, basketbol şubesinde Yugoslav ekolünü benimsemişti. Bu mentalite doğrultusunda, Power Electra Valencia ile EuroCup şampiyonu olan Hırvat Neven Spahija ile anlaşıldı.
Spahija kariyerinde Maccabi Tel-Aviv, Cibona Zagreb ve Tau Ceremica gibi takımları çalıştırmış, önemli bir koçtu. Fenerbahçe'deki Yugoslav ekolünün devam etmesi açısından da, sağlıklı bir adımdı bu transfer. Spahija'nın yardımcısı da, final serisinde takıma koçluk yapan Ertuğrul Erdoğan oldu. Böylece Fenerbahçe Ülker yeni oluşumda, işin taktik kısmı ile ilgilenecek isimleri belirlemişti. Aydın Örs, Neven Spahija, Ertuğrul Erdoğan. Sırada, takımı oluşturmak vardı.
Aydın Örs ve Neven Spahija göreve tam anlamıyla başlamadan, Ömer Aşık, Semih Erden, Rasim Başak ve Serhat Çetin takımdan ayrıldı. Zaten Gordon Giricek takımdan, sezon ortasında ayrılmıştı. Oluşan tabloya şöyle uzaktan bir baktığınızda, takımdan üç uzun oyuncunun ayrıldığını görüyorsunuz. Takıma acil uzun takviyesi yapılmalıydı. İlk önce elde olan, Oğuz Savaş ile 2 yıllık sözleşme imzalandı. Daha sonra Efes Pilsen'e ikinci çalım atılarak, Kaya Peker transfer edildi. Daha sonra da Darius Lavrinovic takıma katıldı. Mirsad Türkcan, Gasper Vidmar ve transfer edilmesi muhtemel pivotu da düşünürsek, uzun rotasyonu oluşturulmuştu.
Takımdan ayrılmasına kesin gözüyle bakılan fakat bir türlü gönderilemeyen Lynn Greer'ın bölgesine, Marko Tomas transfer edildi. Oyun kurucu sıkıntısını çözmek için ise Engin Atsür ile 2 yıllığına anlaşıldı. Zaten Tarence Kinsey, Roko-Leni Ukic ve Ömer Onan'ın da takımda yer almaları, sözleşmeleri gereği kesinleşmişti.
Transfer edilen oyuncuların yanında, takımdaki geleceği belirsiz olanları da incelemek lazım. Damir Mrsic, profesyonel basketbol kariyerini sonlandırdı. Harun Erdenay ile birlikte takım menajeri olma ihtimalleri var. Emir Preldzic'in 2007 yılında imzaladığı, 4 yıllık bir sözleşmesi var. Zaten Türk olması ile birlikte takımda kesin olarak kalacaktır, diye düşünüyorum. Gasper Vidmar'ın sözleşmesinin bitmesine 2 yıl daha var. Vidmar'ın da takımda kesin olarak kalacağını, Nedim Karakaş açıkladı. Fakat Vidmar'ın yerine sürekli bir transfer yapılacağı söylentileri ortalıkta dolaşıyor. Seçenekler ise şöyle; Gasper Vidmar'a güvenip, transfer yapmamak. Yabancı bir pivot transfer edip, Vidmar'ı altıncı yabancı olarak kullanmak. Ve asıl sorun Lynn Greer. Bir türlü takımdan gönderilemeyen adam. Umuyorum ki kısa bir zaman dilimi içinde yollar 'kesin' olarak ayrılacaktır.
Şöyle bir durum değerlendirmesi yapacak olursak, kadro şu şekilde oluşabilir; Roko Ukic, Engin Atsür, Genç Türk Guard / Ömer Onan, Marko Tomas / Emir Preldzic, Tarence Kinsey / Mirsad Türkcan, Kaya Peker, Darius Lavrinovic / Oğuz Savaş, Gasper Vidmar-Yeni Transfer. Şöyle bir bakınca da, hiç fena bir kadro gibi durmuyor. Yeni oluşum evresinin başında olan Fenerbahçe Ülker için iç açıcı bir tablo olarak gözüküyor. Fenerbahçe Ülker taraftarlarını da mutlu eden bir oluşum süreci bu. En azından vaatler ile geçen üç yıllık, Mahmut Uslu-Bogdan Tanjevic döneminden sonra.
Etiketler:
EmreCe,
Fastbreak,
Fenerbahçe Ülker
Avrupa Basketbolunda Değişen Politikalar
Uzun zamandır bu konuda bir şeyler yazmak istiyordum.Şimdi fırsat oldu.Konumuz Avrupa basketbolundaki kulüplerin değişen politikaları.Tabii buna bizim takımlarımız ve özellikle Efes Pilsen de dahil.Konuyu daha çok transfer ve oyuncu yönünden inceleyeceğim.


Öncelikle en çok dikkatimi çeken şey,artık Partizan,Kızılyıldız,Rytas gibi Avrupa'nın oyuncu fabrikalarının daha çok reklam yapması.Ya da daha iyi bir pazarlama stratejisine gitmesi.Bunu daha da açıklamak gerekirse,tarihten bir örnek verelim.Osmanlı Devleti'nin ekonomik yönden en güçlü olduğu dönemlerdeki avantajı,Avrupa ile Asya arasında olması ve Asya'dan gelen değerli şeyleri Avrupa'ya satmasıydı.Yani Asya'dan ham madde
yi alıp (özellikle ipek) işledikten sonra çok yüksek paralara Avrupa'ya satıyordu.Ancak Avrupalılar bu durumu anlayınca Coğrafi Keşifler denen olay çıktı ve Avrupalılar ham maddeye direkt olarak ulaştı.İşte bundan bir 5 yıl öncesinde Efes Pilsen gibi takımlar Avrupa'da,genç o
yuncuları yani ham maddeyi alıyordu.Bu oyuncuları parlatıp büyük takımlara satıyorlardı.Efes Pilsen özellikle bunu çok iyi beceriyordu ki bu sadece Yugoslav ve Litvanyalı oyuncular için geçerli değil Amerikalı oyuncular için de geçerliydi.Marcus Brown,Trajan Langdon gibi isimler,Efes'in büyük takımlara el yakan ücretlerle sattığı oyunculardı.Peki bugün ne değişti ?

Novica Velickovic / Real Madrid
Öncelikle oyuncu fabrikası dediğimiz takımlar artık düşük bütçelere rağmen Avrupa'da zirveye oynamaya başladılar.Pazarlama denilen olayı en iyi şekilde yapıyorlar.Artık onların yıldız adayları,bir ara takıma gerek kalmadan direkt büyük takımlara çıkıyor.Bu da klübün kasasını bir hayli dolduruyor.Hatta bu politikayı en son Efes yaşadı.Raduljica'yı almak isteyen Efes bir türlü Zeleznik'i ikna edememişti.Ama Raduljica'ya büyük takım alıcısı çıkmayınca Efes ile el sıkışıldı.Yani artık bu yıldız adaylarını almak için büyük paralar
gerekiyor.Ancak sadece bunlar değil,artık Amerikalı oyuncular konusunda da istediklerimizi yapamıyoruz.Hatta iş tamamen tersine döndü.Mersin forması giyen Bo Mccalebb çok iyi bir guarddı.Nitekim onu Partizan aldı.Onun yönetiminde Euroleague'de fırtına kopardı.Şimdi ise Montepaschi Siena'ya sattılar.Bu inanılmaz bir inceleme inanılmaz bir politika.Geçen sezon durmadan guard arayan Efes yönetimi dibindeki cevheri göremeyince Partizan'a gitmişti Mccalebb.Demek ki yanlış olan bir şeyler var.Biz doğru oyuncuları buluyoruz fakat doğru politikaları uygulamıyoruz demektir.Mersin mesela doğru olanı yaptı satmakla.Ama doğru politikayı uygulayan Efes olsaydı keşke.
Bo Mccalebb / Siena
Kısacası Avrupa'da artık işler değişti.Artık oyuncu fabrikaları işi öğrendiler.Tıkır tıkır çalışıyorlar.Umarız takımlarımız da artık bu yeni döneme uyum sağlarlar.Yoksa final four hala hayal olarak kalacak.
Etiketler:
Avrupa Ligleri,
Efes Pilsen,
Fenerbahçe Ülker,
JCN,
Partizan
Cumartesi, Temmuz 10, 2010
Ömer Aşık'tan Resmi İmza

24 yaşındaki genç oyuncu Ömer Aşık Chicago Bulls ile anlaşmaya vardı. 36.sıradan draft edilen Ömer Aşık, daha önce Işıkspor, Alpella ve Fenerbahçe Ülker formaları giymişti. Aralık ayından beri basketbol oynamayan Ömer'e NBA kariyerinde başarılar dileriz.
Buradan resmi açıklamaya ulaşabilirsiniz.
Etiketler:
Chicago Bulls,
EmreCe,
Fenerbahçe Ülker,
Ömer Aşık
Cuma, Temmuz 09, 2010
Euroleague'de Fikstür Belli Oldu


Euroleague'de yer alan temsilcilerimiz Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker'in maç programları belli oldu. Program şu şekilde;
1. Hafta: (20-21 Ekim 2010)
Union Olimpija (Slovenya)-Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Lietuvos Rytas
2. Hafta: (27-28 Ekim 2010)
Efes Pilsen - Power Electronics Valencia
Cibona Zagreb - Fenerbahçe Ülker
3. Hafta: (3-4 Kasım 2010)
Efes Pilsen-Armani Jeans Milano
Regal Barcelona - Fenerbahçe Ülker
4. Hafta: (10-11 Kasım 2010)
Panathinaikos - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Montepaschi Siena
5. Hafta: (17-18 Kasım 2010)
Efes Pilsen - CSKA Moskova
Cholet Basket - Fenerbahçe Ülker
6. Hafta: (24-25 Kasım 2010)
Efes Pilsen - Union Olimpija Ljubljana
Lietuvos Rytas - Fenerbahçe Ülker
7. Hafta: (1-2 Aralık 2010)
Power Electronics Valencia - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Cibona Zagreb
8. Hafta: (8-9 Aralık 2010)
Armani Jeans Milano - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Regal Barcelona
9. Hafta: (15-16 Aralık 2010)
Efes Pilsen - Panathinaikos
Montepaschi Siena - Fenerbahçe Ülker
10. Hafta: (22-23 Aralık 2010)
CSKA Moskova - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Cholet Basket
Euroleague'de ilk haftalar çok önemlidir. İki temsilcimizin de ilk hafta maçları kolay gibi gözüküyor. Ayrıca son hafta maçları da gruplarda belirleyici olabilir. O yüzden Fenerbahçe Ülker avantajlı gibi.
Etiketler:
Efes Pilsen,
EmreCe,
Euroleague,
Fenerbahçe Ülker
Perşembe, Temmuz 08, 2010
Aynaya Bakmak
Euroleague'de 2010-2011 sezonu için kura çekimi bugün Barcelona'da yapıldı. Malum Avrupa devleri temsilcilerimiz Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen kuraya 4.torbadan katıldı. Ee böyle olunca birazcık dişli rakiplerle eşleşti takımlarımız.
Hemen temsilcilerimizin gruplarındaki takımları sayacak olursak, Fenerbahçe Ülker C Grubunda; Regal Barcelona, Montepaschi Siena, Lietuvos Rytas, KK Cibona Zagreb ve Cholet Basket ile eşleşti. Bu gruba şöyle dışarıdan bakınca zor gibi gözüküyor olabilir. Fakat Neven Spahija Fenerbahçe Ülker'e sağlam bir Yugoslav sistemi yerleştirebilirse, grupta değişik işler olabilir.
Şöyle ki bu grupta son Euroleague şampiyonu Regal Barcelona'yı bir kenara koyarsak, Fenerbahçe Ülker'in grupta üstüne çıkamayacağı takım yok. Çünkü Montepaschi Siena, en büyük kozu Terrel McIntrye'ı Unicaja Malaga'ya kaptırdı. Koç Pianigiani'nin hala takımın başında olması ise Siena için bir avantaj. Benjamin Eze'nin ve Henry Domercant'in takımdan ayrılması ve Romain Sato'nun büyük bir ihtimal ile takımdan ayrılacak olması Siena'nın kan kaybettiğinin göstergesi. Lietuvos Rytas ise tipik Litvanya ekolünü yansıtan bir takım. Gruplarda hiçbir zaman favori olmasalar da sürpriz işlere imza atabilecek bir ekip. Bu sezonda genç ve yetenekli oyuncular ile yola devam edecekler gibi gözüküyor. Cibona Zagreb ise her yıl biraz daha zayıflıyor diyebiliriz. Fakat onlar da önemli bir ekolün temsilcisi. Hırvat ekip en önemli oyuncusu Marko Tomas'ı Fenerbahçe'ye kaptırarak büyük güç kaybetti. Cholet Basket ise Erman Kunter'in çalıştırdığı Fransa şampiyonu bir takım. Tipik Fransa basketbolunun özelliklerini taşıyan takımda, dikkat çekecek genç siyahi oyuncular olabilir. Fakat ben Cholet Basket, Cibona Zagreb ve Lietuvos Rytas'ın Fenerbahçe Ülker'i geçebileceğine inanmıyorum. Bu sene ki kadrosu ile Fenerbahçe Ülker'in geçen sene ki grup sonunculuğu gibi bir felaketi yaşamayacağını tahmin ediyorum.

Grup sıralaması tahminim:
1.Regal Barcelona
2.Montepaschi Siena
3.Fenerbahçe Ülker
4.Lietuvos Rytas
5.Cholet Basket
6.Cibona Zagreb
Efes Pilsen ise D Grubunda; CSKA Moscow, Panathinaikos, Power Electra Valencia, Armani Jeans Milano ve Union Olimpija ile eşleşti. Daha kadrosunu tam anlamıyla şekillendiremeyen Efes Pilsen'in bu gruptaki geleceği ile ilgili kesin bir şeyler söylemek pek mümkün değil. Fakat koç olarak Dusko Vujosevic'i transfer eden CSKA Moskova'nın grubun favorisi olduğunu söyleyebiliriz. Zor bir dönemden geçen Pana'da ise koç Obradovic takımın başında kaldı. Kadrosunu Aleks Maric ile takviye etmesi beklenen Pana'nın eksi gücünden uzak olduğunu söyleyebiliriz. Mike Batiste'in takımdan ayrılma ihtimalinin yüksek olması Pana için diğer negatif bir nokta. Geçen sezonun Eurocup şampiyonu Power Electra Valencia grubun güçlü takımlarından. Efes'in ise en büyük rakibi olarak gözüküyor. Geçen sezon ki koçları Neven Spahija'yı Fenerbahçe Ülker'e kaptıran Valencia'da Matt Nielsen'in durumu kesinlik kazanmadı. Fakat grupta iddialı olacakları kesin. Armani Jeans Milano ise İtalya Ligi finalisti olarak sezonu tamamlamıştı. Union Olipija ise grubun zayıf halkası olarak göze çarpıyor. İçeride oynayacağı maçlarda galibiyet alma amacında olacak Sloven ekip. Efes Pilsen iki sezondur yaptığı hatalardan biraz olsun kaçınırsa bu gruptan rahatlıkla çıkar diye düşünüyorum. Ama gruptan çıktıktan sonra nerelere gidecekleri izleyip göreceğiz.

Grup sıralaması tahminim:
1.CSKA Moskova
2.Panathinaikos
3.Power Electra Valencia
4.Efes Pilsen
5.Armani Jeans Milano
6.Union Olimpija Ljubljana
Eurolegue'de ön eleme turlarına katılmaya hak kazanan temsilcimiz ise Banvitspor olacak. Letonya şampiyonunun Euroleague'den çekilmesi üzerine turnuvaya katılan Banvitspor'u zorlu rakipler bekliyor. Banvitspor eğer bu zorlu rakipleri saf dışı bırakmayı başarırsa A Grubunda; Caja Laboral, Maccabi Electra Tel-Aviv, Partizan Belgrade, Asseco Prokom Gdynia ve Zalgiris Kaunas ise eşleşecek. Bir ilki gerçekleştirme peşinde olan Banvit'in rakipleri şöyle :
Asvel & Lyon Villeurbanne
KK Budocnost
Le Mans Sarthe Basket
Banvit BK
BC Khimki Moscow Region
PEPSİ Caserta
Budivelnik
Maroussi BC
Banvit eğer Le Mans'ı iki maç sonunda geçerse, Asvel-Budocnost eşleşmesinin galibi ile karşılacak. Eğer Banvit bu eleme aşamasını da geçerse Khimki Moskova, Maroussi BC, Budivelnik ve Pepsi Caserta dörtlüsünden biriyle eşleşecek. Eğer Banvit bu takımı da elemeyi başarırsa, tarihinde ilk kez Euroleague sahnesine adım atacak.

Banvit'in diğer takımlara göre en önemli eksikliğinin tecrübesizliği olduğunu düşünüyorum. Le Mans daha önceden Euroleague'de oynamış bir ekip. Koç Orhun Ene ile iyi bir dönem geçiren Banvit'in Euroleague'e katılması çok zor gözüküyor. Ben Banvit'in, Le Mans'ı veya bir sonraki turdaki büyük ihtimalle eşleşeceği Asvel'i geçemeyeceğini düşünüyorum.
Son olarak toparlayacak olursak, Euroleague'deki takımlarımızın bütçeleri gözümüzün önünde duruyor. Bu bütçelere rağmen gruplardan çıkamıyorsak veya daha ilerileri göremiyorsak sorunu biraz da kendimizde aramalıyız, aynaya bakmalıyız...
Hemen temsilcilerimizin gruplarındaki takımları sayacak olursak, Fenerbahçe Ülker C Grubunda; Regal Barcelona, Montepaschi Siena, Lietuvos Rytas, KK Cibona Zagreb ve Cholet Basket ile eşleşti. Bu gruba şöyle dışarıdan bakınca zor gibi gözüküyor olabilir. Fakat Neven Spahija Fenerbahçe Ülker'e sağlam bir Yugoslav sistemi yerleştirebilirse, grupta değişik işler olabilir.
Şöyle ki bu grupta son Euroleague şampiyonu Regal Barcelona'yı bir kenara koyarsak, Fenerbahçe Ülker'in grupta üstüne çıkamayacağı takım yok. Çünkü Montepaschi Siena, en büyük kozu Terrel McIntrye'ı Unicaja Malaga'ya kaptırdı. Koç Pianigiani'nin hala takımın başında olması ise Siena için bir avantaj. Benjamin Eze'nin ve Henry Domercant'in takımdan ayrılması ve Romain Sato'nun büyük bir ihtimal ile takımdan ayrılacak olması Siena'nın kan kaybettiğinin göstergesi. Lietuvos Rytas ise tipik Litvanya ekolünü yansıtan bir takım. Gruplarda hiçbir zaman favori olmasalar da sürpriz işlere imza atabilecek bir ekip. Bu sezonda genç ve yetenekli oyuncular ile yola devam edecekler gibi gözüküyor. Cibona Zagreb ise her yıl biraz daha zayıflıyor diyebiliriz. Fakat onlar da önemli bir ekolün temsilcisi. Hırvat ekip en önemli oyuncusu Marko Tomas'ı Fenerbahçe'ye kaptırarak büyük güç kaybetti. Cholet Basket ise Erman Kunter'in çalıştırdığı Fransa şampiyonu bir takım. Tipik Fransa basketbolunun özelliklerini taşıyan takımda, dikkat çekecek genç siyahi oyuncular olabilir. Fakat ben Cholet Basket, Cibona Zagreb ve Lietuvos Rytas'ın Fenerbahçe Ülker'i geçebileceğine inanmıyorum. Bu sene ki kadrosu ile Fenerbahçe Ülker'in geçen sene ki grup sonunculuğu gibi bir felaketi yaşamayacağını tahmin ediyorum.

Grup sıralaması tahminim:
1.Regal Barcelona
2.Montepaschi Siena
3.Fenerbahçe Ülker
4.Lietuvos Rytas
5.Cholet Basket
6.Cibona Zagreb
Efes Pilsen ise D Grubunda; CSKA Moscow, Panathinaikos, Power Electra Valencia, Armani Jeans Milano ve Union Olimpija ile eşleşti. Daha kadrosunu tam anlamıyla şekillendiremeyen Efes Pilsen'in bu gruptaki geleceği ile ilgili kesin bir şeyler söylemek pek mümkün değil. Fakat koç olarak Dusko Vujosevic'i transfer eden CSKA Moskova'nın grubun favorisi olduğunu söyleyebiliriz. Zor bir dönemden geçen Pana'da ise koç Obradovic takımın başında kaldı. Kadrosunu Aleks Maric ile takviye etmesi beklenen Pana'nın eksi gücünden uzak olduğunu söyleyebiliriz. Mike Batiste'in takımdan ayrılma ihtimalinin yüksek olması Pana için diğer negatif bir nokta. Geçen sezonun Eurocup şampiyonu Power Electra Valencia grubun güçlü takımlarından. Efes'in ise en büyük rakibi olarak gözüküyor. Geçen sezon ki koçları Neven Spahija'yı Fenerbahçe Ülker'e kaptıran Valencia'da Matt Nielsen'in durumu kesinlik kazanmadı. Fakat grupta iddialı olacakları kesin. Armani Jeans Milano ise İtalya Ligi finalisti olarak sezonu tamamlamıştı. Union Olipija ise grubun zayıf halkası olarak göze çarpıyor. İçeride oynayacağı maçlarda galibiyet alma amacında olacak Sloven ekip. Efes Pilsen iki sezondur yaptığı hatalardan biraz olsun kaçınırsa bu gruptan rahatlıkla çıkar diye düşünüyorum. Ama gruptan çıktıktan sonra nerelere gidecekleri izleyip göreceğiz.

Grup sıralaması tahminim:
1.CSKA Moskova
2.Panathinaikos
3.Power Electra Valencia
4.Efes Pilsen
5.Armani Jeans Milano
6.Union Olimpija Ljubljana
Eurolegue'de ön eleme turlarına katılmaya hak kazanan temsilcimiz ise Banvitspor olacak. Letonya şampiyonunun Euroleague'den çekilmesi üzerine turnuvaya katılan Banvitspor'u zorlu rakipler bekliyor. Banvitspor eğer bu zorlu rakipleri saf dışı bırakmayı başarırsa A Grubunda; Caja Laboral, Maccabi Electra Tel-Aviv, Partizan Belgrade, Asseco Prokom Gdynia ve Zalgiris Kaunas ise eşleşecek. Bir ilki gerçekleştirme peşinde olan Banvit'in rakipleri şöyle :
Asvel & Lyon Villeurbanne
KK Budocnost
Le Mans Sarthe Basket
Banvit BK
BC Khimki Moscow Region
PEPSİ Caserta
Budivelnik
Maroussi BC
Banvit eğer Le Mans'ı iki maç sonunda geçerse, Asvel-Budocnost eşleşmesinin galibi ile karşılacak. Eğer Banvit bu eleme aşamasını da geçerse Khimki Moskova, Maroussi BC, Budivelnik ve Pepsi Caserta dörtlüsünden biriyle eşleşecek. Eğer Banvit bu takımı da elemeyi başarırsa, tarihinde ilk kez Euroleague sahnesine adım atacak.

Banvit'in diğer takımlara göre en önemli eksikliğinin tecrübesizliği olduğunu düşünüyorum. Le Mans daha önceden Euroleague'de oynamış bir ekip. Koç Orhun Ene ile iyi bir dönem geçiren Banvit'in Euroleague'e katılması çok zor gözüküyor. Ben Banvit'in, Le Mans'ı veya bir sonraki turdaki büyük ihtimalle eşleşeceği Asvel'i geçemeyeceğini düşünüyorum.
Son olarak toparlayacak olursak, Euroleague'deki takımlarımızın bütçeleri gözümüzün önünde duruyor. Bu bütçelere rağmen gruplardan çıkamıyorsak veya daha ilerileri göremiyorsak sorunu biraz da kendimizde aramalıyız, aynaya bakmalıyız...
Etiketler:
Banvit,
Efes Pilsen,
EmreCe,
Euroleague,
Fenerbahçe Ülker
Euroleague'de Gruplar Belli Oldu
Fransa'da şampiyon olan Erman Kunter'in Cholet'si ile Fenerbahçe aynı grupta yer aldı.
A Grubu
Caja Laboral
Maccabi Tel Aviv
Partizan
Asseco Prokom
Zalgiris Kaunas
Elemelerden gelecek takım
B Grubu
Olympiakos
Real Madrid
Unicaja Malaga
Virtus Roma
Brose Baskets
Elemelerden gelecek takım
C Grubu
Regal Barcelona
Montepaschi Siena
Lietuvos Rytas
FENERBAHÇE ÜLKER
KK Cibona Zagreb
Cholet Basket
D Grubu
CSKA Moskova
Panathinaikos
Power Electra Valencia
EFES PİLSEN
Armani Jeans Milano
Union Olmpija
Etiketler:
Efes Pilsen,
Euroleague,
Fenerbahçe Ülker,
magicmert
Çarşamba, Temmuz 07, 2010
Emir Pirelioğlu ?
Bildiğiniz üzere Emir Preldzic Türk pasaportuna kavuştu. Pasaportunu alır almaz da tartışmaların ardı arkası kesilmeyecek gibi gözüküyor. Fakat olaya sakin bir kafayla baktığınızda değişik açılar yakalıyorsunuz. Nasıl mı ?

Bu ülkenin yıllardır basketbolda pozisyon olarak en güvendiği yeri şutör mevkisidir. Fazla eskilere gitmeye gerek yok, daha şunun şurasında Harun Erdenay, İbrahim, Kutluay, Serkan Erdoğan ağzımızdan bir çırpıda çıkıveriyor. Fakat Dünya Şampiyonasının başlamasına 50 gün kala bir devşirme şutör sorunu karşımıza çıktı.
Tabii ki bu problemde en büyük pay sahibi Bogdan Tanjevic olarak görülebilir. Karadağlı koç göreve başladığından beri genç basketbolculara önem vereceğini belli etmişti herkese. 2006 Dünya Şampiyonası'na giderken kadronun en önemli iki oyuncusu İbrahim Kutluay ve Serkan Erdoğan'dı. Tanjevic, 2006 Dünya
Şampiyonası'ndan sonra bu iki oyuncuyla bağlarını yavaş yavaş kopardı.

Sevgili Bogdan Tanjevic, Türk Milli Takımının yeni şutörü olarak Cenk Akyol'u olarak görüyordu. Fakat birçok sorun ile karşılaşan Akyol'dan beklediği verimi alamayan Tanjevic, devşirme yoluna gidilmesi gerektiğini anladı.
Bunu yaklaşık iki yıl önce fark eden Tanjevic, o günden günümüze kadar sadece oturdu ve turnuvayı bekledi. Kulüp takımı olarak çalıştırdığı Fenerbahçe Ülker'de de oyuncusu olan iki isim ön plana çıkıyordu. Bunlar Tarence Kinsey ve Emir Preldzic'di. Bu iki oyuncu da en az 2 sezon Türkiye'de basketbol oynamış ve Türkiye'deki ortamı az çok bilen basketbolculardı. Fakat Emir Preldzic daha uygun görüldü. Neden ?

Daha önce milli takım bazında birçok problem yaşamış olan Preldzic, hem Bosna Hersek hem Slovenya vatandaşı konumunda. Alt yapı seviyesinde Slovenya'da oynayan Emir, A Milli Takım olarak Slovenya'da oynamayacağını daha önceden açıklamıştı. Emir Preldzic'in Türk gelenek ve göreneklerine yakın biri olması, müslüman olması, değişik birkaç pozisyonda oynayabilmesi(1,2,3,4), önemli anlarda kritik şutları sokabilmesi, boyunun pozisyonuna göre uzunluğu ve atletikliği, Türk Milli Takımı'da uzun yıllar görev yapabilecek kadar genç olması Emir Preldzic'in seçilme nedenleri olarak gösterilebilir.
Şimdiye kadar eğer neden devşirme oyuncu uygulamasının yapıldığını anlamadıysanız kısa bir özet geçeyim. Türk Milli Takımı'nda ortaya çıkan şutör/forvet eksiliğini kapatmak amacı ile devşirme yoluna gidiliyor. Malasef 70 milyonluk ülkeden Emir Preldzic seviyesinde oyuncu çıkmış değil. Bu acı gerçek ile yüzleşmemiz gerekiyor. Evet bu ülke gereksiz ve anlamsız sorunlar yüzünden tarihindeki en önemli turnuvaya, kendi yetiştirdiği şutör/forvet oyuncuyu götürebilmekten aciz konumda.

Tabii ki bu olaylardan sonra spekülasyonları da geride kalmaz. Bazı gereksiz yerlerde gördüğüm haberlerde Slovenya Basketbol Federasyon'un 10 Milyon Euro istediği yazılmış. Zaten bunun yalan olduğunu Türkiye Basketbol Federasyonu resmi siteden açıkladı.(tbf.org.tr)
Peki ya devşirme işleminin bu ana kadar bırakılması doğru mu sizce ? Bir yandan yanlış olsa da bir yandan mazur karşılanabilir. Çünkü Emir Preldzic zaten 3 yıldır Türkiye'de yaşayan ve buradaki ortamı bilen bir basketbolcu. Biz gidip de CSKA Moskova'dan Trajan Langdon'ı Türk yapsaydık asıl büyük yanlışı yapmış olurduk. Fakat diğer yandan da Türk milletinin özelliği her işi "yumurta şeyin ağzına" gelince yapmasıdır. Turnuvaya 50 gün kala milli takım kadrosu belirlenmişken,devşirme oyuncu uygulaması bitmemesi çok garip bir durum.

Bildiğiniz üzere Türk vatandaşlığına geçen Emir Preldzic'in Türkçe bir soyisim alması gerekiyor. Bosna-Hersek ve Slovenya'dan sonra üçüncü değişik ülkeden vatandaşlık pasaport alan Preldzic'e Pirelioğlu soyadı yakışır. Zaten Emir ismi Türkçe'de kullanılan bir isim. Bende ortaya bir laf atarak karıştırayım dedim, nasıl olsa herkes günlük başarıların, günü kurtarmanın peşinde...

Bu ülkenin yıllardır basketbolda pozisyon olarak en güvendiği yeri şutör mevkisidir. Fazla eskilere gitmeye gerek yok, daha şunun şurasında Harun Erdenay, İbrahim, Kutluay, Serkan Erdoğan ağzımızdan bir çırpıda çıkıveriyor. Fakat Dünya Şampiyonasının başlamasına 50 gün kala bir devşirme şutör sorunu karşımıza çıktı.
Tabii ki bu problemde en büyük pay sahibi Bogdan Tanjevic olarak görülebilir. Karadağlı koç göreve başladığından beri genç basketbolculara önem vereceğini belli etmişti herkese. 2006 Dünya Şampiyonası'na giderken kadronun en önemli iki oyuncusu İbrahim Kutluay ve Serkan Erdoğan'dı. Tanjevic, 2006 Dünya
Şampiyonası'ndan sonra bu iki oyuncuyla bağlarını yavaş yavaş kopardı.

Sevgili Bogdan Tanjevic, Türk Milli Takımının yeni şutörü olarak Cenk Akyol'u olarak görüyordu. Fakat birçok sorun ile karşılaşan Akyol'dan beklediği verimi alamayan Tanjevic, devşirme yoluna gidilmesi gerektiğini anladı.
Bunu yaklaşık iki yıl önce fark eden Tanjevic, o günden günümüze kadar sadece oturdu ve turnuvayı bekledi. Kulüp takımı olarak çalıştırdığı Fenerbahçe Ülker'de de oyuncusu olan iki isim ön plana çıkıyordu. Bunlar Tarence Kinsey ve Emir Preldzic'di. Bu iki oyuncu da en az 2 sezon Türkiye'de basketbol oynamış ve Türkiye'deki ortamı az çok bilen basketbolculardı. Fakat Emir Preldzic daha uygun görüldü. Neden ?

Daha önce milli takım bazında birçok problem yaşamış olan Preldzic, hem Bosna Hersek hem Slovenya vatandaşı konumunda. Alt yapı seviyesinde Slovenya'da oynayan Emir, A Milli Takım olarak Slovenya'da oynamayacağını daha önceden açıklamıştı. Emir Preldzic'in Türk gelenek ve göreneklerine yakın biri olması, müslüman olması, değişik birkaç pozisyonda oynayabilmesi(1,2,3,4), önemli anlarda kritik şutları sokabilmesi, boyunun pozisyonuna göre uzunluğu ve atletikliği, Türk Milli Takımı'da uzun yıllar görev yapabilecek kadar genç olması Emir Preldzic'in seçilme nedenleri olarak gösterilebilir.
Şimdiye kadar eğer neden devşirme oyuncu uygulamasının yapıldığını anlamadıysanız kısa bir özet geçeyim. Türk Milli Takımı'nda ortaya çıkan şutör/forvet eksiliğini kapatmak amacı ile devşirme yoluna gidiliyor. Malasef 70 milyonluk ülkeden Emir Preldzic seviyesinde oyuncu çıkmış değil. Bu acı gerçek ile yüzleşmemiz gerekiyor. Evet bu ülke gereksiz ve anlamsız sorunlar yüzünden tarihindeki en önemli turnuvaya, kendi yetiştirdiği şutör/forvet oyuncuyu götürebilmekten aciz konumda.

Tabii ki bu olaylardan sonra spekülasyonları da geride kalmaz. Bazı gereksiz yerlerde gördüğüm haberlerde Slovenya Basketbol Federasyon'un 10 Milyon Euro istediği yazılmış. Zaten bunun yalan olduğunu Türkiye Basketbol Federasyonu resmi siteden açıkladı.(tbf.org.tr)
Peki ya devşirme işleminin bu ana kadar bırakılması doğru mu sizce ? Bir yandan yanlış olsa da bir yandan mazur karşılanabilir. Çünkü Emir Preldzic zaten 3 yıldır Türkiye'de yaşayan ve buradaki ortamı bilen bir basketbolcu. Biz gidip de CSKA Moskova'dan Trajan Langdon'ı Türk yapsaydık asıl büyük yanlışı yapmış olurduk. Fakat diğer yandan da Türk milletinin özelliği her işi "yumurta şeyin ağzına" gelince yapmasıdır. Turnuvaya 50 gün kala milli takım kadrosu belirlenmişken,devşirme oyuncu uygulaması bitmemesi çok garip bir durum.

Bildiğiniz üzere Türk vatandaşlığına geçen Emir Preldzic'in Türkçe bir soyisim alması gerekiyor. Bosna-Hersek ve Slovenya'dan sonra üçüncü değişik ülkeden vatandaşlık pasaport alan Preldzic'e Pirelioğlu soyadı yakışır. Zaten Emir ismi Türkçe'de kullanılan bir isim. Bende ortaya bir laf atarak karıştırayım dedim, nasıl olsa herkes günlük başarıların, günü kurtarmanın peşinde...
Etiketler:
A Milli Takım,
Emir Preldzic,
EmreCe,
Fenerbahçe Ülker
Yine Yeniden !
Fenerbahçe 4 yıl önce basketbol şubesinde yapılanma kararı almıştı. Ülker ile imzalanan sponsorluk anlaşması ise bu oluşum için dev bir adımdı. Başarılı geçen Aydın Örs'lü yılın ardından sürpriz bir şekilde koç Bogdan Tanjevic ile anlaşılmıştı. Tanjevic için düzenlenen basın toplantısında Mahmut Uslu, hedef yıl olarak 2010'u göstermiş ve 3 yıl içerisinde Final-Four oynayacak bir kadro kurulacağını söylemişti. Üç yılda koç bakımından bir istikrar yakalanırken, oyuncular açısından bunu söylemek pek mümkün olmadı.

Fenerbahçe Ülker, Bogdan Tanjevic ile geçirdiği ilk yılda Euroleague'de TOP 8'e kalmıştı. Fakat kadroda bir türlü istikrar yakalanamıyordu. Aydın Örs döneminden beri devam eden istikrarsızlık takımda büyük yaralara yol açmıştı. Önce Kaspars Kambala'nın doping olayı, İbrahim Kutluay'ın takımdan ayrılması, Willie Solomon'un NBA yolunu tutması takımda huzursuzluk yaratıyordu.

Fenerbahçe Ülker, 3 yıl içinde hedefi olan Euroleague'de Final-Four için umut ışığı vermişti. Fakat o ışık hep orada kaldı, hiçbir zaman gerçek olmadı. Fenerbahçe Ülker sağlam Türk oyuncu kadrosuyla, Türkiye'de başarı sağlarken Avrupa'da ileriye gidemedi. Sonraki yıllarda en fazla TOP 16 görebilen Fenerbahçe Ülker'de yine büyük bir değişim gerekiyordu.

Gelecek sezon için takımın sportif koordinatörlüğüne Aydın Örs'ü getiren Fenerbahçe Ülker, koç pozisyonu için Hırvat Neven Spahija ile anlaştı. Takım için atılan bu adımlar taraftarlara ve basketbolseverlere ümit veriyordu. Daha sonra Marko Tomas, Engin Atsür ve Kaya Peker gibi önemli oyuncular takıma transfer edildi. Aleks Maric transferinden sonuç alamayan Fenerbahçe Ülker, Real Madrid'de oynayan Litvanyalı pivot Darius Lavrinovic'î kadrosuna kattı. Diğer bir yandan da Gordon Giricek, Lynn Greer, Ömer Aşık, Semih Erden, Rasim Başak, Serhat Çetin gibi önemli oyuncuların takımdan ayrıldı.

4 yıllık periyot içerisinde beklenilen başarılar elde edilemedi. En azından bunu Avrupa için söylemek doğru olur. Çünkü Türkiye Ligi'nde 4 yılda 3 şampiyonluk kazanılmıştı. Ancak büyük bir spor kulübü olma amacında olan Fenerbahçe, Avrupa'da başarıyı hedefliyordu. Bunun için en sağlam, güçlü ve doğru adımlar gelecek sezon için atıldı. Mahmut Uslu ve Bogdan Tanjevic ikilisinden kurtulan takım, profesyonellerin eline bırakıldı. Takımda Roko Ukic, Damir Mrsic, Marko Tomas, Emir Preldzic, Mirsad Türkcan, Gasper Vidmar, Darius Lavrinovic gibi Yugoslav ekolünün birçok temsilcisinin bulunması büyük bir avantaj olarak gözüküyor. Ayrıca koç Neven Spahija'nında bu ekolden olduğunu düşünürsek Fenerbahçe Ülker'in bir "takım" olabilme yolunda hızla ilerleyeceğini düşünüyorum. Doğru adımlar ile başlanılan bu sezonun Fenerbahçe Ülker açısından başarılı geçmesini umut ediyorum. Taraftarlar doğru oluşum içinde olan bu takımın Final-Four, en azından TOP 8 görmesini bekliyor, yine yeniden...
Fenerbahçe'nin 2010-2011 Sezonu Muhtemel Kadrosu :
Roko-Leni Ukic
Engin Atsür
Damir Mrsic
Marko Tomas
Ömer Onan
Tarence Kinsey
Emir Preldzic
Mirsad Türkcan
Kaya Peker
Darius Lavrinovic
Oğuz Savaş
Gasper Vidmar
Fenerbahçe Ülker, Bogdan Tanjevic ile geçirdiği ilk yılda Euroleague'de TOP 8'e kalmıştı. Fakat kadroda bir türlü istikrar yakalanamıyordu. Aydın Örs döneminden beri devam eden istikrarsızlık takımda büyük yaralara yol açmıştı. Önce Kaspars Kambala'nın doping olayı, İbrahim Kutluay'ın takımdan ayrılması, Willie Solomon'un NBA yolunu tutması takımda huzursuzluk yaratıyordu.

Fenerbahçe Ülker, 3 yıl içinde hedefi olan Euroleague'de Final-Four için umut ışığı vermişti. Fakat o ışık hep orada kaldı, hiçbir zaman gerçek olmadı. Fenerbahçe Ülker sağlam Türk oyuncu kadrosuyla, Türkiye'de başarı sağlarken Avrupa'da ileriye gidemedi. Sonraki yıllarda en fazla TOP 16 görebilen Fenerbahçe Ülker'de yine büyük bir değişim gerekiyordu.

Gelecek sezon için takımın sportif koordinatörlüğüne Aydın Örs'ü getiren Fenerbahçe Ülker, koç pozisyonu için Hırvat Neven Spahija ile anlaştı. Takım için atılan bu adımlar taraftarlara ve basketbolseverlere ümit veriyordu. Daha sonra Marko Tomas, Engin Atsür ve Kaya Peker gibi önemli oyuncular takıma transfer edildi. Aleks Maric transferinden sonuç alamayan Fenerbahçe Ülker, Real Madrid'de oynayan Litvanyalı pivot Darius Lavrinovic'î kadrosuna kattı. Diğer bir yandan da Gordon Giricek, Lynn Greer, Ömer Aşık, Semih Erden, Rasim Başak, Serhat Çetin gibi önemli oyuncuların takımdan ayrıldı.

4 yıllık periyot içerisinde beklenilen başarılar elde edilemedi. En azından bunu Avrupa için söylemek doğru olur. Çünkü Türkiye Ligi'nde 4 yılda 3 şampiyonluk kazanılmıştı. Ancak büyük bir spor kulübü olma amacında olan Fenerbahçe, Avrupa'da başarıyı hedefliyordu. Bunun için en sağlam, güçlü ve doğru adımlar gelecek sezon için atıldı. Mahmut Uslu ve Bogdan Tanjevic ikilisinden kurtulan takım, profesyonellerin eline bırakıldı. Takımda Roko Ukic, Damir Mrsic, Marko Tomas, Emir Preldzic, Mirsad Türkcan, Gasper Vidmar, Darius Lavrinovic gibi Yugoslav ekolünün birçok temsilcisinin bulunması büyük bir avantaj olarak gözüküyor. Ayrıca koç Neven Spahija'nında bu ekolden olduğunu düşünürsek Fenerbahçe Ülker'in bir "takım" olabilme yolunda hızla ilerleyeceğini düşünüyorum. Doğru adımlar ile başlanılan bu sezonun Fenerbahçe Ülker açısından başarılı geçmesini umut ediyorum. Taraftarlar doğru oluşum içinde olan bu takımın Final-Four, en azından TOP 8 görmesini bekliyor, yine yeniden...
Fenerbahçe'nin 2010-2011 Sezonu Muhtemel Kadrosu :
Roko-Leni Ukic
Engin Atsür
Damir Mrsic
Marko Tomas
Ömer Onan
Tarence Kinsey
Emir Preldzic
Mirsad Türkcan
Kaya Peker
Darius Lavrinovic
Oğuz Savaş
Gasper Vidmar
Etiketler:
EmreCe,
Fenerbahçe Ülker
Cumartesi, Temmuz 03, 2010
Lavrinovic Fenerde
Fenerbahçe Semih'i ve Ömer'i kaybettikten sonra bombayı patlattı.Ne zaman Litvanya'yla oynasak canımızı sıkan Lavrinovic kardeşlerden Real Madrid'De oynayanını yani Darius Lavrinovic'i kadrosuna kattı.Resmi açıklama ise şöyle:
Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Real Madrid’in Litvanyalı pivotu Darius Lavrinovic’i renklerine kattı.
31 yaşında ve 2.12 metre boyundaki tecrübeli pivot, geçtiğimiz sezonu Real Madrid’de 11.1 sayı, 4.5 ribaund, 1.2 asist ve 1 top çalma ortalamalarıyla kapatmıştı.
Yıldız Basketbolcumuzun imza töreniyle ilgili bilgi, önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacaktır.
Etiketler:
Fenerbahçe Ülker,
magicmert,
Real Madrid,
TBL
Perşembe, Haziran 24, 2010
Kaya Peker Fenerbahçe Ülker'de

Fenerbahçe Ülker, Efes Pilsen ile sözleşmesi biten Kaya Peker ile 2 yıllık sözleşme imzaladı. Ayrıca sözleşmesi sona eren Oğuz Savaş ile de sözleşme yeniledi. Transfer dönemine hızlı giren Fenerbahçe Ülker, bu sezon koç Aydın Örs, koç Neven Spahija, Roko Ukic, Engin Atsür, Marko Tomas, Kaya Peker ve Oğuz Savaş ile anlaşmış oldu.
Etiketler:
Avrupa Ligleri,
EmreCe,
Fenerbahçe Ülker,
Kaya Peker
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


