Cuma, Ocak 18, 2013

Scot Pollard'la NBA Zamanı-5


Lakers(17-22)

70.yılına yaklaşan Nba'in hep başrolünde olan bir takım Lakers. Off-season'da yapılan hamlelerle çok daha ilgi çekici bir hale geldiler. $98 milyonluk salary'den söz etmiyorum bile. Fakat salary'inin yüksekliğinin aksine Lakers'ın savunma yapabilme becerisi veya daha doğru bir şekilde söylemek gerekirse savunma yapma isteği oldukça düşük. Zaten sezon başından beri yapamadıkları tek şey var: Savunma. Defalarca iyi hücum ettiklerini veya top kayıplarına dur diyebildiklerini gördük fakat gerçek anlamda çok iyi savunma yaptıkları maç var mı hatırlayamıyorum. D'Antoni'nin sisteminin ana fikri olan 'atarak kazanma' fikri çok faydalı değil. Savunma şampiyonluk kazandırır diye boşuna söylememiş atalarımız. En basitinden örnek vermek gerekirse Kobe'nin Bucks maçında Jennings üstündeki savunmasını gördük, istese yapabilir, en azından paspas olmaz. Savunmada maç seçmesine anlam veremiyorum. Belki de hücumdaki verimliliğini buna borçludur, bilemiyoruz.



Lakers hala şampiyonluk adaylarının içerisinde mi derseniz kararsızım. Kadroya bakınca gördüklerimle sahada gördüklerim çok farklı. Spurs maçının son çeyreğinden beri bi yükseliş olduğu bir gerçek -aradaki Thunder maçını hiç izlememiş kabul ediyoruz-. Oradan buradan kırparak olumlu bakabiliriz ama sonuç olarak 17-22 hiç iç açıcı değil. Play-off için önlerindeki 43 maçın en az 25'ini kazanmaları gerek. Ayrıca yakınlarda takas yapacaklarını düşünmekle birlikte Lakers'ın herkesin de dilinde döndüğü üzere çemberden uzakta iş yapabilen bir 4 numara ve şutu ile kilit açabilecek 2 veya 3 numaraya ihtiyacı var. Karşılığında gidebilecek isim kim mi, tabii ki 3 yıldır trade machine'lerin en çok anılan kahramanı: Pau Gasol.

Miami'nin hikayesi: "İsteseler Yenerler"

Miami sezon içinde abidik gubidik-Wizards, Pistons- takımlara kaybederken hepimizin söylediği bir şey vardı: 'Adam gibi oynasalar yenerlerdi' diye. Bunu kabul etmek bir basketbolsever için güzel değil ama öyle. %100'lerini koydukları sürece ligde onları durdurabilecek çok fazla takım yok. Çok fazla mı? Hiç yok hiç. Westbrook'un mala bağlamadığı bir günde Thunder olabilir belki. LeBron'un Cleveland formasıyla yaşadığı son Celtics hüsranından beri çok fazla hayal kırıklığı yarattığına şahit olmadım. -2011 Finalleri'nin sorumluluğunu direk onun üstüne atmak istemiyorum.- 2012 ve sonrası ise harika geçiyor onun için. Wade'in eski Wade gibi oynadığı her maçta Miami durdurulamaz bir güç oluyor. Bunun en büyük sebebi ise istedikleri zaman yapabildikleri harika savunma. Şampiyonluğun en önemli anahtarına sahipler zaten. LeBron'un 39 sayı 7 riband 8 asist'lik performansının etkisinde kaldığımdan mıdır bilinmez ama repeat çok yakın gibi. Tek umut, son kale Durant.


Perşembe, Ocak 03, 2013

Rise to the Throne

Muhtemelen şu ana kadar izlediğim en güzel basketbol videosu. Biraz uzununu yapsaydı sinemada para vererek izlerdim. Videonun içeriği Jordan, Kobe ve LeBron'un kariyerindeki önemli anlardan oluşuyor. Kimin daha iyi olduğunu göstermek amacıyla yapılmış bir video değil. Yapan arkadaş şunları yazmış ilk olarak:

"Well guys it's finally here, Rise to the Throne!!In this Dark Knight Rises style of mix that I made only for entertainment, not to prove a point on who is the greatest basketball player ever"


Videonun içinde bu oyunculardan ve bu oyuncularla ilgili basketbol camiasından bir sürü alıntının yer aldığı bölümler var. En çok etkilendiğim kısım Jordan'ın 10:11'de başlayan 'Artık bu oyunun içinde değilim' konulu konuşması. Müthiş.

Kimin daha iyi olduğu sorusuna gelirsek, itiraz edenler olabilir ama çoğu Nba takipçisi gibi düşünüyorum. Jordan orada yerini kimselere bırakmıyor. Bunu kişisel Jordan manyağı olduğuma bağlayanınız olabilir, alakası yok. 

Son olarak, Kobe ve Jordan'ın aksine LeBron'un kanıtlaması gereken çok şey var. 3 mvp ödülünün ilerisinde şeyler, three-peat gibi.




Pazar, Aralık 30, 2012

Scot Pollard'la NBA Zamanı-4


Scot Pollard'ın ayrı saç stillerini paylaşmak için ismini kullanmıştım. Galiba farklılık konusunda sıkıntı yaşamayacağım. Esasında bu postu Noel akşamı girecektim ki sonrasında 'Hele şu maçlar bi' geçsin, sonra yazarım' demiştim. Her neyse, hafiften özet geçelim.

Çekilin Yoldan Vahşi Batıdan Geliyorlar

Bilemiyorum, Lakers'ın çok iyi olduğunu söylenebilir mi? Hayır, bence takımdan alınabilecek verimin %60'ı falan sahaya yansıyor. Fakat ortada gözle görülür bir değişim var. Bunu direk olarak Steve Nash abimize bağlayabiliriz. Yaş 39, hala maşallahı var. Hücumda tabii ki. Savunmada Derek Fisher'dan pek aşağı kalır yanı yok. Keza Kobe de öyle. Tuttuğu adam kariyer gecesi yaşıyor. Afflalo, Corey Brewer.. 'Fakat D'Antoni'nin sisteminde hücumda işler yolunda giderken savunma çok da belirleyici olmuyor' deniliyor. %50 galibiyet sınırının altındaki takımlara karşı işe yarıyor, evet. Peki D'Antoni'nin harika Phonix'i başta olmak üzere hiçbir takımla haziran ayını görmediğini düşünülürse?



Roy Emekliliğe Doğru

Bu sıralarda dönmesi beklenirken tekrardan sakatlanmış. Yaklaşık 1 ay önce onunla ilgili bir post yollamıştım.  Detaylar orada var. Ne yalan söyleyeyim, çok üzüldüm.

Cousins'ın Talipleri

Keith Smart'la yaşadığı sorunlar yüzünden sınırsız kadro dışı bırakılan, affedildikten sonra nedensiz yere Portland'a götürülmeyen DeMarcus Cousins'ın yeni yılın başlarında Kings formasına elveda edeceği söyleniyor. En büyük talipleri ise Detroit Pistons ve Boston Celtics'miş. Pistons organizasyonu açık ara Cousins'ın gidebileceği en kötü 5 takımdan biri. Onun daha çok çevresindekiler tarafından rehabilite edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Celtics onun için biçilmiş kaftan. Doc Rivers gibi bir koçla, daha da önemlisi Garnett ve Pierce gibi iki tane dedeyle kendisini toparlayabilir. Ve tabii ki Celtics'in çok bariz uzun ihtiyacı var. Mutualizm, değil mi biyolojiciler.. İki taraf için en iyisi olur, gerçekleşirse.



Nets'in Yeni Koçu?

Deron Williams'ın 2.cinayeti. Yine kan onun elinde. Kariyerinin en boktan sezonunu geçirirken suçu direk olarak koça atması hiç de adil değil, değil mi? Ne yazık ki yaptı. Avery Johnson'ın oyununu ben de sevmiyorum. Dallas 2006'da finale çıktığında her şeyi Dirk'e bağlayıp koça gram kredi de vermemiştim ama bir ay önce ayın koçu seçilip sonra kovulmak Alex'in heykel-kovulma muhabbeti gibi. Hak edilmiş bir kovulma mıydı derseniz, hayır değildi. Tıpkı Mike Brown'un başına gelenler gibi. Yeni koç için ilk aday Phil Jackson'mış. Phil istemiyormuş, fakat görüşebilirmiş. Muhtemelen Rusya'nın yarısına talip olacak. Stan Van Gundy kesin olarak istemediğini söylerken, abisi Jeff belki demiş. Hepimizin gönlünden geçen tek bir isim var: JEEEERRRRRYYYYY SLOOOOOANNNN.


Salı, Aralık 18, 2012

Kobe Bryant Şut Atmayı Seviyor



Bilmediğimiz bir şey değil. Fakat onun için söylenen 'ball hog' lafı biraz canını sıkmış olacak ki Sixers maçı sonrasında basınla yaptığı 20 dakikalık söyleşisinde bu konuya epey yer vermiş. Son 3-4 yıldaki en iyi Kobe Bryant'ı izlediğimiz konusunda hepimiz hemfikiriz. Kobe'nin bu sezon zaman zaman 25-30 civarı şut atıp, takım arkadaşlarını hücumda olaya pek katmamasından dolayı bencil davrandığıyla ilgili konuşmalar ortaya çıkmıştı. Bu kadar iyi hücum ederken sorumluluk alması gayet normal, fakat son 76'ers maçı dışında işin savunma kısmında ciddi ciddi yatıyor. En çok eleştirildiği yön savunması zaten. Enerjisini hücuma saklıyor gibi.

Ancak Wizards ve Sixers maçlarında biraz değiştiğini gördük. Wizards maçında kötü şut attıysa bile takım arkadaşlarını oyuna sokabilmek için topu dolaştırmaktan vazgeçmedi. Sixers karşısında da aynı şekilde. Buna ek olarak savunmada daha ciddiydi. Skorerlik yanına ise söylenecek bir şey yok. Bir türlü içemediğim eski-ünlü Fransız şarapları gibi. Harika.

Her neyse, Sixers maçından sonra şöyle konuşmuş Bryant:

"Bencil olduğumu söyleyemem, sadece şutörüm. Şut atmayı pas vermeye tercih ediyorum, böyleyim işte. 30.000 sayıyı nasıl şut atacağınızı bilmeden elde edemiyorsunuz. Ben, her ne olursa olsun, şut atmanın bir yolunu bulurum. Bir maçta 30 şut yollamak basit bir şey değil. Bir sürü oyuncu en iyi şut pozisyonu için neler yapılması gerektiğini bilmiyor.

Şut atmak, sayı yapmak benim yaptığım iş. Süper kahramanların yaptığı gibi. Süperman uçar, Örümcek Adam'ın ağları var, Steve Nash iyi pas atar, ben ise şut atarım. Bazı günler şutlarım girer, bazı günler ise girmez. Dennis Rodman ribaundçu, Michael Cooper ise savunmacı olarak anılır. Ben ise şutör. Hepsi bu.


Dürüstçe söylüyorum,şut atmayı seviyorum. Nasıl gerçekleştiği sorun değil."


Cuma, Aralık 14, 2012

Magic Johnson: "Michael ve Ben"

92 Barcelona'ya katılan rüya takımın bir araya gelişinin 20.yılına özel yapılan belgeseli izlediyseniz bu tarz hikayeleri zaten biliyorsunuzdur. Kart, golf, karı-kız, Barkley blah blah. Her neyse, bu belgeselde Jordan'ın hiç uyumadığından, geceleri kart oynadıktan sonra sabah golfe gidip, öğlen gelince maça veya idmana çıktığından söz edilmişti. Magic de hikayesini paylaşmış:



Çok iyi. Hahaha videoda bunlara servis yapan adamın Christian Laettner olması.. Zaten bunun için getirilmemiş miydi?

Scot Pollard'la NBA Zamanı-3



Cuma gecesi oynanan Thunder-Lakers maçının 2.çeyreğinde internetim gitmiş, bir daha da gelmedi. Hafta sonu ailemin yanına gelip kısa vadeli bir çözüm buldum. Blogmate'lere sesleniyorum, hiç mi bir şey giremediniz vicdansızlar?

Bu süre içinde normal zamanlarda gitmediğim kadar okula gidip derslerde gerekli podcastleri indirdim. Sağ olsun Skeets, Melas ve diğerleri epey yardımcı oldu.


Her neyse lafı çok uzatmadan birkaç kısa başlıkla önemli şeylere değinelim.

Lakers(9-14)

Evet sakat oyuncular var, yeni bir takım falan ancak bu kadarını hiç kimse beklemezdi. Kobe'nin Shaq sonrası dönemde yaptığı şeylerin benzerini yapmaya çalıştığını görüyoruz. Yapıyor da, %48 şut yüzdesiyle neredeyse her maç 30 atıyor. Bu taraftan bakınca müthiş skorer fakat takım kaybediyor. 


Kobe'ye 30 attığında neredeyse her maçı kaybettikleri sorulunca, çok saçma bir istatistik, yüzdesiz atsam neyse ama yüzdeli atıyorum demiş. 34 yaşındaki adam, Shaq'ın yanında 2 numara olup şampiyonluğu kazanan adam tek başına şampiyon olamayacağını öğrenememiş hala. Ayrıca takımın lidere ihtiyacı var. Öncesinde Fisher'ın o tarz işleri yürüttüğünü biliyoruz, aynı şeyi Nash'ten bekliyorum. O dönünce Lakers'ın ayağa kalkışı gerçekleşebilir. Toparlasınlar zaten. Ayıp:

Lakers(9-14) salary cap: $100.365.000
Rockets(10-11) salary cap: $47.799.000

MVP! MVP!

Dün gece Lakers'a karşı ilk çeyrekte 22 sayı attıktan sonra New York taraftarı onun mvp diye bağırdı. All-around olması konusunda her zaman tartışılır, fakat inanılmaz skorer. Ligdeki en iyi 2-3 skorerden biri. Bu sene üçlük çizgisinin gerisinden %45.7 ile oynuyor. Dün de inanılmaz iş yapmış. 22 dakikada 30 sayı.


Knicks'in bir önceki maçında, Brooklyn'e karşı 45 yollamıştı. Amar'e gelince neler olacağını merakla bekliyoruz.

Bobcats Yerlerde

Sezona 7-5 ile başladıktan sonra 35 galibiyet üstüne gelebilir diye konuşmaya başladığımız Bobcats son 10 maçını kaybetti. Fakat bu kötü seride yenildikleri takımların Portland dışında hepsi %50 galibiyet sınırının üstünde. Kötü program bitmiş değil, Magic maçından sonra programlarında Lakers, Nuggets, Heat gibi takımlar var. Lakers'a bir tekme de onlar vurabilir mi derseniz sanmıyorum. Dunlap ve takım tamamen tecrübesiz. Maç sonlarında büyük sıkıntı var. Fakat Nba'in en başarısız sezonu geçirdikten sonra doğru yola girmeyi başardılar.

Mark Jackson'ın Evlatları

Miami galibiyeti sonrası Mark Jackson'ın adı Nba çevrelerinde epey anılır oldu. Warriors'ta geçirdiği ilk sezonu hakkında yorum yapacak bir şey yok. Takaslar, sakatlıklar derken lottery kovalayan bir takım haline gelmişti Warriors. Bu sezon ise çok akıcı bir basketbol oynatıp, Warriors isminin yanına koyunca absürt duran 'savunma' kavramını geçen sezona göre oldukça oturtmuş durumda. Geçen sezon savunma sıralamasında 27.sıradayken bu sezon 14.sıradalar. Klay Thompson, David Lee harika iş çıkarıyorlar. Dallas'ı 1-8 eşleşmesinde eleyip, sonrasında Utah'a elendiklerinden beri de play-off görememişlerdi. Bu sezon olacak gibi. 15-7'ler şu anda.

All-Star'ı Sevmemek 

Her yıl basketbolun aşırı şekilde pazarlanmaya çalışıldığı o 3 günden nefret ediyorum. Açık ve net. Stern gibi adamları değil, Popovich gibilerini seviyorum. Jermaine O'neal'ın da payı var tabii ki. Son olarak gelen all-star oylamaları sinir etti. Lin'i falan görünce hay bin kunduz. Her neyse, geçse de bitse.

Bu arada Duncan, büyüksün.