Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Kasım 28, 2012

First Challenge of Ataman - Accepted

Oktay Mahmuti ile geçen 2 yıl, tartışmalı da olsa biten birliktelik ve 3 kupalı Ergin Ataman ile çizilen yepyeni bir yol. Üst seviye oyuncular, aranılan sinerji ve artan beklentiler... Ergin Ataman'ın Galatasaray'ı sezona 3 kulvarda, 11'de 11 ile başladı. 11'in içinde, kupada Fenerbahçe, ligde ise Anadolu Efes galibiyetleri var. Ama bu 11 maç içerisinde Galatasaray'ın kendinden daha fazla sıkıntıları olan ve daha alt seviye takımlarla oynadığını unutmamak gerek. Nitekim herkesin ilk gerçek sınav olarak nitelendirdiği Lokomotiv Kuban deplasmanı, maç öncesi yaşanan olaylar nedeniyle pek ölçü alınamayacak olsa da, sezonun ilk darbesini de beraberinde getirdi.

Her ne kadar maç öncesi yaşananlar takımın halini, vaktini oldukça etkilemiş olsa da neleri yapıp, çoğunlukla neleri yapamadığımıza bir göz atalım. Kuban'ın farkı yaratan 3 oyuncusu da neredeyse hiç çıkmadan oynadı. Nick Calathes ve Simas Jasaitis sadece maçın sonunda 1 dakika kenara gelirken, Jimmy Baron ise toplamda 2.5 dakika benchte oturdu. Bu 3 oyuncu, 26/49 isabetle 59 sayı ile bitirdiler maçı. Savunmadaki problem çoğunlukla Nick Calathes üzerindeydi. Attığı 20 sayıdan önemlisi yaptığı 10 asist, hemen hemen hepsi penetre-pas üzerinden. Nitekim Jasaitis ve Baron'ın, ekstradan Zubkov'un bulduğu 9 3'lüğün anahtarı burada. Calathes'i savunurken P&R'da switch yapmayı da, show-up yaparak savunmayı da denedi Ataman bu maçta, ama her ikisi de işe yaramadı, üzerine Gordon ve Hawkins dahil, Calathes'in karşısında kalan tüm kısalar bire bir her pozisyonda da Yunan guarda yenilince hücum sistemleri tıkır tıkır işledi Kuban'ın. Calathes'in savunmasındaki sıkıntıyı kısmen fiziksel ve mental yorgunluğa bağlayabiliriz ancak yorgunlukla açıklanmayacak hatalar da yapılmadı değil. Şutu istikrarlı bir oyuncu olmamasına rağmen hep içine kadar girdi Gordon ve Hawkins, topuna el sokmaya çalıştık, ekmeğine yağ sürdük haliyle. Bugünkü maçta Calathes'e biraz mesafe verip geçilmemeye oynamakta fayda var. Dışardan atsın atabildiği kadar, penetresi engelleyip, penetre-pas oyunu oynamasına izin vermemek en akılcı çözüm gibi görünüyor. Baron ve Jasaitis'e fazla girmiyorum, bu iki oyuncunun performansı zaten Calathes'le doğru orantılı çünkü. Yapılacaklar basit, screen çıkışlarında kolaya kaçmadan oyuncuyu kovalamak, şutuna el göstermek yerine top aldırmamaya çalışmak daha mantık dahilinde gözüküyor. Ayrıca pis işleri çok iyi yapan Jasaitis'in hücum ribaundlarını kovalamasına dikkat etmek gerek, tutan oyuncu uyumamalı kesinlikle. Maric'e hemen hemen hiç post oyunu hazırlamadıkları da dikkat çekici bir unsur, P&R oyunlarında kullanıyorlar sadece. Toparlarsak, Calathes'e karşı switch yapmamak, yine Calathes'e karşı bire birde yenilmemek, ve Baron ile Jasaitis'in screen çıkışlarına dikkat etmek gerek.

İşin hücum kısmına gelirsek; penetre, penetre, penetre! Hawkins ve Gordon, Kuban'daki maçta her potaya gittiğinde iyi bir pozisyon çıkardı mutlaka. Hücumun anahtarı bu, kolay geçilen kısalarına karşı kuvvetli ( Hawkins-Gordon) ve hızlı (Ender, Engin) kısalarımızın mutlaka potaya gitmesi. Ayrıca Macvan'ın post oyunlarını Derrick Brown'a karşı çok daha fazla kullanmakta fayda var, her pozisyonda üstünlüğünü rahat şekilde kabul ettirecektir mutlaka. İlk maçta bizim vurulduğumuz silah, penetre-pas aslında onların da panzehiri diyebiliriz yani kısacası. Penetre-pas ve de size avantajımız, Galatasaray hücumunun ana hatlarını oluşturacaktır.

Hücumdan kısa, savunmadan oldukça uzun bahsettik ama zaten maçın anahtarı savunma. Onlar Galatasaray'ın savunmasını yenerek 25 sayılık farkı yakaladılar, Galatasaray ise onları savunmada bezdirip benzer bir marjı yakalamayı hedefleyecek, hedeflemeli. İlk maç sonunda Evgeny Pashutin'in de dediği gibi maç hazırlığı pek iyi değildi Ataman'ın, maç öncesi ULEB'le yaşananan git geller de kısmen kabul edilebilir bir  gerekçeydi ama bu sefer bahane yok. Ataman'ın yaptığı açıklamalara bakarak her zamanki gibi bu tarz mağlubiyetlerinden ardından hırs dolduğunu görmek mümkün, bu kez maç analizini de kusursuz yapacaklarına eminim. 25 sayılık fark çok aldatıcı, yukarıda bahsettiğim küçük değişiklerle tablonun tam tersine döndüğünü görebiliriz yarın. Ergin Ataman'ın Galatasaray'ının ilk ciddi savaşı, rüştünü ilk ispat edeceği gün, karakter koyacağı gün. Galatasaray cephesinin motivasyonu tam, sıra taraftarda o zaman; bugün saat 20:00'de Abdi İpekçi'de görüşmek üzere!

Cuma, Aralık 23, 2011

3 Takımla TOP 16

Galatasaray'ın elemelerden gelerek Euroleague'e katılmasıyla takım sayımızın 3'e çıktığı bu senede, herhangi bir kayıp vermeden Top 16'ya 3 takımla devam ediyoruz. Özellikle F-4'un İstanbul'da oynanılacağını öğrendiğimiz günde yüzümüzde oluşan hal ve şekil, bugün tamamıyla farklı bir noktada. Bunun sebebi bildiğiniz üzere takımlarımızın o noktalara birazcık uzak gözükmeleri.

Perşembe, Haziran 30, 2011

2011-2012 Euroleague Eleme Grubu Değerlendirmesi


Bugün gelecek sezon Euroleague'de mücadele edecek takımlar için sorulan soruların ve akıllardaki soru işaretlerinin kalktığı gün oldu.Euroleague aldığı kararla doğrudan katılım hakkını İtalyan temsilcisi Milano'ya verdi.Böylece genel görüntü şöyle oluştu:

A Lisansı sahibi takımlar: Caja Laboral (İspanya), Cska Moskova (Rusya), Efes Pilsen (Türkiye), Fenerbahce Ülker (Türkiye), Maccabi Electra (İsrail), Montepaschi Siena (İtalya), Olympiakos (Yunanistan), Panathinaikos (Yunanistan), Real Madrid (İspanya), Regal Barcelona (İspanya), Unicaja (İspanya), Zalgiris Kaunas (Litvanya), Milano (İtalya)

B Lisansı sahibi takımlar: Sluc Nancy (Fransa), Partizan Belgrad (Sırbistan), KK Zagreb (Hırvatistan), Union Olimpija (Slovenya), Brose Baskets (Almanya), Asseco Prokom (Polonya), Bizkaia Bilbao Basket (İspanya), Bennet Cantu (İtalya)

C Lisansı sahibi : Unics Kazan (Rusya)

Eleme Grubuna katılacak olan takımlar:
Galatasaray (Türkiye), Banvit (Türkiye), Alba Berlin (Almanya), Asvel (Fransa), BC Donetsk (Ukrayna), Khimki (Rusya), Gravelines Dunkerque (Fransa), Nymburk (Çek Cumhuriyeti), Cibona Zagreb (Hırvatistan), Cholet (Fransa), KK Buducnost (Adriyatik-Karadağ), Lietuvos Rytas (Litvanya), PAOK (Yunanistan), Turow (Polonya), Spirou Basket Charleroi (Belçika), VEF Riga (Letonya)

Şöyle bir baktığımızda yeni takımlar görüyoruz,özellikle eleme grubunda.Ele alacağım konu da zaten eleme grubu olacak.İki temsilcimiz burada yer alıyor.Euroleague normal sezonu için eleme grubundan iki takım gelecek.Gönül ister ki ikisi de Türkiye'den olsun fakat bunun ihtimali son derece zayıf.

Banvit her sene üstüne koyarak ilerliyor yoluna.Eurochallenge deneyimini de geçen sezon yaşadılar.Avrupa'ya adım attılar şimdi ki hedefleri daha da yüksek.Ayrıca geçen sezon yine Euroleague elemelerinde boy göstermişler fakat elenmişlerdi.Öncelikle bu elemelerde ilerlemenin oldukça zor olduğunu hatırlatalım.Hem kaliteli hem de belli ekole sahip takımlarla karşılaşıyorsunuz.Banvit için çok umutlu konuşamayacağım açıkçası.Yaklaşık 1 ay önce yazdığım Banvit-Galatasaray yazısını buradan okuyabilirsiniz.



Galatasaray ise Euroleague'in A lisansı için başvuru yapan takımlardan biriydi ve Euroleague'e giden dosyası da oldukça güzel donatılmıştı.Ancak A lisansı alabilmek maalesef o kadar kolay değil.Taraftarın ilgisi,baskısı da oldukça fazlaydı fakat A lisansı gibi 5 yıl direk katılım sağlayan olayı alabilmek için Euroleague tecrübesi gibi çok önemli bir kriter var.Bu yüzden o lisans yıllardan beri Euroleague'de bal yapmayan arı misali dolanan Milano'ya verilse de sesimizi çıkaramıyoruz.Ayrıca olayın başka bir yönü de çoğu kişinin düşündüğü gibi,"elemeyi geçemiyorsan Euroleague'de ne işin var " boyutu.Buna kısmen katılıyorum.Eleme oynamadan direkt lisans alabilmenin en büyük önemi yapacağın transferleri de buna göre şekillendirmen.Galatasaray yönetimi sanki Euroleague'de mücadele edecekmiş gibi çalışmalarını sürdürüyor fakat oyuncuların kulübe bakış açısında lisansın yeri büyük.Aslında bunu daha fazla konuşmanın anlamı yok.Sonuç olarak temsilcilerimiz eleme grubunda yer alacak ve bizim için onları erkenden izlemek de ayrı bir keyif olacak.O zaman hemen hızlıca muhtemel rakiplerimize göz atalım.

Rakiplerin değerlendirmesini daha büyük bütçeyle gelen Galatasaray için yapacağım.Unutmadan söyleyelim,Galatasaray yeni sezonda Cafe Crown olarak adlandırılmayacak.Çok daha yüksek bütçeli bir sponsor ile anlaşıldı ve medyada o sponsorun aynı zamanda bayan basketbol şubesi sponsoru da olan Medical Park olduğu söyleniyor.

Şimdi takımların geçmişi,ismi ve kulüp tecrübesi gibi kriterlere göre bir sınıflandırma yapacak olursak ;

A Klasman Takımlar : Galatasaray, Alba Berlin, Asvel, Khimki, Cholet, Cibona (sadece isimlerinin büyüklüğü), Lietuvos Rytas,

B Klasman Takımlar : Banvit, Nymburk, KK Buducnost, PAOK, Spirou Basket Charleroi

C Klasman Takımlar : BC Donetsk, Gravelines Dunkerque, Turow, VEF Riga

Böylece yüzeysel bir sınıflandırma yapmış olduk.Tabloya baktığımda dikkatimi çeken takım ilk olarak Rytas oluyor.Bence Khimki ile şu an için en iyi iki takım.Ama Galatasaray'ın transferleri ile birlikte ikisini de geçebileceğini düşünüyorum.

O halde; şu an için bakarsak Galatasaray,Alba,Khimki,Cholet ve Rytas'ın iki takımlık boşluk için en büyük adaylar olduğunu söyleyebiliriz.

Henüz takımların transfer hamleleri yeni başladığı için yorumlarım bu kadar.Hazır aklıma gelmişken ve unutmadan şu düşüncemi de söyleyeyim.Şimdi Galatasaray için sürekli Euroleague isteniyor fakat başka bir boyuttan bakmak istiyorum ben olaya.Galatasaray iddialı kadrosunu yine kurar,Euroleague yerine Eurocup'a katılmayı düşünür,böylece büyük denizde küçük balık olmaktansa öncelikle ortamın büyük abisi olmayı deneyebilir.Bunun vizyonsuzlukla falan ilgisi yok bence.Bunu birçok Avrupa takımı yapıyor.Merdivenleri basamak basamak çıkmak gerekiyor bence.Bir Eurocup şampiyonluğundan sonra Euroleague'e katılmak çok daha güzel olmaz mı ? Üstelik Mahmuti'nin 1 yıllık sistemine yeni gelecek oyuncularla bir alışma devresine girecek takım bu sezon.Eleme grubu maçları erkenden başlayacak.Güçlü kadro bir anda elenebilir sadece bu yüzden.Hem bir sene Eurocup'ta oynadıktan sonra ondan sonraki sezonda oturmuş kadro ile Euroleague'e gitmek daha mantıklı olur.Bu da benim bir düşüncem tabii fakat Euroleague elemesinden elendikten sonra Eurocup'a katılma şansı oluyor mu bunu bilmiyorum.Bilen varsa,yorum olarak yazabilir :)

Euroleague'deki temsilcilerimiz Efes Pilsen,Fenerbahçe Ülker,Galatasaray ve Banvit'in temsilcilerinin belirleneceği kuralar 7 Temmuzda Barcelona'da çekilecek.Takımlarımıza şans diliyoruz ve heyecanla bekliyoruz :)

Çarşamba, Haziran 29, 2011

Galatasaray&T-Mac


Bugün çıkan haber bu,bazı gazetelerde ve sitelerde yer almış.Doğru olabilirliği oldukça fazla gibi.Iverson haberleri bu şekilde çıkmış,sonunda Beşiktaş Cola Turka'yla imzalamıştı.Bu olay gerçekleşirse,Iverson'ın yapamadıklarından sonra,bu transfere hiç sıcak yaklaşmayacak bir sürü insan olacaktır.Aslında bunun için oldukça fazla sebep var.En önemlisi Galatasaray'ın basketbolda önemli bir atağa geçmesi ve önemli hedefler koyması üzerine,soru işaretleriyle dolu bir transferi neden gerçekleştirecek olması.Peri masalı yazarak şu kelimeleri söyleyebiliriz:

"T-Mac gelir,ayağa kalkar,eski günlere döner,Gs şahlanır"

-Ayrıca üstteki cümleyi her çok iyi niyetli insan Iverson için düşündü,biliyorum.-

Ancak masaldan öteye geçmez bu sözler.Çok uzakta değil,Iverson örneği gözümüzün önünde işte.T-Mac'in durumunun Iverson'ın geçen seneki halinden daha iyi olduğunu düşünüyorum.T-Mac'in oyunu hakkındaki soru işaretlerinin yanı sıra,saha dışındaki ciddiyetsizliği de soru işareti.Özellikle Koç Kuester'le takım arasındaki sorunlarda oynadığı rol bu durumu açıklıyor.Galatasaray'ın şu ana kadar yaptığı çok doğru transferlerin yanında büyük bir soru işareti olur T-Mac.Ancak 1-2-3 numaraları pozisyonların hepsinde oynamışlığı olan bir oyuncuyu kadroya katmak da akıllıca gözüküyor,ayrıca Tracy Mcgrady abi,isme bak.Murat Murathanoğlu'nun Tracy Mcgrady deyişini taklit etmedik mi hepimiz.




İnsan heyecanlanıyor tabii,gelirse 1-2-3 her pozisyonu kağıt üzerinde kaldırabilir,ancak fiziksel olarak bunları başarabilir mi,gerçekten büyük soru işareti.

Bu arada unutmadan şunu vermezsek ayıp etmiş oluruz:



Not:T-Mac daha 32 yaşında.Ayrıca geçen sezon 72 maça çıktı.Yani herhangi bir aksilik dışında formadan çok uzak kalması beklenmesin.Sadece fiziğinin eskisi gibi olmadığını ve eskiden yaptığı inanılmaz işlerin şimdi beklenmemesi gerektiğini belirtelim.Geçen sezon Pistons formasıyla 8 sayı 3.5 ribaund 3.5 asist ortalaması tutturdu.

Salı, Haziran 21, 2011

Parmak Arası Terlik vs Smokin




Dün internete yayılan fotoğraflarda gördüğümüz üzere Ujfalusi imzayı attı.Saçı sakalı eyvallah,hoş güzel.Cesur Yürek filmindeki sakallı abileri hatırladım onu böyle görünce.



Her neyse,herkesin kendi şekli var,stili falan.Ancak koskoca Galatasaray'a imza atıyorsun,ne biliyim terlik falan olmuyor.Yaz aylarında sahillerimizde kot pantolon giyip altına parmak arası terlik çekip,gece olmasına rağmen güneş gözlüğü takan abileri anımsadım,şaşırdım.

Belki paylaştığım fotoğrafta gördüğünüz Shaq'ın giyim tarzı da fazla abartı durabilir.Ancak saygısını ve bu olayın ciddiyetini göstermek açısından önemli.

Neyse,hayırlı olsun Galatasaray'a.

Pazartesi, Haziran 20, 2011

Tbl'deki Son Hareketler


Beko Basketbol Ligi'nin şampiyonunun belli olduğu sıralarda buralardan çok uzakta,yatışta olmamızdan dolayı hiçbir post giremedik.Enteresan bir siteyiz,vurdumduymaz falan.Yapacak bir şey yok,geçmişi değiştiremeyiz.Ancak biz daha ölmedik,buralardayız.



Lafa Beko Basketbol Ligi'nin şampiyonu Fenerbahçe Ülker'den başlayalım.
Sean May'in ve Saras gideceğine kesin gözüyle bakılıyor.Fenerbahçe'nin ilk transferleri ise James Gist ve Bojan Bogdanovic.James Gist Fenerbahçe'nin tam istediği tarzda bir oyuncu.İlginç bir dipnot ise kendisinin Adana'da doğmuş olması.Ribaund alan,atletik yetileri oldukça iyi olan bir oyuncu.Sean May'den sonra inanılmaz durabilir.Kısaca nokta transfer.
Bogdanovic ise Euroleague'deki sayı ortalamasıyla dikkat çekiyor,18.Ancak bu biraz aldatıcı.Sebebiyse takımının etkisizliği.Fenerbahçe'de Bogdanovic'in yaptığı işleri yapan oyuncular yok değil.Ancak kadro derinliği açısından iyi transfer.Mesafe tanımayan üçlüklerini de yakından görme fırsatı geldiği için şanslıyız.22 yaşında olması bu transferi daha çekici kılıyor.

Özet geçersek,FB iki sağlam transfer yaptı.Özellikle Gist tranferi müthiş hamle.

Beko Basketbol Ligi finalisti Galatasaray CC'ye gelelim.GS'de hareketli günler geçiriyor.Euroleague'e katılma durumunun hala netlik kazanmadığını belirtelim.Ancak GS'nin hak ettiği konusunda şüphelerim var.Yapılacak etkili transferler bu şüpheleri kaldırabilir.Taraftar,salon olayı değil kesinlikle.Bu tarafa kimse bir şey söyleyemez.Ancak kadro yapısına kesinlikle ayar çekilmeli,zaten bu yol için önemli bir bütçe ayrıldığını biliyoruz.Gerçekten çok isterim 3 takımla katılmamızı.Kaliteli yabancılar,tecrübeli yerliler kadroya katılmalı.

GS'nin Karşıyaka'dan Furkan Aldemir'i ve Beşiktaş'tan Cevher Özer'i kadrosuna kattığını belirtelim.Cevher'in rotasyondaki yerinin takımın hedeflerini göstereceğini düşünüyorum.Euroleague'de oynacak bir takımın çok önemli bir parçası olabileceğini düşünmüyorum.Furkan Aldemir'in alınması ise çok güzel hamle.Oktay Mahmudi ile oyununun eksik olan hücum yönüne artı şeyler katabilir.Furkan'ın arkası dönük oyunlarda bir standartı yok,kendi hücum silahı yok.Galatasaray forması altında kesinlikle geliştirmeli,draftlardan çekilerek de doğru bir karar verdi kanımca.

Efes Pilsen'e gelelim.Galatasaray'la bağlantılı olacak tabii ki.Galatasaray'dan Ermal Efes Pilsen'e katıldı.Galatasaray'ın ne yapıp kadroda tutmalıydı Ermal'i.Efes Pilsen içinse iyi hamle,Ervin Dudley'nin bir kere bile kullanılmadığı Euroleague'de Ermal gibi bir adamın benchte durması benchi daha kuvvetli kılacaktır.

Beşiktaş Cola Turka'da ise yönetimsel sorunlardan dolayı teknik kadronun beklemede olduğunu belirtelim.Ergin Ataman'ın twitter hesabında yazdıkları için buradan.

Türk Telekom ise Muratcan Güler ve Nedim Yücel'le anlaşmış.Telekom'un yıllarca süren baskınlığını kaybetmesi üzücü.Umarım bu sezon kendilerine gelirler.Ricky Davis o formayı giydikten sonra bayır aşağı olmadı mı takım,evet oldu.:)

Salı, Haziran 07, 2011

Şampiyon Galatasaray,Alkışlar Kocaman Yüreklere


Galatasaray TSB Ligi'nde üst üste 5.kez şampiyonluğunu Sinan Erdem Spor Salonu'nda kazandı.İlk maçta Beşiktaş'a 7 sayı farkla kaybederek tarihinin ikinci yenilgisini almıştılar.İlk yenilgileri de yine bir final maçında Saran Anadolu'ya karşıydı ve rövanş maçı 40 küsür farkla bitmişti diye hatırlıyorum.

Galatasaray rövanş maçını son çeyrekte kopararak maçı farklı kazandı ve şampiyonluğa ulaştı.Bu takım zaten mevcut düzende (ilginç bir kullanım oldu ama) dünyanın en iyisi.Ancak Beşiktaş iki maçta da çok çok iyi iş çıkardı.İkinci maçı Ntvspor aracılığıyla izlediğimiz için daha güzel gözlem yapma fırsatı da bulduk.Beşiktaş şampiyonluğun dibine kadar geldi,nefesleri yetmedi.Galatasaray bu sene Avrupa Şampiyonu olurken de son çeyreği çok iyi oynamıştı ki buna tecrübe deniyor.

Maçı,şampiyonluğu,her şeyi bir yana koyalım.Sahadaki spor aşkıyla dolu,mücadele veren ruhları görmek bizi mutlu ediyor.Tüm engelleri önce kafalarında,sonra bedenlerinde aşan bu insanları alkışlamak herkesin görevidir.Her ne olursa olsun küfür ve şiddetin burada yeri yok.Bunu yapanlar da önce insanlıklarını,sonra da beyinlerinde aşamadıkları "engellerini" düşünmeliler.

Tüm alkışlar kocaman yüreklere gidiyor.

Cumartesi, Haziran 04, 2011

Galatasaray CC 59-81 Fenerbahçe Ülker


Tıklım tıklım tribünler önünde TBL tarihinin en güzel serilerinden biri olacak olan derbi bu akşam başladı ve ilk maçı Fenerbahçe Ülker rahat kazandı.Maç öncesinde de herkesin konuştuğu üzere Fenerbahçe kadro kalitesi bakımından üstün olan takım olmasının yanı sıra çok daha oturmuş bir sisteme sahipti.Taraftar desteğini de arkasına alan sarı lacivertliler maçı farklı kazandı.

Galatasaray adına konuşulabilecek olan şeylerin kökünde aslında hep Fenerbahçe var.Örneğin Galatasaray'ın savunma performansının biraz daha aşağıya düştüğünü söyleyebiliriz ama Galatasaray ilk yarıda aslında daha önce yaptığı savunmayı yaptı.Tek fark hücum eden oyuncuların çok daha kaliteli ve basketbol zekasının daha yüksek olmasıydı.Spahija alan savunmasına karşı takımı harika yönetti.Her alan savunmasında boş şutu buldu Fenerbahçe.Adam adama savunmaya dönüldüğünde de hemen hemen her hücumda tepeden perde oynayarak çift opsiyon yarattığını gördük Spahija'nın.Bunlardan biri yavaş ayaklı Galatasaray uzunlarını kullanarak pick&roll,switch yapıldığında ise boş şut imkanı.Hücumda kusursuza yakın oynadılar kısacası.Savunmada ise Galatasaray'ı boğdu.Zaman zaman sert faullerle zaten kırılgan olan Galatasaray'ı bezdirdiklerini söyleyebiliriz.Shumpert,Shipp gibi oyuncular hiç etkili olamazken Andric neredeyse tek ayakta kalan oyuncuydu ki Türkiye Kupası finalinde de Fenerbahçe'ye karşı inanılmaz bir maç oynamıştı.

Shipp demişken...Onun hakkında iki kelam etmeden geçemem.Bu takımın skor yükünü taşıyacak oyuncu olarak geldi Shipp.Ama gel gör ki,şutu olmayan bir adamın skor atması çok ama çok zor.O yüzden Shipp ilgilenen Avrupa takımlarından birine gönderilmeli diye düşünüyorum.



Bir diğer nokta ise Galatasaray'ın genç oyuncuları Göksenin ve Sertaç.Bu oyuncular bu seviyede forma giyebiliyorsa öncelikle Oktay Mahmuti'yi tebrik etmek gerekir.Göksenin karşısında Türkiye'nin en iyi savunmacısı ve perde şutörlerinden biri olan Ömer Onan'ı buldu ki bu Göksenin için harika bir tecrübe.Göksenin inanılmaz bir gelecek vaad ediyor.Atletik,savunmacı ve her topa el sokan profiliyle yeni bir Ömer Onan doğuyor sanki.Sertaç da genç bir yıldız adayı ancak basketbol zekası bakımından pek beğenmedim.Zaten hücumda yediği bloklar genç oyuncuyu yıldırdı bu maç.

Oktay Hoca rotasyonu doğru ayarlayamadı diyebiliriz.Çok sık oyuncu değişiklikleriyle Rancik'in yokluğunda uzunları diri tutmaya çalıştı ama bu işe yaramadı.Doğru beşi bir türlü bulamadı.

Fenerbahçe Ülker her zaman oynadığı oyununun üstüne biraz daha savunma sertliği koyup maçı rahat kazandı.Galatasaray'ın kalite olarak zaten pek şansı yoktu ancak kendilerine olan güvenleri ve ortaya koydukları mücadele herkeste bir "acaba mı ?" sorusunu sorduruyordu.Bu maç onların kendilerine olan güvenlerinden bir şey götürmez ancak ikinci maçı kaybederlerse seri de ellerinden uçabilir.Yalnız Sinan Erdem'de maç kazanmaları için Fenerbahçe'nin gerçekten kötü bir gününde olması gerekiyor gibi gözüktü.

Dediğim gibi maçı domine eden taraf Fenerbahçe'ydi ve aslında Galatasaray'a kötü oynadı demek haksızlık olur.Onlar ellerinden geleni yaptılar ama bugün Fenerbahçe kusursuz oynadı.Hakemler de gayet iyi bir maç yönettiler.İkinci maçı Galatasaray kazanmak zorunda,kazanamasalar bile mutlaka 10 sayı altında kaybetmeleri lazım hala bu seriye tutunmaları için.Zira 60 sayı bile bulamadılar bu maçta ki maç kazanmaları için en az 80'e çıkmaları lazım.Bu da Shumpert ya da Johnson'ın ekstra bir gününe denk gelmesiyle mümkün olabilir bu savunmaya karşı.

Titanların Savaşı Başlıyor


45. Türkiye Basketbol Ligi finalleri bu akşam başlıyor.Fenerbahçe Ülker'in ev sahipliğinde Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanacak maçın başlama saati 19:00.Mücadeleyi Spormax ekranlara taşıyacak.

Finaller başlamadan basın toplantısı da dün düzenlendi.Fenerbahçe Ülker koçu Neven Spahija: "Çok iyi bir antrenöre sahip takıma karşı oynayacağız,tüm zorlukların farkındayız ama en üst seviyede oynamaya devam edip bir kez daha şampiyon olmak istiyoruz." dedi.Fenerbahçe Ülker kadro kalitesi,derinliği ve istikrar gibi yönlerden daha ön planda olduğu için elbette favori gösteriliyor,bu durumda herkeste Fenerbahçe'nin rahat alacağı bir seri olacağı görüntüsü yaratıyor ancak koç Spahija kesinlikle bu tür bir düşünce içinde olmayacaktır.Her maça aynı ciddiyet ve istekle başlayacaktır Fenerbahçe Ülker.

Oktay Mahmuti: "Türk basketbolu için değerli bir final serisi olacaktır.Keyifli bir ortamda,güzel bir basketbol oynamak ve izlettirmek istiyoruz.Buraya gelmeyi beklemiyorduk ancak her zaman rekabetçi olduk,bu seride de aynı şekilde devam edeceğiz." dedi. Galatasaray Cafe Crown da elinden gelenin en iyisini yapacaktır ve hiç vazgeçmeyecektir diye düşünüyorum.Onlar için ilk iki maçtan bir galibiyet çıkarmak çok önemli çünkü ilk iki maçı kaybederlerse özgüven kaybı da yaşayacaklardır.Bu yüzden özellikle ilk maçta,yani bu akşam çok güzel bir maç izleyebiliriz diye düşünüyorum.

Perşembe, Haziran 02, 2011

Spor Sergi Ruhu ve Galatasaray'ın Dönüşü


Baya bir zaman önce Spor Sergi Sarayı hakkında yazmıştım nostalji bölümümüzde.O yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Spor Sergi Sarayı ve spor sergi ruhu...Galatasaray basketbol şubesi adına unutulmaz olan hatıraların başında bu ikisi gelir.Galatasaray'ın heybetli yılları o yıllar.Galatasaray'a gönül vermiş tüm insanlar geceden kuyruğa girerler salona girebilmek için.Minik bir salon tabii,5.000 kapasiteli.Basketbol sevgisi,Galatasaray sevgisi ve bir de spor sergi ruhu birleşince,Galatasaray taraftarının en güzel anıları hafızalara kazınmış orada.Ben bilmem,görmedim.Ama resimler,anlatılanlar bile yeterli oluyor o yıllara dönmeye,o yılları hissetmeye.İşte tam da buradan çıkıyor şu dillere destan "Yenilmez Armada". Aslında Galatasaray için kullanılmamış bu yanlış anlaşılma olmasın.Vikipedi bilgilerine göre Adana'da ortaya çıkmış.Ama dilden dile dolana dolana,en sonunda o zamanların efsane takımı Galatasaray'a sıçramış.O günlerin bir diğer yaygın mottosu ise şuydu :

"Spor Sergi Ruhu ile Şampiyon Olacağız!"




21 yıl önceydi,tüm bunlar söylendiğinde.21 yıl dile kolay.Bir ülkenin sporuna yön vermiş 3 kulübünden bir tanesinin basketbol şubesi 21 yıl sonra finalde.
Şimdi yeniden dillerde dolanıyor "yenilmez armada aşkıyla haydi salonlara" diye.Yıllardan sonra Galatasaray taraftarını böyle heyecanlandıran şey ne peki ? Buraya nereden gelindi ?



Geçen sene sezon öncesi ortaya çıkan sorunlar aslında başarı için kurulmuş takımın önüne çıkan bir engel olarak gözüküyordu.Galatasaray düştü düşecek,oyuncular bıraktı bırakacak derken takım herkesi şaşırtarak sezonu playoff bileti alarak bitiriyordu neredeyse.Playoff bileti de sezonun son maçında kaçıyordu.Galatasaray taraftarı o güne kadar biraz da üvey evlat muamelesi yaptığı şubesini hatırlıyordu.Alkışlıyordu.Eurocup final four'unu unuttum sanmayın.Çok önemliydi bu şube için.İşte Galatasaray'ın basketbolu yavaş yavaş ayağa kalkıyor,geliyordu.Bu sezon başında ise tamamen başarıya odaklanmış,geleceğe çok büyük bir umut penceresinden bakan bir takım oluştu.Başına Oktay Mahmuti getiriliyordu.Getirebileceğiniz en iyi birkaç Türk koçtan biri.Önce mücadele sonra istikrar sonra da başarı hedefi vardı.Süreç içerisinde yükselecek bir takım hedefleniyordu.Ancak takım sezona da çok iyi girdi,devamında da harika gitti.Avrupa macerasında çok iyi yerlere gelebilecekken,talihsiz sakatlıklarla uğraşıldı.Takımın çok önemli 4 parçası olmayınca Avrupa'da ilerleme olmadı.Ancak ligde liderlik koltuğuna çıkıldı,inildi ve sezon da 3. bitirildi.Playofflar başlıyordu ve Galatasaray taraftarı güzel portreyi daha net gördü.Önce Beşiktaş,sonra Olin-Banvit ve sonra final.Efes Pilsen'in nispeten daha kötü bir sezon geçirmesi Galatasaray'ın yoluna çıkmaması demekti ki bu Galatasaray için finali açan yoldaki en büyük şanstı.Beşiktaş 3-0 ile geçildi.Takım savunmada inanılmaz bir efor koyuyordu.Adeta savunma tehdidi oluşturuyordu.İkinci turda Banvit vardı.İlk maç farklı kazanıldı ve artık final yolu açılıyordu.Seri Abdi İpekçi'ye taşındığında her şey netti.Spor sergi ruhu geri dönmüştü.Harika bir seyirci desteği,vücutlarda kırmızı tişörtler ve dillerde yenilmez armada şarkılarıyla Banvit geçiliyordu.Tam 21 yıl sonra Galatasaray Türkiye Basketbol Ligi finallerindeydi işte.Taraftar,oyuncu,camia...Berbat geçen bir futbol sezonu üstüne tüm destek,tüm dualar basketbol takımı ile birlikteydi.Oktay Mahmuti bile şaşkındı."Buralara geleceğimizi düşünmemiştim,mücadele koymak hedefimizdi." Kesin olan bir şey varsa şu an Galatasaray'ın TBL'deki en iyi savunma yapan takımı olduğudur.Euroleague için başvuru yapıldı.Galatasaray emin adımlarla ilerliyor basketbol şubesinde.Türk basketbolu adına da bir yükseliş bu elbette.Dibe vurmuş bir efsanenin canlanması adeta.



Galatasaray ve Fenerbahçe 26 yıl sonra final oynayacaklar.Fenerbahçe elbette favori.Ancak Galatasaray da teslim olmayacaktır.Tıklım tıklım tribünler önünde,harika bir seri izleyeceğimize eminim.Kazanan kim olursa olsun,asıl kazanan Türk basketbolu olacaktır.

Pazartesi, Mayıs 30, 2011

Galatasaray - Banvit ve Gelecege Dair



Sadece bir maç yazısı değil,geleceğe dair düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum bu postta.

İlk iki maç çok iyi bir savunma yapan Galatasaray vardı.İlk maç alan savunmasına karşı hiç hücum edemedi Banvit.Ancak ikinci maç şut soktular ve özel bir alan savunması çalışması ile iyi hücum ettiler ve maçı kazandılar.İki maçta da belirleyici çeyrekler 3.çeyrekler olmuştu.Bu maç ise ilk maça benzer,biraz garip,çok heyecanlı bir maç oldu.İzlerken zevk almamak mümkün değildi.Galatasaray inanılmaz sert bir savunma yaptı maç boyunca.Alan savunmasına da man to man savunmaya da zor hücum etti Banvit ancak hücum ribaundları ile ayakta kaldılar.Bir ara dörde kadar indi fark çünkü Galatasaray çok top kaybı yaptı ki bunlar çok basit top kayıplarıydı.Shumpert denen adam ise maçı Galatasaray'a getirdi.Gerçekten Türkiye'ye gelmiş en iyi 10 yabancı oyuncu arasına kesinlikle koyarım Shumpert'ı.Seyirci de sayı ve etki
bakımından harikaydı.Galatasaray bu güzel maçı kazandı ve bence seriyi de bitirmiş oldu.


Yazının ikinci bölümünü ise Galatasaray'ın geleceğine ayırmak istiyorum.Yönetim değişti falan ama bu kadro Adnan Polat yönetiminin eseri,belki de yaptıkları en iyi iş.Oktay Mahmudi Türkiye'nin yetiştirdiği en iyi koçlardan burası da kesin.Oktay Hoca mutlaka takımda tutulmalı,istikrar sağlanmalı.Lottomatica Roma'nın iptal olan Euroleague lisansı için Galatasaray'ın devrede olduğunu biliyoruz.Her türlü dosya,belge hazırlandı ve Euroleague temsilcilerine yollandı.Eğer Galatasaray kabul edilirse seneye direkt gruplarda yer alacaklar ve bu 5 senelik bir lisans olduğu için 5 sene boyunca Euroleague'de olacaklar.Bunun takip edilmesi,başvuru yapılması gerçekten sevindirici.Üstelik bugün gördüğümüz seyirci ile Euroleague'de güzel işler yapabilirler ki Galatasaray'ın gelecek sene Avrupa'da olacak tek üst düzey branşı olacak bu takım.İyi ve yerinde transferler ile birlikte bu takım çok rahat bir şekilde Fenerbahçe,Efes seviyesine çıkar.Ama mutlaka istikrar sağlanmalı.

Eğer finalde Galatasaray'ı görecek olursak favori elbette FB Ülker.Bunun değerlendirme yazısını sonra yazarız zaten ancak Galatasaray'ın finalde kolay teslim olmayacağını görüyoruz.

Galatasaray ve Banvit Türk basketbolunun iki yeni meyvesi.İki takım da doğru hamleler ile yollarına devam ediyor.Umudumuz ve beklentimiz milli takım bazında Dünya zirvesine çıkan bu ülkenin kulüpler bazında da Avrupa'nın zirvesine oynaması.

Pazar, Mayıs 29, 2011

Galatasaray'ın Galatasaraylı Transferi Selçuk


Selçuk İnan Türkiye futbol piyasasının en yakın takip ettiği isimdi bu sezon.Klişe bir tabirle,tam bir dinamo olarak izlediğimiz Selçuk sert şutları,isabetli uzun pasları ve top tekniği ile herkesi etkilerken,Türk Milli takımının da vazgeçilmez ismi olmuştu.

Selçuk İnan Galatasaray'ın özlemini çektiği orta saha elemanı.Burası kesin.Ancak Galatasaray'a transferinden sonra alacağı para gündemi o kadar meşgul etti ki Selçuk'un Galatasaray'a faydasını dahi konuşamaz hale geldik.Hangi takımı tuttuğu,ailesinin hangi takımlı olduğu,Trabzon'a vefa borcu olduğu falan konuşuldu.Bunlar en sonunda hep Galatasaray kulübüne zarar verecektir.Çünkü Selçuk'un olası bir performans kaybı Galatasaray'ın aleyhine olur.Ben bu konudaki görüşlerimi Selçuk'un kendi twitter hesabından aldığım bazı alıntılarla bitirmek istiyorum.

Trabzonspor'a sonsuz sevgim ve saygım var. Ama herkesin bir hayali var, benim hayalim ise 2000 ruhlu bir takımda sayısız başarı.
Parçalı formam ile Fenerbahçe'ye gol atarak hayalimi gerçekleştirmek istiyorum. Bu da benim çılgın projem
Size her yer Trabzon olabilir, fakat bana her yer Ali Sami Yen
.

Pazar, Ekim 24, 2010

Derbiye Saatler Kala


Bu akşam 19:00'da Türkiye'nin en büyük maçı olarak nitelendirilen Fenerbahçe-Galatasaray maçını izleyeceğiz.Dünya çapında bir ilgi gördüğü de söylenmekte.Ben ise henüz dünya çapını pek göremedim,olsa olsa yarıçapta kaldı hep.Buna rağmen büyük bir derbi olduğu da kesin.Genelde bu maç için "el s*kko" tarzı benzetmelerle karşılaşıyorum birçok platformda (özellikle ekşi sözlükte) Ancak bunun genelde Beşiktaşlı taraftarlardan söylendiği de gözüme çarptı.Zaten dünyadaki en önemli derbilerde çok büyük bir oranla futbol konuşulmuyor.Daha doğrusu ön plana çıkan futbol olmuyor.Çünkü derbi dediğin birbirinden hiç hazzetmeyen iki kulübün,iki takımın,iki taraftarın karşı karşıya gelmesidir.Ve sonucunda çok düşük bir ihtimalle güzel futbol izleyebilirsiniz.

Derbiye gelirsek,Galatasaray'ın ne durumda olduğu açık.Bu durum yetmezmiş gibi Baros ve Kewell'da bu akşam sahada olamayacak.Arda'nın da olmayacağını düşünürsek tam anlamıyla garip bir kadro ile sahada yer alacaklar.Ve dolayısıyla Fenerbahçe çok büyük favori olarak gösteriliyor,hatta kaç atar deniliyor.Yalnız dikkatimi çeken bir diğer husus,bundan önceki derbilerin çoğuna Galatasaray'ın favori olarak gösterilmesi ve sonucun Fenerbahçe lehine bitmesi.Fenerbahçe hep sorunlu dönemlerinde Galatasaray'ı mağlup etti.Kısacası basının bu işte payı büyük.Yıllardır Galatasaray üzerinde dönen derbi favorisi muhabbeti bu sene Fenerbahçe'ye çalıştı.O yönden Fenerbahçe adına tek olumsuzluk budur bence.Türk spor medyasının cenabet olduğu görüşündeyim.

Her ne olursa olsun,çirkin bir maç olmasın.Kırmızı kart belki olabilir de kavga dövüş görmek istemiyoruz artık.

Cumartesi, Eylül 25, 2010

Evren'in Tercihi


Türkiye'nin Dünya Şampiyonası için 15 kişilik geniş kadrosu açıklandığında kadrodaki isimlerden biri de Evren Büker idi. Özellikle Adidas Cup'ta Engin Atsür'ün sakatlanmasından sonra daha da ön plana çıkması bekleniyordu yetenekli guardın. Ancak olaylar Evren'in istediği yönde gelişmedi, Koç Tanjevic bir türlü Evren'e ısınamadı ve ikilinin bir türlü yıldızları barışmadı. Hal böyle olunca da Evren Büker, 12 kişilik milli takım kadrosunda kendine yer bulamadı.

Milli takımı finale giden yolda tribünden izleyen Evren diğer bir yandan da kulüp takımını bulmaya çalışıyordu. Aslında pek çok şey belliydi. Kardeşi Serhat Büker'in de forma giydiği Medical Park Trabzonspor ile söz kesmişti Evren. Ancak tartışmalı bir şekilde gerçekleşmişti bu transfer. Bildiğiniz üzere Evren Büker, geçtiğimiz sezonu Galatasaray ile başarılı bir şekilde tamamlamış ve milli takıma kadar yükselmişti. Fakat maddi sorunlar yaşayan Galatasaray ile anlaşamayan Evren, yıllık 300 bin avroluk ücret farkı nedeniyle Trabzonspor'u tercih etti.

Ligin yeni takımı Medical Park Trabzonspor ise daha çaylaktı. Oyuncu anlaşmaları ve federasyon ile ilişkiler kısmını tam anlamıyla halledememişlerdi, üstelik takımda Doğan Hakyemez gibi biri bulunmasına rağmen. Evren Büker de bu anlaşmazlıklardan faydalandı ve sözleşmesini fesh ederek Karadeniz ekibinden ayrıldı. Daha sonra öğrendik ki Trabzonspor, oyuncularıyla yaptığı hiçbir resmi sözleşmeyi federasyona bildirmemişti.

Evren'in ise neden takımdan ayrıldığı meçhul. Ancak ufak bir düz mantık yürütebiliriz burada. Dünya ikincisi olan Türkiye'ye verilen primin miktarı tam tamına 28 milyon lira. Yani bu para sadece 12 Dev Adam'a değil, teknik ekibe ve kadro dışında kalan diğer oyunculara da dağıtılacaktı. Kısacası Evren Büker de bu primden yararlanacak isimlerin arasındaydı. 300 bin avroluk ücret farkından dolayı ayrıldığı Galatasaray'a geri dönen Evren'in neden tekrar İstanbul'a döndüğünü bir de siz düşünün.

Pazartesi, Ağustos 23, 2010

Preston Shumpert Galatasaray'da !


Ülkemizde daha önce Beşiktaş ve Efes Pilsen forması giyen Preston Shumpert'ın yeni takımı Galatasaray Cafe Crown oldu.Açıkçası Galatasaray basketbol şubesine bu sene yaptığı yatırımlarla ön plana çıkıyor.Geçen seneki bir dizi olay basketbol şubesini harekete geçirdi ve şu ana kadar yerinde transferler yapılarak en azından Türkiye'de final oynayacak düzeye gelindi.Shumpert Galatasaray'a çok faydalı olacaktır.Kalitesi belli olan bir oyuncu zaten.Bunun yanında önemli de bir şutör kazanılmış oldu.Galatasaray'ın hücum gücünün oldukça yükseldiğini görüyoruz.

Galatasaray Cafe Crown daha önce Haluk Yıldırım,Melih Mahmutoğlu,Luksa Andric,Joshua Shipp,İlkan Karaman,Tutku Açık,Taylor Rochestie ve Erman Kurtoğlu ile anlaşmıştı.

Cuma, Ağustos 20, 2010

Kewell Olmasa ?


Karpaty Lviv maçının hikayesini tekrar anlatmak değil amacım.Amacım sadece bir şeyleri göstermek.Kewell ile 1 sene daha uzatıldığında tüm taraftarlar çok sevindi.Ama uzatılana kadar çok uzun sancılı dönemler geçirildi.Gitti gidecek denildi.En sonunda uzatıldı.Peki Galatasaray eğer Kewell ile uzatmasaydı ne olacaktı ? Opsiyonlardan biri Kewell'ı bırakmaktı oysa ki.Bırakılabilirdi de.Peki o zaman ne olurdu ? Esasında bırakılabilirdi de dediğimiz cümle Galatasaray yönetiminin transfer konusunda hiçbir plana programa sahip olmadığının göstergesi.Bugün Kewell'da olmasa acaba nasıl bir kadro çıkacaktı karşımıza allah bilir.Uzun lafın kısası,Adnan Sezgin ve diğer adamların bir an evvel kafayı toplaması gerekiyor.

Not:Bugün tüm internet aleminde dolanan fotoğraf bizde de eksik kalmasın.

Perşembe, Ağustos 19, 2010

Galatasaray Bombayı Patlattı !


Galatasaray yeni bir sağlık ekibi getirerek bana kalırsa tam bir bomba transfer yaptı.Son üç sezondur çekilen sakatlık çilesi bitecek gibi gözükmüyordu ki en sonunda yeni sağlık ekibi geldi.

Fotoğraftaki : Sağlık ekibine nispeten Dr.Gregory House (bkz: house)

Not : Fotoğrafı "sportifcümleler" de gördüm oradan alıntıdır.

Çarşamba, Ağustos 11, 2010

Galatasaray'ın Transfer Politikasındaki Bay Blumer


Günlerdir Elano Blumer'in Galatasaray'dan gideceği söyleniyor.Juventus özellikle ilgi gösteriyormuş.Ancak ortadaki satış rakamı 7 milyon euro üzerinde oynuyor.Peki Elano neden satılacak ? Adnan Polat her yerde "bizim satılacak oyuncumuz yok ama dünyada satılmayacak oyuncu da yok" diyor.Peki bu ne demek ? Yani derin anlam taşıyan bir cümle falan değil bu.Öncelikle sormak istiyorum.Adnan Sezgin adlı yönetici transferden sorumlu olarak ne yapmaya çalışıyor ? Cana neyse de Pino gelir gelmez 1,5 ay yok deniyor.Ya bu nedir ? Eziyet çektirmek mi ? Neyse konuyu dağıtmadan,sormak istediğim soru şu.Bu takıma iyi,sağlam bir orta saha oyuncusu aranıyor.Pas yapacak,teknik olacak.Elano işte.Elano'yu tanımlıyorsunuz aslında.Peki satmak da nereden çıkıyor ? Elano satılır.Satılır ama nasıl satılır ? Yerine bir oyuncuyla anlaşmışsındır.Elano'dan sonra getirecek olursun o zaman 7 milyona süper bir iş yaparsın.Ama Baptista'nın adı geçiyor.Forvet.Orta sahaya oyuncu daha yok.Kaleci bölgesinde hala ciddi sorun var.Peki ne olacak ? Baptista'yı alıp sonra son dakikada abuk sabuk bir adam mı getireceksiniz ? Barusso mu gelecek tekrar ?Anlamış değilim ne işler dönüyor.Umarım Haldun Üstünel bir ara Adnan Sezgin ve Adnan Polat'a telefon açıp,şu adamla anlaştım gelin alın der.

Cuma, Temmuz 23, 2010

Kewell : "Hayal Kırıklığına Uğradım"





Harry Kewell Galatasaray'la olan sözleşmesini 1 sene daha uzattıktan sonra forma numarası tartışmalara konu olmuştu.Zira Kewell ile 19 numarası gerek Kewell için gerek Galatasaray taraftarı için bir bütün haline gelmişti.Kewell'ın sözleşmesi henüz netleşmemiş iken takıma katılan Lorik Cana'ya 19 numaralı forma verilmişti.Şimdi ise Kewell 7 numarayı giyecekti.Ancak bu seferde 7 numaranın dolu olması sebebiyle olmadı.Kewell kendi isteğiyle 99'u tercih etti.




Kewell 19 numaralı formasının verilmesine üzüldüğünü ancak 7 numarayı da giyebileceğini söylemiş.(7 dolu artık) Tabii bu açıklama medyada abartılarak "Kewell çok sinirlendi." tarzında başlıklarla okuyuculara verildi.Hadi Kewell'ın karakterini bilmesek tanımasak inanacağız ama Kewell gibi bir alçakgönüllü insan böyle bir şey söylemez de düşünmez de.Kewell genel olarak düşüncesi futbol olan gerisine pek karışmayan bir oyuncu.Zaten Galatasaray taraftarının sevdiği yönü de bu.Geçen seneki mor formamda 19 Kewell yazıyordu.Bu seneki somon formamda da 99 Kewell yazacak.








Çarşamba, Temmuz 21, 2010

Fenerbahçe+Galatasaray=Dostluk?


Karşılaşmanın ne için yapıldığını öğrenince içimden "Hasikome" demiştim.Neydi maçın oynanma sebebi,bir kez daha hatırlatalım:DOSTLUK

Kimle kimin dostluğu:Fenerbahçe-Galatasaray

Maçtan 1-2 önce Alex'in de dediği gibi,dostluk içinde geçen bir maç olmadı.Kartlar havada uçuştu,hakem soyunma odasına gitti,sahaya taraftar girdi v.s

Maç başladığında benim gibi,maçın dostluk içinde geçmeyeceğini düşünen birçok kişiyi yanıltmayan bu iki takıma ve taraftara selam olsun.

Not:Barcelona'ya Galatasaray forması giydirseler yenebilirler mi,merak etmiyor değilim.