A Milli Takım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A Milli Takım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Eylül 13, 2010

12 DEV YÜREK Teşekkürler

Büyük yürüyüşümüz bu gece ABD yenilgisiyle sonlandı.8'de 8 yapıp finale geldikten sonra çok umutlanmıştık altın madalya için.Neden olmasın demiştik.Bir ilk niye yaşanmasın ki?Çünkü birçok kez bu takımla ilkleri başarmıştık.İlk kez finale çıkmıştık ilk şampiyonlukta ilk finalde neden gelmesin ki diye düşünüyorduk hepimiz.Başa baş giden ilk çeyrek ardında Hido'nun gelen sakatlığı, Ersan'ın forumsuzluğu 2. çeyrekte birazda olsa bileğimizi bükmüştü ancak devreye giderken 8 sayılık bir fark ile mağlup durumda iken soyunma odasına umutlu bir şekilde gidiyorduk.

Belkide Hido'nun o talihsiz sakatlığı ve 2. yarıya başlayaması bu sefer bileğimizi değil belimizi bükmüştü.Tanjevic'den ağırlıkla benchden gelen beşde ısrar edince farkda açıldı.Bir dahada kapanmadı maçın sonuna kadar.

Karşı tarafta durdurulamaz bir Durant vardı o yünden hakkını vermek lazım.Biz ise pota altında resmen ezilmiştik.Hep diyorduk ya bu ABD bu pota altı oyuncularıyla çok zorlanır.Ona rağmen belkide bilemiyorum dünkü o müthiş yarı final maçının yorgunluğundan mıdır hem ribaund anlamında hemde pota altında skor bulma anlamında istediklerimizi yansıtamadık.

Olsun buraya kadar canını dişine takıp bizi finale taşıyan, bizi umutlandıran bu takım bir alkışdan çok daha fazlasını hakediyor.Ama bizimde elimizden daha fazlası gelmiyor.Bu takım tarihin en iyi ve en başarılı takımı istisnasız ve kendilerine yakışanı yapıp bize gümüş madalyayı getirdiler.Müthiş bir apoletimiz var şu anda.Koskoca Dünya ikincisiyiz arkadaş..Gönül isterdi şampiyon olalım ama olmadı.

12 DEV YÜREK bize bunları yaşattığınız için size çok çok teşekkürler..

Teşekkürler


Yaşadığımız bu heyecan için,tarihe vurduğunuz bu damga için,bu ülkede basketbolun gelişmesine katkılarınız için,final için,madalya için...Teşekkürler 12 Gümüş Adam.

Not : Maçla ilgili ayrıntılar vb. sabah yazılacak.

Pazar, Eylül 12, 2010

Amerika Nasıl Yenilir ?



Öncelikle dün teknik taktik bir şeyler yazamadık iki yarı final maçı içinde.Özellikle Türkiye maçında inanılmaz şeyler olması ve maçı izleyen herkesin ömründen ömür gitmesi,açıkçası kimsede 2 sayfa yazı yazma isteği bırakmadı.Ama bugün çok daha büyük bir gün.Bugün Türk spor tarihinin en büyük,en muhteşem,en heyecanlı günü.Dünya Basketbol Şampiyonası'nda final oynamamızın yanı sıra rakibin Amerika Birleşik Devletleri olması daha da değişik bir atmosfer yarattı.
Amerika finale gelene kadar bu yaz,hazırlık maçları dahil hiç kaybetmedi.Oynadıkları basketbol inanılmaz ve süpürücü bir basketbol da değildi.Sistemden uzak,atletik yetenekler ile oynuyorlar bildiğiniz gibi.Ancak bu atletik yetenek olayı bir Fransızlar ya da bir Afrikalılar gibi değil.Basketbolu bilen ve çok çok daha iyi şutör bir takım.Zaten şu ana kadar hücumdaki en büyük iki silahları dış şutlar ve kısaların aldığı savunma ribaundlarından sonraki fastbreakler.Fastbreak e çıktıklarında %80 oranında sayıyı bulabiliyorlar.Bir diğer artıları ise hücum ribaundlarında inanılmaz el kol sokmaları.Iguadola,Durant gibi oyuncular sürekli hücum ribaundu kolluyor.Kevin Love oyuna girdiğinde pota altında önemli işler yapıyor.



Peki hiç yenilmeyen Amerika'yı nasıl yeneriz ?

1-Kevin Durant'in kısmen kötü bir gününde olması gerekiyor.El üstünden çok fazla şut soktu bu turnuvada.Bunlarda yüksek isabet sağlamamasını bekleyeceğiz.Durant kiminle eşleşecek bir de o var.Fizik olarak ona yakın bir oyuncumuz yok 3 oynarsa.Ersan hariç.3 oynadığında Ersan tutacaktır.Ancak ayağı çok daha hızlı Ersan'dan.Durant 30 üstü atmadığı sürece sıkıntı olmaz.

2-Hücumda çok dikkatli olmamız gerekiyor.Hücumu 24 saniyeye yaymak lazım.Amerika en fazla 15 saniye savunmada kalabiliyor.Ondan sonra hücum istekleri yüzünden dengeleri bozuluyor savunmada.İşte burada çok iyi top çevirip boş şutları bulmamız lazım.Dengesiz hücumları çok çok az yapmak lazım.Çünkü dengesiz şutlar onların çok çabuk ribaund alıp fastbreak e çıkmalarını sağlıyor.Mümkün olduğunca topun içeri inmesi lazım.İçeriden dışarı çıkarılan toplarda etkili olabiliriz.

3-Maçın genelinde hangi savunmayı yapacağız merakla bekliyorum.Alan savunması öncelikli olacaktır.Alan savunmasına iyi hücum edemiyorlar,bu savunmaya karşı sürekli dış şut kullanıyorlar.Tempoları çok düşüyor.El üstü en çok sokan takım onlar ama onları ne kadar sette tutarsak o kadar iyi olacak.Dün Sırbistan bizi düşük tempoda tutarak yeniyordu.Bugün de bizim tempoyu sürekli düşürmemiz gerekiyor.

4-Sırbistan maçının ilk üç çeyreğinde gösterdiğimiz felaket şut yüzdesi bu maçta kesinlikle artmalı.Slovenya maçında inanılmaz şut soktuk,Sırbistan maçı arada geçiş olmuş olsun.Ersan'ın tutukluğunu atıp skor yapması lazım.Ersan skor buldukça iyi oynayan bir oyuncu.Konsantresi buna göre artıyor.Çünkü onun ribaundlardaki etkinliği çok önemli olacak.Savunma ribaundlarına mutlak suretle yardımcı olması lazım.

Kısacası bugün akşam bizim Amerika'ya karşı mükemmele yakın oynamamız gerekiyor.Bu Amerika yenilmez değil.Brezilya karşısında neredeyse kaybediyorlardı.Turnuvada zaman zaman çok zorlandıkları anlar oldu.Ancak hiçbir takımın nefesi yetmedi.İşte burada bizim takımımızın durumu çok önemli.Dün akşam çok efor harcadık.Psikolojik olarak çok yıprandık.Amerika rahat geldi.Muhtemelen yorgun olacağız.Ama bir 40 dakika daha 12 Dev Adam !

İnandık,altını alacağız,inandık şampiyon olacağız,inandık olimpiyat yoluna da koyulacağız !

Bir Sırpın Çaresizliği & Siniri

Şu anda tarif edilemez tüm Türkiye olarak duygularımız.Kerem'in 0.5 saniye kala o turnikeyi bırakması, Semih'in basket olabilecek bir topu, tüm hayallerimiz bir anda yıkabilecek bir topu parmaklarının uçlarıyla engellemesi hiçbirini anlatmaya kelimeler yetmez.

E birde olaya Sırplar gözünden bakmaya çalışıyorum ama bakamıyorum bir türlü :) İşte Sırpların belkide bu gece en çok can sıkan oyuncusu Teodosic'in sinir ve çaresizliği bir arada yaşadığı bu fotoğrafıda yayınlamak istiyorum.Hakemde bu sinirden nasibini almış bir anlamda.Tabi arkaplanda kalan sevinçten bir yumak haline gelmiş Millilerimizde karenin içinde.














Resim SalsaBasket'den, teşekkür ediyoruz..

FİNALDEYİZ ULAN!


Teknik taktik bişi yazmak istemiyorum,yarın ki maçıda düşünmek istemiyorum.Diğer arkadaşlar teknik taktik yazmak istiyorlarsa yazsınlar,içimden gelmiyor babalar.Bu günleri belki bidaha görmicem..

Son olarak:

GAZANDIK,BASKET,GAZANDIK,BASKET !!

Salı, Ağustos 31, 2010

Bir Daha Olmasın



Bu maçın önemini basketbolseverlere anlatmaya gerek yok.Grup liderliği için çok önemli bir maç.Yunanistan takımının bizi sevdiğini ve genelde mağlup ettiği bariz.İlk iki maçlarında çok zorlansalarda,bu birazcık kişisel rehavetlerinden kaynaklanıyor.Sonunda öyle böyle kayıpsız geldiler.İlk iki maçlarında oynamayan 2 adam var.Soko ve Fotsis.Sırbistanla oynanan hazırlık maçından ötürü ceza almışlar ve ilk 2 maç oynayamamışlardı.Çok diri olacak ikiside.Uzun rotasyonları ilk iki güne göre müthiş derinleşti.İkiside önemli uzun.Soko içeriden çok etkili,Fotsis ise iç dış dengesini iyi oynayan,tecrübeli ve NBA patentli bir oyuncu.

Yunanistan'ın ilk 2 gün dış atışlarda gayet başarısız olduğunu gördük.Diamantidis,asist yapsa da o ceza atışlarını sokamadı.Keza Zisis'de ikinci maçlarında sönüktü.Formda olan isim Vassilis Spanoulis.İlk 2 maçta 23.5 sayı ortalamasıyla oynadı.Bourosis ve Tsartsaris'i potaaltında durdurabiliriz.Ancak gelen 2 oyuncunun rakipte çeşitlilik yaratması biraz korkutucu.

Ben bu maçta Yunanistan'ın boş şutlarda verim alacağını düşünüyorum.Onun için Çin gibi bir maç boyunca alan savunması yapamayız.Adam adama savunmada Spanoulis'in driveları canımızı yakabilir.Ancak hep onlar bize ne yapabilir,diye bakmak da yanlış.Açıkcası formdayız.Hele Hidayet'in Rusya maçının son bölümünde yaptıkları bu maç için çok önemliydi.Geçen sene Eurobasket 09'da Yunanistan'a kaybettiğimiz maçta Hedo son çeyrek çok iyi oynasa da uzatma bölümündeki hatalarıyla cezanın kendisine kesilmesine engel olamamıştı.Ancak bugün Hedo gerçek anlamda iyi bir performans göstermeli.Hedo'yu muhtemelen Dimitris Diamantidis'le savunacaklar.Hidayet 10 cm uzun ve çok daha kalın bir oyuncu.Diamantidis'in ahtapot ve inanılmaz bir savunmacı olduğu doğru ancak Hedo'yu da küçümsemeyelim.Formda olunca neler yapabildiğini gördük.Lebron James'e karşı,Paul Pierce'a karşı,Andre Iguodala'ya karşı..

Kısaca Rusya maçının son 5 dakikasıyla ümitlendim ben-Hedo tarafından-.

Diğer oyuncularımız gerçekten iyi durumda.Sinan Güler'e bişiler yazmak lazım.Adam doping falan alıyor olmalı.O enerji nedir ya.Valla müthiş katkı yapıyor.

İşin teknik,taktik kısmından yana duygusal yanı var elbet.Hatta bu taraf daha ağır basıyor.Alttaki resimde gördüğünüz üzere..



Umarım kazanırız.Başarılar milli takıma.Ayrıca umuyorum ki herkes kırmızı giyer ve salon atmosferi muazzam olur.Bu maç Atina'da falan olsa ortamın nasıl olacağını tahmin edebiliyorum çünkü..

Çarşamba, Ağustos 18, 2010

Yunanistan Tarihi Fark Attı


Dünya Basketbol Şampiyonasının başlamasına 10 gün kala hazırlıklarını tüm hızıyla devam ettiren Yunanistan, yaptığı hazırlık maçında tarihi farka ulaştı. Yine Dünya Şampiyonasında yer alacak olan Kanada ile karşılaşan Yunanistan sahadan 123-49 galip ayrıldı. 74 sayı fark ile sahadan ayrılan komşu ekibi, 1980 yılında Lüksemburg'a attığı tarihi sayı farkı rekorunu da kırmış oldu. Maçta Schortsanitis 16 dakika oynamasına karşın 24 sayı üretmesi dikkat çekti. Kayseri'de grup mücadelesine çıkacak olan Kanada için ise işlerin iyi gittiğini söylemek zor gerçekten.

Cuma, Ağustos 13, 2010

A Milliler Sahne Alıyor


Adidas Cup'ta ilk defa sahne alan A Milli Takımımız şimdi de Almanya'daki özel bir turnuvaya katılacak.Beko Supercup adındaki turnuvaya katılacak ülkeler şöyle : Türkiye,Almanya,Litvanya,Hırvatistan.

Turnuvanın Programı :

13 Ağustos Cuma

Türkiye-Litvanya @ TSİ 22.00

14 Ağustos Cumartesi

Türkiye-Hırvatistan @ TSİ 22.00

15 Ağustos Pazar

Almanya-Türkiye @ TSİ 20.00

Canlı yayınlar SPORMAX tarafından yapılacaktır.

Salı, Ağustos 10, 2010

Kadro Analizi


2010 Dünya Basketbol Şampiyonasının başlamasına 18 gün kala kadro analizini yapmak gerekir. 10 Haziran günü açıklanan 15 kişilik kadro şöyleydi : Cenk Akyol, Cevher Özer, Engin Atsür, Ender Arslan, Kerem Gönlüm, Kerem Tunçeri, Sinan Güler, Oğuz Savaş, Ömer Aşık, Semih Erden, Ömer Onan, Fatih Solak, Evren Büker, Ersan İlyasova, Hidayet Türkoğlu. Bu 15 kişilik kadrodan şu ana kadar tek bir fire verdik : Engin Atsür. FIBA'nın yeni kuralına göre, takımlar turnuva boyunca kadrolarında 14 oyuncu bulundurabiliyor, 2 oyuncunun bench arkasında olması şartıyla. Yani takımızdan artık eksilen oyuncu olmayacak. Büyük bir heyecanla beklediğimiz turnuvadaki kadromuz böyle.

Kadroda Tanjevic'in asla vazgeçemediği Fatih Solak da var, Cenk Akyol da. Asıl önemli bölgeler ise oyun kurucu ve pivot. Oyun kurucularımız istikrarlı performans gösteremeyen, sık sık sakatlık sorunları ile karşılaşan oyuncular. Zaten şimdiden Engin Atsür'ün 4 ay, Ender'in de 10 gün sürecek sakatlık yaşamasından bu durumu net olarak anlıyoruz. Bu bölgede Kerem Tunçeri'nin istikrarlı olarak göstereceği performans ve Tanjevic'in Evren Büker'e vereceği süre, bizim turnuvadaki konumumuzu direkt olarak etkileyecektir. Uzun açısından ise büyük bir sorun gözükmese de, yapısal sorunlarımızın olduğu açık ve net. Ömer Aşık, Semih Erden, Kerem Gönlüm ve Oğuz Savaş'ın kesin olarak 12 kişilik kadroda yer aldığını düşündüğümüzde, şut atabilen bir 4 numaraya ihtiyaç olduğu net bir şekilde görülebiliyor. Bu durumda ise iki seçeneğimiz var; Ersan İlyasova ve Cevher Özer. Fakat koç Tanjevic, Ersan'ı 4 numarada kullanmak istemiyor-ki büyük hata yapıyor. Cevher'in bu açıdan kadroda yer alması muhtemel bir durum. Forvetlere baktığımızda, elimizde Sinan Güler, Cenk Akyol, Hidayet Türkoğlu ve Ersan İlyasova var. Şutör bir 2 numaranın eksikliğini çekiyoruz. Ayrıca Sinan ve Cenk'i, oyun kurucu olarak da kullanmamız lazım. Zaten skor yükümüzü üstlenecek muhtemel iki oyuncunun aynı mevkide oynaması ise bizim için ayrı bir garabet durum. Ne diyelim, heyecanla bekliyoruz turnuvayı. Hep söylediğim gibi, Tanjevic'in son oyununu yapmasını bekliyoruz. Umarım prestij oyununda bizi kendisine hayran bırakır tecrübeli koç.

Çarşamba, Temmuz 07, 2010

Emir Pirelioğlu ?

Bildiğiniz üzere Emir Preldzic Türk pasaportuna kavuştu. Pasaportunu alır almaz da tartışmaların ardı arkası kesilmeyecek gibi gözüküyor. Fakat olaya sakin bir kafayla baktığınızda değişik açılar yakalıyorsunuz. Nasıl mı ?



Bu ülkenin yıllardır basketbolda pozisyon olarak en güvendiği yeri şutör mevkisidir. Fazla eskilere gitmeye gerek yok, daha şunun şurasında Harun Erdenay, İbrahim, Kutluay, Serkan Erdoğan ağzımızdan bir çırpıda çıkıveriyor. Fakat Dünya Şampiyonasının başlamasına 50 gün kala bir devşirme şutör sorunu karşımıza çıktı.

Tabii ki bu problemde en büyük pay sahibi Bogdan Tanjevic olarak görülebilir. Karadağlı koç göreve başladığından beri genç basketbolculara önem vereceğini belli etmişti herkese. 2006 Dünya Şampiyonası'na giderken kadronun en önemli iki oyuncusu İbrahim Kutluay ve Serkan Erdoğan'dı. Tanjevic, 2006 Dünya
Şampiyonası'ndan sonra bu iki oyuncuyla bağlarını yavaş yavaş kopardı.



Sevgili Bogdan Tanjevic, Türk Milli Takımının yeni şutörü olarak Cenk Akyol'u olarak görüyordu. Fakat birçok sorun ile karşılaşan Akyol'dan beklediği verimi alamayan Tanjevic, devşirme yoluna gidilmesi gerektiğini anladı.

Bunu yaklaşık iki yıl önce fark eden Tanjevic, o günden günümüze kadar sadece oturdu ve turnuvayı bekledi. Kulüp takımı olarak çalıştırdığı Fenerbahçe Ülker'de de oyuncusu olan iki isim ön plana çıkıyordu. Bunlar Tarence Kinsey ve Emir Preldzic'di. Bu iki oyuncu da en az 2 sezon Türkiye'de basketbol oynamış ve Türkiye'deki ortamı az çok bilen basketbolculardı. Fakat Emir Preldzic daha uygun görüldü. Neden ?



Daha önce milli takım bazında birçok problem yaşamış olan Preldzic, hem Bosna Hersek hem Slovenya vatandaşı konumunda. Alt yapı seviyesinde Slovenya'da oynayan Emir, A Milli Takım olarak Slovenya'da oynamayacağını daha önceden açıklamıştı. Emir Preldzic'in Türk gelenek ve göreneklerine yakın biri olması, müslüman olması, değişik birkaç pozisyonda oynayabilmesi(1,2,3,4), önemli anlarda kritik şutları sokabilmesi, boyunun pozisyonuna göre uzunluğu ve atletikliği, Türk Milli Takımı'da uzun yıllar görev yapabilecek kadar genç olması Emir Preldzic'in seçilme nedenleri olarak gösterilebilir.

Şimdiye kadar eğer neden devşirme oyuncu uygulamasının yapıldığını anlamadıysanız kısa bir özet geçeyim. Türk Milli Takımı'nda ortaya çıkan şutör/forvet eksiliğini kapatmak amacı ile devşirme yoluna gidiliyor. Malasef 70 milyonluk ülkeden Emir Preldzic seviyesinde oyuncu çıkmış değil. Bu acı gerçek ile yüzleşmemiz gerekiyor. Evet bu ülke gereksiz ve anlamsız sorunlar yüzünden tarihindeki en önemli turnuvaya, kendi yetiştirdiği şutör/forvet oyuncuyu götürebilmekten aciz konumda.




Tabii ki bu olaylardan sonra spekülasyonları da geride kalmaz. Bazı gereksiz yerlerde gördüğüm haberlerde Slovenya Basketbol Federasyon'un 10 Milyon Euro istediği yazılmış. Zaten bunun yalan olduğunu Türkiye Basketbol Federasyonu resmi siteden açıkladı.(tbf.org.tr)

Peki ya devşirme işleminin bu ana kadar bırakılması doğru mu sizce ? Bir yandan yanlış olsa da bir yandan mazur karşılanabilir. Çünkü Emir Preldzic zaten 3 yıldır Türkiye'de yaşayan ve buradaki ortamı bilen bir basketbolcu. Biz gidip de CSKA Moskova'dan Trajan Langdon'ı Türk yapsaydık asıl büyük yanlışı yapmış olurduk. Fakat diğer yandan da Türk milletinin özelliği her işi "yumurta şeyin ağzına" gelince yapmasıdır. Turnuvaya 50 gün kala milli takım kadrosu belirlenmişken,devşirme oyuncu uygulaması bitmemesi çok garip bir durum.



Bildiğiniz üzere Türk vatandaşlığına geçen Emir Preldzic'in Türkçe bir soyisim alması gerekiyor. Bosna-Hersek ve Slovenya'dan sonra üçüncü değişik ülkeden vatandaşlık pasaport alan Preldzic'e Pirelioğlu soyadı yakışır. Zaten Emir ismi Türkçe'de kullanılan bir isim. Bende ortaya bir laf atarak karıştırayım dedim, nasıl olsa herkes günlük başarıların, günü kurtarmanın peşinde...

Pazar, Haziran 27, 2010

Bogdan Tanjevic - Prestij Bölümü


Bogdan Tanjevic, 2004 yılından beri Türk basketbolunun başında bulunuyor. Gerek milli takım gerek Fenerbahçe Ülker' de yaptıklarını, 6 yılda ülke basketboluna kazandırdıklarını ve sergileyeceği oyunun son bölümünü yani "Prestij" bölümünü mercek altına almak istedim.

Sizinde yakından takip ettiğiniz gibi, Tanjevic son aylarda, ağır bir bağırsak hastalığı geçiriyor. O yüzden bir süredir basketboldan uzak durumda. Kendisi bu aralar pek gündeme gelmese de, son gösterisi için hazırlık yapıyor. Medyada çıkan Tanjevic milli takımı bırakıyor mu ? haberlerine inat görevinin başında olduğunu bize büyük bir istekle gösteriyor.

Peki Tanjevic kimdir, ne yapmıştır daha önce ? Sırp Asıllı Karadağlı Koç, Yugoslavya Basketbol Milli Takımı (1971-80), Juve Caserta (1982-86), Pallacanestro Trieste (1986-09), Olimpia Milano (1994-96), CSP Limoges (1996-97), İtalya Milli Basketbol Takımı (1997-2000), KK Buducnost (2000-01), Asvel Villeurbanne (2001-02) ve Virtus Pallacanestro Bologna (2002-04) takımlarını çalıştırdı. 1996 yılında, Stefanel Milano takımını çalıştırırken, Efes Pilsen'e Koraç kupası finalinde kaybetti. Yugoslavya, İtalya ve Fransa liglerinde şampiyonluk yaşayan hoca 1999 yılında da İtalya Milli Basketbol Takımı ile Avrupa Şampiyonluğu' nu kazandı.

2004 yılında Tanjevic Milli Takımın başına geldiğinde çok ümitliydik. Çünkü başarılı bir jenerasyon yakalanmıştı. Bu oyuncular, 2001 yılında Avrupa ikinciliği kazanmış, 2002' de Dünya dokuzuncusu olmuştu. Peki Tanjevic' ten beklenen neydi ? Ondan istenen bu başarılı oyuncuları bir takım haline getirip, milli takımın önümüzdeki şampiyonlarda madalya almasıydı. Peki Türk Milli Takımı 2001' den sonra hiç madalya aldı mı ? Hayır. Federasyon, Tanjevic ile vadeli bir planlama içine girmişti. Öyle ki 2005' te Fransa' dan 1 oy farkla alınan Dünya Şampiyonası ev sahipliğinden sonra bu planlar uzun bir döneme yayılmıştı.

Tanjevic döneminde, 2005 ve 2007 yılında yaşanan başarısızlıklar bir revizyona gidilmesi gerektiğini göstermiştir. Tanjevic, altyapı ve gençlere önem veren Avrupa koçları arasında başta gelir. Tanjevic' te en iyi bildiği işi yapmaya karar verdi. Gençlere yöneldi. Aslında bilerek mi yoksa bilmeyerek mi yaptı bilmiyorum ama 2006 Dünya Şampiyonası' na istediği ve kafasında planladığı 12 kişi ile gitti. Savaşçı ve mücadeleci bir milli takım ortaya çıkardı. Başarılı da oldu. Dünya altıncısı olmuştuk.

Tanjevic, 2006 - 2007 sezonu bitiminde Fenerbahçe Ülker ile anlaştı. İki işi birden yürütecekti artık. Bir kez daha Aydın Örs' ten boşalan koltuğa oturmuştu Bay Bogdan. Fenerbahçe ile başarılı bir birliktelik geçiren Tanjevic, 2 sezon üst üste şampiyon olarak, Fenerbahçe tarihine geçti. Eurobasket07' de hüsran yaşadığımız için 2008 Olimpiyatlarında yoktuk. Tanjevic için milli takım açısından boş bir yıl daha geçti, gitti.

2009 yılına gelindiğinde, Beko Basketbol Ligi' nde Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen çekişmesi ortalığı kasıp kavuruyordu. Heyecanlı ve tartışmalı geçen seriyi, 4-2 kaybeden Fenerbahçe' de sorumlu kişi aranmadı ve aynen yola devam edildi. Milli takım da, Eurobasket09' da vardı. Tanjevic, kafasında yıllardır planladığı takımla Polonya' ya gitti. Milli takım, çok iyi başladığı turnuvayı kötü bitirerek çeyrek final görmek ile yetindi. En azından hep hedeflenen turnuva olan 2010 için bazı umut ışıkları alınmış oldu.

Evet, geliyoruz. Tam beş yıldır bahsedilen, tartışılan, konuşulan o efsane turnuvaya. Yaklaşıyoruz, yaklaşık 2 ay kaldı. Biletlerin tamamı 100 gün kala satıldı. Bakalım Tanjevic bir efsane olarak tüm dünya' ya prestij oyununu mu sergileyecek ? Yoksa...


Çarşamba, Haziran 09, 2010

A Milli Takım Aday Kadrosu Açıklandı


2010 FIBA Dünya Şampiyonası için belirlenen A Milli Erkek Takım Aday Kadrosu bugün Sheraton İstanbul Ataköy Otel’de gerçekleştirilen basın toplantısı ile açıklandı.

Aday Kadro Şöyle:

PG-Kerem Yunçeri,Ender Arslan
SG-Engin Atsür,Sinan Güler,Ömer Onan,Evren Büker
SF-Hidayet Türkoğlu,Cenk Akyol
PF-Ersan İlyasova,Kerem Gönlüm,Cevher Özer
C-Fatih Solak,Semih Erden,Oğuz Savaş,Ömer Aşık

Bana kalırsa,Kaya Peker'de kadroda olmalıydı.Ama artık sadece bu kadroyu desteklemek bizlere düşen.Ayrıca yabancı bi oyuncu gelebilirmiş.12 kişilik aday kadro için 3 kişi turnuvadan önce çıkarılcak.

Dikkat çeken başka bir şey de,eski NBA Oyuncusu Rolondo Blackman,teknik heyete katılmış.Blackman 2000 de Don Nelson'ın yardımcılığını yapmıştı.

Pazar, Ağustos 16, 2009

Londra'dan Bir Şampiyonluk ve Birkaç Dersle Dönüyoruz


Londra'daki GameOn Basketbol Turnuvası'nın son maçını da kazanabildik. Polonya'ya karşı özellikle ilk yarıda hücumda çok zorlanmamıza akrşın, son çeyrekte Ersan'ın topu eline alması ve Ömer Aşık'la pota altında kurulan üstünlük maçı Türkiye'ye getirdi. Sonuçta Avrupa Şampiyonası'nda karşılaşacağımız garanti olan rakibimizi 66-58 mağlup ettik.

Turnuvanın en başından beri söylüyorum bu turnuvadaki tüm maçları kazanmanın büyütülecek bir tarafı olmaz diye. Burdan öğrenebileceğimiz birkaç şeyin Eurobasket 09'da bize yapacağı katkı, özel bir turnuvanın kupasından daha önemli olmalı. Örneğin Sinan'ın oyun kurucu oynatmanın yanlış olduğu gibi...

Tanjevic'in şu maçtan öğrenmesi gereken birşey de Ersan'ın en verimli pozisyonunun 4 numara olduğu. Ömer Aşık-Ersan pota altının yanına Hidayet, Ömer, Engin, Ender gibi oyuncular olunca pota altına rahat top iniyor. Ömer'in de pota altında haraketli olan Ersan'a pas indirebilmesi bunda büyük bir etken. Ama Lampe gibi şut atabilen uzunları savunmakta bu pota altı yetersiz kalacaktır. Eh büyük düşünür Tanjevic'in oyuncu seçimi orada etkili olacak.

Barış Hersek'le ilgili İsmet Badem'in çok hoş bir yorumu vardı. Tanjevic'in bu çocuğa olan güveni, Barış'ın kendine olan güveninden fazla. Fazlasıyla haklı. En yakın rakip oyuncu kendisine iki metreden yakınsa potaya bakmıyor sanki. Efes World Cup onun son şansı. Kerem'in yokluğunda önemli bir şansı var Avrupa Şampiyonası'nda oynamak için. Eh mahvetmez umarım.

Yazmadan Duramayacağım


Kusura bakmayın da dünkü Britanya maçı hakkında bir şeyler yazmadan duramayacağım.Dün maçta çıkan olaylar,milli takımın oyunu vs.her şey berbattı.Tek güzel olan şey mücadeleydi ancak basketbol namına hiçbir şey oynanmadı.Öncelikle takım bana o Almanya'dan tarihi fark yiyen takımı hatırlatıyor bana.Oyun son derece yavaş,fastbreak atamıyoruz.Oyun kurucularımız uyku ilacı almış gibi topu tavşan adımlarıyla getiriyorlar.Hidayet'ten bahsetmiyorum bile.Gerçekten hali kalmamış,enerjisi dibe vurmuş.Bu takımın başını çekeceğini düşünüyorduk ama bu enerjiyle bunun çok da mümkün olabileceğini zannetmiyorum.Şu iki maçın tek kazancı Oğuz Savaş'tır.Başka da bir şey görmedim.Hala çıkıp ''çok hırslıyız'' gibisinden saçma sapan şeyler söylenmesin.Nereye kadar kendimizi kandıracağız ? Sonuç yine hezimet mi olsun istiyoruz ?


Maçın BASKETBOL kısmını geçip diğer tarafa baktığımızda ise sadece kavga,gürültü var.Sayın Tanjevic bu takımın koçudur.Bir numaralı ismidir.Zaten bu takımın berbat oynuyor bir de üst üste 2 tane teknik faul alıp tribünlere yaylanıyorsun.Bu nasıl profesyonelliktir ? Tamam hakemler kötü olabilir.Ama sen o kadar TECRÜBELİ bir koç olarak geçiniyorsan bunları yapmayacaksın.Kendi takımının kuyusunu kazmayacaksın kardeşim.Bu hareketleri klüp takımlarında da sık sık yapıp antipati uyandırıyorsun hakemlerde.Ve bizlerde.Buradan,Tanjevic'le devam etmek isteyip,ona güvendiklerini söyleyenlerin ellerinden öpüyorum.


Mete Budak

Cumartesi, Ağustos 15, 2009

Game On Turnuvası İkinci Maç



Milli Takım Büyük Britanya maçını 70-63 kazandı.Maçda çok ilginç şeyler oldu.3 teknik faul almamız gibi,Tanjevic'in atılması gibi..

Sonuç olarak kazandık.Ama hala takımımızı hazır olarak görmüyorum.

Cuma, Ağustos 14, 2009

Game On Turnuvası İlk Maç


Türkiye 81-69 İsrail


İlk maçımızı farklı kazandık.

Gameon Turnuvası


Milli takımımız İngiltere'de Gameon adlı bir turnuvaya katılıyor.Kerem Gönlüm'ün kadrodan çıkartıldığını belirtmiştik.Programı verelim:

14 Ağustos Cuma / 20:00 / Türkiye - İsrail
15 Ağustos Cumartesi / 19:30 / Türkiye - İngiltere
16 Ağustos Pazar / 17:30 / Türkiye - Polonya

Ayrıca maçlar Fox Tv'den yayınlanacak,maçlarıda Murat Murathanoğlu-İsmet Badem ikilisi anlatacak..

Çarşamba, Ağustos 12, 2009

Kerem Gönlüm'de Doping Şoku


Milli Takım'ın başarılı uzunlarından kerem Gönlüm, BBl final serisi 5. maçında verdiği idrar örneğinde yasaklı maddeye rastlanınca milli takım kadrosundan çıkarıldı.

Kerem Gönlüm şu ligde yıllardır en beğendiğim uzun oyuncudur. Böyle bir durum şok etti beni. Milli takım içinse kayıp. Bana göre ilk 5 başlaması gereken bir uzunu kaybettik.

Perşembe, Ağustos 06, 2009

İz Bırakanlar

Türk basketbolu bugüne kadar çok heyecanlara,başarılara sahne olmuştur.Türk Milli takımlarımızın yaşatmış olduğu nice heyecanlar,gururlar vardır.Şimdi iz bırakan bu anları biraz hatırlayalım;

Yıl:2001 Yer:Türkiye Organizasyon:Eurobasket 2001

2001 Avrupa Şampiyonası deyince çoğunuzun “Ne yıldı ya”dediğini duyar gibiyim.2001’de 12 Dev Adam ismiyle yaşadıklarımız çoğumuzda derin izler bırakmıştır.
Bu şampiyonada birçok takımla oynadık.Örneğin;Letonya,Slovenya,Hırvatistan,Almanya ile heyecan verici maçlarımız oldu.Fakat 2001’e dair unutamadığımız 2 maç var;
Bunların ilki çeyrek finale kalabilmek için verdiğimiz İspanya sınavı,diğer bir deyişle turnuvanın olaylı maçı.Grubumuzda Letonya’yı yenip Slovenya’ya yenilince çeyrek final şansımız son maça kalmıştı.2 Eylül 2001’da Ankara Aski Spor Salon’unda oynanan karşılaşmada yoğun seyirci kitlemizin desteği ile maç bir İspanya’ya bir bize gelmisti.Yoğun çekişme ile geçen maçta son çeyreğe 15 sayı farkla girmiştik.Fakat bu farkın zamanla erimesi oyuncularımız ve seyircilerimizde stres oluşturmuştu.O sırada hakemlerin lehimize verdikleri kararlar İspanya koçu ve oyuncularını çılgına çevirirken itirazlarını yoğunlaştıran İspanya antrenörüne Alman hakem tarafından verilen diskalifiye kararı gelinen son nokta olmuştu.Millilerimiz sahadan 84-79 galip ayrılırken maçtan geriye kalanlar İspanya basınında yazılan şike haberleri olmuştu.
O yıl unutamadığımız diğer maç ise elbette ki final karşılaşmasıydı.İspanya’yı yenmek maalesef İspanya’nın yolumuzdan çekilmesi demek değildi.Final maçımızı yöneten İspanyol hakem verdiği tartışmalı kararlar ile mücadele gücümüzü yitirmemize sebep olmuştu.Ve bu da gümüş madalyada kalmamızı sağlamıştı.Her şeye rağmen millilerimiz ikincilik kürsüsüne çıkıp bize Avrupa ikinciliği gururunu yaşatmışlardı.

Yıl:2006 Yer:Japonya Organizasyon:2006 Dünya Basketbol Şampiyonası
“2006-Japonya” bu organizasyonun her saniyesi unutulmazlar arasına girebilir aslında.
Turnuvada Katar haricinde oynadığı maçlara favori olmadan çıkan A Milli Basketbol Takımı her karşılaşmasında sergilediği performansla yolun sonuna kadar gidebilecek gücü ve hırsı olduğunu gösterdi.
İşte unutulmaz maçlardan ilki;Türkiye-Litvanya maçı
Her duyduğumda ve izlediğimde ilk anki gibi içimi ürperten bir maç.Türk insanının mücadele ruhunu,kazanmaya inancını özetleyen anlar.
Maçın bitimine saniyeler var ve 4 sayı gerideyiz.En iyi yaptığı işi yapıp rakibine faul çaldırtan Ender Arslan sahnede.2 serbest atış hakkının ikisini baskete çevirmesi halinde bile son 6 saniyesine 2 sayı geride gireceğimiz bir maç.Hal böyleyken seyircide sessiz bir bekleyiş;kimisinde “Hadi aslanlar bu maçı kazanırsınız.”bakışları kimisinde de “Artık bitsin de gidelim”bakışları var.
Tam bu anda Ender’in atışların ilkini baskete çevirmesiyle yaşanan ufak çapta bir sevincin ardından kaçırılan 2.serbest atışla birkaç saniye sürecek olan bir umutsuzluk.Ve bir anda bu umutsuzluğun yerini Ender’in kaçan atışının ribaundunu alarak attığı üçlükle büyük bir coşkuya bırakışı.Bu atış sonrası spiker Murat Kosava’nın “75-75” diye bağırışları hala kulaklarımızdadır.
Maç uzamış ve Litvanya uzatmada 12 Dev adamın oynadığı organize oyuna teslim olmuştu.Ender’in asistinde Ersan’ın yaptığı Aley-up’u da hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Gelelim diğer bir unutulmaz maça;
Türkiye-Slovenya maçı
Maçı kazanmamız halinde adımızı Dünya Şampiyonası Çeyrek finallerine yazdıracaktık.Maç öncesi takımda bulunan ciddi sakatlıklar can sıksa da artık başarıya 70 milyon inanıyorduk.

Slovenya karşısında beklediğinden çok top kaybı yapan A Milli Basketbol Takımımız ilk yarının son 3 dakikasında mükemmel bir oyun ortaya koydu.3. çeyrekte istediği performanstan uzak kalan 12 Dev Adam yine savunması ile ayakta kalmayı başardı ve son çeyreğe beraberlikle girilen maçın sonunda zafer A Millerimizin oldu. 4. çeyreğin tamamlanmasına 3 dakika kala geriye düşen ve moralleri bozulan 12 Dev Adam'da Engin Atsür'ün 2'de 2, ardından Serkan Erdoğan'ın 1 ve Kaya Peker'in de 1, 3 sayılık atış ile bir anda 5'te 5, 3 sayılık atışı sayıya çevirmeleri Japonya'da 12 Dev Adam'ın muhteşem geri dönüşünü sağladı.

Karşılaşmanın sonunu mükemmel getirmeyi başaran A Milliler karşılaşmadan galip ayrılarak adını çeyrek finale yazdırdı ve son 8 takım arasında Arjantin'in rakibi oldu. Maçın son düdüğü ile birlikte yine maçın spikeri Murat Kosova'nın "Ağlamak istiyorum!!!" ve "Duymayan varsa tekrarlayayım, çeyrek finaldeyiz!" sözleri tarih yazan 12 Dev Adam'ın neler başardığını özetliyordu.
Arjantin karşısında başarılı olamayan millilerimiz şampiyonayı 6.bitirmiş olsalar da bize mücadele noktasında izletmiş oldukları ve dünyaya izletmiş olduklarıyla bizi bir kez daha gururlandırdılar.

Yıl:2007 Yer:İspanya Organizasyon:Eurobasket 2007
Bir çoğunuzun “Hayır,bunu hatırlamak istemiyoruz” dediğini duyar gibiyim.Evet iyi manada 2007 Avrupa Şampiyonasından hatırlayacağımız anlar yok gibi ama ders alacağımız çok an var.
Ben sadece turnuvaya veda ettiğimiz İtalya maçını hatırlatmak istiyorum.Şu uzatmaya giden maç.Belki uzatma skorunu unutamadığımız tek maç.”70-70”Nasıl unutalım Türk basketbolunun yetiştirdiği en iyi skorerlerden efsane kaptanın son saniye dip çizginin biraz gerisinden maçı koparmak için denediği üçlüğü.Belki hayatında oradan attığı binlerce üçlükten biri olabilirdi ama maçı uzatan ve ümitlerimizi uzatmaya taşımamıza engel olan bir üçlük oluverdi.
Bu maç turnuvanın özetiydi ve bu maçın bize iletmek istediği çok mesaj vardı;
 Dünyanın en iyi oyuncuları bile hata yapabilirdi.
 Takım olamadığın zaman en iyiye sahip de olsan galip olamazdın.
 Sorumluluğu paylaşmayanlar galibiyeti de paylaşamazlardı.

Yıl:2008 Yer:Macau Organizasyon:Eurobasket 2009 Elemeleri

Hangi maçı anlatsam bilmem ki.Elemeler kapsamında tüm maçlarımızı normal şekilde kazandık.Üstünlük kuran taraftık;gerek savunmada gerek hücumda.Ve galibiyetler geldi.Bu galibiyetler de güzel elbette ki ama iz bırakanlar farklı olanlardır.Ben faklı bir deneyimimizden bahsetmek istiyorum.
Macau’da oynadığımız Türkiye-Abd hazırlık maçı.Maçın neticesi ne olursa olsun eminim ki oyuncularımız da dahil bu maçı unutamazdık.Mağlubiyet biraz ağır gelse de yaşananlar her şeye rağmen güzeldi.
Olimpiyatlara hazırlanan ve artık hazırlıklarının en verimli dönemlerinde olan bir Rüya Takım ile oynamak her takımın rüyasıdır.Bunun bize kısmet olması bile güzeldi.Hatta maçın ilk bölümlerinde Abd ile başa baş gidebilmek ümidini taşıyorduk.Belki o şekilde devam etsek yenebilirdik de.Ama bizim özellikle kondisyon yönündeki eksiklerimiz onlarınsa sürekli fiziksel olarak maçın içinde bulunmaları maçın hakimiyetinin Abd’ye ait olmasını sağladı.
Ve şunu da öğrendik;Dünyanın en iyi takımı olmak dünyanın en iyi oyuncularına sahip olmak değil.Onlar dahi takım oyunu oynamak,topu ve skor yükünü paylaşmak peşindelerse doğru olan sistem bu demektir.Nitekim bizi 2009 Elemelerinden kayıpsız olarak geçiren de takım oyunuydu.

Yıl:2009 Yer:Polonya Organizasyon:Eurobasket 2009

İzleyip göreceğiz.Şuna eminim ki sahip olduğumuz genç ve tecrübeli yetenekler bizlere iz bırakan bir şeyler yaşatacaktır.

Yaşatacakları rüyanın altın sarısı olması dileğiyle…

Yaşattığın her şey için sağol 12 Dev Adam…