Röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 28, 2011

Arvydas Sabonis Röportajı


Realgm'de yayınlanan röportajda,Portland Blazers'ın ve Avrupa'nın efsanevi pivotu Sabonis, kariyerine dair sorulara cevap veriyor.



RealGM: Do you remember your first days in the NBA?

Sabonis: It was October of 1995. Despite the fact that I was a 30-year-old, I felt like a rookie. Everything was very interesting for me; it was a completely different basketball. The organization, lifestyle and the intensity of the game were different.

RealGM: Like you said, despite being older, in the NBA you felt like a rookie. How your teammates treated you - more like a veteran player or like a rookie?

Sabonis: I can tell you that I didn’t have to sing birthday songs to anybody. Carrying things - I picked something, when I needed. I am doing that today as well, that is not a shame for me. Maybe my teammates respected my age or maybe they saw my passport (laughing).

RealGM: You had been playing against the best centers from all over the world. Can you evaluate the style of the game in Europe and in the NBA at that time?

Sabonis: The NBA game is more physical and the same is today. It is a more physical game in Europe now, but it is still not the same as in the NBA. The USA style is completely different; there is more individual game. The value of the game is also different. You cannot say that games, except playoffs, are not important, there is no time to celebrate victories or be sad after bad games. Tomorrow, you are going to play again and you have to move forward.

RealGM: In your opinion, is it possible to have an NBA team in London for example?

Sabonis: It depends on the NBA. If Euroleague opens borders, there will be no limits. If there will not be any restrictions on nationality question, for example, how many Lithuanians or Spaniards have to play for the team? However, all that depends on NBA.

RealGM: How would long flights affect players' performance?

Sabonis: When a plane is great it is almost like a bedroom and the eight-hour flight is nothing. Our longest trip was between Portland and Miami or Orlando. It was six hours - you take a sleep, eat and that is it. Nobody tells you to sit. I do not know what the NBA thinks about that. Maybe there are not enough arenas or the markets are too small. It is also uncomfortable that all old and traditional teams are from small cities like Villeurbanne, Pau Orthez or Kaunas. Even Vilnius... The population in some cities is the same as in all our country.

RealGM: Do you keep in touch with your former teammates or personnel from the Trail Blazers?

Sabonis: Not really, expect the doctor. I also communicate with physical trainer time after time

Pazartesi, Eylül 06, 2010

Bir Kez Daha : Sinan Güler Röportajı


Aylar önce yaptığımız Sinan Güler röportajını günün anlam ve önemine bağlı olarak bir kez daha piyasaya çıkarıyoruz :)

Buyrun buradan okuyabilirsiniz.

Çarşamba, Ağustos 11, 2010

Röportaj:Orkun Çolakoğlu



PD:Basketbolun sizin için anlamını 140 karakterde anlatmanızı istesek?

Orkun Çolakoğlu:Hayatımdaki en büyük keyiflerden biri.


PD:Basketbol yaşantınız nasıl başladı?

Orkun Çolakoğlu: Net bir başlangıç noktası olmadı ama 90'ların ortasında Fast Break dergisi ve Kanal D'den takip etmeye çalıştığım NBA maçlarının beni çok etkilediğini söyleyebilirim. Pek tabii ki Efes Pilsen'in Koraç Kupası sezonu da büyük etkendir, Efes taraftarı olmasam da.


PD:Sizin basketbolu sevmenize etki eden bir numaralı şahıs kimdir?

Orkun Çolakoğlu: Basketbolu bir şahısın etkisiyle sevmedim, hatta uzun süre bağlandığım bir basketbol kahramanım olmadı. Oyunun kendisini sevdim.



PD:Türkiye'de NBA taraftarlığının %75'nin oyuncuya baktığını düşünüyorum.Sizin bu konudaki fikirleriniz nelerdir?

Orkun Çolakoğlu:Yüzdesini bilemem ama önemli bölümünün oyuncular üzerinden doğduğu doğru ve bu gayet normal. Türkiye'deki (ya da ABD dışındaki herhangi bir yerdeki) basketbolseverlerin NBA'deki takımlarla bir şehir bağlantıları yoktur, istisnalar dışında. Her insanın ilgisinin başladığı dönemlerde öne çıkan takımlar büyük ölçüde etkili olur takım seçimlerinde. O öne çıkan takımların da öne çıkan yıldızları oluyor, özellikle NBA'de daha da öne çıkıyorlar. Ama belli bir oyuncunun etkisiyle bir takımı tutmaya başladıktan sonra o oyuncuyla takım değiştirenlerin çok olduklarını sanmıyorum.


PD:NBA’de L.A Lakers’ı tuttuduğunuzu biliyoruz.Peki neden Lakers?

Orkun Çolakoğlu:Çok belli bir nedeni yok. Bir taraftar haline nasıl geldiğimi de iyi hatırlamıyorum zaten. Ama etkileyen sebepler, Nick Van Exel-Eddie Jones-Kobe Bryant-Shaquille O'Neal'lı kadronun Kanal D'de izlediğim birkaç maçı ve o dönem çok kazandıklarından genelde rakiplerini tuttuğum Chicago Bulls'a karşı aldıkları bir galibiyet olmuştu. Lakers'ı sempati duyduğum anda taraftar gibi takip etmeye başlamadım ama 98-99 sezonunun başında birden bire sahiplenmiştim takımı. Okuldaki arkadaş çevremin de etkisi oldu sanırım.



PD:Bir Lakers taraftarı olarak,finalde Celtics'i mağlup ederek şampiyonluğu yaşamak nasıl bir duyguydu?

Orkun Çolakoğlu:Son beş Lakers şampiyonluğunu izledim ve tartışmasız en keyiflisi buydu.


PD:Birçok Lakers taraftarı gibi,sizinde yazılarınızda Derek Fisher'a epey bir sitem gördük.Lakers taraftarı için Derek Fisher'ın anlamı nedir?

Orkun Çolakoğlu:Fisher takımın en eski iki oyuncusundan biri. Takım tarihinin en büyük oyuncularından biri değil ama son on yıldaki en önemli anlarda bulunmuş, bazılarına imza atmış bir oyuncu. Ayrıca takım içinde saygınlığı tartışılmayan bir figür. Bu bakımdan manevi anlamı büyük. Ama oyuncu olarak pek yeterli değil. Son iki yıldır çok kötü oynarken bu play-off'ta birden silkindi ama gelecek sezon aynı başarıyı gösterebileceği şüpheli. Takımda kalması iyi ama mutlaka iyi bir alternatifi olmalı.


PD:Los Angeles Lakers'da en sevdiğiniz oyuncu kimdir,neden?

Orkun Çolakoğlu:Ayırmıyorum, takım halinde seviyorum. Sadece her sezon başarılı olmasını biraz daha umursadığım oyuncular oluyor. Örneğin geçen sezon Ariza'ydı bu oyuncu.


PD:Batıdaki Lakers hanedanlığının kaynağı Lakers'ın gücü mü yoksa son yıllarda Lakers'a kafa tutabilecek olan bir takımın olmayışı mı?

Orkun Çolakoğlu:Hem Lakers güçlü hem de Lakers seviyesinde çok fazla takım yok. 2009'da Denver serinin son maçı haricinde epey zorlamıştı Lakers'ı, bu yıl da benzerini yapabileceklerini düşünüyordum ama çeşitli faktörlerle devredışı kaldılar. Suns bana göre çok da zorlayıcı olmadı Lakers için. Spurs eski düzeyinde değil, Mavs çok iyi takım olmak için gereken oyuncu dengesini bulamadı bir türlü.



PD:Türkiye'de Fenerbahçe ve diğerleri durumu,NBA'de de Lakers için geçerli gibi.Doktor Jerry Buss'ın da belirttiği gibi herkes "Beat La" diyor.Sizce bunu sebebi nedir,düşünceleriniz nelerdir?

Orkun Çolakoğlu:Fenerbahçe'yle kıyaslama yapmayayım ama Lakers'ın lig genelinde bir hedef haline gelmesi gayet normal çünkü sıklıkla iddialı durumda Lakers. Son 11 yıla bakarsak Lakers sekizinde en ciddi şampiyonluk adaylarından biri olmuş, beş şampiyonluk, yedi de final var. Yarın Kobe ve Gasol basketbolu bıraksın, Lakers birkaç sezon en iyi ihtimalle play-off'a oynayan takıma dönüşsün, sadece play-off ilk turundaki rakipleri o tezahüratı yapar. Lakers o zaman da kendi ayarındaki takımlara kıyasla daha fazla ilgi çekebilir ama daimi bir "Lakers ve diğerleri" durumu olduğunu düşünmüyorum.


PD:2010 Draft hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Orkun Çolakoğlu:Oyuncuların çoğunu şimdiden fikir belirtecek kadar tanımıyorum.


PD:Bu yaz inanılmaz uçuk fiyatlarla oyuncular takımlara katıldı.Amir Johnson,Drew Gooden..Bu yapılan hamlelerle ilgili görüşleriniz nelerdir?

Orkun çolakoğlu:Çok kötü hamleler. Çırpınırken batma örneği. Gerçi Milwaukee yine play-off adayı ama Gooden sayesinde olmayacak bu. Gooden işlerini de görebilir ama başka birçok oyuncu daha düşük fiyata görebilirdi. Sınırlı özellikli bir adam Gooden. Amir Johnson’ın ne gösterdiği konusunda hiç fikrim yok zaten. Diyelim Colangelo kimsenin görmediği bir şeyi gördü ve Johnson bundan sonra bambaşka bir oyuncu gibi oynayacak, yine de çok daha ucuza takımda tutabilirlerdi onu.


PD:New York Knicks bildiğiniz üzere Amare Stoudemire'ı kadrosuna kattı.Steve Nash'den ayrılmak Amare'Nin performansını sizce nasıl etkiler?

Orkun çolakoğlu:Nash’i gözardı ettiğim düşünülmesin ama Amare ona muhtaç bir oyuncu değil, yine iyi istatistikler yapacaktır. Sonuçta Nash’le oynamaya başlamadan önce ligdeki ilk iki yılında da geleceği noktaları işaret eden bir performansı vardı. Ve Knicks’te yine yüksekk tempoda oynayacak. Ama sorun şu ki Amare birinci adam olamaz ya da onun esas oğlan olduğu takım büyük başarılar kazanamaz, en fazla play-off’a oynar. Fantezi liglerde geçen senelerdeki sıralarında alınabilir, hatta daha iyi istatistikler bile yapabilir.


PD:Sizce New York Knicks Eddie Curry'nin ölü kontratıyla bir hamle gerçekleştirebilir mi?

Orkun çolakoğlu:Gerçekleştirebilir ama sezon içinde takas pazarına çıkacak oyuncuların seviyelerine bağlı daha çok. Laf olsun diye, katkısı iyi bir rol oyuncusu seviyesinde olan birisini almaktansa o kontratı elde tutup ücret toplamından düşmesini tercih ederler.


PD:Chicago'nun Carlos Boozer hamlesini nasıl değerlendiriyorsunuz?Ayrıca Chicago'nun yaptığı diğer hamleler Bulls'u Miami'nin rakibi yapabilir mi?

Orkun çolakoğlu:Yapabilecekleri en iyi hamlelerden biriydi, gayet mantıklı. Rose ve Boozer çok iyi bir pick&roll çifti olurlar. Ama Bulls’un ana rotasyonunda dış şutör eksiği bariz. İstikrarlı üçlük tehdidi olan tek oyuncu Korver, o da yedek oyuncu. Boozer içeride önemli bir tehdit, Rose da müthiş bir penetreci ve orta mesafe şutörü ama onlara karşı her takım baştan gömülecek bu kadro yapısı nedeniyle. Ronnie Brewer iyi oyuncu ama Bulls’un esas ihtiyacını karşılayan bir transfer olmadı. Redick’i kaçırmak çok kritikti. Miami ya da diğer şampiyonluk adaylarının rakibi olabileceklerini sanmıyorum bu sezon. En azından Rose çok büyük bir çıkış gösterip ligin en iyi 5-6 oyuncusundan biri haline gelmezse…


PD:Shaquille O'neal,Tracy Mcgrady ve Allen Iverson'ın gelecek sezon oynadıkları takdirde dengeleri değiştirecek bir performans sergilemelerini bekliyor musunuz?

Orkun çolakoğlu:Hayır.


PD:Celtics Ray Allen'ı kadroda tuttu,ayrıca Jermaine O'neal'ı kadrosuna ekledi.Celtics gelecek sezonda bir sürpriz yapabilir mi?

Orkun çolakoğlu:Sürprizden kasıt şampiyonluksa, bu bence büyük bir sürpriz olmaz. Geçen sene Celtics finalde üç maçı evinde, dördünü deplasmanda oynadı ve netice deplasmanda oynadıkları son maçın son anlarında belli oldu. Bu demek değil ki saha avantajı onlarda olsaydı kazanırlardı, bunu bilemeyiz ama çok yaklaşmışlardı. Çekirdeğin büyük bölümü yaşlanıyor belki ama Rondo da iyiye gidiyor. Robinson’ın takım içinde daha rahat olacağını ve O’Neal’ın kontratın üzerine yatmayacağını varsayarsak, Perkins döndükten sonra süper düzeyde olmasa da iyi bir bench’leri olacak. Delonte West’i de alabilirler.


PD:Nowiztki Dallas'la yeniden anlaşma sağladı.Dallas 2006'da finalde kaybettikden sonra her sene iddaalı bir şekilde gidiyor,ancak play-offlarda hüsran yaşıyor.Sizce bu sezon diğer sezonlardan farklı olur mu ve bu başarısızlığın sebebi nedir?

Orkun çolakoğlu:Şimdiden bakınca bu sezon da şampiyon olabileceklerini düşünmüyorum. Başarısızlığın sebebi, Nowitzki’nin arkasında net bir ikinci adam olmaması ya da o role soyunanların yeterli olmamaları. Kidd’i saymıyorum çünkü o bu yaşta öyle bir rolde olamaz zaten, buna kalkıştığı da yok. Howard ve Butler o gömleği dolduramadılar. Terry hiç olamaz. Ve bu üç oyuncu da çok istikrarsız olduklarından beraber, ikili olarak bir destek güç ortaya koyamadılar çoğu zaman.



PD:Atlanta'nın Joe Johnson'a maximum kontrat vererek takımda tutmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Orkun çolakoğlu:Aman geldiğimiz noktadan düşmeyelim diye panik yaptılar ama aslında geldikleri önemli bir nokta yoktu. Johnson Atlanta’nın bu seneki son maçında yuhalandı kendi taraftarlarınca. Kesinlikle maksimum kontratı hak eden bir oyuncu değil, hele 29 yaşındayken. Birinci adamı Johnson olan bir takım şampiyonluk adayı olamaz. Bu kadroda da Johnson’ı ikinci adamlığa itecek birisi yok.


PD:Steve Blake'in Lakers'a katılması hakkında neler düşünüyorsunuz?

Orkun çolakoğlu:Çok iyi transfer, hem ihtiyacı karşılama hem de fiyat bakımından. Payton’dan bu yana ilk kez pas özelliği yeterli bir oyun kurucusu olacak Lakers’ın. Skorer değil belki ama şutör ve bu yeterli. Çok çabuk değil ama savunma ciddiyeti Farmar’la kıyaslanmaz bile. Fisher’dan daha fazla süre alması muhtemel.


PD:Kısa bir süre önce Hidayet açıklama yapmış,takasını istemişti.Sonuç olarak Phoenix Suns'a katıldı.Sizce Phoenix Hidayet için ne kadar uygundur,Hidayet Phoenix'de oyun karakterini yansıtabilir mi?

Orkun çolakoğlu:Hidayet’in oyun karakterinden kasıt Orlando’da izlediğimiz oyun karakteriyse, hayır yansıtamaz. Daha çok Rashard Lewis gibi oynamak durumunda olacak Hidayet. Yine de Toronto’dan daha mutlu, huzurlu olacağı bir ortamda. Savunmada takımın en ağır görevini üstlenecek çoğu zaman ama hücum bakımından iyi bir sezon geçirebilir.


PD:Lebron James'e gelirsek,Espn kendisine 45 gün önceden "Nereye Gidecek" konusunda bir web sitesi açmıştı.Sonuç olarak kararını Miami Heat yönünde kullandı.Genel olarak Lebron'un karakterine uygun olmayan bir tercihmiş gibi gözüküyor.Fikirleriniz nelerdir?

Orkun çolakoğlu:Miami’ye gidip Wade’le birlikte oynamayı tercih etmesi şaşırtıcı olsa da bence eleştirilemeyecek bir karar. İzleyicilerin başka beklentileri olabilir ama bu tercihinde bir yanlış yok. Sorun o tercihi açıklama şeklinde ve açıklarken kullandığı ifadelerde. Bu kararın bu şekilde açıklanması Cleveland’a büyük bir saygısızlıktır. Ayrıca açıkça eski takım arkadaşlarının yeterli olmadığını ima etti, ki doğrudur değildir ayrı konu ama yıllardır arkadaş olduğu insanlara satır aralarında da olsa böyle laf sallamış olması hiç hoş değil. Şimdi kankaları diye lanse edilen Bosh ve Wade’le bile ayırdı kendisini bütün bu şovla. Baştan aşağı pazarlama faciası. Etrafında güya onun pazarlamasıyla ilgilenen bir sürü insan varken böyle bir faciaya imza atılmış olması da ayrı bir komedi.



PD:Lebron-Wade-Bosh.Böyle yan yana koyunca her şey çok güzel gözüküyor.Sizce aralarında uyum problemi yaşanabilir mi?

Orkun çolakoğlu:Aralarında bir huzursuzluk olacağını sanmıyorum ama Wade ve James’in ne zaman hangisinin devreye girmesi gerektiğini çözmeleri zaman alabilir. İşler iyiyken çatır çatır oynarlar ama kritik bir dakikada, maçın sonu yakınken, takım ritmini kaybetmişken kafalar karışacaktır. Bosh zaten bir tamamlayıcı, daha fazlasını beklemesin bence.



PD:Ömer Aşık ve Semih Erden'in NBA'de tutunma olasılıklarını nasıl görüyorsunuz,nasıl sürelerde şans bulabilirler?

Orkun çolakoğlu:Ömer daha elverişli bir ortamda diyebiliriz ama önündeki Noah’nın Ömer’le yan yana oynayacak tipte bir oyuncu olamaması önemli bir sorun. Ve Noah sakatlık problemleri yaşamadığı sürece maç başına 35+ dakikası cepte diyebileceğimiz bir oyuncu. Dolayısıyla Ömer’e başlangıçta kendisini gösterebilmesi için çok da fazla süre kalmayacak. Ömer’in daha fazla süre alması biraz Noah’nın orta mesafe şut geliştirip 4 numara oynayabilir hale gelmesine bağlı. Eğer bunu yapabilirse, bugüne kadar savunmadan sorumlu yardımcılık görevi yapan koç Thibodeau ikisini birden aynı anda beşte oynatabilir. Ama bu dakikalar da çok fazla olmayacaktır. Semih ise ilk beş pivotu belki yeni yıla kadar oynayamayacak olan bir takımda ama Celtics’te de çizgiler biraz daha net çizilmiş durumda. Perkins yokken bile önünde O’Neal ve Davis olacak. Ama O’Neal maç başına 40 dakika oynayabilecek durumda değil, Davis de pivot oynamak için kısa kalıyor ve o da kısıtlı sürelerde 4 numara pozisyonu dılında oynayabiliyor.Perkins dönüp form tutana kadar bu şansları iyi değerlendirmeli Semih. Eğer Shaq’ı alırlarsa işi iyice zorlaşacaktır.


PD:Clippers'ın Del Negro'yla birlikte Play-off şansını nasıl görüyorsunuz?

Orkun çolakoğlu:Epey bulanık görüyorum.


PD:Rudy Gay Memphis'den 5 yıllık 80 md'lık kontrat kaptı.Sizce Gay bir takımı taşıyabilir mi ve bu kontratı hak ediyor mu?

Orkun çolakoğlu:Gay yanındakileri de yükseltebilen bir oyuncu değil. Böyle oyuncular taşıyıcı olamazlar. Taşıyıcı olamayan oyuncu da maksimum kontrat almamalı.


PD:Lakers sezon başlamadan önce Barcelona ile karşılacak.Bu tür organizasyonları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Orkun çolakoğlu:Avrupalılar Lakers’ı görme şansı yakalayacak, dolayısıyla güzel.


PD:80'lerin sonunda Jordan-Bad Boys münakaşasını biliyoruz.Şu anda yıldızlara çok mu ucuz fauller çalınıyor?Ayrıca NBA hakemlerini değerlendir misiniz?

Orkun çolakoğlu:Bad Boys dönemini yaşayarak değil, birkaç yıl sonra izleyebildim, o yüzden kıyaslama yapmayayım ama şimdilerde NBA’de genellikle ucuz faul çalındığına katılıyorum. NBA hakemlerini fazlaca istikrarsız buluyorum.


PD:Forumlarda,bloglarda yazılmış,tartışılmış bir konudur.Bir de sizin fikirlerinizi alalım.Kobe Bryant ve Michael Jordan'ı karşılaştırmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Orkun çolakoğlu:Gayet doğal. Şu ana kadar yaptıklarını tartıya koyarsak Jordan elbette daha büyük oyuncu ama Kobe’nin de kariyeri devam ediyor, henüz 32 yaşında. Çok daha fazla başarı kazanabilir. Farklı dönemlerde oynamış iki oyuncuyu bireysel istatistiklerle karşılaştırmak %100 sağlıklı değil, o yüzden Kobe’nin bireysel istatistiklerde Jordan’ı yakalaması zor olsa da, sadece bununla bir karara varılmamalı.


PD:Ülkemizde düzenlenecek Dünya Şampiyonasına dönersek,sizce takımımız hakkındaki fikirleriniz nelerdir?Size göre gidebileceğimiz son nokta neresidir?

Orkun çolakoğlu:Takımın en negatif noktası, hemen her oyuncunun kötü birer sezonu geride bırakmış olması. Ama şampiyona yeni sezonun bir parçası olarak görülebilir. Grubu birinci bitirebilirsek, ki gayet mümkün, yarı finale kadar gelmemizi bekliyorum. İspanya ya da ABD’yi yenebilirsek ona şaşırırım.


PD:ABD başta olmak üzere,bir çok ülkenin yıldız basketbolcusu gelmiyor.Sizce bu turnuvanın kalitesini etkiler mi?

Orkun çolakoğlu:Gelmeyen oyuncular Kobe Bryant, LeBron James, Pau Gasol, Yao Ming, Andrew Bogut, Dirk Nowitzki, Tony Parker gibi oyuncular. Bu oyuncuların birçoğunun alternatifleri yok ülkelerinin kadroları içerisinde. Dolayısıyla tabii etkiler.


PD:Dediğimiz gibi bir çok yıldız ülkemizde olmayacak.Sizce biz turnuvayı nerede bitirirsek,kendimizi başarılı ilan edebiliriz?

Orkun çolakoğlu:Bence yarı finali görmeliyiz.


PD:Türkiye Basketbol Ligi hakkındaki fikirleriniz nelerdir?

Orkun çolakoğlu:Beşiktaş ve Galatasaray da Fenerbahçe’nin ölçeğinde bir sponsor desteği bulamazlarsa ya da en azından mevcut sponsor paralarını akılcı biçimde ve sadece basketbol için kullanmazlarsa maalesef zevksiz bir lig olmaya devam edecek. Beşiktaş ve Galatasaray’ın Fenerbahçe’yle yarışacak düzeyde olmamaları Fener taraftarının ilgisini bile olumsuz etkiliyor.


PD:Fenerbahçe Ülker yerli ve yabancı iyi transferler gerçekleştirdi.Hedefleri ise Euroleague Final-four.Sizce bu hedefe ne kadar yakınlar?

Orkun çolakoğlu:İlk senede bunu başarmak bence sürpriz olur. Çok kolay bir hedef değil bu, sadece dört takımlık yer var ve Avrupa’daki ağır toplar malum. Ancak taşlar dizilmeye devam ederse iki-üç yıla neden olmasın?


PD:Basketbolla ile ilgili yazar,spiker olmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

Orkun çolakoğlu:Bu işin belirli bir formülü yok maalesef. Çok basit olacak ama her şeyin ötesinde en büyük gereklilik bu olduğu için, bilgili olmak ve bu bilgiyi düzgün aktarabilmek gerekiyor. Bunun da başlangıcı okumak.


PD:Batug.com dışında yazılarını takip ettiğiniz site ve yazar var mı,varsa kimler?

Orkun çolakoğlu:Takip ettiğim yerli/yabancı birçok yazar var. Birilerini unutmaktan çekindiğim için affınıza sığınarak Türkçe kaynaklardakileri saymaya kalkmıyorum. Yabancı kaynaklarda en dikkatli takip ettiğim yazarlar ESPN’den Bill Simmons, Yahoo Sports’dan Adrian Wojnarowski ve OC Register’dan Kevin Ding.


PD:Blogları takip ediyor musunuz?Hangileri?

Orkun çolakoğlu:Salsa, Konyalı Portlandlılar, Ball Don’t Lie. Ayrıca ağırlıklı olarak futbol yazsa da zaman zaman NBA’e de yer veren, değerli arkadaşım Emre Özcan’ın blogu Tardini Büfe’yi de saymalıyım basketbol grubunda.


PD:Net üzerinden basketbolla ilgili oyun oynarmısınız?

Orkun Çolakoğlu: İnternet üzerinden Yahoo'nun fantezi NBA oyununu oynuyorum.


PD:NBA Tv’de maç anlatmak nasıl bir duygu?

Orkun Çolakoğlu: Güzel elbette ama sorumluluk da yüklüyor.


PD:Son olarak,Yazarlıkta örnek aldığınız isimler oldu mu?

Orkun Çolakoğlu: Örnek aldığım, onun gibi yazayım dediğim birisi olmadı ama bana yazarlığı sevdiren çok kişi oldu. Tek tek isim vermeyi sevmiyorum çünkü atladıklarım olabilir.

PD:Klasik bir soru olacak,önümüzdeki sezon NBA,TBL ve Dünya Şampiyonasındaki şampiyonluk adaylarınız kimler?

Orkun çolakoğlu:Lakers, Fenerbahçe, ABD.

Orkun Çolakoğlu'na çok teşekkür ediyoruz..

Çarşamba, Temmuz 07, 2010

Röportaj: Nejat Sayman


Potasıdelik olarak Sinan Güler ve Hakan Köseoğlu röportajlarından sonra üçüncü röportajımızı da yayınlıyoruz.Nejat Sayman'a tekrar teşekkür ediyoruz.

PD: Nejat Sayman’ı bu zamana dek basketbolla iç içe biri olarak tanıdık. Peki bize basketbol hayatınızın nasıl başladığınızı anlatır mısınız?

N.S: 14 yaşında basketbola Fenerbahçe’de başlayıp 24 yaşında Paşabahçe’de aktif sporculuk yaşamımı noktalayıp antrenörlüğe döndüm. Bu arada 2 yıl Taç Spor forması ile 1.ligde oynadım. Turhan Koray’ın yedeği olarak.23 yıllık antrenörüm. Paşabahçe,Efes Pilsen,Ülker,Galatasaray,Beşiktaş,Antalya Muratpaşa Belediyesi ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde antrenörlük yaptım.


PD: Basketbol dışında neler ilginizi çekiyor? Neleri yapmaktan zevk alıyorsunuz?

N.S:Öncelikle müthiş bir korku filmi izleyicisiyim.Çok küçük yaşlardan beri büyük bir keyifle izlerim korku filmlerini.Adrenaline çok küçük yaşta alışınca insan bundan vazgeçemiyor.Sanırım 5000 civarı korku filmim var arşivimde.Bunun dışında tenis oynamak,yurt dışı seyahatleri,alışveriş ilgi alanlarım.Birde 5 serisi BMW’ler…

PD: Şu an herhangi bir takım çalıştırmayı düşünür müsünüz?

N.S:Aslında son yıllarda vizyonum iyice değişti. Basın-medyadaki 10 yılım beni artık antrenörlükten çok Genel Menajerliğe doğru itiyor. Ya da sportif danışmanlık. Çok birikimim oldu. Avrupa ve Dünya basketbolunu iyi bildiğimi düşünüyorum. Kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum. Antrenörlük yapacaksam genç oyuncuları Beko Basketbol Ligine hazırlamak tipi bir görev olmalı. A takım Koçluğunda hiç gözüm olmadı ama bire bir oyuncu hazırlamak benim uzmanlık alanım.

PD: Ligimizin kalitesinin arttığını düşünüyor musunuz? Bize göre oluşan yüksek bütçelere bakıldığında, Avrupa ve Türkiye bazında çok daha farklı olmalıydık.

N.S:Ligin kalitesi oyuncu isimleri bazında artıyor ama oynanan basketbol tatmin etmeyince biraz seviye düşmüş oluyor. Ve yabancı oyunculara ödenmeyen paralar onların erkenden ülkemizi terk etmelerine ve imaj kaybetmemize neden oluyor. Yine de Avrupa’nın en iyi 2-3 ligi içindeyiz.

PD: Ligimize Banvit’ in geçtiğimiz sezon yaptığı gibi bir atılımı yapabilecek olan bir takım daha katıldı. Trabzonspor hakkında söyleyebilecekleriniz neler?

N.S:Banvit gerçekten müthiş işler yaptı. Başarılı olmasının dışında 3 tane genç oyuncuyu lige kazandırdı.Orhun Ene’yi ayakta alkışlıyorum. Adım adım milli takım Koçluğuna ilerliyor.Trabzonspor’un gelişi ise çok mutluluk verici.Çünkü Trabzon şehri net bir spor şehri.Her şey spora endeksli.Basketbolu taraftarın iyice öğrenmesi 2 sezon alır.Dolu tribünler önünde basketbol çok keyifli oluyor.Umarım Trabzonspor Avrupa’da oynama fırsatı bulur.

PD: Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen’in Euroleague’de başarı sağlayamamasının nedenleri nelerdir?

N.S:Tamamen yanlış kadro kuruluşu diyebilirim. Efes Pilsen 2 yıl Euroleague’de mutasyona uğramış 4 numaralarla oynamaya çalıştı ve başarılı olamadı. Shumpert ve Nachbar çok iyi 3 numara ancak 4 için çok yetersiz kaldılar.

Fenerbahçe ise transferi Tanjevic’e bırakmayınca kaostan kurtulamadı.

PD: Kulüplerimizin her sene kadrolarında büyük bir revizyona gidişi ve kadro istikrarı sağlayamamaları kötü bir durum değil midir?

N.S:Kesin doğru tespit.Bunun için biraz Avrupa’daki istikrarlı ekolleri incelemek gerek.Partizan gibi müthiş bir örnek varken sürekli tuhaf şekilde bütçe arttırıp işleri daha da kötüye sürüklemek yöneticilerimizin yetersizliğini kanıtlıyor.Pahalı oyuncu transferi nedense çok cazip bir hal aldı ülkemizde !!

PD: Efes Pilsen’in kapatılması konusundaki düşünceleriniz neler?

N.S:Tamamen saçmalık diyebilirim. Tuncay Özilhan dahil kimsenin gücü bu ülkede Efes Pilsen’i kapatmaya yetmez. Yurt dışında devletler bazı takımları destekliyor. Örnek vermek gerekirse tüm Sırbistan Partizan’ı, tüm İsrail Maccabi’yi ve tüm Rusya CSKA Moskova’yı maddi manevi desteklerken bizdeki durum trajikomik. Hükümetten destek filan istemiyoruz.Köstek olmasınlar yeter !

PD: Efes Pilsen’in üst üste koç değişikliğine gitmesini nasıl buluyorsunuz?

N.S:Efes’in bugün içinde bulunduğu sarsıntı öncelikle idari bazda son derece kötü yönetilmesidir. Avrupa’da bu imkanlarla bu kadar az şey üretebilen başka bir takım yok. Yöneticiler kendi başarısızlıklarını kapatmak için sürekli koç değiştirip suçu onlara atıyorlar. Koçlar hatasız mı? Hayır tabiî ki… Ancak koç hatalarını olaya müdahale ederek ve konuşup çözemeyen yöneticiler varsa orada hiçbir şey olmaz.

PD: Televizyonlarda uzun zamandır yorumculuk yapıyorsunuz. Yorumculuk yaptığınız maçlardan, güzel bir anı anlatabilir misiniz bizlere? :)

N.S:Net aklıma gelen bir şey yok.Ancak uzun seneler Euroleague yorumculuğu yaptım ve acı-tatlı birçok maç sonu yaşadık. David Blatt zamanında Amerikalıların terk ettiği Efes Pilsen’in 8 kişiyle Belgrad’da Partizan’a karşı verdiği mücadele aklımda en fazla kalan anı oldu. Sırplar’ın verdiği medeniyet dersi, olağanüstü güvenlik önlemleri ve taraftarın müthiş desteği unutulur gibi değildi.

PD: 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’ndan seyirci, salon ve Türkiye konusundaki beklentileriniz nelerdir?

N.S:Biletler şimdiden bitti. Litvanya ve Rusya’nın dahil olması turnuvanın seyirci açısından çok renkli geçeceğini kanıtlıyor. Organizasyon işinde Avrupa’da bence 1 numarayız. Salonlarda dahi bir sorun yaşanmayacaktır. Ben bir çok şeyi eleştirsem de konu Milli Takım olduğunda egolarımı rafa kaldırabiliyorum. Bu bizim takımımız ve Sırplar, İsrailliler ya da Ruslar gibi kalpten tüm camia olarak destekler ve köstek olmazsa başarılı oluruz.

PD: Yeterince reklam yapılamadığı görüşündeyiz. Sizce yeterli mi yapılanlar?

N.S:Daha 50 gün var ve biletler bitti…demek ki yeterince reklam yapılmış…TV yayınları hazır bekliyor.Başka ne yapılabilir bilemiyorum…..

PD: Birçok yıldızın gelmeyecek oluşu turnuvanın seyrini nasıl değiştirir? Nispeten daha düşük şanslı ülkelerin (Slovenya, Sırbistan, Türkiye vb.) yararına mı olur?

N.S:Olabilir tabii.Bu durum Amerika’nın konumunu değiştirmez.Amerika NBA’den hangi kadro ile gelirse gelsin altın madalyayı takıp gider.Çünkü rakiplerde de müthiş kayıplar var.Özellikle en büyük rakibinde Pau Gasol yok…

PD: NBA’ de takip ettiğiniz ve hayranı olduğunuz özel bir takım var mı?

N.S:NBA ile çok ilgilenemiyorum çünkü yaşam şeklimi değiştirmem gerekiyor.Sabaha karşı kalkıp izlenen maçlar tüm vücut dengesini bozuyor.Çok zor bir iş.Bana göre değil.Ben 80’li yıllardaki müthiş Jordan fanatiklerindenim ve o zamandan beri Chicago’yu hiç terk etmedim.Bir gün yine kupayı kaldıran takım olacağız.

PD: NBA’ de oynanan basketboldan mı yoksa Avrupa’da oynanan basketboldan mı daha fazla zevk alıyorsunuz?

N.S: Kesinlikle Avrupa. NBA’de sadece play-off dönemi keyifli ve gerçek oluyor. Onun dışındaki dönem çok yavan geliyor bana. Avrupa’da sertlik ve taktiksel ağırlık bana çok daha fazla keyif veriyor.Belki de koç olmam nedeniyledir.

PD: Son olarak, bize Avrupa basketbolunda en çok beğendiğiniz (şu anda), en çok gelecek vadeden ve en unutamadığınız oyuncuları söyler misiniz?

N.S:2 yıldır Türk yönetici ve antrenörlerine Nemanja Bjelica’yı anlatıyorum mutlaka alın diye.Ancak herhalde anlatamamışım.Yeni KUKOC diyorlar şimdi.Barcelona-Benetton gibi takımlar fark ediyor ve Türkiye ayakta uyuyor.Çok yazık !!!

Golubovic çok iyi pivot… Ben olsam Fener’e alırım… Ya da Efes’e… Mozgov 10 yıl ortalığı silip süpürecek… Bakalım Türk takımları ne zaman uyanacak?

Teşekkürler Nejat Sayman…


Cumartesi, Temmuz 03, 2010

Röportaj:Sinan Güler



Zaten dergide de yayınlandı ama burda yayınlamasak ayıp olurdu tabii ki.


Fastbreak:Sinan Güler kendini 140 karakterle nasıl anlatır?

SG:Basketbol sahasi içinde doğup büyümüş, hayatının büyük bir parçasi basketbol olan, teknoloji duşkünu, yeni şeyler ögrenmeyi seven biriyim.


Fastbreak:Çok klasik olacak ama basketbola nasıl başladınız?

SG:İlk basketbol topunu ne zaman tutmuşumdur bilemiyorum. Ama hatirladiğim kadariyla abimle İTÜ'de antremanlara giderken Marsel Mori tarafindan yaşim geldigi zaman Minik Takim'a katılarak başladim.


Fastbreak:Basketbolsever bir aileden geliyorsunuz.Basketbolun içinde bir çocukluk geçirmenizin avantajları ve dezavantajları nelerdir?

SG:Ben açıkcası bir dezavantajı olduğunu düşünmüyorum.Sporun içinde büyümek bir sürü açidan avantajli olmuştur diye düşünüyorum hatta.Özellikle ailemin eğitimimde ve basketbol içerisindeki gelişimimde çocukluğum sırasında çok katkısı olmuştur.


Fastbreak:Güler kardeşler yıllardır "White Man Can't Jump" hipotezinin aksine işler yapıyor.Bunu neye borçlusunuz?Ekstra idman v.s?

SG:Kendi aramızda bu konudan bahsederken bile genetik olduğunu düşünüyoruz çünkü ikimizde benzer sekilde ziplayabiliyoruz ve ikimizde bu konuda ekstra bir çalışma yapmadık.


Fastbreak:Amerika macerası,size neler kattı?Bazı şeylerden ödün vermenize sebep oldu mu?

SG:Oyunculuğumdan kişiligime cok şey kattığını düşünüyorum.Orada daha fazla süre almak için yapmam gerekenlere daha fazla önem göstermeyi ogrendim,böylece savunmamin geliştiğini düşünüyorum.


Fastbreak:Basketbol yaşantınızda,"Keşke şunu yapsaydım" dediğiniz anlar oldu mu?

SG:Hayır olmadı.


Fastbreak:Parkede unutamadığınız bir anı var mı?

SG:Geçen seneki şampiyonluk anını ve ondan sonra yaşanan olayları(kötu olaylar olsada) pek kolay aklımdan çıkarabileceğimi düşünemiyorum.


Fastbreak:Solak olmanın ne gibi yararları var sizce?Veya dezavantajları?

SG:Savunmacına karşı değişik bir bakış açısı vermiş oluyorsun,seni ona gore savunmak zorunda oluyor ve bazen avantajları yanları oluyor.


Fastbreak:Sinan Güler'in harika bir savunmacı olduğu yadsınamaz bir gerçek.Savunma için ayrı bir çalışma yapar mısınız?Rakibe nasıl odaklanırsınız?

SG:Öncelikle teşekkur ederim..Önce dediğim gibi savunmaya olan inancım Amerika'da öğrendiğim bir şey. Fiziksel özelliklerimi ve oyunu okuma özelliğimi kullanarak bunu iyice geliştirdiğimi düşünüyorum.Oyunun belirli kısımlarında savunma açısından eksiklerimin olduğunuda düşünüyorum,mesela topsuz alanda yapılan pick ve cutlarda bazen bir adim geride kalıyorum.


Fastbreak:Şu ana kadar savunmakta en çok zorlandığınız kişi kimdir?

SG:Kişilerden çok,topsuz savunmaları yapmakta zorlandığımı söyleyebilirim.Toplu bir oyuncuyu tutmak daha kolay geliyor.


Fastbreak:Hangi tarz 2-3 numaralar sizi daha çok zorluyor?(Örneklendirirseniz,hızlı,atletik v.s)

SG:Çabuk hareketlenebilen ve suta çabuk çıkabilen oyuncular diyebilirim.Birde benden fiziksel olarak üstun olan 3 numaralar zorluyor diyebilirim.


Fastbreak:Oyununuzda "Şunu geliştirmeliyim"dediğiniz şeyler nelerdir?

SG:Şutumun daha istikrarlı olması gerektiğini düşünüyorum en başta. İkinci olarak da savunmada topsuz oyuncuyu daha iyi savunmanın yollarını öğrenmem lazim. Fiziksel olarak bu konuda daha guclu ve cabuk olmalıyım.


Fastbreak:Bu röportajı duyurduğumda çoğu soru Beşiktaş'la ilgili oldu.Basketbolseverler sizi Beşiktaş'ta tanıdı.Beşiktaş yıllarınız nasıl,taraftarlarla bağınızdan söz eder misiniz?

SG:Besiktaş'ta Amerika'da oynadığım senelerden once Genc takımda ve A takımda oynama şansını elde etmistim.Daha sonrada Daçka'da geçirdiğim senenin sonrasinda Besiktaş'a geri dönmek benim için cok büyük bir sanşti.O sezonda taraftarın destegi ile hem ligi birinci bitirmiştik hem de Uleb kupasında ilk 8'e kaldik.O sene kurulmus olan takımın icerisindeki bağ,takimin taraftarla birlikte yarattığı enerji ve geçirdiğimiz sezona bütün olarak baktığımizda kariyerimde önemli bir yere sahip olduğunu dusünüyorum.Akatlar'da oynadığımız Kızılyıldız, Hemofarm ve Fenerbahçe Ülker maçlarında hissettiğim heyecani her hatirladığımda hala yaşıyorum.


Fastbreak: Gelelim Efes'e, öncelikle hepimizin istemediği olaydan başlayalım. Efes Pilsen'in kapatılmaya çalışılması hakkındanedüşünüyorsunuz ?

SG: Başlı başına yanlış bir karar olur diye düşünüyorum. Efes Pilsen'in Türk basketboluna kattıklarını tekrarlamama gerek yokdiye düşünüyorum fakat Avrupa'da ve Amerika'da bu tarz sponsorlukların yapıldığını görüyoruz. Dünyanın en çok izlenen spor olaylarından biri olan Super Bowl'a en çok reklam veren ürünlerden biri bira mesela. Ayrıca 35 senedir basketbol sahasında olan ve Türkiye'de Koraç kupasını kazanan tek takım olan Efes Pilsen hakkında bahsederken kimse ne ürünü olduğu hakkında çağrışımlarda bulunmuyor. Herkes Efes sayesinde basketbolu ne kadar sevdiklerini ve onları sahaya çeken şey Efes Pilsen forması giyen basketbolcuların yaptıkları olmuştur diye düşünüyorum.


Fastbreak: Röportajın zamanı gerçekten çok anlamlı oldu. Efes Pilsen'in final serisini kaybetmesindeki en büyük etken neydi sizce ?

SG: Bence bu serinin mücadele kısmında yeteri kadar etkili olamadık diye düşünüyorum.


Fastbreak: Efes Pilsen'in final serisinde 4.maçta 18 sayıdan maç vermesinde en büyük etken neydi sizce ?

SG: FenerbahÇe Ülker'in uyguladığı presle yaptığımız top kayıplarının geri dönüşünde yakaladıkları rüzgar çok etkili oldu.


Fastbreak:Ergin Ataman çok Fastbreak: Ergin Ataman çok eleştirildi, geçtiğimiz günlerde de görevden ayrıldı. Onun hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?

SG: Ergin abi beni Türk basketbolunda bulunduğum yere getirmiştir. Besiktaş'ta oynarken bana güvenmesi ve daha sonrasında bu güvenini tekrar gösteren bir şekilde beni yanında Efes Pilsene'e getirdi ve yeri geldiği zaman bana önemli şanslar verdi. Antrenör olarak Efes Pilsen'in ve Türkiye'nin yetiştirdiği önemli antrenörlerden biri olduğunu düşünüyorum.


Fastbreak: Biraz soğuk bir soru olacak ama sormak istiyorum yinede. Efes Pilsen'in Avrupa'daki tüm maçlarını izledim şahsen. Yabancı oyuncular istedikleri zaman oyunda olmayınca sorun çıkarıyorlar, siz ise süre almayı hak ettiğiniz(Benim fikrim gerçekten böyle) halde benchte oturuyorsunuz, burdan yola çıkarak Türk oyuncuların sesi daha mı az çıkıyor bu tip olaylarda ?

SG: Bence bu konuda böyle bir düşünce sahibi olmak yanlış. Kimin oynadiği tamamen antrenöre bağlı bir karar olduğundan bu konuda benim genel olarak bir yorum yapmam yanlış olabilir.


Fastbreak: Milli takıma gelirsek, önümüzde Dünya Şampiyonası var. Şampiyonaya gelemeyecek yıldız sayısı her geçen gün artıyor(Son olarak Kobe).Sizce bu organizasyonun kalitesini düşürür mü ?

SG: Her ne olursa olsun, Türkiye için büyük bir firsat olduğunu düşünüyorum. Tabii ki de bütün dünyanın izleyeceği bu organizasyonda yıldız isimlerin olmayacak olması hayal kırıklığı yaratıyor ama bence çok zevkli bir organizasyon olacak.


Fastbreak: Gasol, Kobe, Parker, Nowitzki, Lebron, Wade, Bogut, Ming.. Bu gibi isimler turnuvada olamayacak. Sizce biz turnuvayı nerede bitirirsek, başarılı olduk diyebiliriz ?

SG: Bence bu konuda sabırlı olmalıyız. Öncelikle iyi bir avantajla gruptan çıkıp daha sonrasında da ceyrek finali hedeflemeliyiz. Çeyrek finale kaldıktan sonra Türk halkının desteğini alarak devamını getirebiliriz diye düşünüyorum.


Fastbreak: NBA'i takip eder misiniz? Hangi takımı desteklersiniz ? Beğendiğiniz oyuncular kimlerdir ?

SG: Eskisi kadar takip etmiyorum açıkçası. NBA artık iyice takımlardan çok oyuncuların bireysel yeteneklerini gösterdiği bir yer oldu gibi geliyor. İstisnalar var tabii ki de Boston Celtics, San Antonio Spurs, Los Angeles Lakers tarzı takımlar. GinobiliNBA'de en beğendiğim oyunculardan biridir.


Fastbreak: Örnek aldığınız basketbolcular kimlerdir ?

SG: Piston Pete Maravich, Michael Jordan, Manu Ginobili ve abim Muratcan Güler.

Sinan Güler'e teşekkürler..

Röportaj:Mert Aydın

Salı, Haziran 15, 2010

Röportaj:Hakan Köseoğlu



Hakan Köseoğlu'yla yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.Politik cevaplar da içersede dürüstce düşüncelerini paylaştı Hakan Köseoğlu.Teşekkürler kendisine..

PD:Hakan Köseoğlu basketbol sahasının dışında nasıl biridir,neler yapmaktan hoşlanır?

HK:Hakan Köseoğlu basketbol dışında gezmeyi,kitap okumayı ve dinlenmeyi seven biridir.



PD:Çok klasik olacak ama basketbola nasıl başladınız?

HK:Basketbola abimin ve etrafımdaki arkadaşlarımın basketbola bakış açıları ile baŞladım.




PD:Ailenizin basketbol oynamanıza bakış açısı nasıldı?

HK:İlk başladığımda ne olacağını bilmedikleri için ilerisini göremiyorlardı zaman gectikçe onlarda bana destek oldular her zaman.




PD:Unutamadığınız bir basketbol anınızı paylaşır mısınız?

HK:Aslında bir çok anım var ama en son Oyak maçında attığım uzun mesafeli üçlük hala akıllarda yer edinmiştir sanırım:)




PD:1998'de Daçka'da başlayan bir 1.lig serüveniniz var.Sizce ligimizin eksik yanları nelerdir?

HK:İlk oynamaya başladığım seneler ligimizde daha kaliteli oyuncular vardı takımlarda daha üst seviyelerdeydi,artık efes ve fenerbahce dışında takım kalmadı artı federasyon destekli takımlar var bunun neticesinde ligimizin kalitesi oldukca düştü.Kaliteyi artırmak ve yabancı sayısını düşürmek gerekli bence.



PD:Son 3 sezondur Beko Basketbol Liginin asist kralısınız.
İstatistikler sizin için önemlimidir?
Ve ligimizin elit guardlarından biri olarak büyük takımlarda oynamamanızı neye bağlıyorsunuz?

HK:istatistikler her antrenör ve oyuncu için önemlidir.Ama Türkiye'de işler ahbap-çavuş ilişkisinde yürüdüğü için istatistiğe önem veren koç yok.Benim büyük takımlarda oynama şansım her zaman oldu ama ben oynadığım takımlarda memnunum o yüzden sorun yok...



PD:Açıkcası ligimizde şöyle bir durum var.Her sene kadrolar inanılmaz değişiyor.Sizce takımlarınız niye böyle bir yapılanmaya gidiyor,bu takımlara nasıl yansıyor?

HK:Koçların istedikleri sistemi oturtamamasını sağlıyor.Acemice yapılan koc hatalarından dolayı günlük performansa bakılıyor her şey.Tabii birde takımların bütçeleri yüksek rakamlarda olmaması.



PD:Bu durum oyuncularda da adapte sorunu ortaya çıkarmaz mı?

HK:Her sene farklı takım ve ortamda bulunmak bir oyuncu için gerçekten çok zor.




PD:Geçtiğimiz sezonu Erdemirspor'da geçirdiniz,Ereğli ve Erdemirspor sizde nasıl bir izlenim bıraktı?
HK:Erdemir de çok güzel bir sezon geçirdim bireysel olarak.Ereğli gerçekten cok şirin ve güzel bir ilçe.Orda bulunmaktan ve oynamaktan büyük keyif aldım.



PD:Şu ana kadar Daçka,Kepez,Erdemir,Karşıyaka,Tuborg gibi takımlarda oynadınız.Hangisi sizin için en unutulmazdı?
Şu ana kadar çalışmaktan en çok zevk aldığınız koç kimdir?

HK:Hepsinin yeri ayrıdır benim için.Ayrım yapmak gerçekten zor.



PD:Son 4 sezondur Efes Pilsen-Fenerbahçe Ülker final oynuyor.Sizce bunun temeli ne?(Bütçe farkları mı?)
HK:Bütçe farklılıkları en büyük etken zaten.



PD:Sizce oyununuzun hangi taraflarını geliştirmelisiniz?Eksik yanlarınız nedir size göre.

HK:Skor anlamında kendimi biraz daha yukarılara taşırsam beklentileri daha olumlu karşılayacağıma inanıyorum.


PD:Diğer basketbol liglerini,NBA'i takip eder misiniz?

HK:Avrupa liglerini takip ederim ve severimde avrupa basketbolunu.



PD:Efes Pilsen'in kapatılmaya çalışılması hakkında neler düşünüyorsunuz?

HK:Yanlış oldugunu düşünüyorum ve bu yanlıştan dönüleceğini de umut ediyorum.



PD:Ligde karşınıza hangi savunmacı veya hangi tip savunmacılar çıkınca zorlanırsınız?

HK:Hiç birine karsı zorlanmıyorum güçlü ve kuvvetli yanlarımı bildigim için sorun yasamıyorum.



PD:Yeni sezonda hangi takımın formasını giyeceğiniz şuanlık netlik kazanmadı bildiğimiz kadarıyla.Bununla ilgili bir şey söylemek ister misiniz?

HK:Şu an için erken bekleyip görücez.


PD:Son olarak örnek aldığınız basketbolcular kimlerdir?

HK:Naomoski'yi örnek alırdım önceden,ayrıca Steve Nash'i çok beğeniyorum


Teşekkürler Hakan Köseoğlu..

Cumartesi, Haziran 05, 2010

TBF'nin Ertuğrul Erdoğan Röportajı


TBF,Fenerbahçe Ülker'i şampiyonluğa taşıyan Ertuğrul Erdoğan'la röportaj yapmış.Buradan Ulaşabilirsiniz.

Cuma, Haziran 04, 2010

Sinan Güler'e Sorun


Arkadaşlar Potasıdelik olarak yeni bir hizmet başlatıyoruz.Sinan Güler gibi ünlü sporcularla röportajlarımız olacak.İlk evet diyen Sinan Güler oldu.Çok teşekkür ediyoruz kendisine.Sorusu olan bu başlık altından veyahut potasidelik@gmail.com 'a mail olarak atsın.