TBL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TBL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Haziran 20, 2011

Tbl'deki Son Hareketler


Beko Basketbol Ligi'nin şampiyonunun belli olduğu sıralarda buralardan çok uzakta,yatışta olmamızdan dolayı hiçbir post giremedik.Enteresan bir siteyiz,vurdumduymaz falan.Yapacak bir şey yok,geçmişi değiştiremeyiz.Ancak biz daha ölmedik,buralardayız.



Lafa Beko Basketbol Ligi'nin şampiyonu Fenerbahçe Ülker'den başlayalım.
Sean May'in ve Saras gideceğine kesin gözüyle bakılıyor.Fenerbahçe'nin ilk transferleri ise James Gist ve Bojan Bogdanovic.James Gist Fenerbahçe'nin tam istediği tarzda bir oyuncu.İlginç bir dipnot ise kendisinin Adana'da doğmuş olması.Ribaund alan,atletik yetileri oldukça iyi olan bir oyuncu.Sean May'den sonra inanılmaz durabilir.Kısaca nokta transfer.
Bogdanovic ise Euroleague'deki sayı ortalamasıyla dikkat çekiyor,18.Ancak bu biraz aldatıcı.Sebebiyse takımının etkisizliği.Fenerbahçe'de Bogdanovic'in yaptığı işleri yapan oyuncular yok değil.Ancak kadro derinliği açısından iyi transfer.Mesafe tanımayan üçlüklerini de yakından görme fırsatı geldiği için şanslıyız.22 yaşında olması bu transferi daha çekici kılıyor.

Özet geçersek,FB iki sağlam transfer yaptı.Özellikle Gist tranferi müthiş hamle.

Beko Basketbol Ligi finalisti Galatasaray CC'ye gelelim.GS'de hareketli günler geçiriyor.Euroleague'e katılma durumunun hala netlik kazanmadığını belirtelim.Ancak GS'nin hak ettiği konusunda şüphelerim var.Yapılacak etkili transferler bu şüpheleri kaldırabilir.Taraftar,salon olayı değil kesinlikle.Bu tarafa kimse bir şey söyleyemez.Ancak kadro yapısına kesinlikle ayar çekilmeli,zaten bu yol için önemli bir bütçe ayrıldığını biliyoruz.Gerçekten çok isterim 3 takımla katılmamızı.Kaliteli yabancılar,tecrübeli yerliler kadroya katılmalı.

GS'nin Karşıyaka'dan Furkan Aldemir'i ve Beşiktaş'tan Cevher Özer'i kadrosuna kattığını belirtelim.Cevher'in rotasyondaki yerinin takımın hedeflerini göstereceğini düşünüyorum.Euroleague'de oynacak bir takımın çok önemli bir parçası olabileceğini düşünmüyorum.Furkan Aldemir'in alınması ise çok güzel hamle.Oktay Mahmudi ile oyununun eksik olan hücum yönüne artı şeyler katabilir.Furkan'ın arkası dönük oyunlarda bir standartı yok,kendi hücum silahı yok.Galatasaray forması altında kesinlikle geliştirmeli,draftlardan çekilerek de doğru bir karar verdi kanımca.

Efes Pilsen'e gelelim.Galatasaray'la bağlantılı olacak tabii ki.Galatasaray'dan Ermal Efes Pilsen'e katıldı.Galatasaray'ın ne yapıp kadroda tutmalıydı Ermal'i.Efes Pilsen içinse iyi hamle,Ervin Dudley'nin bir kere bile kullanılmadığı Euroleague'de Ermal gibi bir adamın benchte durması benchi daha kuvvetli kılacaktır.

Beşiktaş Cola Turka'da ise yönetimsel sorunlardan dolayı teknik kadronun beklemede olduğunu belirtelim.Ergin Ataman'ın twitter hesabında yazdıkları için buradan.

Türk Telekom ise Muratcan Güler ve Nedim Yücel'le anlaşmış.Telekom'un yıllarca süren baskınlığını kaybetmesi üzücü.Umarım bu sezon kendilerine gelirler.Ricky Davis o formayı giydikten sonra bayır aşağı olmadı mı takım,evet oldu.:)

Pazar, Haziran 05, 2011

Allen Iverson'dan İnciler



Sakatlığı sebebiyle ülkemizden ayrılıp,kendi ülkesine giden ve mekanlarda kurtlarını döktüğü haberleri eksik olmayan Iverson,doğum günü partisi için BJK forması giydiği nadir maçlardan birinde çekilmiş bir fotoğrafı kullanmış.Amaç reklamsa inanılmaz bir reklam yaptı Beşiktaş.Orlandosentinel.com'un "Dwight Nereye Gidebilir?" listesine makara amaçlı olsa bile adı yazılmış tek Avrupa takımıydı mesela.Ancak harcanan paraya da yazık oldu.Hiç katkı vermedi ne yazıkki.Bildiğim kadarıyla bir sene daha kontratı bulunuyor,açıkcası o kadar az haber var ki onunla ilgili,kesin bir bilgim bulunmuyor bu yüzden.Yöneticilerle konuşuyor mu bilmiyorum,ancak para için geldiğini daha net belli edemezdi diye düşünüyorum.Zaten Jordan'ın hediye ettiği formayı internette satışa çıkarmasından sonra,feci para sorunu olduğunu düşünmüştüm.

Üstteki resimde 7 Haziran 2011'deki doğum günü partisinin bir afişi-3 Haziran'dan başlanarak bir hafta boyunca partiler düzenlenecek-.

Twitter'da paylaşılan o durumları da yayınlayalım:





Cumartesi, Haziran 04, 2011

Galatasaray CC 59-81 Fenerbahçe Ülker


Tıklım tıklım tribünler önünde TBL tarihinin en güzel serilerinden biri olacak olan derbi bu akşam başladı ve ilk maçı Fenerbahçe Ülker rahat kazandı.Maç öncesinde de herkesin konuştuğu üzere Fenerbahçe kadro kalitesi bakımından üstün olan takım olmasının yanı sıra çok daha oturmuş bir sisteme sahipti.Taraftar desteğini de arkasına alan sarı lacivertliler maçı farklı kazandı.

Galatasaray adına konuşulabilecek olan şeylerin kökünde aslında hep Fenerbahçe var.Örneğin Galatasaray'ın savunma performansının biraz daha aşağıya düştüğünü söyleyebiliriz ama Galatasaray ilk yarıda aslında daha önce yaptığı savunmayı yaptı.Tek fark hücum eden oyuncuların çok daha kaliteli ve basketbol zekasının daha yüksek olmasıydı.Spahija alan savunmasına karşı takımı harika yönetti.Her alan savunmasında boş şutu buldu Fenerbahçe.Adam adama savunmaya dönüldüğünde de hemen hemen her hücumda tepeden perde oynayarak çift opsiyon yarattığını gördük Spahija'nın.Bunlardan biri yavaş ayaklı Galatasaray uzunlarını kullanarak pick&roll,switch yapıldığında ise boş şut imkanı.Hücumda kusursuza yakın oynadılar kısacası.Savunmada ise Galatasaray'ı boğdu.Zaman zaman sert faullerle zaten kırılgan olan Galatasaray'ı bezdirdiklerini söyleyebiliriz.Shumpert,Shipp gibi oyuncular hiç etkili olamazken Andric neredeyse tek ayakta kalan oyuncuydu ki Türkiye Kupası finalinde de Fenerbahçe'ye karşı inanılmaz bir maç oynamıştı.

Shipp demişken...Onun hakkında iki kelam etmeden geçemem.Bu takımın skor yükünü taşıyacak oyuncu olarak geldi Shipp.Ama gel gör ki,şutu olmayan bir adamın skor atması çok ama çok zor.O yüzden Shipp ilgilenen Avrupa takımlarından birine gönderilmeli diye düşünüyorum.



Bir diğer nokta ise Galatasaray'ın genç oyuncuları Göksenin ve Sertaç.Bu oyuncular bu seviyede forma giyebiliyorsa öncelikle Oktay Mahmuti'yi tebrik etmek gerekir.Göksenin karşısında Türkiye'nin en iyi savunmacısı ve perde şutörlerinden biri olan Ömer Onan'ı buldu ki bu Göksenin için harika bir tecrübe.Göksenin inanılmaz bir gelecek vaad ediyor.Atletik,savunmacı ve her topa el sokan profiliyle yeni bir Ömer Onan doğuyor sanki.Sertaç da genç bir yıldız adayı ancak basketbol zekası bakımından pek beğenmedim.Zaten hücumda yediği bloklar genç oyuncuyu yıldırdı bu maç.

Oktay Hoca rotasyonu doğru ayarlayamadı diyebiliriz.Çok sık oyuncu değişiklikleriyle Rancik'in yokluğunda uzunları diri tutmaya çalıştı ama bu işe yaramadı.Doğru beşi bir türlü bulamadı.

Fenerbahçe Ülker her zaman oynadığı oyununun üstüne biraz daha savunma sertliği koyup maçı rahat kazandı.Galatasaray'ın kalite olarak zaten pek şansı yoktu ancak kendilerine olan güvenleri ve ortaya koydukları mücadele herkeste bir "acaba mı ?" sorusunu sorduruyordu.Bu maç onların kendilerine olan güvenlerinden bir şey götürmez ancak ikinci maçı kaybederlerse seri de ellerinden uçabilir.Yalnız Sinan Erdem'de maç kazanmaları için Fenerbahçe'nin gerçekten kötü bir gününde olması gerekiyor gibi gözüktü.

Dediğim gibi maçı domine eden taraf Fenerbahçe'ydi ve aslında Galatasaray'a kötü oynadı demek haksızlık olur.Onlar ellerinden geleni yaptılar ama bugün Fenerbahçe kusursuz oynadı.Hakemler de gayet iyi bir maç yönettiler.İkinci maçı Galatasaray kazanmak zorunda,kazanamasalar bile mutlaka 10 sayı altında kaybetmeleri lazım hala bu seriye tutunmaları için.Zira 60 sayı bile bulamadılar bu maçta ki maç kazanmaları için en az 80'e çıkmaları lazım.Bu da Shumpert ya da Johnson'ın ekstra bir gününe denk gelmesiyle mümkün olabilir bu savunmaya karşı.

Titanların Savaşı Başlıyor


45. Türkiye Basketbol Ligi finalleri bu akşam başlıyor.Fenerbahçe Ülker'in ev sahipliğinde Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanacak maçın başlama saati 19:00.Mücadeleyi Spormax ekranlara taşıyacak.

Finaller başlamadan basın toplantısı da dün düzenlendi.Fenerbahçe Ülker koçu Neven Spahija: "Çok iyi bir antrenöre sahip takıma karşı oynayacağız,tüm zorlukların farkındayız ama en üst seviyede oynamaya devam edip bir kez daha şampiyon olmak istiyoruz." dedi.Fenerbahçe Ülker kadro kalitesi,derinliği ve istikrar gibi yönlerden daha ön planda olduğu için elbette favori gösteriliyor,bu durumda herkeste Fenerbahçe'nin rahat alacağı bir seri olacağı görüntüsü yaratıyor ancak koç Spahija kesinlikle bu tür bir düşünce içinde olmayacaktır.Her maça aynı ciddiyet ve istekle başlayacaktır Fenerbahçe Ülker.

Oktay Mahmuti: "Türk basketbolu için değerli bir final serisi olacaktır.Keyifli bir ortamda,güzel bir basketbol oynamak ve izlettirmek istiyoruz.Buraya gelmeyi beklemiyorduk ancak her zaman rekabetçi olduk,bu seride de aynı şekilde devam edeceğiz." dedi. Galatasaray Cafe Crown da elinden gelenin en iyisini yapacaktır ve hiç vazgeçmeyecektir diye düşünüyorum.Onlar için ilk iki maçtan bir galibiyet çıkarmak çok önemli çünkü ilk iki maçı kaybederlerse özgüven kaybı da yaşayacaklardır.Bu yüzden özellikle ilk maçta,yani bu akşam çok güzel bir maç izleyebiliriz diye düşünüyorum.

Perşembe, Haziran 02, 2011

Spor Sergi Ruhu ve Galatasaray'ın Dönüşü


Baya bir zaman önce Spor Sergi Sarayı hakkında yazmıştım nostalji bölümümüzde.O yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Spor Sergi Sarayı ve spor sergi ruhu...Galatasaray basketbol şubesi adına unutulmaz olan hatıraların başında bu ikisi gelir.Galatasaray'ın heybetli yılları o yıllar.Galatasaray'a gönül vermiş tüm insanlar geceden kuyruğa girerler salona girebilmek için.Minik bir salon tabii,5.000 kapasiteli.Basketbol sevgisi,Galatasaray sevgisi ve bir de spor sergi ruhu birleşince,Galatasaray taraftarının en güzel anıları hafızalara kazınmış orada.Ben bilmem,görmedim.Ama resimler,anlatılanlar bile yeterli oluyor o yıllara dönmeye,o yılları hissetmeye.İşte tam da buradan çıkıyor şu dillere destan "Yenilmez Armada". Aslında Galatasaray için kullanılmamış bu yanlış anlaşılma olmasın.Vikipedi bilgilerine göre Adana'da ortaya çıkmış.Ama dilden dile dolana dolana,en sonunda o zamanların efsane takımı Galatasaray'a sıçramış.O günlerin bir diğer yaygın mottosu ise şuydu :

"Spor Sergi Ruhu ile Şampiyon Olacağız!"




21 yıl önceydi,tüm bunlar söylendiğinde.21 yıl dile kolay.Bir ülkenin sporuna yön vermiş 3 kulübünden bir tanesinin basketbol şubesi 21 yıl sonra finalde.
Şimdi yeniden dillerde dolanıyor "yenilmez armada aşkıyla haydi salonlara" diye.Yıllardan sonra Galatasaray taraftarını böyle heyecanlandıran şey ne peki ? Buraya nereden gelindi ?



Geçen sene sezon öncesi ortaya çıkan sorunlar aslında başarı için kurulmuş takımın önüne çıkan bir engel olarak gözüküyordu.Galatasaray düştü düşecek,oyuncular bıraktı bırakacak derken takım herkesi şaşırtarak sezonu playoff bileti alarak bitiriyordu neredeyse.Playoff bileti de sezonun son maçında kaçıyordu.Galatasaray taraftarı o güne kadar biraz da üvey evlat muamelesi yaptığı şubesini hatırlıyordu.Alkışlıyordu.Eurocup final four'unu unuttum sanmayın.Çok önemliydi bu şube için.İşte Galatasaray'ın basketbolu yavaş yavaş ayağa kalkıyor,geliyordu.Bu sezon başında ise tamamen başarıya odaklanmış,geleceğe çok büyük bir umut penceresinden bakan bir takım oluştu.Başına Oktay Mahmuti getiriliyordu.Getirebileceğiniz en iyi birkaç Türk koçtan biri.Önce mücadele sonra istikrar sonra da başarı hedefi vardı.Süreç içerisinde yükselecek bir takım hedefleniyordu.Ancak takım sezona da çok iyi girdi,devamında da harika gitti.Avrupa macerasında çok iyi yerlere gelebilecekken,talihsiz sakatlıklarla uğraşıldı.Takımın çok önemli 4 parçası olmayınca Avrupa'da ilerleme olmadı.Ancak ligde liderlik koltuğuna çıkıldı,inildi ve sezon da 3. bitirildi.Playofflar başlıyordu ve Galatasaray taraftarı güzel portreyi daha net gördü.Önce Beşiktaş,sonra Olin-Banvit ve sonra final.Efes Pilsen'in nispeten daha kötü bir sezon geçirmesi Galatasaray'ın yoluna çıkmaması demekti ki bu Galatasaray için finali açan yoldaki en büyük şanstı.Beşiktaş 3-0 ile geçildi.Takım savunmada inanılmaz bir efor koyuyordu.Adeta savunma tehdidi oluşturuyordu.İkinci turda Banvit vardı.İlk maç farklı kazanıldı ve artık final yolu açılıyordu.Seri Abdi İpekçi'ye taşındığında her şey netti.Spor sergi ruhu geri dönmüştü.Harika bir seyirci desteği,vücutlarda kırmızı tişörtler ve dillerde yenilmez armada şarkılarıyla Banvit geçiliyordu.Tam 21 yıl sonra Galatasaray Türkiye Basketbol Ligi finallerindeydi işte.Taraftar,oyuncu,camia...Berbat geçen bir futbol sezonu üstüne tüm destek,tüm dualar basketbol takımı ile birlikteydi.Oktay Mahmuti bile şaşkındı."Buralara geleceğimizi düşünmemiştim,mücadele koymak hedefimizdi." Kesin olan bir şey varsa şu an Galatasaray'ın TBL'deki en iyi savunma yapan takımı olduğudur.Euroleague için başvuru yapıldı.Galatasaray emin adımlarla ilerliyor basketbol şubesinde.Türk basketbolu adına da bir yükseliş bu elbette.Dibe vurmuş bir efsanenin canlanması adeta.



Galatasaray ve Fenerbahçe 26 yıl sonra final oynayacaklar.Fenerbahçe elbette favori.Ancak Galatasaray da teslim olmayacaktır.Tıklım tıklım tribünler önünde,harika bir seri izleyeceğimize eminim.Kazanan kim olursa olsun,asıl kazanan Türk basketbolu olacaktır.

Pazartesi, Mayıs 30, 2011

Galatasaray - Banvit ve Gelecege Dair



Sadece bir maç yazısı değil,geleceğe dair düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum bu postta.

İlk iki maç çok iyi bir savunma yapan Galatasaray vardı.İlk maç alan savunmasına karşı hiç hücum edemedi Banvit.Ancak ikinci maç şut soktular ve özel bir alan savunması çalışması ile iyi hücum ettiler ve maçı kazandılar.İki maçta da belirleyici çeyrekler 3.çeyrekler olmuştu.Bu maç ise ilk maça benzer,biraz garip,çok heyecanlı bir maç oldu.İzlerken zevk almamak mümkün değildi.Galatasaray inanılmaz sert bir savunma yaptı maç boyunca.Alan savunmasına da man to man savunmaya da zor hücum etti Banvit ancak hücum ribaundları ile ayakta kaldılar.Bir ara dörde kadar indi fark çünkü Galatasaray çok top kaybı yaptı ki bunlar çok basit top kayıplarıydı.Shumpert denen adam ise maçı Galatasaray'a getirdi.Gerçekten Türkiye'ye gelmiş en iyi 10 yabancı oyuncu arasına kesinlikle koyarım Shumpert'ı.Seyirci de sayı ve etki
bakımından harikaydı.Galatasaray bu güzel maçı kazandı ve bence seriyi de bitirmiş oldu.


Yazının ikinci bölümünü ise Galatasaray'ın geleceğine ayırmak istiyorum.Yönetim değişti falan ama bu kadro Adnan Polat yönetiminin eseri,belki de yaptıkları en iyi iş.Oktay Mahmudi Türkiye'nin yetiştirdiği en iyi koçlardan burası da kesin.Oktay Hoca mutlaka takımda tutulmalı,istikrar sağlanmalı.Lottomatica Roma'nın iptal olan Euroleague lisansı için Galatasaray'ın devrede olduğunu biliyoruz.Her türlü dosya,belge hazırlandı ve Euroleague temsilcilerine yollandı.Eğer Galatasaray kabul edilirse seneye direkt gruplarda yer alacaklar ve bu 5 senelik bir lisans olduğu için 5 sene boyunca Euroleague'de olacaklar.Bunun takip edilmesi,başvuru yapılması gerçekten sevindirici.Üstelik bugün gördüğümüz seyirci ile Euroleague'de güzel işler yapabilirler ki Galatasaray'ın gelecek sene Avrupa'da olacak tek üst düzey branşı olacak bu takım.İyi ve yerinde transferler ile birlikte bu takım çok rahat bir şekilde Fenerbahçe,Efes seviyesine çıkar.Ama mutlaka istikrar sağlanmalı.

Eğer finalde Galatasaray'ı görecek olursak favori elbette FB Ülker.Bunun değerlendirme yazısını sonra yazarız zaten ancak Galatasaray'ın finalde kolay teslim olmayacağını görüyoruz.

Galatasaray ve Banvit Türk basketbolunun iki yeni meyvesi.İki takım da doğru hamleler ile yollarına devam ediyor.Umudumuz ve beklentimiz milli takım bazında Dünya zirvesine çıkan bu ülkenin kulüpler bazında da Avrupa'nın zirvesine oynaması.

Pazar, Kasım 21, 2010

Nelere Kadirsin Iverson


Beşiktaş Cola Turka - Fenerbahçe Ülker derbisi bugün 15.30'da Akatlar'da oynanacak.Beşiktaş tarihinde basketbol şubesi için ilk kez biletlerin karaborsaya düştüğü söyleniyor.E doğal.Iverson diyoruz.Fenerbahçe diyoruz.Her yönüyle ilginç bir maç olacak.Maç Spormax tarafından verilecek.Ama gönlüm isterdi ki Murat Murathanoğlu ve İsmet Badem'den dinlemeyi bu maçı.Hemofarm maçında o eski Atv'de yayınlanan basket maçlarına geri dönmüştüm.Spormax'in basiretsiz spikerleri olmaz umarım.

Tabii dalga dalga yayılan NBA Tv'nin Beşiktaş maçlarının yayın haklarını alması haberini biliyoruz.Amerika'da banttan yayınlanacak.Ancak maç saatinde Amerika'da saat 8.30 olacak ki bugün pazar.Ve Amerikalı Iverson hayranları ve diğer kıtalardaki insanlar harıl harıl link arıyorlar.Bizzat justin.tv'de karşılaştığımız duruma göre birçok "channel" bu maçı yayınlayacağını yazmış.Tabii birçoğu Türk "channel"ı.

Iverson'ın gelişi yayın pazarını hem TV üzerinden hem de internet üzerinden çok hareketlendirdi.Dua edelim de Iverson sakatlık falan yaşamasın.

Pazar, Kasım 14, 2010

Iverson Ankara'ya Gelmeyecek


Bir basketbolsever olarak Allen Iverson transferi sonrası heyecanlanmıştım. 35 yaşında falan ama sonuçta Iverson. Ankara'da yaşayan biri olarak kafamda ufak bir fırtına koparttım hemen. Ancak sonuç olumlu olmadı; Iverson Ankara'ya gelmeyecek.

Bildiğiniz üzere Beşiktaş Cola Turka, Beko Basketbol Ligi'nin ilk haftasında deplasmanda Atatürk Spor Salonu'nda Türk Telekom ile oynamıştı ve maçı farklı kazanmıştı. Tek Ankara temsilcisi ile Iverson transferinden önce oynayan Beşiktaş Cola'nın yolu bir daha Ankara'ya düşmeyecek. Ne yapalım artık, belki Iverson gelmiyorsa ben gelirim İstanbul'a.

Cumartesi, Kasım 06, 2010

Ah Iverson Vah Iverson


Evet efendim dakika 1 gol 1.Iverson uçağı kaçırmış,yarın ki basın toplantısı,tören falan alayı iptal.İyi de oldu bu benim için.Yarın vizem vardı gidemeyecektim.Ancak o bahsedilen soru işaretleri,olumsuz olarak cevaplanmaya başlıyor yavaş yavaş.Ne diyelim,devamı gelmesin.Ancak ben bile inanmadım bu söylediğime..

Cuma, Ekim 29, 2010

Iverson İmzaladı




Vatana millete hayırlı olsun

Pazar, Ekim 24, 2010

Jerome Randle


Dün Fenerbahçe Ülker - Aliağa Petkim maçını izledim. Fenerbahçe Ülker'in İzmir temsilcisini ezip geçmesinin yanında ufak bir şey gözüme çarptı. Evet gerçekten ufak bir şey, boyu 1.78 cm. Aliağa Petkim'in guardı Jerome Randle'dan bahsediyorum tabii ki. 5/7 2 sayılık, 4/7 üç sayılık, 8/8 serbest atışlık performansı ile 30 sayı üreten Jerome Randle'dan.

Halil Üner ve ekibi Beko Basketbol Ligi için müthiş bir oyun kurucuyu kadrolarına katmışlar. Aliağa Petkim tarzındaki takımlara cuk diye oturan bir guard Randle. Hem de 23 yaşında. Skor yönünden üst düzey bir oyuncu. Dün Tarence Kinsey'e karşı bile el üstü, mesafe tanımadan yolladı üçlükleri potanın göbeğine. Takip etmek gerekiyor böyle oyuncuları, sonra bir bakıyorsunuz Bo McCaleb gibi Avrupa'nın devlerine gidiyorlar.

Cuma, Ekim 08, 2010

Akagün'ün Telekom'u


Ankara basketbolunun tek temsilcisi Türk Telekom'da Ercüment Sunter ile uzun süreli ilişkinin son kullanma tarihi geçmiş, Murat Özyer ile de kanlar uyuşmamıştı. Böyle bir ortamda takımı baştan oluşturacak ve sağlam bir temel atacak koç gerekiyordu. Başkent ekibinin son 6 yıllık periyotta yaptığı en doğru hamleydi Faruk Akagün'ü Amerika'dan getirmek.

Son sezonda iyice zirveye vuran sorunlar ile enkaza dönüşen Türk Telekom'u toparlama görevi de eski Pistons scout'ı Akagün'e düşmüştü. Bu zorlu toparlama görevi için sert bir imaj çizilmesi gerekliydi. Tecrübeli koç fikir uyuşmazlığına düştüğü Ceyhun Altay, Ümit Türkoğlu, Yunus Çankaya, Rasim Başak, Adem Ören ve Mehmet Yağmur'u kadro dışı bırakarak herkese net bir mesaj vermişti. Hazırlık kamplarında da bu mesajların devam ettiği gelen duyumlar arasındaydı. 

Mesajlar verildikten kadroyu netleştirme işine giren Akagün, yabancı seçimini spekülatif isimlerden yana kullandı. Özellikle Sani Becirovic ve Tony Gaffney gibi iki önemli ismi takıma kazandırmak büyük bir adımdı enkaz Telekom için.

Alışma devresini sıkıntılı atlatan Türk Telekom, kadronun tüm hatlarını bu hafta içerisinde belirledi. Daha önce cezalandırılan 6 Türk oyuncunun affedildiği belirtildi. Beko Basketbol Ligi için yeterli olarak sayabileceğimiz 5 yabancı oyuncunun yanında 6 tecrübeli Türk oyuncuyu da düşündüğümüzde Türk Telekom harabeyi temizleme senesi için umut veriyor. Benim de en büyük dileğim başkentin tek temsilcisinin bu kötü günlerden kurtulup, final oynadığı eski günlere dönmesi.

Pazartesi, Ağustos 23, 2010

Preston Shumpert Galatasaray'da !


Ülkemizde daha önce Beşiktaş ve Efes Pilsen forması giyen Preston Shumpert'ın yeni takımı Galatasaray Cafe Crown oldu.Açıkçası Galatasaray basketbol şubesine bu sene yaptığı yatırımlarla ön plana çıkıyor.Geçen seneki bir dizi olay basketbol şubesini harekete geçirdi ve şu ana kadar yerinde transferler yapılarak en azından Türkiye'de final oynayacak düzeye gelindi.Shumpert Galatasaray'a çok faydalı olacaktır.Kalitesi belli olan bir oyuncu zaten.Bunun yanında önemli de bir şutör kazanılmış oldu.Galatasaray'ın hücum gücünün oldukça yükseldiğini görüyoruz.

Galatasaray Cafe Crown daha önce Haluk Yıldırım,Melih Mahmutoğlu,Luksa Andric,Joshua Shipp,İlkan Karaman,Tutku Açık,Taylor Rochestie ve Erman Kurtoğlu ile anlaşmıştı.

Cuma, Ağustos 06, 2010

Banvit'ten Transfer


Beko Basketbol Ligi takımlarından Banvit, Vladimir Golubovic ile 1 senelik sözleşmeye imza attı.1986 doğumlu ve 2.12 m boyunda olan Golubovic, pivot pozisyonunda görev yapıyor. Geçen sezon Union Olimpija ile Euroleague’ de 15.1 dakika, 6.8 sayı, 4.2 ribaund ve Adriyatik Ligi’ nde 15.3 dakika, 8.0 sayı, 4.8 ribaund ortalamalarını tutturan oyuncu, daha sonra transfer olduğu Caja Laboral’ de ise 6.0 dakika, 2.0 sayı ve 1.3 ribaund ortalamalarıyla sezonu bitirdi.

Euroleague elemelerinde çok iyi bir transfer oldu Banvit için.

Cuma, Temmuz 23, 2010

Türkiye'den İki Transfer Haberi

-Kepez Belediye geçen sezon California Golden Bears'de oynayan çaylak oyuncu Patrick Christopher ile anlaştı.Christopher 15.6 sayı ve 5.4 ribaund ortalamalarıyla oynamıştı.
-Türk Telekom geçen sezonu Pınar Karşıyaka'da geçiren K'Zell Wesson ile anlaştı.Deneyimli oyuncu geçen sezon 12.5 sayı ve 7.3 ribaund ortalamaları ile oynamıştı.


Pazar, Temmuz 18, 2010

Devin Smith Beşiktaş'ta


Daha önce Fenerbahçe Ülker forması da giymiş olan Devin Smith, Beşiktaş Cola Turka ile anlaştı. Geçtiğimiz sezonu Panellinios'da geçiren 29 yaşındaki basketbolcu, takımının Eurocup'ta Final-Four oynamasında büyük rol oynamıştı. Devin Smith, geçen sezon Panellinios forması altında 13.9 sayı ortalaması ile mücadele etmişti.

Cuma, Temmuz 09, 2010

Tufan Galatasaray'dan Ayrıldı


Lige yeni katılan Olin Edirne Tufan Ersöz'ü renklerine bağladı.Tufan çok beğendiğim çok da iyi şeyler beklediğim bir gençti.Ama sakatlıklar ve saçma sapan şanssızlıklar neredeyse basketbolu bırakma derecesine getirdi onu.Umuyorum ki Edirne'de iyi bir sezon geçirip kendini büyük takımlara tekrar atar.

Çarşamba, Temmuz 07, 2010

Beşiktaş'tan Transfer (!)


Beşiktaş gelecek sezon için,NCAA'den Avustralya'lı Aj Ogilvy ile anlaşmış.Nasıl bir oyuncu olduğunu göreceğiz.Ancak bir hayli uzunmuş.

Cumartesi, Temmuz 03, 2010

Röportaj:Sinan Güler



Zaten dergide de yayınlandı ama burda yayınlamasak ayıp olurdu tabii ki.


Fastbreak:Sinan Güler kendini 140 karakterle nasıl anlatır?

SG:Basketbol sahasi içinde doğup büyümüş, hayatının büyük bir parçasi basketbol olan, teknoloji duşkünu, yeni şeyler ögrenmeyi seven biriyim.


Fastbreak:Çok klasik olacak ama basketbola nasıl başladınız?

SG:İlk basketbol topunu ne zaman tutmuşumdur bilemiyorum. Ama hatirladiğim kadariyla abimle İTÜ'de antremanlara giderken Marsel Mori tarafindan yaşim geldigi zaman Minik Takim'a katılarak başladim.


Fastbreak:Basketbolsever bir aileden geliyorsunuz.Basketbolun içinde bir çocukluk geçirmenizin avantajları ve dezavantajları nelerdir?

SG:Ben açıkcası bir dezavantajı olduğunu düşünmüyorum.Sporun içinde büyümek bir sürü açidan avantajli olmuştur diye düşünüyorum hatta.Özellikle ailemin eğitimimde ve basketbol içerisindeki gelişimimde çocukluğum sırasında çok katkısı olmuştur.


Fastbreak:Güler kardeşler yıllardır "White Man Can't Jump" hipotezinin aksine işler yapıyor.Bunu neye borçlusunuz?Ekstra idman v.s?

SG:Kendi aramızda bu konudan bahsederken bile genetik olduğunu düşünüyoruz çünkü ikimizde benzer sekilde ziplayabiliyoruz ve ikimizde bu konuda ekstra bir çalışma yapmadık.


Fastbreak:Amerika macerası,size neler kattı?Bazı şeylerden ödün vermenize sebep oldu mu?

SG:Oyunculuğumdan kişiligime cok şey kattığını düşünüyorum.Orada daha fazla süre almak için yapmam gerekenlere daha fazla önem göstermeyi ogrendim,böylece savunmamin geliştiğini düşünüyorum.


Fastbreak:Basketbol yaşantınızda,"Keşke şunu yapsaydım" dediğiniz anlar oldu mu?

SG:Hayır olmadı.


Fastbreak:Parkede unutamadığınız bir anı var mı?

SG:Geçen seneki şampiyonluk anını ve ondan sonra yaşanan olayları(kötu olaylar olsada) pek kolay aklımdan çıkarabileceğimi düşünemiyorum.


Fastbreak:Solak olmanın ne gibi yararları var sizce?Veya dezavantajları?

SG:Savunmacına karşı değişik bir bakış açısı vermiş oluyorsun,seni ona gore savunmak zorunda oluyor ve bazen avantajları yanları oluyor.


Fastbreak:Sinan Güler'in harika bir savunmacı olduğu yadsınamaz bir gerçek.Savunma için ayrı bir çalışma yapar mısınız?Rakibe nasıl odaklanırsınız?

SG:Öncelikle teşekkur ederim..Önce dediğim gibi savunmaya olan inancım Amerika'da öğrendiğim bir şey. Fiziksel özelliklerimi ve oyunu okuma özelliğimi kullanarak bunu iyice geliştirdiğimi düşünüyorum.Oyunun belirli kısımlarında savunma açısından eksiklerimin olduğunuda düşünüyorum,mesela topsuz alanda yapılan pick ve cutlarda bazen bir adim geride kalıyorum.


Fastbreak:Şu ana kadar savunmakta en çok zorlandığınız kişi kimdir?

SG:Kişilerden çok,topsuz savunmaları yapmakta zorlandığımı söyleyebilirim.Toplu bir oyuncuyu tutmak daha kolay geliyor.


Fastbreak:Hangi tarz 2-3 numaralar sizi daha çok zorluyor?(Örneklendirirseniz,hızlı,atletik v.s)

SG:Çabuk hareketlenebilen ve suta çabuk çıkabilen oyuncular diyebilirim.Birde benden fiziksel olarak üstun olan 3 numaralar zorluyor diyebilirim.


Fastbreak:Oyununuzda "Şunu geliştirmeliyim"dediğiniz şeyler nelerdir?

SG:Şutumun daha istikrarlı olması gerektiğini düşünüyorum en başta. İkinci olarak da savunmada topsuz oyuncuyu daha iyi savunmanın yollarını öğrenmem lazim. Fiziksel olarak bu konuda daha guclu ve cabuk olmalıyım.


Fastbreak:Bu röportajı duyurduğumda çoğu soru Beşiktaş'la ilgili oldu.Basketbolseverler sizi Beşiktaş'ta tanıdı.Beşiktaş yıllarınız nasıl,taraftarlarla bağınızdan söz eder misiniz?

SG:Besiktaş'ta Amerika'da oynadığım senelerden once Genc takımda ve A takımda oynama şansını elde etmistim.Daha sonrada Daçka'da geçirdiğim senenin sonrasinda Besiktaş'a geri dönmek benim için cok büyük bir sanşti.O sezonda taraftarın destegi ile hem ligi birinci bitirmiştik hem de Uleb kupasında ilk 8'e kaldik.O sene kurulmus olan takımın icerisindeki bağ,takimin taraftarla birlikte yarattığı enerji ve geçirdiğimiz sezona bütün olarak baktığımizda kariyerimde önemli bir yere sahip olduğunu dusünüyorum.Akatlar'da oynadığımız Kızılyıldız, Hemofarm ve Fenerbahçe Ülker maçlarında hissettiğim heyecani her hatirladığımda hala yaşıyorum.


Fastbreak: Gelelim Efes'e, öncelikle hepimizin istemediği olaydan başlayalım. Efes Pilsen'in kapatılmaya çalışılması hakkındanedüşünüyorsunuz ?

SG: Başlı başına yanlış bir karar olur diye düşünüyorum. Efes Pilsen'in Türk basketboluna kattıklarını tekrarlamama gerek yokdiye düşünüyorum fakat Avrupa'da ve Amerika'da bu tarz sponsorlukların yapıldığını görüyoruz. Dünyanın en çok izlenen spor olaylarından biri olan Super Bowl'a en çok reklam veren ürünlerden biri bira mesela. Ayrıca 35 senedir basketbol sahasında olan ve Türkiye'de Koraç kupasını kazanan tek takım olan Efes Pilsen hakkında bahsederken kimse ne ürünü olduğu hakkında çağrışımlarda bulunmuyor. Herkes Efes sayesinde basketbolu ne kadar sevdiklerini ve onları sahaya çeken şey Efes Pilsen forması giyen basketbolcuların yaptıkları olmuştur diye düşünüyorum.


Fastbreak: Röportajın zamanı gerçekten çok anlamlı oldu. Efes Pilsen'in final serisini kaybetmesindeki en büyük etken neydi sizce ?

SG: Bence bu serinin mücadele kısmında yeteri kadar etkili olamadık diye düşünüyorum.


Fastbreak: Efes Pilsen'in final serisinde 4.maçta 18 sayıdan maç vermesinde en büyük etken neydi sizce ?

SG: FenerbahÇe Ülker'in uyguladığı presle yaptığımız top kayıplarının geri dönüşünde yakaladıkları rüzgar çok etkili oldu.


Fastbreak:Ergin Ataman çok Fastbreak: Ergin Ataman çok eleştirildi, geçtiğimiz günlerde de görevden ayrıldı. Onun hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?

SG: Ergin abi beni Türk basketbolunda bulunduğum yere getirmiştir. Besiktaş'ta oynarken bana güvenmesi ve daha sonrasında bu güvenini tekrar gösteren bir şekilde beni yanında Efes Pilsene'e getirdi ve yeri geldiği zaman bana önemli şanslar verdi. Antrenör olarak Efes Pilsen'in ve Türkiye'nin yetiştirdiği önemli antrenörlerden biri olduğunu düşünüyorum.


Fastbreak: Biraz soğuk bir soru olacak ama sormak istiyorum yinede. Efes Pilsen'in Avrupa'daki tüm maçlarını izledim şahsen. Yabancı oyuncular istedikleri zaman oyunda olmayınca sorun çıkarıyorlar, siz ise süre almayı hak ettiğiniz(Benim fikrim gerçekten böyle) halde benchte oturuyorsunuz, burdan yola çıkarak Türk oyuncuların sesi daha mı az çıkıyor bu tip olaylarda ?

SG: Bence bu konuda böyle bir düşünce sahibi olmak yanlış. Kimin oynadiği tamamen antrenöre bağlı bir karar olduğundan bu konuda benim genel olarak bir yorum yapmam yanlış olabilir.


Fastbreak: Milli takıma gelirsek, önümüzde Dünya Şampiyonası var. Şampiyonaya gelemeyecek yıldız sayısı her geçen gün artıyor(Son olarak Kobe).Sizce bu organizasyonun kalitesini düşürür mü ?

SG: Her ne olursa olsun, Türkiye için büyük bir firsat olduğunu düşünüyorum. Tabii ki de bütün dünyanın izleyeceği bu organizasyonda yıldız isimlerin olmayacak olması hayal kırıklığı yaratıyor ama bence çok zevkli bir organizasyon olacak.


Fastbreak: Gasol, Kobe, Parker, Nowitzki, Lebron, Wade, Bogut, Ming.. Bu gibi isimler turnuvada olamayacak. Sizce biz turnuvayı nerede bitirirsek, başarılı olduk diyebiliriz ?

SG: Bence bu konuda sabırlı olmalıyız. Öncelikle iyi bir avantajla gruptan çıkıp daha sonrasında da ceyrek finali hedeflemeliyiz. Çeyrek finale kaldıktan sonra Türk halkının desteğini alarak devamını getirebiliriz diye düşünüyorum.


Fastbreak: NBA'i takip eder misiniz? Hangi takımı desteklersiniz ? Beğendiğiniz oyuncular kimlerdir ?

SG: Eskisi kadar takip etmiyorum açıkçası. NBA artık iyice takımlardan çok oyuncuların bireysel yeteneklerini gösterdiği bir yer oldu gibi geliyor. İstisnalar var tabii ki de Boston Celtics, San Antonio Spurs, Los Angeles Lakers tarzı takımlar. GinobiliNBA'de en beğendiğim oyunculardan biridir.


Fastbreak: Örnek aldığınız basketbolcular kimlerdir ?

SG: Piston Pete Maravich, Michael Jordan, Manu Ginobili ve abim Muratcan Güler.

Sinan Güler'e teşekkürler..

Röportaj:Mert Aydın

Lavrinovic Fenerde


Fenerbahçe Semih'i ve Ömer'i kaybettikten sonra bombayı patlattı.Ne zaman Litvanya'yla oynasak canımızı sıkan Lavrinovic kardeşlerden Real Madrid'De oynayanını yani Darius Lavrinovic'i kadrosuna kattı.Resmi açıklama ise şöyle:

Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız, Real Madrid’in Litvanyalı pivotu Darius Lavrinovic’i renklerine kattı.

31 yaşında ve 2.12 metre boyundaki tecrübeli pivot, geçtiğimiz sezonu Real Madrid’de 11.1 sayı, 4.5 ribaund, 1.2 asist ve 1 top çalma ortalamalarıyla kapatmıştı.

Yıldız Basketbolcumuzun imza töreniyle ilgili bilgi, önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacaktır.