Euroleague etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Euroleague etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ekim 11, 2012

2012-2013 Euroleague Sezonu Vaadleri

  Şu ana kadar çeşitli maç analizleri, Euroleague'e genel bakış vs. içerikli yazılar yazıldı. Peki bu sezon Euroleague bize neler vaat ediyor? Maddelemeye başlamadan önce belirtmek isterim ki, Olympiakos'un geçen sezon yaptıklarına baktığımızda bir daha öyle bir sezonu izlememiz vakit alabilir. Euroleague izleyicisi bu sezon televizyon başına geçtiğinde ya da salona gittiğinde beklentilerini geçen sezon yaratılan "peri masalları" tabanına oturtmamalı. Euroleague, Euroleague'dir. Avrupa'da ve hatta bazıları için tüm dünyada basketbolun "basketbol gibi" oynandığı en üst seviyeden bahsediyoruz. Lafı daha fazla uzatmadan maddelere geçelim:


  • Fenerbahçe Ülker - Kuşkusuz, Avrupa basketbolu analizlerinin de en çok merakla beklediği takım. Son yıllar içerisinde sponsoruyla birlikte başarıya yatırım için en çok çalışan takımlardan biri olarak lanse ediliyor Fenerbahçe Ülker. Buna rağmen Euroleague bazında herhangi bir başarı çizgisinden oldukça uzak kaldılar. Fakat bu sezon oluşturulan kadro ve başa getirilen koçun herkeste daha büyük bir heyecan yarattığı da bir gerçek. Avrupa'nın "elit oyun kurucularından" demenin bile hakaret sayılabileceği Bo Mccalebb'e dümeni teslim etmek mantıktan çok doğruluğun ta kendisi. Derin bir Fenerbahçe analizine girmek istemesem de şahsi fikrim; Fenerbahçe Ülker'in hala şampiyonluk için yeterli birikmişliğe sahip olmadığı. Fakat yatırım-marka-salon üçlüsünün üçüne de sahip olan bir takım için "favorilerden biri değil" demek o kadar basit değil.

  • Nikola Mirotic: The Old Knight Rises - Nikola Mirotic ismini şu ana kadar duymadıysanız burada işiniz yok zaten, ya da duymak için bir sebebiniz oldu. Sahada izlemekten ciddi manada keyif aldığım, "basketbol aklı üst düzey ve her türlü işi yapabilen" sıfatlarına doğuştan sahip bir oyuncu olarak Mirotic, Real Madrid'in Euroleague'deki eski heybetli günlerine dönüşünü başlatmak için bizimle beraber saatleri sayıyor olabilir. Real Madrid için şampiyonluktan ne düzeyde bahsedebiliriz, şüpheli. Ancak Mayıs ayında onları Londra'da izlememek için de bir sebebimiz yok. Barcelona'nın son dönem Euroleague performansı İspanya'nın diğer başıbüyüğünü arka plana itmiş olsa da geçen sezondan itibaren İspanya'da dizginleri yeniden ele alan tarafın Real Madrid olduğunu görüyoruz. Bakalım bize bu sezon neler verecekler.

  • Ettore Messina ve Yarım Kalan İşler - Geçen sezonun ağır favorisi CSKA, hedefe giden yolun son 3-4 dakikasında Ivkovic'e ve onun hastalıklı takımına kaybedince Kazlauskas'ın yerine işi tamamlaması için geçen sezonu Lakers'ta geçiren Messina getirildi. CSKA organizasyonunu muhtemelen (!) başkandan bile daha iyi bilen Messina bu sezona da ağır top CSKA ile başlıyor. Bahis şirketlerinin yine favorisi. Her CSKA dediğinizde o insana bıkkınlık getiren salonlarını hatırlarım. Eğer başarısız olurlarsa o salon da değişir. Belki. 

  • Dilenmelik: Underdogs - Euroleague'in vazgeçilmezleri elbette "underdog" olarak tarif edilen daha düşük bütçeli fakat taraftarı-oyun kimliği ile fark yaratan ve ağır toplara bir hayli sıkıntı çıkaran takımlar. Geçen sezon Cantu-Bilbao-Galatasaray üçlüsünün başı çektiği bu "tuttuğunu koparan" takımlar arasından bu sezon sadece Cantu yeniden Euroleague'de olacak. Ön elemeden gelen İtalyan ekibi yine sürpriz kovalayacak. Cantu'nun yanında bu sezon ilk kez Euroleague deneyimini yaşayacak olan Beşiktaş ve biraz da Khimki'yi sezonun kritik takımlarından sayabiliriz. 

  • Yüzü Gülmezler - Euroleague'in gediklisi olup, iddialı her sezonun ardından hayal kırıklıkları yaşayan birkaç takım için bu tanımı kullanmak pek yanlış olmaz sanırım. Başta Efes olmak üzere Milano ve Fener'i de bu kategoriye koyduk. Elimiz tam "Oly" yazarken Ivkovic'in yüz ifadesi gözlerimde canlandı ve istemsizce delete tuşuna bastım. Yüzü gülmezlerden Efes için yine olumlu şeylerden çok sorunlardan konuşuluyor fakat Oktay Mahmuti bu sefer takımını bir tık üste çıkarmak için günlerini harcayacaktır. Belki de en sağlam sigorta onlar için, o.

Yazıyı ele alırken saatin Euroleague'in başlama saatine yaklaştığını görüyor ve yazının daha espriye kaçan tarafını "belki" daha sonraya erteliyorum. Tüm basketbolseverlere hayırlı olsun: 


       

The Euroleague is Back.

Turkish Airlines Euroleague 1. hafta İddaa Tahminleri


Avrupa Basketbolu'nun Nirvana'sı Euroleague'in başlamasıyla birlikte, ben de bahis konusunda meraklı olanlara elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışacağım. Merve Toy gibi bir bahis profesörü olmasam da, faydalı olabilirsem ne mutlu bana..

711-CSKA Moskova-Lietuvos Rytas (8.5-16.5-150.5)

Geçtiğimiz sezona fırtına gibi giren ve bu formunu Final-Four'a kadar devam ettiren CSKA, final mücadelesinde büyük hayal kırıklığı yaratıp, tarihe geçen bir mücadelenin sonunda Olympiakos'a mağlup olarak ikincilik ile yetinme zorunda kalmıştı. Transfer döneminde en önemli iki oyuncusu Alexey Shved ve Andrei Kirilenko'yu kaybeden ve bu oyuncuların yerini Vladimir Micov ve Sonny Weems ile doldurmaya çalışan Rus ekibi, sezon boyunca bir çok sürprize gebe olacak ancak Rytas bu tür bir sürprizi yaratabilecek kalitede bir takım değil. En büyük silahı Olin Edirne'den hatırladığımız Renaldas Seibutis olan Litvanya temsilcisi, yaz dönemini oldukça sessiz geçirdi ve Janis Blums dışında dişe dokunur bir takviye yapamadı.
Bu şartlarda Rytas'ın 16.5 handikapın içerisinde kalması çok zor ama garanti oynamak isteyenler 8.5 handikaptan ilk yarı 1 oynayabilir..

Tahmin: İlk yarı 1

714-Elan Chalon-Asseco Prokom (3.5-6.5-148.5)

Bir tarafta rüya gibi bir sezon geçiren Fransa şampiyonu Chalon, diğer tarafta Union Olimpija ile birlikte Euroleague'in en kötü takımı olan Prokom. Chalon'un kadrosunda skorer forvet Blake Schilb'in olması bile ibreyi ev sahibine çevirmeye yeterli bir etken. Kaldı ki Polonya temsilcisi sezona tam anlamıyla rezalet bir başlangıç yapıp, Koszalin'e 96-82 mağlup oldu. İlk yarı ve maç sonu tercihlerinin ikisi de son derece mantıklı..

Tahmin: İlk yarı 1

717-Fenerbahçe Ülker-BC Khimki (3.5-7.5-154.5)

İtalyan anrenör Simone Pianigiani ve yepyeni bir kadro ile sezona başlayan temsilcimiz, Bo McCalebb-David Andersen-Romain Sato-Mike Batiste gibi üst düzey oyuncularla çıtayı bir hayli yükseltti. Takımın kaynaşması ve Pianigiani'nin sistemine uyum sağlaması'nın belli bir vakit alacağı aşikar ancak, takım tam anlamıyla hazır hale geldiğinde sarı lacivertli ekibin Final-Four hatta şampiyonluk adaylarının arasına girmesi oldukça olası. Geçtiğimiz sezonun Eurocup şampiyonu Khimki ise zaten Euroleague kalitesinde olan kadrosunu Petteri Koponen, Kelvin Rivers ve James Augustine gibi önemli isimlerle güçlendirdi. Evinde her takımı yenebilecek potansiyelde olan Khimki, deplasmanda ise aynı başarıyı gösteremiyor. Temsilcimiz bu maçtan galip ayrılacaktır ancak, 7.5 handikap bana biraz fazla gözüktü. 3.5 handikaptan ilk yarı 1 tercihi çok daha mantıklı..

Tahmin: İlk yarı 1

723-Armani Milano-Anadolu Efes (1.5-3.5-151.5)

Kendimi bildim bileli sezona final-four parolasıyla giren Anadolu Efes, her seferinde bir şekilde bu hedefin uzağında kalır. Kadro yapısına bakılırsa, bu sezon da hayal kırıklıkları ile geçecek gibi görünüyor. ''sistem coach'u'' olarak niteleyebileceğimiz Oktay Mahmuti'yi takımın başına getiren temsilcimiz bununla çok ters orantılı transferler yaptı. Kadrosunda hali hazırda Vujacic ve Barac gibi problemli isimler bulunmasına rağmen, hiç bir zaman ''winner'' olarak adlandırabileceğimiz türde bir oyuncu olamayan Jordan Farmar'ı dümene geçiren lacivert-beyazlılar tabir-i caizse ateşle oynadı. Kadrosunu Hendrix, Langford, Stipcevic gibi isimlerle güçlendiren Milano bu maçın net favorisi. Rahatlıkla İlk yarı 1-maç sonu 1 oynanabilir..

Tahmin: İlk yarı 1 maç sonu 1

Alt-üst tahminlerim: 714-alt (148.5) 716-alt (150.5) 725-alt (151.5) 



Salı, Ekim 09, 2012

Euro-Step Euroleague Preview Magazine

                                  I FEEL DEVOTION!

Adamlar yapmış. Real Madrid ve Pao yazılarını okuyabildim daha. Fakat 10 numara çalışma olmuş diyebilirim şimdiden. İngilizce bilenler için Euroleague sezonu öncesi ne olup ne bittiği yönünde çok güzel bir kaynak.

Okumak için buradan.

Çarşamba, Mart 21, 2012

Strateji Savaşları Başlasın! vol. 4 (Montepaschi Siena - Olympiakos)

Ev sahipliği yapacağımız Final Four'a gelmek için oynanacak playofflardan belki de en ilginci, geçtiğimiz sezonki müthiş playoff serisinin rövanşında; Montepaschi Siena - Olympiakos.

Geçtiğimiz sezon Eurolig playofflarının ilk maçı gelip çattığında kimsenin beklemediği bir senaryo çıkmıştı karşımıza. Olympiakos'un Siena'ya karşı saha avantajıyla başladığı serinin ilk maçında, kimsenin beklemediği, çok farklı bir skor oluşmuştu. İlk çeyrek skoru 23-4, devre skoruysa 47-9'du. Maçı da tam 48 sayı farkla, 89-41 kazanmıştı Olympiakos evinde. Ancak bundan sonra işler çok farklı olacaktı. Daha önceki yazılarda bahsettiğimiz olay, yani Eurolig'de playoff sistemine geçildiğinden beri oynanan serilerde, ilk maçı kazanan takımlar, 27 serinin 21'inde kazanan taraf olmuşlardı. İşte o 6 istisnadan birisi bu seride gerçekleşecekti. İlk maçtaki 48 sayılık farkın ardından ayağa kalkan Siena, ikinci maçta Barış ve Kardeşlik'ten 65-82 gibi güçlü bir galibiyet çıkarıp, mabedi Palaestra'daki iki maçı da kazarak Barcelona'daki Final Four'a yürümüştü. Geçtiğimiz sezonki müthiş serinin bir rövanşı niteliğinde olacak bu yıl, fakat bu kez ev sahibi Montepaschi Siena.

Eurolig'in istikrar abidelerinden Siena, normal sezonda Galatasaray'la aynı grupta yer almış, grupta deplasmanda Barcelona'ya ve evinde Unics Kazan'a yenilerek, 8-2 ile grubu 2. sırada tamamlamıştı. TOP 16'da ise 4-0 başlayıp hemen hemen liderliği garantiledikten sonra, deplasmanda Bilbao'ya ve de evinde Real Madrid'e yenilerek, 4-2 ile grubu lider tamamlayarak playoffa geldi. TOP 16'da %44.7 ile 3 sayı, %81.6'lık serbest atış yüzdesiyle, bu iki kategoride lig lideri oldu Siena. Ayrıca, maç başına 8.8 top kaybıyla da TOP 16'nın en az top kaybeden takımı oldular, topun kıymetini ne kadar iyi bildiklerinin göstergesi bir nevi.

Angelopoulos kardeşlerin kulüpten çekilmelerinin ardından, bütçede kesintiye gidip genç oyunculara yönelmesine rağmen yine playoffları görüyor Olympiakos. Bir çok yıldızını kaybetmesine rağmen, Vassilis Spanoulis'in etrafını genç ve yetenekli isimlerle donatarak yine aynı seviyelere çıkmayı başardı Ivkovic ve talebeleri. Normal sezonda Fenerbahçe'yle aynı grupta bulunan Olympiakos, 6-4 ile grubu temsilcimizin arkasında 2. bitirerek TOP 16 vizesi aldı. Burada da diğer iki temsilcimizle karşılaşacaktı Olympiakos. İpekçi'de Sloukas'ın efsane son saniye üçlüğüne rağmen ayakta kalıp maçı kazanan taraf olmuştu Galatasaray. Belki de CSKA galibiyetiyle playoff vizesi alacak olan taraf olacaktı Galatasaray, ancak Anadolu Efes'in dışarda kaybettiği maçın ardından içerde de Olympiakos'a kaybetmesiyle her şey son maça kaldı. Barış ve Kardeşlik S.S.'da,88-81'le, tecrübesiyle geçti Galatasaray'ı Olympiakos, ve de 3-3 ile kendini playofflara atmayı başardı. Olympiakos'un en göze çarpan istatistiğiyse, maç başına 23.7 ile takım halinde Eurolig'in en çok faul çizgisine giden takımı olması. Vassilis Spanoulis ise, playoffa giriş sürecindeki performansıyla Eurolig'de Şubat ayının MVP'si seçilmeyi başardı. 14.5 sayı, 3.3 asist, 2 top çalmalık performansıyla.

Olympiakos'ta sezon başından beri hiç oynamayan Panos Vasilopoulos, Siena'daysa sezonu kapatan Rimas Kaukenas forma giyemeyecek.

Favori olan taraf Siena bu yıl. Dusan Ivkovic, Palaestra'dan bir galibiyet çıkarmak için planlarını yapmıştır kafasında yine ancak oyuncularının reaksiyonu ne derece olacak göreceğiz. Olympiakos'un savunmada topu baskı altında tutup pas trafiğini yavaşlatması, dönen top sayısını azaltması gerekecek Siena'nın hücumdaki akışkanlığını bozmak için. Palaestra'dan galibiyet çıkarmak içinse, Spanoulis'e ekstra katkılar gelmesi gerekiyor yan parçalardan, Galatasaray maçında Acie Law'dan geldiği gibi mesela. Siena tarafındaysa düzenlerin işlemesi her şey için yeterli olur Olympiakos karşısında. Savunmadaysa Spanoulis'i baskı altında tutup, onun oynacağı p&r ve bire birlerden minimum hasar almak, Siena'nın hedefi olacaktır.

Güzel bir seri daha bizleri bekliyor, geçtiğimiz sezondan kalan hatıralarsa seriye çok farklı anlamlar katacak. İlk maç bu akşam 21.45'te.

Bu yazı disinin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Serilerin sonunda ve Final Four'un başında yeni yazı dizileriyle karşınızda olacağız kısmetse. Zaman ayırıp okuyan herkese çok teşekkürler.

Strateji Savaşları Başlasın! vol. 3 (CSKA Moskova - Gescrap BB)

Eurolig playofflarını değerlendirdiğimiz yazıların üçüncüsüne geldi sıra. Barça'yla beraber ligin en domine takımına karşı, peri masalını sahaya koyan bir takımın karşılaşması; CSKA Moskova - Gescrap BB.

Sezon başında herkesin gözünde şampiyonluğun Barcelona'yla beraber en büyük favorisi konumundaydı CSKA, o doğrultuda da yoluna devam etti normal sezonda ve TOP 16'da. Tek mağlubiyetini, TOP 16'da Galatasaray'a karşı aldı CSKA. Bu süreçte maç başına 86.2 sayı, 19.9 asist ve %146.3 asist/top kaybı oranıyla, bu dallarda ligin lideri oldular. Ve playofflara da mutlak favori olarak geliyorlar.

Diğer köşedeyse on yıllık bir peri masalı var. On yıl önce üçüncü ligde yer alan Bilbao, doğru yatırım, doğru isimlerle on yılın sonucunda Eurolig playofflarına kadar yükseldi. Eurolig'in bu yıl en çok öne çıkan koçlarından biri olan Katsikaris'in yönetimindeki takım, küçük bir "eski Real Madrid" havasıyla normal sezonda, Fenerbahçe'nin grubundan, son maçta Caja Laboral'i yenip kendilerini TOP 16'ya, Caja Laboral'i de evlerine yolladılar. TOP 16'daysa Real Madrid'i altlarına alıp, 4-2 ile playoff biletini kaptı Bilbao. Bu başarısıyla da, 2007 yılından bu yana, ilk sezonunda playoff yapmayı başaran üç takımdan biri oldu Bilbao. Bir diğeri de bu sezonki başarısıyla Unics Kazan.

CSKA, iç sahada İspanyol takımlarıyla oynadığı son on altı maçta sadece bir yenilgi aldı, o da 08-09 sezonunda 78-82'lik skorla Real Madrid'e karşı. Bilbao'da D'or Fischer, Dimitrios Mavroeidis, Roger Grimau ve Aaron Jackson'ın küçük sakatlıkları bulunuyor ama CSKA maçında forma giyecekler. CSKA'da ise herhangi bir sakatlık bulunmuyor.

Bilbao için bu sezon Eurolig'de CSKA'nın aldığı tek mağlubiyet olan Abdi İpekçi'deki Galatasaray maçı, onlar adına izlenip ders çıkarılması gereken bir maç. Mahmuti ve öğrencileri o maçta, "CSKA nasıl durdurulur?" sorusunun cevabını kısmen de olsa vermişlerdi. Teodosic'e yapılacak baskıyla onun hassas sinirlerin yıpratmak, bulabildiğin kadar fast-break skoru bularak minimum fast-break sayısı yemek ve transition hücumlarını durdurmak adına hızlı ve konsantre savunmaya dönüş çok önemli Bilbao adına. CSKA'nın en önemli hücum silahı transition hücumları belki de. Sete setteyse, o kadar önemli oyunculardan kurulu olmalarına rağmen, verimli hücum edebildiklerine inanmıyorum şahsen. Kazlauskas'ın sete set oyununda çok daha efektif kullanabilme imkanı var oyuncularını ama genelde işler Krstic üzerinden yürüyor sete sette. Onun arkasında kalacak Bilbao uzunlarının performansı ve faul problemine girmemeleri de önemli bir ayrıntı Bilbao adına.

Barcelona'nın da önüne geçip, şu an hemen hemen herkesin gözünde Eurolig'in bir numaralı favorisi haline gelen CSKA'yla, sezonun hikayesi en güzel "underdog"larından birinin karşılaşmasında beklenenin üzerinde çekişme bekliyorum şahsen. İlk maç bugün saat 18.15'te.

Salı, Mart 20, 2012

Euroleague TOP 8 Eşleşmeleri İstatistikleri

Kiminiz bilir kiminiz bilmez, in-the-game isimli blog Euroleague'le alakalı bir sürü güzel bilgi ve istatistiği barındırmakta. Hazır bu akşam Top 8 başlıyorken eşleşmeler üzerinden yapılan karşılaştırmaları sizlerle paylaşıyorum:








Pazartesi, Mart 19, 2012

Strateji Savaşları Başlasın! vol. 2 (Panathinaikos - Maccabi Electra)

Dikkat çekici serilerden bir tanesi daha, son Eurolig Final Four finalinin rövanşı niteliğinde, strateji savaşlarının iki kumandanı Zeljko Obradovic ve David Blatt önderliğinde; Panathinaikos - Maccabi Electra.

Strateji Savaşları Başlasın! vol. 1 (Barcelona Regal - Unics Kazan)


Eurolig'de ne yazık ki hiç bir temsilcimizin bulunmadığı playofflar, bu akşam iki maçla başlıyor. Satranç maçı kıvamında bir çok maç izleyeceğiz, nam-ı diğer; Strateji Savaşları. Savaşların ilk maçıyla yazılarımıza başlayalım; Barcelona Regal - Unics Kazan.

Cuma, Aralık 23, 2011

3 Takımla TOP 16

Galatasaray'ın elemelerden gelerek Euroleague'e katılmasıyla takım sayımızın 3'e çıktığı bu senede, herhangi bir kayıp vermeden Top 16'ya 3 takımla devam ediyoruz. Özellikle F-4'un İstanbul'da oynanılacağını öğrendiğimiz günde yüzümüzde oluşan hal ve şekil, bugün tamamıyla farklı bir noktada. Bunun sebebi bildiğiniz üzere takımlarımızın o noktalara birazcık uzak gözükmeleri.

Perşembe, Haziran 30, 2011

2011-2012 Euroleague Eleme Grubu Değerlendirmesi


Bugün gelecek sezon Euroleague'de mücadele edecek takımlar için sorulan soruların ve akıllardaki soru işaretlerinin kalktığı gün oldu.Euroleague aldığı kararla doğrudan katılım hakkını İtalyan temsilcisi Milano'ya verdi.Böylece genel görüntü şöyle oluştu:

A Lisansı sahibi takımlar: Caja Laboral (İspanya), Cska Moskova (Rusya), Efes Pilsen (Türkiye), Fenerbahce Ülker (Türkiye), Maccabi Electra (İsrail), Montepaschi Siena (İtalya), Olympiakos (Yunanistan), Panathinaikos (Yunanistan), Real Madrid (İspanya), Regal Barcelona (İspanya), Unicaja (İspanya), Zalgiris Kaunas (Litvanya), Milano (İtalya)

B Lisansı sahibi takımlar: Sluc Nancy (Fransa), Partizan Belgrad (Sırbistan), KK Zagreb (Hırvatistan), Union Olimpija (Slovenya), Brose Baskets (Almanya), Asseco Prokom (Polonya), Bizkaia Bilbao Basket (İspanya), Bennet Cantu (İtalya)

C Lisansı sahibi : Unics Kazan (Rusya)

Eleme Grubuna katılacak olan takımlar:
Galatasaray (Türkiye), Banvit (Türkiye), Alba Berlin (Almanya), Asvel (Fransa), BC Donetsk (Ukrayna), Khimki (Rusya), Gravelines Dunkerque (Fransa), Nymburk (Çek Cumhuriyeti), Cibona Zagreb (Hırvatistan), Cholet (Fransa), KK Buducnost (Adriyatik-Karadağ), Lietuvos Rytas (Litvanya), PAOK (Yunanistan), Turow (Polonya), Spirou Basket Charleroi (Belçika), VEF Riga (Letonya)

Şöyle bir baktığımızda yeni takımlar görüyoruz,özellikle eleme grubunda.Ele alacağım konu da zaten eleme grubu olacak.İki temsilcimiz burada yer alıyor.Euroleague normal sezonu için eleme grubundan iki takım gelecek.Gönül ister ki ikisi de Türkiye'den olsun fakat bunun ihtimali son derece zayıf.

Banvit her sene üstüne koyarak ilerliyor yoluna.Eurochallenge deneyimini de geçen sezon yaşadılar.Avrupa'ya adım attılar şimdi ki hedefleri daha da yüksek.Ayrıca geçen sezon yine Euroleague elemelerinde boy göstermişler fakat elenmişlerdi.Öncelikle bu elemelerde ilerlemenin oldukça zor olduğunu hatırlatalım.Hem kaliteli hem de belli ekole sahip takımlarla karşılaşıyorsunuz.Banvit için çok umutlu konuşamayacağım açıkçası.Yaklaşık 1 ay önce yazdığım Banvit-Galatasaray yazısını buradan okuyabilirsiniz.



Galatasaray ise Euroleague'in A lisansı için başvuru yapan takımlardan biriydi ve Euroleague'e giden dosyası da oldukça güzel donatılmıştı.Ancak A lisansı alabilmek maalesef o kadar kolay değil.Taraftarın ilgisi,baskısı da oldukça fazlaydı fakat A lisansı gibi 5 yıl direk katılım sağlayan olayı alabilmek için Euroleague tecrübesi gibi çok önemli bir kriter var.Bu yüzden o lisans yıllardan beri Euroleague'de bal yapmayan arı misali dolanan Milano'ya verilse de sesimizi çıkaramıyoruz.Ayrıca olayın başka bir yönü de çoğu kişinin düşündüğü gibi,"elemeyi geçemiyorsan Euroleague'de ne işin var " boyutu.Buna kısmen katılıyorum.Eleme oynamadan direkt lisans alabilmenin en büyük önemi yapacağın transferleri de buna göre şekillendirmen.Galatasaray yönetimi sanki Euroleague'de mücadele edecekmiş gibi çalışmalarını sürdürüyor fakat oyuncuların kulübe bakış açısında lisansın yeri büyük.Aslında bunu daha fazla konuşmanın anlamı yok.Sonuç olarak temsilcilerimiz eleme grubunda yer alacak ve bizim için onları erkenden izlemek de ayrı bir keyif olacak.O zaman hemen hızlıca muhtemel rakiplerimize göz atalım.

Rakiplerin değerlendirmesini daha büyük bütçeyle gelen Galatasaray için yapacağım.Unutmadan söyleyelim,Galatasaray yeni sezonda Cafe Crown olarak adlandırılmayacak.Çok daha yüksek bütçeli bir sponsor ile anlaşıldı ve medyada o sponsorun aynı zamanda bayan basketbol şubesi sponsoru da olan Medical Park olduğu söyleniyor.

Şimdi takımların geçmişi,ismi ve kulüp tecrübesi gibi kriterlere göre bir sınıflandırma yapacak olursak ;

A Klasman Takımlar : Galatasaray, Alba Berlin, Asvel, Khimki, Cholet, Cibona (sadece isimlerinin büyüklüğü), Lietuvos Rytas,

B Klasman Takımlar : Banvit, Nymburk, KK Buducnost, PAOK, Spirou Basket Charleroi

C Klasman Takımlar : BC Donetsk, Gravelines Dunkerque, Turow, VEF Riga

Böylece yüzeysel bir sınıflandırma yapmış olduk.Tabloya baktığımda dikkatimi çeken takım ilk olarak Rytas oluyor.Bence Khimki ile şu an için en iyi iki takım.Ama Galatasaray'ın transferleri ile birlikte ikisini de geçebileceğini düşünüyorum.

O halde; şu an için bakarsak Galatasaray,Alba,Khimki,Cholet ve Rytas'ın iki takımlık boşluk için en büyük adaylar olduğunu söyleyebiliriz.

Henüz takımların transfer hamleleri yeni başladığı için yorumlarım bu kadar.Hazır aklıma gelmişken ve unutmadan şu düşüncemi de söyleyeyim.Şimdi Galatasaray için sürekli Euroleague isteniyor fakat başka bir boyuttan bakmak istiyorum ben olaya.Galatasaray iddialı kadrosunu yine kurar,Euroleague yerine Eurocup'a katılmayı düşünür,böylece büyük denizde küçük balık olmaktansa öncelikle ortamın büyük abisi olmayı deneyebilir.Bunun vizyonsuzlukla falan ilgisi yok bence.Bunu birçok Avrupa takımı yapıyor.Merdivenleri basamak basamak çıkmak gerekiyor bence.Bir Eurocup şampiyonluğundan sonra Euroleague'e katılmak çok daha güzel olmaz mı ? Üstelik Mahmuti'nin 1 yıllık sistemine yeni gelecek oyuncularla bir alışma devresine girecek takım bu sezon.Eleme grubu maçları erkenden başlayacak.Güçlü kadro bir anda elenebilir sadece bu yüzden.Hem bir sene Eurocup'ta oynadıktan sonra ondan sonraki sezonda oturmuş kadro ile Euroleague'e gitmek daha mantıklı olur.Bu da benim bir düşüncem tabii fakat Euroleague elemesinden elendikten sonra Eurocup'a katılma şansı oluyor mu bunu bilmiyorum.Bilen varsa,yorum olarak yazabilir :)

Euroleague'deki temsilcilerimiz Efes Pilsen,Fenerbahçe Ülker,Galatasaray ve Banvit'in temsilcilerinin belirleneceği kuralar 7 Temmuzda Barcelona'da çekilecek.Takımlarımıza şans diliyoruz ve heyecanla bekliyoruz :)

Pazartesi, Mayıs 30, 2011

Galatasaray - Banvit ve Gelecege Dair



Sadece bir maç yazısı değil,geleceğe dair düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum bu postta.

İlk iki maç çok iyi bir savunma yapan Galatasaray vardı.İlk maç alan savunmasına karşı hiç hücum edemedi Banvit.Ancak ikinci maç şut soktular ve özel bir alan savunması çalışması ile iyi hücum ettiler ve maçı kazandılar.İki maçta da belirleyici çeyrekler 3.çeyrekler olmuştu.Bu maç ise ilk maça benzer,biraz garip,çok heyecanlı bir maç oldu.İzlerken zevk almamak mümkün değildi.Galatasaray inanılmaz sert bir savunma yaptı maç boyunca.Alan savunmasına da man to man savunmaya da zor hücum etti Banvit ancak hücum ribaundları ile ayakta kaldılar.Bir ara dörde kadar indi fark çünkü Galatasaray çok top kaybı yaptı ki bunlar çok basit top kayıplarıydı.Shumpert denen adam ise maçı Galatasaray'a getirdi.Gerçekten Türkiye'ye gelmiş en iyi 10 yabancı oyuncu arasına kesinlikle koyarım Shumpert'ı.Seyirci de sayı ve etki
bakımından harikaydı.Galatasaray bu güzel maçı kazandı ve bence seriyi de bitirmiş oldu.


Yazının ikinci bölümünü ise Galatasaray'ın geleceğine ayırmak istiyorum.Yönetim değişti falan ama bu kadro Adnan Polat yönetiminin eseri,belki de yaptıkları en iyi iş.Oktay Mahmudi Türkiye'nin yetiştirdiği en iyi koçlardan burası da kesin.Oktay Hoca mutlaka takımda tutulmalı,istikrar sağlanmalı.Lottomatica Roma'nın iptal olan Euroleague lisansı için Galatasaray'ın devrede olduğunu biliyoruz.Her türlü dosya,belge hazırlandı ve Euroleague temsilcilerine yollandı.Eğer Galatasaray kabul edilirse seneye direkt gruplarda yer alacaklar ve bu 5 senelik bir lisans olduğu için 5 sene boyunca Euroleague'de olacaklar.Bunun takip edilmesi,başvuru yapılması gerçekten sevindirici.Üstelik bugün gördüğümüz seyirci ile Euroleague'de güzel işler yapabilirler ki Galatasaray'ın gelecek sene Avrupa'da olacak tek üst düzey branşı olacak bu takım.İyi ve yerinde transferler ile birlikte bu takım çok rahat bir şekilde Fenerbahçe,Efes seviyesine çıkar.Ama mutlaka istikrar sağlanmalı.

Eğer finalde Galatasaray'ı görecek olursak favori elbette FB Ülker.Bunun değerlendirme yazısını sonra yazarız zaten ancak Galatasaray'ın finalde kolay teslim olmayacağını görüyoruz.

Galatasaray ve Banvit Türk basketbolunun iki yeni meyvesi.İki takım da doğru hamleler ile yollarına devam ediyor.Umudumuz ve beklentimiz milli takım bazında Dünya zirvesine çıkan bu ülkenin kulüpler bazında da Avrupa'nın zirvesine oynaması.

Perşembe, Kasım 04, 2010

Regal Barcelona-Fenerbahçe Ülker


Geçen senenin Eurolig şampiyonu Regal Barcelona,geçen sene olduğu gibi bu senede Fenerbahçe Ülker'in grubundaki rakiplerinden birisi.Geçen sezon İspanya'da oynanan maçta gördüğümüz Fenerbahçe Ülker'den çok daha farklısını beklediğimiz açık.Geçen sezonki maçta,oyuncuların farka razı bir görüntü vermesi şahsen benim sinirlerimi feci şekilde bozmuştu.34 sayı fark yemesine yemişlerdi,ancak oynanan oyun farkın çok daha aşağısındaydı.

Bu sezona gelirsek,iki takımda kayıpsız geldi bu maça.Tabii Fenerbahçe Ülker'in durumu Barcelona kadar iyi görünmüyor olabilir.Özellikle Zagreb'deki maçın son bölümü gerçekten korkutucuydu.Sonuçta kayıpsız ayrıldı Fenerbahçe,önemli kısım da burasıydı.Rytas maçı,yani Eurolig sezonunun ilk maçı, keza daha kolay geçmişti.

Barcelona cephesinde ise,zaman zaman rakiplerinden direnç görseler dahi maçları -beklendiği gibi- kolay geçtikleri söylenebilir.İlk maçta Zagreb'i daha sonra ise Erman Kunter'in Cholet'ini geçmeyi başardılar.

Barcelona takımı gerçekten komple bir takım."Kadro derinliği" tamlamasının kralının bulunduğu bir takım Regal Barcelona.Tabii her iyi takım gibi,bu takımında en iyisi daha doğru bir söyleyişle en güvenilir oyuncusu şüphesiz Juan Carlos Navarro.Yaşı ilerledikçe oyunun her alanında kurtlaşmaya başladı Navarro,iyice yıllanmış şarap tadına büründü İspanyol.Tabii bu açıdan düşünülünce,savunma kısmında Bornova maçının yıldızı Ömer Onan'a büyük yük düşüyor.2010 Fiba Dünya Şampiyonasında ne düzeyde bir savunmacı olduğunu bir kez daha kanıtlamıştı Ömer Onan.

Üstlerde de bahsettiğimiz gibi komple bir takıma sahipler.2009 Avrupa Şampiyonasında canımıza okuyan Sloven Laka Lakovic benchden geliyor.Önünde İspanyol Ricky Rubio var.Ben hala şutunun çok iyi olmamasından ötürü kendisine biraz soğuk kalsamda,oyunu yönetme anlamında çok değerli bir oyuncu olduğu inkar edilemez.Pota altında da Fran Vazquez,Erazem Lorbek,Boniface Ndong gibi isimlere sahipler.İki Amerikalı forveti Pete Mickael ve Morris Terence'da gününde olduklarında can sıkıcı hal alabiliyorlar.

Yani isim isim düşünülünce işimizin gerçekten zor olduğu düşünebilir ancak karakterli ve doğru bir basketbolla birlikte neden olmasın diyoruz..

Çarşamba, Kasım 03, 2010

Efes Pilsen-A.J Milano


Geçtiğimiz hafta Power Electronics Valencia'yı mağlup edip gruptaki ilk galibiyetine ulaşan Efes Pilsen'in bu haftaki rakibi Armani Jeans Milano.İtalyan ekibi,ilk maçında Cska Moskova'ya konuk olmuş,maçı da oldukça rahat götürüp dikkatleri üzerine çekmişti.Cska'nın bu sürpriz mağlubiyetten sonra fikstür şanssızlığı nedeniyle bir de Panathinaikos'a yenilmesi,gruptaki tüm dengeleri alt üst etti.

Bu maçın sonucu grubun gidişini oldukça etkileyecek düzeyde.Sebebi ise Cska'nın bir an önce toparlanmasını beklememiz.Mantıken de Cska'nın önündeki maçlara çok konsantre çıkacağını düşününce,son ikiye kalacak takımı grubun orta düzeyli takımları arasında oynanacak maçlar belirleyecek.Bu yüzden ilk iki maçında bir galibiyete ulaşan iki takımın mücadelesi,gruptaki yerleri için oldukça önemli.

Efes Pilsen'in ilk maçında uzatmalar sonunda Union Olimpija'ya yenilmesi gerçekten üzücüydü.Gerçek anlamda kazanacağı bir maçı kaybetmek-özellikle bu tarz üst düzey maçlarda-moral bozucu.Kesinlikle kazanılması gereken maç Valencia maçıydı ve kazanıldı.

Armani Jeans Milano'da guard rotasyonundan öte uzun rotasyonunda çeşitli sıkıntılar var.Cska Moskova maçını takımına kazandıran adam olan Oleksey Pecherov,sakatlığı yüzünden Olimpija maçında oynayamamıştı.Bir başka uzunu Marius Petravicius'un da durumu net değil.Guard rotasyonunda iki Amerikalı'sı Jaaber ve Finley'den çekinmekle beraber bu maç için en kritik oyuncuları Litvanyalı Maciulis gibi gözükmekte.Açıkcası Bootsy Thornton'la eşlemesi de biraz daha rahat olmak için iyi bir sebep.Öte yandan Milano'nun tecrübeli İtalyan'ı Mason Rocca'nın neler yapabileceği de merak konusu.Genelde bu tarz maçlarda pota altında üstünlük kuran takımların kaybetme olasılığı çok az olur-inanılmaz ekstra durumlar dışında-.Üstteki bahsettiğimiz uzunlar oynamaz veyahut oyunlarını ortaya koyamazlarsa,Vujcic'le birlikte daha toparlanmış gözüken Efes Pilsen maçı bu bölgedeki üstünlüğüyle kazanabilir.

Efes Pilsen tarafında merakla beklenen isim kuşkusuz Rakocevic.Geldiği günden itibaren tartışılan Rako'nun geçen haftaki 23 sayılık performansından sonra,bu haftada aynı seviyede bir oyunla oynaması Efes Pilsen'in galibiyeti adına çok önemli.Diğer yandan haftanın Mvp'si Bootsy Thornton yine en güvebilir eller olacak.Kadro bakımından Efes Pilsen'i daha iyi durumda görsem de Cska Moskova maçında inanılmaz yüzdeli oynayan rakip Milano'dan da çekinmiyor değilim.

Ancak Efes Pilsen'in Olimpija maçındaki hataları yapmadığı ve kendi basketbolunu oynayabildiği sürece Milano'nun İstanbul'dan galibiyet çıkarmasını zor olarak görüyorum..

Perşembe, Ekim 28, 2010

Netice Değil Hatice de Sorun Var


Euroleague ikinci hafta maçında Fenerbahçe Ülker'i zorlu bir karar maçı bekliyordu. Ya yolunu düzene sokup, hedefleri doğrultusunda ilerleyecekti ya da geçtiğimiz iki sezondaki gibi ite kaka istikrarsız bir şekilde devam edecekti. En azından oyun olarak olmasa da görüntü olarak hatasız geçmeliydi Fenerbahçe Ülker bu engeli. Bu yol ayrımı için kötü bir deplasmandı Zagreb.

Fenerbahçe Ülker bu akşam tüm olumsuz etmenlere rağmen zorlu bir maçın altından kalkmayı başardı. Hakem, taraftar ve formda olan genç Hırvat basketbolculara karşı önemli bir galibiyet alındı Drazen Petrovic Salonu'nda. Sanırım bu galibiyete en çok sevinen Neven Spahija olmuştur. Takım düzeni tam oturmamışken Euroleague'de kayıpsız gitmek mükemmel oldu Hırvat koç için. Ancak çoğu zaman harala gürele oynanan basketbol ve top kayıpları negatif yönde en çok dikkat çekenler. Haftaya yine deplasmanda Regal Barcelona maçı olduğu düşünüldüğünde bu eksiklikleri bir an önce gidermeli sarı lacivertli ekip. Yoksa netice cephesinde de darbe alabilir.

Efes ile Toz Pembe Hayaller Serisi


Evet evet başlık tam da böyle olmalıydı.Çünkü Efes Pilsen yönetiminin her sezon başlarken yaptığı toz pembe açıklamalar bu sene de geldi.Bunlar genelde Euroleague bazlı olup final four için yeterli güce sahibiz tarzı açıklamalar oluyor.Peki bu sezon neler olur ?

İlk kez ciddi ciddi Fenerbahçe Ülker karşısında izledik Efes'i.O maçı geride götürmelerine rağmen kopmadılar ve maç sonunda iyi oynayan taraf olup kupayı kazandılar.Ancak Fenerbahçe o maçtan bugüne,oldukça değişmiş gözüküyor.Geçen hafta Union karşısında izlediğim Efes Pilsen bana hiç ama hiçbir şey vaad etmeyen bir takımdı.Nitekim Union Olimpija ciddi ciddi zayıf bir takım Euroleague için.Birkaç eli yüzü düzgün oyuncusuyla oynuyorlar ancak bana kalırsa Efes Pilsen'in kesinlikle kazanması gereken bir maçtı.40 a direk dayamış Jagodnik bile durdurulamadı. (çok ekstra atsa da)

Bu hafta ise yine berbat başlayan maçta sonradan toparlanıldı ki bunda hiç kuşkusuz Vujcic transferinin büyük etkisi var.Şu an elden gelenin en iyisiydi belki de.Ki ilk maçı olmasına rağmen tecrübesiyle anında fark yarattı ve takıma hemen adapte olmuş 40 yıllık Efesli gibiydi.Ancak Efes Pilsen'de o raya oturmayan sistem devam ediyor.Çünkü takımda çok garip işler olduğunu düşünüyorum.Öncelikle Wisniewski diye bir oyuncu alıyorsunuz,29 yaşında ve tek bir farklı özelliği yok elinizdeki guardlardan.Yani bırakın ilk beş çıkmayı Ender Arslan çok daha iyi bir oyuncu Wisniewski'den.Baskı altında garip garip top kayıpları yapıyor.Bir Rakocevic vardı elimizde bu da bonus adam olacak gibi.Ender'in yerine bu adamın süre almasını yediremiyorum açıkçası.Bir de Sinan Güler var.Dünya Şampiyonası'nı hiç mi izlemediniz diye sordurtur adama.Yani maç başına 1-2 dakika süre alıyor ki aklım almıyor benim.Neyse allahtan Kerem Tunçeri inanılmaz formda ve sanki Amerikalı bir skorer gibi oynuyor bu aralar.Thornton'da biraz biraz kendini bulur gibi oldu.Roberts çok beğendiğim bir oyuncuydu ve savunmada çok etkili.Hücum yönü biraz daha gelişse enfes olacak.Nachbar aynı tas aynı hamam diyeceğim ki vazgeçtim.Çünkü Nachbar'ın kalitesi takımla ortaya çıkıyor.Slovenya'da da böyleydi,geçmişte de.Yani 1 numaralı skorer değil bu adam.Takım coşacak ki bu da coşacak.El üstü atmaya falan kalkınca aman yapma diyoruz.4 numara oynamak istemiyor o da biliyorum.Geçen seneden beri 3 numara istiyor ama penetre özelliği 4 numarada işe yarıyor.Rakocevic de bildiğiniz gibi sizlere ömür.18-20 atsa da güvenmiyorum bu adama.Güvenemiyorum.Çünkü çok kasıntı bir arkadaş.Geçen seneden beri Efes Pilsen'in nasıl tahammül ettiğini anlamıyorum.Ha patladı ha patlayacak diyoruz da adam eline koluna hiç hakim değil ki.Sürekli saçma sapan top kayıpları yapıyor.Büyük skorer falan da değil kimse bana masal anlatmasın.Adam Guiza gibi.Sanki bir sezon piyangodan Euroleague sayı kralı olmuş.Öncesinde Valencia ve Tau formasıyla da çok iyiydi ama bir oyuncuyu her maç izleyince anlaşılıyor.

Son olarak,Efes'ten bu sezon Euroleague'de en fazla final 8 bekliyorum.Türkiye'de yarı final ya da final.Ancak özellikle Avrupa'da beklentim yok.Nitekim bu sene kurulan kadronun da yeterli bir kalitede olduğunu söyleyemem.Yani,kimse bu sene toz pembe hayallere dalmasın.

Cuma, Temmuz 09, 2010

Euroleague'de Fikstür Belli Oldu



Euroleague'de yer alan temsilcilerimiz Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker'in maç programları belli oldu. Program şu şekilde;

1. Hafta: (20-21 Ekim 2010)
Union Olimpija (Slovenya)-Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Lietuvos Rytas

2. Hafta: (27-28 Ekim 2010)
Efes Pilsen - Power Electronics Valencia
Cibona Zagreb - Fenerbahçe Ülker

3. Hafta: (3-4 Kasım 2010)
Efes Pilsen-Armani Jeans Milano
Regal Barcelona - Fenerbahçe Ülker

4. Hafta: (10-11 Kasım 2010)
Panathinaikos - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Montepaschi Siena

5. Hafta: (17-18 Kasım 2010)
Efes Pilsen - CSKA Moskova
Cholet Basket - Fenerbahçe Ülker

6. Hafta: (24-25 Kasım 2010)
Efes Pilsen - Union Olimpija Ljubljana
Lietuvos Rytas - Fenerbahçe Ülker

7. Hafta: (1-2 Aralık 2010)
Power Electronics Valencia - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Cibona Zagreb

8. Hafta: (8-9 Aralık 2010)
Armani Jeans Milano - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Regal Barcelona

9. Hafta: (15-16 Aralık 2010)
Efes Pilsen - Panathinaikos
Montepaschi Siena - Fenerbahçe Ülker

10. Hafta: (22-23 Aralık 2010)
CSKA Moskova - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Cholet Basket

Euroleague'de ilk haftalar çok önemlidir. İki temsilcimizin de ilk hafta maçları kolay gibi gözüküyor. Ayrıca son hafta maçları da gruplarda belirleyici olabilir. O yüzden Fenerbahçe Ülker avantajlı gibi.

Perşembe, Temmuz 08, 2010

Aynaya Bakmak

Euroleague'de 2010-2011 sezonu için kura çekimi bugün Barcelona'da yapıldı. Malum Avrupa devleri temsilcilerimiz Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen kuraya 4.torbadan katıldı. Ee böyle olunca birazcık dişli rakiplerle eşleşti takımlarımız.

Hemen temsilcilerimizin gruplarındaki takımları sayacak olursak, Fenerbahçe Ülker C Grubunda; Regal Barcelona, Montepaschi Siena, Lietuvos Rytas, KK Cibona Zagreb ve Cholet Basket ile eşleşti. Bu gruba şöyle dışarıdan bakınca zor gibi gözüküyor olabilir. Fakat Neven Spahija Fenerbahçe Ülker'e sağlam bir Yugoslav sistemi yerleştirebilirse, grupta değişik işler olabilir.

Şöyle ki bu grupta son Euroleague şampiyonu Regal Barcelona'yı bir kenara koyarsak, Fenerbahçe Ülker'in grupta üstüne çıkamayacağı takım yok. Çünkü Montepaschi Siena, en büyük kozu Terrel McIntrye'ı Unicaja Malaga'ya kaptırdı. Koç Pianigiani'nin hala takımın başında olması ise Siena için bir avantaj. Benjamin Eze'nin ve Henry Domercant'in takımdan ayrılması ve Romain Sato'nun büyük bir ihtimal ile takımdan ayrılacak olması Siena'nın kan kaybettiğinin göstergesi. Lietuvos Rytas ise tipik Litvanya ekolünü yansıtan bir takım. Gruplarda hiçbir zaman favori olmasalar da sürpriz işlere imza atabilecek bir ekip. Bu sezonda genç ve yetenekli oyuncular ile yola devam edecekler gibi gözüküyor. Cibona Zagreb ise her yıl biraz daha zayıflıyor diyebiliriz. Fakat onlar da önemli bir ekolün temsilcisi. Hırvat ekip en önemli oyuncusu Marko Tomas'ı Fenerbahçe'ye kaptırarak büyük güç kaybetti. Cholet Basket ise Erman Kunter'in çalıştırdığı Fransa şampiyonu bir takım. Tipik Fransa basketbolunun özelliklerini taşıyan takımda, dikkat çekecek genç siyahi oyuncular olabilir. Fakat ben Cholet Basket, Cibona Zagreb ve Lietuvos Rytas'ın Fenerbahçe Ülker'i geçebileceğine inanmıyorum. Bu sene ki kadrosu ile Fenerbahçe Ülker'in geçen sene ki grup sonunculuğu gibi bir felaketi yaşamayacağını tahmin ediyorum.



Grup sıralaması tahminim:
1.Regal Barcelona
2.Montepaschi Siena
3.Fenerbahçe Ülker
4.Lietuvos Rytas
5.Cholet Basket
6.Cibona Zagreb

Efes Pilsen ise D Grubunda; CSKA Moscow, Panathinaikos, Power Electra Valencia, Armani Jeans Milano ve Union Olimpija ile eşleşti. Daha kadrosunu tam anlamıyla şekillendiremeyen Efes Pilsen'in bu gruptaki geleceği ile ilgili kesin bir şeyler söylemek pek mümkün değil. Fakat koç olarak Dusko Vujosevic'i transfer eden CSKA Moskova'nın grubun favorisi olduğunu söyleyebiliriz. Zor bir dönemden geçen Pana'da ise koç Obradovic takımın başında kaldı. Kadrosunu Aleks Maric ile takviye etmesi beklenen Pana'nın eksi gücünden uzak olduğunu söyleyebiliriz. Mike Batiste'in takımdan ayrılma ihtimalinin yüksek olması Pana için diğer negatif bir nokta. Geçen sezonun Eurocup şampiyonu Power Electra Valencia grubun güçlü takımlarından. Efes'in ise en büyük rakibi olarak gözüküyor. Geçen sezon ki koçları Neven Spahija'yı Fenerbahçe Ülker'e kaptıran Valencia'da Matt Nielsen'in durumu kesinlik kazanmadı. Fakat grupta iddialı olacakları kesin. Armani Jeans Milano ise İtalya Ligi finalisti olarak sezonu tamamlamıştı. Union Olipija ise grubun zayıf halkası olarak göze çarpıyor. İçeride oynayacağı maçlarda galibiyet alma amacında olacak Sloven ekip. Efes Pilsen iki sezondur yaptığı hatalardan biraz olsun kaçınırsa bu gruptan rahatlıkla çıkar diye düşünüyorum. Ama gruptan çıktıktan sonra nerelere gidecekleri izleyip göreceğiz.



Grup sıralaması tahminim:
1.CSKA Moskova
2.Panathinaikos
3.Power Electra Valencia
4.Efes Pilsen
5.Armani Jeans Milano
6.Union Olimpija Ljubljana
Eurolegue'de ön eleme turlarına katılmaya hak kazanan temsilcimiz ise Banvitspor olacak. Letonya şampiyonunun Euroleague'den çekilmesi üzerine turnuvaya katılan Banvitspor'u zorlu rakipler bekliyor. Banvitspor eğer bu zorlu rakipleri saf dışı bırakmayı başarırsa A Grubunda; Caja Laboral, Maccabi Electra Tel-Aviv, Partizan Belgrade, Asseco Prokom Gdynia ve Zalgiris Kaunas ise eşleşecek. Bir ilki gerçekleştirme peşinde olan Banvit'in rakipleri şöyle :

Asvel & Lyon Villeurbanne
KK Budocnost

Le Mans Sarthe Basket
Banvit BK

BC Khimki Moscow Region
PEPSİ Caserta

Budivelnik
Maroussi BC

Banvit eğer Le Mans'ı iki maç sonunda geçerse, Asvel-Budocnost eşleşmesinin galibi ile karşılacak. Eğer Banvit bu eleme aşamasını da geçerse Khimki Moskova, Maroussi BC, Budivelnik ve Pepsi Caserta dörtlüsünden biriyle eşleşecek. Eğer Banvit bu takımı da elemeyi başarırsa, tarihinde ilk kez Euroleague sahnesine adım atacak.



Banvit'in diğer takımlara göre en önemli eksikliğinin tecrübesizliği olduğunu düşünüyorum. Le Mans daha önceden Euroleague'de oynamış bir ekip. Koç Orhun Ene ile iyi bir dönem geçiren Banvit'in Euroleague'e katılması çok zor gözüküyor. Ben Banvit'in, Le Mans'ı veya bir sonraki turdaki büyük ihtimalle eşleşeceği Asvel'i geçemeyeceğini düşünüyorum.

Son olarak toparlayacak olursak, Euroleague'deki takımlarımızın bütçeleri gözümüzün önünde duruyor. Bu bütçelere rağmen gruplardan çıkamıyorsak veya daha ilerileri göremiyorsak sorunu biraz da kendimizde aramalıyız, aynaya bakmalıyız...


Euroleague'de Gruplar Belli Oldu


Fransa'da şampiyon olan Erman Kunter'in Cholet'si ile Fenerbahçe aynı grupta yer aldı.

A Grubu
Caja Laboral
Maccabi Tel Aviv
Partizan
Asseco Prokom
Zalgiris Kaunas
Elemelerden gelecek takım

B Grubu
Olympiakos
Real Madrid
Unicaja Malaga
Virtus Roma
Brose Baskets
Elemelerden gelecek takım

C Grubu
Regal Barcelona
Montepaschi Siena
Lietuvos Rytas
FENERBAHÇE ÜLKER
KK Cibona Zagreb
Cholet Basket

D Grubu
CSKA Moskova
Panathinaikos
Power Electra Valencia
EFES PİLSEN
Armani Jeans Milano
Union Olmpija

Pazartesi, Temmuz 05, 2010

Banvit'e Büyük Şans


Euroleague resmi sitesinden yapılan açıklamaya göre Letonya şampiyonu Barons/LMT Riga takımının organizasyondan çekilme kararı almasının ardından ligimizde normal sezonu üçüncü bitiren ve yarı finalde F.Bahçe Ülker'e kaybeden Banvit dahil edilmiş listeye 16. takım olarak. 16 takım arasından son ikiye kalmak için uğraş verecek olan Banvit'in rakibi 8 Temmuz Perşembe günü İspanya'da çekilecek kurada belli olacak.

NOT : Yazı salsabasket'ten alıntıdır.

Euroleague : Yanlış Bir Mekanizma


Euroelague'de 2010-2011 sezonu kuraları 8 Temmuz Perşembe günü Barcelona'da çekilecek.Evet kuralar çekilecek ancak bizim için kuraların pek önemi kalmadı.3 yıldır Euroleague'de bir yerlere gelebilmek için can çekişmeye başladık.Efes'in hep yapmaya alıştığı final 8 artık çok uç noktalarda gibi.Fenerbahçe iyi transferler yapıyor ama geçen seneki Efes'in kadrosunu göz önüne alınca insan umutsuz kalıyor.Açıkçası Partizan'ın yaptıklarını gördükten sonra düşünmeye çoktan başlamak lazımdı.Bizim mekanizmamız mı bozuk yoksa Euroleague'de garip şeyler mi oluyor ? Bence her ikisi de.Öncelikle Efes'in tekrar Sırbistan'dan genç oyunculara yönelmesi güzel.Amerikan oyuncu konusunda ise daha önce yaptıkları gibi farklı oyuncular çıkarmaları lazım.Granger,Langdon,Solomon gibi adamlar hep önce Efes'te parladılar.Bu Efes'in geleneğiydi ancak son dönemde Thornton,Smith gibi zaten miladını doldurmuş oyunculara yöneldiler.Bunların kalitesi tartışılmaz ancak böyle de bir yere gelinemiyor.

Euroleague'in mekanizmasında ise şöyle bir bozukluk var.2000 li yılların başlarında Galatasaray,Beşiktaş gibi takımlarımız Şampiyonlar Ligi'nde mücadele ederken orada hakemlerin diğer takımları bariz bir şekilde kolladığını hatırlıyorum.Artık UEFA bunu aştı.Bunlar futbol bazında aşıldı.Ama maalesef Avrupa'daki basketbol turnuvalarında bu aşılamıyor.Hala Yunan takımları evlerinin tek kralı,hakemlerin tek hakimi.Hala İsrail'deki güçlü kitleler baskın.Hala her pozisyona bağırıp çağıran taraftarların etkisinde kalan ( artık buna etkisi altında kalmak denemez ) hakemler var.Kaç yıl geçti,kendimi bildiğimden beri Avrupa'da işler böyle yürüyor.Ev sahibi kollanmaz.Artık o kadar içimize sinmiş ki bu deyim,yorumcularımız normal bir şeymiş gibi "e tabii ev sahibi avantajı" diyorlar.Neyin avantajı ?! Hakem dediğiniz şeyin görevi eşit adaletle maçı yönetmek değil midir ? Yoksa biz mi yanlış biliyoruz !