Efes Pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efes Pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ocak 29, 2013

Mahmuti Faktörü


Özel adamlar çokça bulunur. Üstelik basketbol gibi bir sahnede özel karakterler, kendine has tipler görmek reele göre daha da kolaydır. Fakat bir adam var ki, benim gözümde diğerlerinden başka. Onun hakkında görüşlerim hiçbir zaman değişmedi. Türk basketbolunun belki de en özel adamı; Oktay Mahmuti'den açalım sözü. 

Kendisi hakkında ilk kanaatim ne zaman oluştu çok iyi hatırlıyorum. Aydın Örs tedrisatından geçtiğini bilmeden, kendisi hakkında en ufak fikir sahibi olmadan izlediğim bir adamdı. O zaman bir Türk çocuğu için basketbol Efes demekti. Ve koç da genç Mahmuti'ydi. Henüz 35 yaşında, bazı basketbolculardan genç bir adamdı. Ama onun Efes'i, izlediğim en heyecan verici takımdı. Ve öyle bir takımda henüz gelmedi. 

Mahmuti'nin Galatasaray koçu oluşunu kabullenememiştim bir Beşiktaşlı olarak. Bize yakıştırıyordum doğrusu. Karakterini, duruşunu ve oyun yapısını Beşiktaş organizasyonuna ve taraftarına yakın buluyordum. Ama olmadı. Galatasaray'a gitti. Hatta efsane olmasına bir "tık" kalmıştı. Hatta bir çok taraftara göre Mahmuti bir efsane. Fakat hedeflenen başarının erken gelmesi daha sonra fazlasının abartılı şekilde hedeflenmesi ve gayet olağan bir play-off vedasının aşırı abartılması sonucu ile birazda başkanla yaşadığı problemler sebebiyle Mahmuti görevinden ayrıldı. Türk basketbolu için hayırlısı da oldu. İyi oldu, çok güzel oldu gibi geliyor bana. Beşiktaş'a yakışıyor demiştim ya. Sanıyorum Mahmuti en çok Efes'e yakışıyor. Hem Fener'e Galatasaray'a yada bize gelmesin. Bu adam derbi isminin altında ezilip gidecek kadar vasat biri değil ki... (Şunu da izlemenizi tavsiye ederim.)

Koç bu yaz ait olduğu yere geri döndü. İyi bir bütçe ve Final Four hedefiyle yola çıktı. Bence hedef gereksiz büyük tutuldu. Bu sezon için son sekiz yeterli hedefti. Ama öyle bir kadro kurdu ki Efes. Gerçekten F4 değil de başka bir şeyden bahsetsek ayıp olur. Eh, koçta bunu kabullendi. Bu hedef doğrultusunda çalıştıklarını dillendirdi. Aslında step-by-step gitmeyi sever ama yapacak pek bir şey yok. Yola çıkıldı. Efes için F4 yolundan dönüş yok gibi zira oynanan oyunda Final Four olgunluğuna yaklaştı gibi. Sene başında Efes'in ham oyunu üzerinden Mahmuti'ye sallayanlar sustu. Efes, biraz fikstür avantajının da yardımıyla TOP 16'ya 4 galibiyetle başladı. Özellikle İstanbul'da Zalgris gibi bir takımı 52 sayıda tutarak "Mahmuti Ekolü"nü tekrardan benimsediğini gösterdi. 

Mahmuti ve Efes için işler yolunda gidiyor. Bu sezon başı bir iki doğru hamle daha yapsalar bence net şampiyonluk favorisi olabilirlerdi Eurolaegue için. Özellikle Barac konusunu çözüp, daha efektif bir isim getirip Semih'i daha iyi yedekleyebilseler çok iyi olacaktı. Neyse ki Kerem Gönlüm, pota altında her şeyi yapıyor. Bir diğer Kerem bir diğer veteran Tunçeri'de son haftalarda çok iyi katkı vermeye başladı ki kendisi bir ara rotasyon dışı kalmıştı. 

Son yıllarda yaptığı müthiş yatırımlara rağmen sürekli başarısızlıkla adı anılan Efes için, Mahmuti en doğru tercihti. Başarı para saçmak, abartılı kadrolar kurmakla değil. Doğru isimleri, doğru sistemlere eklemekle oluyor. Semih, Gordon, Shipp yeni Efes organizasyonunun sembol isimleri oldu diyebiliriz. Ama her şeyden önde kalitesi ve vizyonuyla koç var...

Pazar, Kasım 25, 2012

Efes Pilsen Üzerine Eleştiriler

   Eski ve güzel günlerinden günümüze taşıyamadıklarıyla ülke basketbol gündemini sürekli meşgul eden Efes üzerine bir şeyler yazmak en azından kendi adıma önemli. Çünkü beni basketbola ilk bağlayan, bu oyunun Avrupa ayağında beni cezbeden şeydi Efes Pilsen. Euroleague için özel bir şeyler hissetmemi sağlayan, çarşamba akşamları 21:45'ten 23:00'a kadar babamın "yat artık yarın okul var" uyarılarını geri çevirmemi gerektiren kadar önemliydi. Bugün birçok büyük takım taraftarının itiraf etmekte güçlük yaşadığı bir gerçek var ki ortada, Efes Pilsen ülkede basketbol adına neredeyse tek gerçekti. Bir zamanlar. Bu sefer Efes adına basketbolun teknik ve taktiğini değil, işin daha gerçek kısmını konuşmak istiyorum.

   Ülkede sporun büyük başları basketbol adına yatırım yapmaya başladıktan sonra, özellikle Ülker-Fenerbahçe birleşmesinden sonra doğal olarak basketbol gündemi taraftarıyla beraber o yola girdi. Bu kulüplerin gerek medya olsun gerek ülkedeki insanların geneline hitap etmesi olsun, basketbol camiasında güçlenmeleri ve hatta kirlenmeleri de uzun sürmedi. Bu noktada Efes adına her şey temizdi demiyorum ama neler döndüğünü bilmem imkansız. Konuyu dağıtmadan, Efes'in neden büyük bir hatalar zinciri arasına girdiğini ve yaşadığı psikolojik çöküşü konuşalım. Yukarıda bahsettiğim gibi, Efes Pilsen'in Türkiye için ifade ettiği anlam değişimi aslında bugünün temelinde yatan. Galatasaray ya da Fenerbahçe, bu takım taraftarları için kendi takımları elbette önemliydi ama Efes Pilsen'in o dönemde aldığı destek bir kulüp taraftarlığı düzeyinden fazlasıydı. Avrupa organizasyonlarında Efes Pilsen ülkenin takımı olarak alırdı bu desteği. Bunda, taraftarlar arasında ayrıma gidecek bir politika  olmaması da önemliydi. Bugün var mı diye sorarsanız, yok denilemez fakat rekabetçi ortamın getirdiği bir gerginliğin olduğu kesinlikle söylenebilir.
 
   Şuraya kadar yazılanları özetlemek gerekirse; üç büyük kulübün basketbola rekabetçi ortamı getirmesiyle medya ve taraftar ikilisinde noksan kalan bir Efes gördük. Sadece Efes'le olan bir rekabet değildi bu, diğer üç kulübün giriştiği rekabet arasında kayboldu Efes Pilsen. Bu noktada medyanın tutumu çok açıktı. Sonrasında ortaya çıkan ortamda Efes Pilsen kendi sahasındaki maçları bile 8 bin rakip taraftara karşı oynamak zorunda kaldı. Yalnız kalan kulüp, son derece yanlış yönetim kararlarıyla daha da kötü bir hal aldı. Organizasyonsuz, plansız, para odaklı, gelenin gideni hatırlamadığı bir takım yaratıldı. Para konuştu, paralar savruldu. Tüm bunlar yaşanırken takıma sahip çıkabilecek bir dış oluşumun olmaması, kulübün sadece şirket yöneticilerine bağlı olması zaten kanayan yarayı derinleştirdi. İyi kadrolar kursanız dahi, başarı hiçbir zaman sadece bununla gelmiyor. Bu kadar açık ve ortada olan gerçeği hep eliyle itti Efes. Avrupa'da Amerikalı madeni oldukları zamanları, tüm ülkenin tanıdığı ve izlemeye gittiği oyuncuları bulmakta nokta atışı yapan takımı kaybettiler. Marcus Brown, Antonio Granger ve nicelerinin formaları bugün hala birilerinin duvarında asılı duruyor belki ama yeni nesile hiçbir şey vaad etmiyor Efes.

   Tüm bunların üstüne gelen isim değişikliği, kimlik değişimine gidilmesi için iyi bir fırsat bile olabilirdi. Kanun maddesinin mantığını tartışmıyorum, sadece değişiklik için bir ışık olabilirdi. Şu ana kadar başarılı olduklarını söylemek doğru olmaz, olmadılar demek için ise erken.

   Bir başka değinmek istediğim şey ise altyapı. Efes'in ülke basketbolunda hala hükmettiği konulardan biri bu olabilir. Hala en iyi altyapıya sahip kulüplerden biri onlar, bu bile Efes için geriye dönüş için büyük bir umut. Efes'in artık "harcayan" kimliğinden sıyrılıp "pazarlayan" konumuna gelmesi elzem. Arkalarında bulunan şirket çok güçlü olabilir, ama şuraya gelinen süreçte yaşanan psikolojik travma maddi sıkıntılardan bağımsız Efes Pilsen'i yok edebilir. İsim değişikliğinin bitiremediği Efes'i başarısızlık ciddi manada yıkabilir. Kritik bir dönemeç burası, hele ki her sene çıkan "Efes X ile birleşiyor" iddialarından sonra.

   Şimdiye bakarsak, Efes Oktay Mahmuti ile yeni bir yola girdi. Mahmuti camiayı yakından bilen bir adam, Efes'i de bilen bir adam. Sezon başında konuşulan "Mahmuti'nin takımı değil" konusuna girmek istemiyorum ancak Efes'in bu sezon da verebileceği şeyler sınırlı gözüküyor. Olası bir boş sezondan sonra yeniden bir koç getirmek dehşet verici olabilir. Gerekirse bütçeyi kısıp yıldızlardan uzak durup gerçekten Efes için mücadele edecek olan oyuncularla yola devam edilmeli. Evet Savanovic, Vujacic, Farmar ve diğerleri birer yıldız -genel tabirle, bana kalırsa Vujacic asla bir yıldız olmadı- olsa da bu adamların onları hedefe kitleyecek olan bir taraftara sahip olmadan sahada mücadele etmeyeceklerini biliyoruz. Mücadelen kastım, varını yoğunu vermek. İki sezondur sahada sadece hayalet kadar bile iş yapmayan Stanko Barac'ı hayata döndürecek olan şey Twitter'dan yazılan taşlamalar değil, direkt Barac'ın yüzleşmesi gereken taraftar. Salonda. Bunu şu an yakalamak imkansız gözüküyor, bu yüzden Efes parayı taraftar çekmek için harcamak yerine A lisansına hala sahipken parayı organize edebileceği bir 2-3 sezona bakmalı. Mücadele veren, gerçekten Efes Pilsen için oynamak isteyen oyunculara hala sahipken çok geç kalmamaları da yararlarına olur gibi.

Cuma, Aralık 23, 2011

3 Takımla TOP 16

Galatasaray'ın elemelerden gelerek Euroleague'e katılmasıyla takım sayımızın 3'e çıktığı bu senede, herhangi bir kayıp vermeden Top 16'ya 3 takımla devam ediyoruz. Özellikle F-4'un İstanbul'da oynanılacağını öğrendiğimiz günde yüzümüzde oluşan hal ve şekil, bugün tamamıyla farklı bir noktada. Bunun sebebi bildiğiniz üzere takımlarımızın o noktalara birazcık uzak gözükmeleri.

Pazar, Mayıs 29, 2011

Svetislav Pesic - Efes Dedikodusu


Pesic'in ne kadar iyi bir koç olduğu su götürmez bir gerçek.Kariyerinde Avrupa ve Dünya şampiyonluğu bulunan bir isim.Şu ana kariyerinde 11 takım çalıştırdı ancak akıllara hemen bu sezon ortasında eline aldığı Valencia geliyor.O gelmeden önce Valencia felaket bir takım hüviyetindeydi bildiğiniz gibi ancak Pesic'ten sonra neredeyse final 4 bileti alıyorlardı.Gerçekten gerek coaching olsun gerek diğer meziyetler olsun çok yerinde bir isim olur Pesic Efes için.Valencia yetkilileri bir anlaşma önermişler ancak Pesic kabul etmemiş,İspanyol medyası da Efes ile anlaşmasına kesin gözüyle bakıyormuş.Resmi açıklama geldiğinde yeniden bir şeyler yazarız mutlaka.

Çarşamba, Kasım 03, 2010

Efes Pilsen-A.J Milano


Geçtiğimiz hafta Power Electronics Valencia'yı mağlup edip gruptaki ilk galibiyetine ulaşan Efes Pilsen'in bu haftaki rakibi Armani Jeans Milano.İtalyan ekibi,ilk maçında Cska Moskova'ya konuk olmuş,maçı da oldukça rahat götürüp dikkatleri üzerine çekmişti.Cska'nın bu sürpriz mağlubiyetten sonra fikstür şanssızlığı nedeniyle bir de Panathinaikos'a yenilmesi,gruptaki tüm dengeleri alt üst etti.

Bu maçın sonucu grubun gidişini oldukça etkileyecek düzeyde.Sebebi ise Cska'nın bir an önce toparlanmasını beklememiz.Mantıken de Cska'nın önündeki maçlara çok konsantre çıkacağını düşününce,son ikiye kalacak takımı grubun orta düzeyli takımları arasında oynanacak maçlar belirleyecek.Bu yüzden ilk iki maçında bir galibiyete ulaşan iki takımın mücadelesi,gruptaki yerleri için oldukça önemli.

Efes Pilsen'in ilk maçında uzatmalar sonunda Union Olimpija'ya yenilmesi gerçekten üzücüydü.Gerçek anlamda kazanacağı bir maçı kaybetmek-özellikle bu tarz üst düzey maçlarda-moral bozucu.Kesinlikle kazanılması gereken maç Valencia maçıydı ve kazanıldı.

Armani Jeans Milano'da guard rotasyonundan öte uzun rotasyonunda çeşitli sıkıntılar var.Cska Moskova maçını takımına kazandıran adam olan Oleksey Pecherov,sakatlığı yüzünden Olimpija maçında oynayamamıştı.Bir başka uzunu Marius Petravicius'un da durumu net değil.Guard rotasyonunda iki Amerikalı'sı Jaaber ve Finley'den çekinmekle beraber bu maç için en kritik oyuncuları Litvanyalı Maciulis gibi gözükmekte.Açıkcası Bootsy Thornton'la eşlemesi de biraz daha rahat olmak için iyi bir sebep.Öte yandan Milano'nun tecrübeli İtalyan'ı Mason Rocca'nın neler yapabileceği de merak konusu.Genelde bu tarz maçlarda pota altında üstünlük kuran takımların kaybetme olasılığı çok az olur-inanılmaz ekstra durumlar dışında-.Üstteki bahsettiğimiz uzunlar oynamaz veyahut oyunlarını ortaya koyamazlarsa,Vujcic'le birlikte daha toparlanmış gözüken Efes Pilsen maçı bu bölgedeki üstünlüğüyle kazanabilir.

Efes Pilsen tarafında merakla beklenen isim kuşkusuz Rakocevic.Geldiği günden itibaren tartışılan Rako'nun geçen haftaki 23 sayılık performansından sonra,bu haftada aynı seviyede bir oyunla oynaması Efes Pilsen'in galibiyeti adına çok önemli.Diğer yandan haftanın Mvp'si Bootsy Thornton yine en güvebilir eller olacak.Kadro bakımından Efes Pilsen'i daha iyi durumda görsem de Cska Moskova maçında inanılmaz yüzdeli oynayan rakip Milano'dan da çekinmiyor değilim.

Ancak Efes Pilsen'in Olimpija maçındaki hataları yapmadığı ve kendi basketbolunu oynayabildiği sürece Milano'nun İstanbul'dan galibiyet çıkarmasını zor olarak görüyorum..

Perşembe, Ekim 28, 2010

Efes ile Toz Pembe Hayaller Serisi


Evet evet başlık tam da böyle olmalıydı.Çünkü Efes Pilsen yönetiminin her sezon başlarken yaptığı toz pembe açıklamalar bu sene de geldi.Bunlar genelde Euroleague bazlı olup final four için yeterli güce sahibiz tarzı açıklamalar oluyor.Peki bu sezon neler olur ?

İlk kez ciddi ciddi Fenerbahçe Ülker karşısında izledik Efes'i.O maçı geride götürmelerine rağmen kopmadılar ve maç sonunda iyi oynayan taraf olup kupayı kazandılar.Ancak Fenerbahçe o maçtan bugüne,oldukça değişmiş gözüküyor.Geçen hafta Union karşısında izlediğim Efes Pilsen bana hiç ama hiçbir şey vaad etmeyen bir takımdı.Nitekim Union Olimpija ciddi ciddi zayıf bir takım Euroleague için.Birkaç eli yüzü düzgün oyuncusuyla oynuyorlar ancak bana kalırsa Efes Pilsen'in kesinlikle kazanması gereken bir maçtı.40 a direk dayamış Jagodnik bile durdurulamadı. (çok ekstra atsa da)

Bu hafta ise yine berbat başlayan maçta sonradan toparlanıldı ki bunda hiç kuşkusuz Vujcic transferinin büyük etkisi var.Şu an elden gelenin en iyisiydi belki de.Ki ilk maçı olmasına rağmen tecrübesiyle anında fark yarattı ve takıma hemen adapte olmuş 40 yıllık Efesli gibiydi.Ancak Efes Pilsen'de o raya oturmayan sistem devam ediyor.Çünkü takımda çok garip işler olduğunu düşünüyorum.Öncelikle Wisniewski diye bir oyuncu alıyorsunuz,29 yaşında ve tek bir farklı özelliği yok elinizdeki guardlardan.Yani bırakın ilk beş çıkmayı Ender Arslan çok daha iyi bir oyuncu Wisniewski'den.Baskı altında garip garip top kayıpları yapıyor.Bir Rakocevic vardı elimizde bu da bonus adam olacak gibi.Ender'in yerine bu adamın süre almasını yediremiyorum açıkçası.Bir de Sinan Güler var.Dünya Şampiyonası'nı hiç mi izlemediniz diye sordurtur adama.Yani maç başına 1-2 dakika süre alıyor ki aklım almıyor benim.Neyse allahtan Kerem Tunçeri inanılmaz formda ve sanki Amerikalı bir skorer gibi oynuyor bu aralar.Thornton'da biraz biraz kendini bulur gibi oldu.Roberts çok beğendiğim bir oyuncuydu ve savunmada çok etkili.Hücum yönü biraz daha gelişse enfes olacak.Nachbar aynı tas aynı hamam diyeceğim ki vazgeçtim.Çünkü Nachbar'ın kalitesi takımla ortaya çıkıyor.Slovenya'da da böyleydi,geçmişte de.Yani 1 numaralı skorer değil bu adam.Takım coşacak ki bu da coşacak.El üstü atmaya falan kalkınca aman yapma diyoruz.4 numara oynamak istemiyor o da biliyorum.Geçen seneden beri 3 numara istiyor ama penetre özelliği 4 numarada işe yarıyor.Rakocevic de bildiğiniz gibi sizlere ömür.18-20 atsa da güvenmiyorum bu adama.Güvenemiyorum.Çünkü çok kasıntı bir arkadaş.Geçen seneden beri Efes Pilsen'in nasıl tahammül ettiğini anlamıyorum.Ha patladı ha patlayacak diyoruz da adam eline koluna hiç hakim değil ki.Sürekli saçma sapan top kayıpları yapıyor.Büyük skorer falan da değil kimse bana masal anlatmasın.Adam Guiza gibi.Sanki bir sezon piyangodan Euroleague sayı kralı olmuş.Öncesinde Valencia ve Tau formasıyla da çok iyiydi ama bir oyuncuyu her maç izleyince anlaşılıyor.

Son olarak,Efes'ten bu sezon Euroleague'de en fazla final 8 bekliyorum.Türkiye'de yarı final ya da final.Ancak özellikle Avrupa'da beklentim yok.Nitekim bu sene kurulan kadronun da yeterli bir kalitede olduğunu söyleyemem.Yani,kimse bu sene toz pembe hayallere dalmasın.

Pazartesi, Ekim 11, 2010

Mavi Efes


Efes Pilsen'in bu sezon ki forma renklerinde ufak bir değişme olmuş. Lacivert-beyaz olarak lanse edilen takım renklerine bu sene bir de mavi eklenmiş. Güzel olmuş, hoş olmuş.

Cuma, Ağustos 13, 2010

Avrupa Basketbolunda Değişen Politikalar

Uzun zamandır bu konuda bir şeyler yazmak istiyordum.Şimdi fırsat oldu.Konumuz Avrupa basketbolundaki kulüplerin değişen politikaları.Tabii buna bizim takımlarımız ve özellikle Efes Pilsen de dahil.Konuyu daha çok transfer ve oyuncu yönünden inceleyeceğim.


Öncelikle en çok dikkatimi çeken şey,artık Partizan,Kızılyıldız,Rytas gibi Avrupa'nın oyuncu fabrikalarının daha çok reklam yapması.Ya da daha iyi bir pazarlama stratejisine gitmesi.Bunu daha da açıklamak gerekirse,tarihten bir örnek verelim.Osmanlı Devleti'nin ekonomik yönden en güçlü olduğu dönemlerdeki avantajı,Avrupa ile Asya arasında olması ve Asya'dan gelen değerli şeyleri Avrupa'ya satmasıydı.Yani Asya'dan ham madde
yi alıp (özellikle ipek) işledikten sonra çok yüksek paralara Avrupa'ya satıyordu.Ancak Avrupalılar bu durumu anlayınca Coğrafi Keşifler denen olay çıktı ve Avrupalılar ham maddeye direkt olarak ulaştı.İşte bundan bir 5 yıl öncesinde Efes Pilsen gibi takımlar Avrupa'da,genç o
yuncuları yani ham maddeyi alıyordu.Bu oyuncuları parlatıp büyük takımlara satıyorlardı.Efes Pilsen özellikle bunu çok iyi beceriyordu ki bu sadece Yugoslav ve Litvanyalı oyuncular için geçerli değil Amerikalı oyuncular için de geçerliydi.Marcus Brown,Trajan Langdon gibi isimler,Efes'in büyük takımlara el yakan ücretlerle sattığı oyunculardı.Peki bugün ne değişti ?


Novica Velickovic / Real Madrid

Öncelikle oyuncu fabrikası dediğimiz takımlar artık düşük bütçelere rağmen Avrupa'da zirveye oynamaya başladılar.Pazarlama denilen olayı en iyi şekilde yapıyorlar.Artık onların yıldız adayları,bir ara takıma gerek kalmadan direkt büyük takımlara çıkıyor.Bu da klübün kasasını bir hayli dolduruyor.Hatta bu politikayı en son Efes yaşadı.Raduljica'yı almak isteyen Efes bir türlü Zeleznik'i ikna edememişti.Ama Raduljica'ya büyük takım alıcısı çıkmayınca Efes ile el sıkışıldı.Yani artık bu yıldız adaylarını almak için büyük paralar
gerekiyor.Ancak sadece bunlar değil,artık Amerikalı oyuncular konusunda da istediklerimizi yapamıyoruz.Hatta iş tamamen tersine döndü.Mersin forması giyen Bo Mccalebb çok iyi bir guarddı.Nitekim onu Partizan aldı.Onun yönetiminde Euroleague'de fırtına kopardı.Şimdi ise Montepaschi Siena'ya sattılar.Bu inanılmaz bir inceleme inanılmaz bir politika.Geçen sezon durmadan guard arayan Efes yönetimi dibindeki cevheri göremeyince Partizan'a gitmişti Mccalebb.Demek ki yanlış olan bir şeyler var.Biz doğru oyuncuları buluyoruz fakat doğru politikaları uygulamıyoruz demektir.Mersin mesela doğru olanı yaptı satmakla.Ama doğru politikayı uygulayan Efes olsaydı keşke.

Bo Mccalebb / Siena

Kısacası Avrupa'da artık işler değişti.Artık oyuncu fabrikaları işi öğrendiler.Tıkır tıkır çalışıyorlar.Umarız takımlarımız da artık bu yeni döneme uyum sağlarlar.Yoksa final four hala hayal olarak kalacak.

Cuma, Temmuz 09, 2010

Euroleague'de Fikstür Belli Oldu



Euroleague'de yer alan temsilcilerimiz Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker'in maç programları belli oldu. Program şu şekilde;

1. Hafta: (20-21 Ekim 2010)
Union Olimpija (Slovenya)-Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Lietuvos Rytas

2. Hafta: (27-28 Ekim 2010)
Efes Pilsen - Power Electronics Valencia
Cibona Zagreb - Fenerbahçe Ülker

3. Hafta: (3-4 Kasım 2010)
Efes Pilsen-Armani Jeans Milano
Regal Barcelona - Fenerbahçe Ülker

4. Hafta: (10-11 Kasım 2010)
Panathinaikos - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Montepaschi Siena

5. Hafta: (17-18 Kasım 2010)
Efes Pilsen - CSKA Moskova
Cholet Basket - Fenerbahçe Ülker

6. Hafta: (24-25 Kasım 2010)
Efes Pilsen - Union Olimpija Ljubljana
Lietuvos Rytas - Fenerbahçe Ülker

7. Hafta: (1-2 Aralık 2010)
Power Electronics Valencia - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Cibona Zagreb

8. Hafta: (8-9 Aralık 2010)
Armani Jeans Milano - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Regal Barcelona

9. Hafta: (15-16 Aralık 2010)
Efes Pilsen - Panathinaikos
Montepaschi Siena - Fenerbahçe Ülker

10. Hafta: (22-23 Aralık 2010)
CSKA Moskova - Efes Pilsen
Fenerbahçe Ülker - Cholet Basket

Euroleague'de ilk haftalar çok önemlidir. İki temsilcimizin de ilk hafta maçları kolay gibi gözüküyor. Ayrıca son hafta maçları da gruplarda belirleyici olabilir. O yüzden Fenerbahçe Ülker avantajlı gibi.

Efes'e Gurur Verici Ödül


Efes Pilsen, bir spor kulübünün markalaşma adına zirvesi kabul edilen
Avrupa Ligi Pazarlama Ödülü'nü kazandı.Kulüpten yapılan açıklamayı aynen verelim :

Avrupa Ligi'nin bu yıl dördüncüsü yapılan Pazarlama Ödülleri'nde Efes Pilsen birinci oldu.2009-10 sezonunda Avrupa Ligi'ndeki tüm takımlar sezon içinde basketbolun gelişmesi adına yaptıkları çalışmaları Avrupa Ligi'ne sunarken; Efes Pilsen Avrupa Ligi'nin çok değer verdiği bu prestijli ödülü almaya hak kazandı.

Avrupa Ligi'nin geleneksel hale getirdiği yarışmada takımların seyirci, dağıtım, ürün ve markalaşma kriterleri baz alınıyor.

Perşembe, Temmuz 08, 2010

Aynaya Bakmak

Euroleague'de 2010-2011 sezonu için kura çekimi bugün Barcelona'da yapıldı. Malum Avrupa devleri temsilcilerimiz Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen kuraya 4.torbadan katıldı. Ee böyle olunca birazcık dişli rakiplerle eşleşti takımlarımız.

Hemen temsilcilerimizin gruplarındaki takımları sayacak olursak, Fenerbahçe Ülker C Grubunda; Regal Barcelona, Montepaschi Siena, Lietuvos Rytas, KK Cibona Zagreb ve Cholet Basket ile eşleşti. Bu gruba şöyle dışarıdan bakınca zor gibi gözüküyor olabilir. Fakat Neven Spahija Fenerbahçe Ülker'e sağlam bir Yugoslav sistemi yerleştirebilirse, grupta değişik işler olabilir.

Şöyle ki bu grupta son Euroleague şampiyonu Regal Barcelona'yı bir kenara koyarsak, Fenerbahçe Ülker'in grupta üstüne çıkamayacağı takım yok. Çünkü Montepaschi Siena, en büyük kozu Terrel McIntrye'ı Unicaja Malaga'ya kaptırdı. Koç Pianigiani'nin hala takımın başında olması ise Siena için bir avantaj. Benjamin Eze'nin ve Henry Domercant'in takımdan ayrılması ve Romain Sato'nun büyük bir ihtimal ile takımdan ayrılacak olması Siena'nın kan kaybettiğinin göstergesi. Lietuvos Rytas ise tipik Litvanya ekolünü yansıtan bir takım. Gruplarda hiçbir zaman favori olmasalar da sürpriz işlere imza atabilecek bir ekip. Bu sezonda genç ve yetenekli oyuncular ile yola devam edecekler gibi gözüküyor. Cibona Zagreb ise her yıl biraz daha zayıflıyor diyebiliriz. Fakat onlar da önemli bir ekolün temsilcisi. Hırvat ekip en önemli oyuncusu Marko Tomas'ı Fenerbahçe'ye kaptırarak büyük güç kaybetti. Cholet Basket ise Erman Kunter'in çalıştırdığı Fransa şampiyonu bir takım. Tipik Fransa basketbolunun özelliklerini taşıyan takımda, dikkat çekecek genç siyahi oyuncular olabilir. Fakat ben Cholet Basket, Cibona Zagreb ve Lietuvos Rytas'ın Fenerbahçe Ülker'i geçebileceğine inanmıyorum. Bu sene ki kadrosu ile Fenerbahçe Ülker'in geçen sene ki grup sonunculuğu gibi bir felaketi yaşamayacağını tahmin ediyorum.



Grup sıralaması tahminim:
1.Regal Barcelona
2.Montepaschi Siena
3.Fenerbahçe Ülker
4.Lietuvos Rytas
5.Cholet Basket
6.Cibona Zagreb

Efes Pilsen ise D Grubunda; CSKA Moscow, Panathinaikos, Power Electra Valencia, Armani Jeans Milano ve Union Olimpija ile eşleşti. Daha kadrosunu tam anlamıyla şekillendiremeyen Efes Pilsen'in bu gruptaki geleceği ile ilgili kesin bir şeyler söylemek pek mümkün değil. Fakat koç olarak Dusko Vujosevic'i transfer eden CSKA Moskova'nın grubun favorisi olduğunu söyleyebiliriz. Zor bir dönemden geçen Pana'da ise koç Obradovic takımın başında kaldı. Kadrosunu Aleks Maric ile takviye etmesi beklenen Pana'nın eksi gücünden uzak olduğunu söyleyebiliriz. Mike Batiste'in takımdan ayrılma ihtimalinin yüksek olması Pana için diğer negatif bir nokta. Geçen sezonun Eurocup şampiyonu Power Electra Valencia grubun güçlü takımlarından. Efes'in ise en büyük rakibi olarak gözüküyor. Geçen sezon ki koçları Neven Spahija'yı Fenerbahçe Ülker'e kaptıran Valencia'da Matt Nielsen'in durumu kesinlik kazanmadı. Fakat grupta iddialı olacakları kesin. Armani Jeans Milano ise İtalya Ligi finalisti olarak sezonu tamamlamıştı. Union Olipija ise grubun zayıf halkası olarak göze çarpıyor. İçeride oynayacağı maçlarda galibiyet alma amacında olacak Sloven ekip. Efes Pilsen iki sezondur yaptığı hatalardan biraz olsun kaçınırsa bu gruptan rahatlıkla çıkar diye düşünüyorum. Ama gruptan çıktıktan sonra nerelere gidecekleri izleyip göreceğiz.



Grup sıralaması tahminim:
1.CSKA Moskova
2.Panathinaikos
3.Power Electra Valencia
4.Efes Pilsen
5.Armani Jeans Milano
6.Union Olimpija Ljubljana
Eurolegue'de ön eleme turlarına katılmaya hak kazanan temsilcimiz ise Banvitspor olacak. Letonya şampiyonunun Euroleague'den çekilmesi üzerine turnuvaya katılan Banvitspor'u zorlu rakipler bekliyor. Banvitspor eğer bu zorlu rakipleri saf dışı bırakmayı başarırsa A Grubunda; Caja Laboral, Maccabi Electra Tel-Aviv, Partizan Belgrade, Asseco Prokom Gdynia ve Zalgiris Kaunas ise eşleşecek. Bir ilki gerçekleştirme peşinde olan Banvit'in rakipleri şöyle :

Asvel & Lyon Villeurbanne
KK Budocnost

Le Mans Sarthe Basket
Banvit BK

BC Khimki Moscow Region
PEPSİ Caserta

Budivelnik
Maroussi BC

Banvit eğer Le Mans'ı iki maç sonunda geçerse, Asvel-Budocnost eşleşmesinin galibi ile karşılacak. Eğer Banvit bu eleme aşamasını da geçerse Khimki Moskova, Maroussi BC, Budivelnik ve Pepsi Caserta dörtlüsünden biriyle eşleşecek. Eğer Banvit bu takımı da elemeyi başarırsa, tarihinde ilk kez Euroleague sahnesine adım atacak.



Banvit'in diğer takımlara göre en önemli eksikliğinin tecrübesizliği olduğunu düşünüyorum. Le Mans daha önceden Euroleague'de oynamış bir ekip. Koç Orhun Ene ile iyi bir dönem geçiren Banvit'in Euroleague'e katılması çok zor gözüküyor. Ben Banvit'in, Le Mans'ı veya bir sonraki turdaki büyük ihtimalle eşleşeceği Asvel'i geçemeyeceğini düşünüyorum.

Son olarak toparlayacak olursak, Euroleague'deki takımlarımızın bütçeleri gözümüzün önünde duruyor. Bu bütçelere rağmen gruplardan çıkamıyorsak veya daha ilerileri göremiyorsak sorunu biraz da kendimizde aramalıyız, aynaya bakmalıyız...


Euroleague'de Gruplar Belli Oldu


Fransa'da şampiyon olan Erman Kunter'in Cholet'si ile Fenerbahçe aynı grupta yer aldı.

A Grubu
Caja Laboral
Maccabi Tel Aviv
Partizan
Asseco Prokom
Zalgiris Kaunas
Elemelerden gelecek takım

B Grubu
Olympiakos
Real Madrid
Unicaja Malaga
Virtus Roma
Brose Baskets
Elemelerden gelecek takım

C Grubu
Regal Barcelona
Montepaschi Siena
Lietuvos Rytas
FENERBAHÇE ÜLKER
KK Cibona Zagreb
Cholet Basket

D Grubu
CSKA Moskova
Panathinaikos
Power Electra Valencia
EFES PİLSEN
Armani Jeans Milano
Union Olmpija

Efes'te 2 Transfer

Efes Pilsen gelecek sezon için transfer çalışmalarını hızlandırdı. Efes, Zeleznik forması giyen 2.13 boyundaki pivot Miroslav Raduljica ile anlaştı. 22 yaşındaki oyuncunun sözleşmesi 2015 yılında sona erecek.



Efes Pilsen diğer bir yandan da eski oyuncusu Marcus Haislip ile anlaşmaya yakın. Daha önceden ülkemizde Ülker ve Efes Pilsen formaları da giyen Haislip, atletik oyun stili ile göze çarpıyor. Geçtiğimiz sezonu Panathinaikos'da geçiren Haislip, Efes Pilsen'den 2 yıllık kontrat için 2.2 milyon Euro istiyor.

Pazartesi, Temmuz 05, 2010

Raduljica Susturuldu


Miroslav Raduljica,Efes Pilsen'le anlaştı anlaşacak derken şu anki takımı FMP Zeleznik Raduljica'dan bu iddialar hakkında susmasını istemiş.E tabii Raduljica gelecek vaad eden uzunlardan.Zeleznik gibi altyapı takımları daha büyük paralara Barcelona,Real Madrid gibi takımlara bu oyuncuları göndermek istiyor.Ama Raduljica Efes'te oynamak isterim demiş geçen günlerde.O yüzden Zeleznik tehlikede hissetti ki böyle bir karar almış.

Salı, Haziran 22, 2010

TBL:Bir Dizi MuşMula #2


Efendim geçenlerde ilk part olarak verdiğimiz haberin %80 'ni tutmuş.Bundan yola çıkarak gelen haberlerle,Muşmula olayının ikincisini yazayım dedim,işte haberler..

1-Berent Kavaklıoğlu Telekomla anlaşabilirmuş.Berent geçen sezon 2.lig'de Hacettepe forması giydi.13 sayı 4.5 ortalama tutturdu.

2-Fenerbahçe'de sorunlu oyuncu olan Ömer Aşık,NBA alternatifinin yanında Barcelona ve Real Madrid alternatiflerinide düşünebilirmuş.Kısacası NBA olmassa,Ömer İspanya yolcusuymuş.

3-Efes Pilsen Telekom'un pivotu Ersin Dağlı,namıdiğer Erwin Dudley'le anlaşabilirmuş.

4-Daha önce ülkemizde de oynayan,geçtiğimiz sezonu Siena'da geçiren Henry Domercant Fenerbahçe'yle anlaşabilirmuş.

5-Efes Pilsen,Olimpiakos ve Unicaja Malaga'nın da peşinde olduğu Terrell McIntyre ile yakından ilgileniyormuş.

Pazartesi, Haziran 21, 2010

Efes'e Yeni Koç


Efes Pilsen,Cibona Zagreb'in eski koçu Velimir Perasovic ile anlaştı.

Pazar, Haziran 20, 2010

Hedef Repesa


Efes Pilsen'in yeni koç adaylarından biri de geçmiş dönemlerde Tofaş'ta da görev yapan Jasmin Repesa'ymış

Cumartesi, Haziran 12, 2010

Rakocevic Saman Altından...


Rakocevic eski sayı kralı olduğu ACB (İspanya ligi) ye geri dönmek istediğini son yaptığı işle gösterdi.Rakocevic, Bilbao'dan bir residence kiralayarak kaçış planlarında ilk basamağı geçmiş gibi gözüküyor.

Çarşamba, Haziran 09, 2010

Bu Sefer Obradovic mi ?


Avrupa'nın en kariyerli koçlarından olan Zeljko Obradovic Efes'in listesinde.7 Euroleague şampiyonluğu bulunan Obradovic'in Pana ile sözleşmesi bitti.

Pazartesi, Haziran 07, 2010

Kurtiniatis İddiası


lyrtas.lt sitesinin haberine göre başarılı Litvanyalı koç Kurtiniatis Efes Pilsen'le yakınlaşma içindeymiş.Efes dışında İspanya,İtalya ve Rusya'dan da teklifler varmış kendisine.