Rick Adelman'ın koçluğunu yaptığı Minnessota'nın, Adelman takımın başına geldiğinden beri yaşadığı sakatlık problemlerini biliyoruz. Ricky Rubio'nun yaşadığı ACL sakatlığı, ardından Kevin Love'ın elindeki kırık, Budinger, Roy derken liste uzuyor... Adelman'ın Minny'den önceki durağı olan Houston Rockets da bu dertten oldukça muzdaripti. Adelman ile 50 galibiyet üstünde bitirdikleri sezonların hiçbirinde tam anlamıyla sağlıklı olamadılar. Yao'nun başı sakatlık illetinden kurtulamamış, sonrasında aynı şeyler McGrady için de gerçekleşip kariyeri çok başka bir yöne kaymıştı. Adelman, Rockets'taki son 2 sezonunda %50 sınırını geçmesine rağmen 'vahşi batı' sebebiyle play-off'a kalamamıştı. İşte Kevin McHale'in takımının hikayesi bundan sonra başlıyor.
Pazar, Mart 17, 2013
Salı, Mart 12, 2013
JaVale McGee Olmak
RT @mertaydin23 1987 baharında, Pamela McGee Los Angeles'ta bir klinikte 3 gün sonrasına kürtaj için randevu almıştı. 24 yaşındaydı ve profesyonel basketbolcuydu. Bebek doğurmak profesyonel hayatını mahvedebilirdi. Ertesi gün kiliseye giderek içine sinmeyen bu kararı yüzünden kendisini arındırmak istiyordu. Fakat kararından vazgeçti ve kliniği arayarak randevusunu iptal ettirdi. JaVale McGee böylece bu dünyanın ışıklarını '88 kışında tadabilmişti. 6 yaşına kadar İtalya, Fransa, Brezilya ve İspanya olmak üzere bir sürü yerde yaşayıp, herkesten daha farklı bir persfektif kazanmıştı. Belki de sinemaya bu kadar düşkün olmasının sebebi buydu. En sevdiği yönetmen Tarantino gibi film çekmeye başladığında daha çocuktu. Çok ufak yaşlarda The Blair Witch Project ile ünlenen amatör filmler furyasına, teyzesinin kamerasının gece moduyla çektiği bir filmle o da dahil oldu. Annesinin onun için verdiği büyük karardan sonra, McGee ünlü film okulu USC yerine Nevada Üniversitesi'nin ona teklif ettiği basketbol bursunu kabul ederek, film sektörü yerine basketbolu tercih etmiş oldu.
JaVale McGee çoğunuzun bildiği üzere Shaqtin' A Fool'ların vazgeçilmezi veya komik Nba videolarının 1 numaralı kahramanı, kendisi çoğu kişi için Youtube'da yaşayan aptal biri. Nba kurulduğundan beri tuhaf karakterleri uzaktan da olsa tanıma şerefine nail olduk. Hani diğerlerinden farklı olan adamlar. Bunu yapmak için uğraşmayan ama kişilik olarak diğer insanlardan farklı olanlar. 90'lar için Dennis Rodman'ı, 2000'ler için şimdilerin Metta World Peace'i eskilerin Ron Artest'ini, 2010'lar içinse McGee'yi listeye dahil edebiliriz. Çoğu kişinin düşündüğünün aksine takım arkadaşı Faried onun için "İnsanlar onu saf olarak görüyor fakat JaVale çok akıllı biri" diyor. Peki JaVale McGee kimse tarafından anlaşılamamış bir dahi mi yoksa gerçekten herkesin düşündüğü gibi bir aptal mı?
Pazartesi, Mart 11, 2013
Ne Farkeder?
Beşiktaş'ı anlatmaya sezon başından başlamayı düşündüm. Gerçekten cesaret edemedim. En azından Eurolaegue macerasını anlatsam fena olmaz diye düşünüyordum ki bunun da çok uzun ve yorucu olacağına karar kılarak işi Jerrels'ın ayrılışından itibaren ele almaya karar verdim.
Jerrels... Yersiz-yurtsuz adam. Spagetti Western filmlerinde rahatlıkla iyi niyetli ama şanssız zenci karakteri oynayabilir. Ama asla bir Django olamayacağı belliyken ona bu misyonu yüklemeye çalışmak ne kadar doğruydu? Biraz basketbolca konuşmak gerekirse, oyun kuruculuk ve liderlik vasıfları sınırlı olan Jerrels'tan Beşiktaş'a liderlik etmesini beklemek ne kadar gerçekçi bir yaklaşımdı? Yada daha vurucu bir soru sormak gerekirse, takımda Christopher gibi Markota gibi Falker gibi gereksiz yabancılar varken, dipteki yabancı kalitesini bir miktar yukarı çeken ve en azından "skorer" olan Jerrels'ı göndermek, cezayı ona kesmek sezonu kurtarmak için yeterli olur mu? Jerrels'sız bir Beşiktaş daha çok paylaşan daha çok üreten bir Beşiktaş mı olacak?
Yukarıda sorulan her sorunun ve çok daha fazlasının cevabı tereddütsüz hayır. Gerçi yazıya öyle bir başladım ki Jerrels'ı savunuyormuşum gibi göründü. Lakin Jerrels'ı değil elimden geldiğince Beşiktaş'ı savunmaya çalışıyorum. Sezon başı "FEDA" dedikten sonra kurulan kadro ve şu an gelinen nokta gerçek bir hayal kırıklığı. Alınan Cumhurbaşkanlığı Kupası'na veya çıkılan Top 16 seviyesine söylenecek bir şey yok. Ama sezon başı yapılan kadro ve sezon devam ederken yapılan eklemeler gerçekten "komik" Erman Kunter seviyesinde bir basketbol adamının nasıl olur da böyle bir takım yaptığını gerçekten mantıklı bir şekilde açıklayamıyorum. Üstüne üstlük takımı düzeltmek isterken yaptığı hamleleri de göz önüne alınca Beşiktaş için yitip giden bir sezon olduğuna şaşırmamak gerek.
Peki bahsettiğimiz kadro yapılanması ne? Bir kaç madde halinde şaşırtıcı derecede kötü kurulan 12'yi inceleyelim.
1- Beşiktaş'ın sezon başından bu yana kullandığı oyun kurucular: Curtis Jerrels,Daniel Ewing,Tutku Açık,Can Akın,Muratcan Güler,Kartal Özmızrak. (şaka gibi ama takımda tam 6 tane oyun kurucu vardı. Muratcan combo olsa da diğer 5 oyuncu "net" oyun kurucu ve buna rağmen Beşiktaş, Euroleague'in en az asist yapan takımlarından biri olmasının yanı sıra en çok top kaybeden takımı. Demek ki takımın organizasyon sorununu takıma oyun kurucuları doldurarak çözme fikri pek sağlıklı değil. Aralarındaki en iyi oyuncu olan ve sana en azından TBL seviyesinde maç kazandıran Jerrels'ı göndermek ise günah keçisi bulup, "takım içi dengeler bla bla" edebiyatından fazlası değil.)
2- Pota Altı Rotasyonu: Vidmar, Vidmar ve yine Vidmar. Sezonun belki de tek doğru hamlesi Beşiktaş adına. Değerli bir pivot, çok iyi bir çember savunucusu ve iyi bir skorer. Kısacası geldiği takımdaki her uzundan daha fazla şey vadetmesine rağmen Spahija+sakatlıklar+kötü planlama üçgeni arasında yitip gitmek üzere olan değerli bir pivot. Beşiktaş'ta kalıcı olur mu bilinmez ama şimdiden gelecek sezon için önemli takımların radarında olduğu söyleniyor. Onun dışındaki isimler ise gerçek bir hayal kırıklığı. Kısa bir NBA ve vasat bir Euroleague kariyeri olan Damir Markota yerine; Tutku Açık'ı tanıyan ve onunla gerçekten verimli bir ikili kurmuş olan Luka Andric nasıl es geçilir anlamak mümkün değil. Cevher gayet makul hamle. Barış geçtiğimiz sezondan çok uzak olsa da kadro derinliği için yeterli. Peki ya Falker? Çok değerli bir yabancı hakkı bu kadar sıradan bir isim için kullanılabilir mi? Bu ligde Ali Karadeniz gibi bir skorer varken, senin elinde devşirme oyuncu kullanma hakkın varken bu kadar önemli bir opsiyon nasıl kullanılmaz anlamak güç. Birde eldeki sınırlı rotasyonu bu kadar kötü kullanmakta koçun eleştirilebilecek yanlarından birisi. Falker-Cevher, Cevher-Markota nedir Allah aşkına?
3- Patrick Christopher?: Şut atamayan shooting guard. Filip Holosko'nun basketbol uyarlaması. Kendini Casper sanan fast-break'te rakibin üstüne koşup umutla içinden geçmeyi planlayan büyük yıldız... Gerçekten + bir miktar parada verip iyi bir iki numara almanın çok iyi olacağı aşikar. Ricky Minard ise yine soru işareti ve biraz beklemekte fayda var. Onun dışında coaching kısmında da bir kaç eleştri getirmek mümkün ama bunun doğru olacağını düşünmüyorum. En nihayetinde Erman Kunter çok değerli bir basketbol adamıdır ve her kararına saygı duyarım kendi adıma. Şimdilik camianın geneli de öyle düşünüyor. Ama TBL Play-Off'larından sonra kendisine bu kadar saygı duyan ve inanan bir kitle bulmakta zorlanabilir. Özellikle oyun tercihleri üzerinden kendisine baya sallayan olacaktır.
Uzun vadeli bir plan yapıldığına inanmamakla birlikte, Erman Kunter'in hala en iyi tercih olduğunu düşünüyorum. Ama daha mantıklı hamleler yapsa gerçekten iyi olur. En basitinden koçun yaptığı hamlelere "Ne Farkeder?" penceresinden bakması lazım. Biraz klasik olacak ama Burası Cholet değil, Beşiktaş. Durağan olacaksa sadece "başarı" mübahtır. Sıradanlığın istikrarlaşması bu camiada kabul edilmiş şey değildir. Gelecek yıl BASKETBOL A.Ş projesiyle birlikte yeniden yapılanan Beşiktaş Basketbol Şubesi'nin başta yeni CEO ve Erman Kunter önderliğinde meseleye "büyük takım perspektifi"nde bakması gerek. Aksi halde uzun vadeli planlar varsa da bunlar yarıda kesilebilir. Taraftar desteklese bile yeterli olmayabilir. Elde somut bir Mahmudi örneği var. Umarım işin sonu benzer olmaz, şans koçun ve Beşiktaş'ının yanında olur.
Perşembe, Mart 07, 2013
Bir NBA Şarkısı: L.A. Clippers
Loser yani kaybeden kavramı sporun her türlüsünde kullanılır, yalnız bu söz Amerikan sporlarında çok daha farklı bir hal alıyor. Avrupa basketbolunda veya ülkemizde, çemberi daha da büyütürsek futbolda bile bu kavramın yaygın olarak kullanıldığını ben görmedim. Kullanılıyor olsa bile Amerika'nın nam-ı diğer 'Wonderland' basını olayları sulandırmakta çok iyi olduğu için, onlar kadar iyi bir şekilde cilalanıp cilalanıp, yem gibi insanların önüne atılmıyor.
İster kabul edin ister etmeyin, kapitalist sistemin varlığını sürdürdüğü her yerde olduğu gibi 'arz-talep' ilişkisinin var olmasıyla, basın da amacından çıkarak çoğu zaman ilgiyi üzerine çekmek için olması gereken yönden sapıp yanlış yönlere giriyor. Bu da, dolaylı olarak çeşitli 'ensesi kalın' kurbanlar ortaya çıkarıyor, ancak dediğim gibi arka planda kalan başarısızlar çoğu zaman her şey olurundaymışçasına çok fazla eleştirilmiyor. NBA'de koçların veya takım menejerlerinin her zaman oyunculardan daha az eleştirilmesini buna bağlıyorum. Biraz abartılı olabilir belki, ancak Vinny Del Negro, David Kahn gibi adamların iş bulmasının tek açıklaması da bu olsa gerek. İşte lafı tam buradan alıp, Del Negro'nun takımı Clippers'a çeviriyorum.
Cumartesi, Şubat 23, 2013
Ahmad Rashad'ın Michael Jordan Röportajı
Jordan 50.yaşını twitter üzerinden video-resim paylaşımıyla doyasıya kutladık ama buralara bir şey ekleyemedik. Rashad'la 50.yıla özel yaptığı röportajı ekledim en azından. Bir sürü şey yazıldı çizildi ancak tam anlamıyla aklımda kalacak tek bir yazı okudum. O da Espn'de yayınlanan Michael Jordan Has Not Left The Building
Okumayı unutmayın.
Etiketler:
fotoğraf/video,
Michael Jordan
NBA’deki Son Hamleler
Nba’de takımların kadrolarını güçlendirmesi için son hamle sayılabilecek takas dönemi dün itibariyle sona erdi. İlk önce şunu söylemeliyim, son yılların en hareketsiz – daha doğru bir şekilde ifade etmek gerekirse ufak isimlerin yer değiştirdiği – bir takas oldu. Şöyle ki, 2007 yılından beri herhangi bir all-star oyuncunun yer değiştirmediği ilk takas sezonu bu sezon gerçekleşti. Takas döneminin sonuna yaklaşırken yapılan çoğu hamle, lüks vergisinden kurtulma çabasından ibaretti. Bazılarına ise hiçbir anlam veremedim.
Önemli olanlardan başlayıp arkalara doğru devam edelim:
No 5 Rockets’ta
Sacramento 5 numaradan draft ettiği Thomas Robinson’dan çok erken vazgeçip Patrick Patterson, Cole Aldrich ve Toney Douglas’ı içeren pakete karşılık, Robinson’ı Rockets’a gönderdi. Robinson’ın oyunu şu ana kadar pek hoş gelmeyebilir ama sonuçta çaylak. Ve maç başına sadece 15 dakika süre bulabildi. Robinson Kansas’taki halini Nba’e yansıtabilirse Morey kariyerine bir altın sayfa daha eklemiş olacak. Verdiği isimlere bakacak olursak da, hala geleceğe yatırım yaptığını görebiliyoruz. Doğru karar, bildiğiniz üzere kimse Rockets’ı şampiyonluk adayı olarak göstermiyor. Ki değiller de. Patrick Patterson’ın dış şut tehditini ve Douglas’ın Lin’in saçmalıklarını temizlemelerini özleyeceklerdir. Fakat dediğimiz gibi, yapılanma aşamasındaki bir takım için ilk sezonda yüksek hedefler konulmasını beklemek hayal.
Robinson’ın yanında Garcia ve Honeycutt’ı aldılar. İkisinin de kontratı bu yaz itibariyle bitiyor. Salary cap için de müthiş hamle oldu.
Rockets’ın tuhaf hamlesi ise 2.tur seçimi karşılığında yollanan Morris oldu. Salary cap’in çok altındalardı ve Morris benchten gelip zaman zaman iyi katkı veriyordu. Sanırım kontratının gelecek sezon devam etmesi Morey’nin böyle bir hamle yapmasını gerektirdi. Suns Morris’e yer açmak için Zeller’ı serbest bıraktı.
Kings açısından bakacak olursak, takımı elden çıkarırken tüm oyunculara yol veriyorlar, ya da Robinson’ın cidden hiçbir şey olamayacağını düşündüler. Çaylak sezonu daha, çok aceleci davrandılar çok. Umarım bu sezon kimi seçeceklerine dikkat ederler, yine Top 5’da bir yere sahip olacaklar muhtemelen.
Orlando Magic’in Hamleleri
Gilbert Arenas Çin’de oynayadursu, Orlando Magic’ten senelik $20 milyon almaya devam ediyor. Amnesty’nin kuralı gereği. Üstüne bir de Hedo var, o da 11 milyon alıyor hiç oynamadığı halde. 2005’teki panayır halindeki New York’u azıcık anımsatıyor. O Knicks, 123 milyonluk salary ile play-off yapamamıştı. Takımın yeniden yapılanması bekleniyor ancak elindeki Hedo ve Nelson kontratlarından kurtulmadan bir yapılanma olanağı zor. Ve bir ekleme yapacak olursak, bu sezon hiç oynamadığı halde 7.5 milyon ve gelecek 2 yılda $15 milyonluk kontrata sahip Al Harrington var. Hedo’nun ise gelecek sezon oyuncu opsiyonu var. Yani yatarak bir 12 milyon’u daha cebe indirebilir. Bunları düşünerek yaptığı hamleleri inceleyelim:
1- Udrih+Lamb+Harris = Redick+Ayon+Smith
JJ Redick Orlando’dan aldığı parayı hak eden nadir isimlerdendi. Bu yaz kontratı bittiği için ve Magic’le uzatmak istememesinden dolayı takasını istediğini düşünüyorum. Lige geldiğinden beri(2006) başka bir takım forması giymemişti. Karşılığında ise Udrih alındı. Aşağı yukarı aynı kontratlara sahipler, Nelson’ın 1. PG olduğu bir takıma Udrih hamlesi güzel, bu yaz kontratını yenileyeceklerini düşünüyorum. Ayon ve Ish karşılığında Lamb ve Harris geldi, istatistiksel olarak benzer katkıları verdiler.
Magic’in bu takastaki düşüncesi kontratını yenilemeyecek Redick’in yerine aynı kontrata sahip PG alınmasından ibaretti. Bucks için benchten gelecek keskin şutör çok şey ifade ediyor. Ellis ve Jennings kenardayken skor sıkıntısı yaşıyorlardı, buna bir çözüm bulmuş olabilirler. Fakat Udrih’in gidişiyle takımın back-up point guard’ı kalmadı, tabi Ish Smith’e o görevi vermeyi düşünmüyorlarsa. Düşünmeseler de iyi ederler. Muhtemelen free agent piyasasından bir PG bulacaklar. Delonte West gibi.
2- Hakim Warrick=Josh McRoberts
İki oyuncunun da kontratı bu sezon sonunda bitiyor. İki takım da konferansın dibinde. İkisinin de kontratı neredeyse aynı miktarlarda( 3 ve 4 ). Jordan’ın 1 milyon bağışladığını düşünüyorum.
Washington’dan Hediye Var
Sezonu kapatmış ve kontratı biten Barbosa yerine Jordan Crawford’ı vermek hediyeden başka bir şey değil. Özellikle Boston’ın içinde bulunduğu durumda. Guard rotasyonu perişan bir haldeyken Crawford gibi kalburüstü bir skoreri bedavaya verdiler. Crawford’ın bencil oyununu beğenmiyorum, evet, ancak tam anlamıyla Celtics’in ihtiyacını duyduğu bir stile sahip. Hele ki Terry’nin istenileni vermemesinden sonra. Crawford’ın kontratı mı, bu sezon sadece $1.5 milyon alıyor, seneye de 2.
Celtics’ten söz etmişken şunu da belirtelim. Ainge’in o kadar söylentilere karşılık Pierce ve Garnett’i bırakmaması tamamen yola devam ettiklerinin göstergesi. Başta kötü bir fikir olarak görüyordum, şimdi ise Pacers ve Heat dışındaki doğu takımlarının durumlarını düşününce çok da kötü gözükmüyor.
Diğer Hamleler
Brewer > Thunder | 2014 2.tur seçimi > Knicks
Knicks’in yaptığı hamlenin tek açıklaması bu takastan sonra 10 günlük imzaladıkları Kenyon Martin’e yer açmak istemeleriydi. Brewer gibi üst düzey savunmacı, özellikle play-off’ta, Knicks gibi savunması iyice patlak veren bir takımda iş yapabilirdi. Anlamadığım kısım Brewer’ın kontratı sezon sonunda bitiyordu, hiçbir şey veremeyeceğini düşündüğüm White’ı bırakabilirlerdi. Ya da Rasheed’i. Rasheed’in katkı falan vereceğini düşünmüyoruz değil mi?
Thunder açısından ise güzel hamle, 2.tur draft hakları genelde 55-60 arası bir yere denk geldiği için Brewer’ı bedavaya ekledikleri söylenilebilir.
Maynor > Blazers | Printezis > Thunder
Portland ligin en kötü benchine sahip takımlarından. Play-off’a kalma ihtimalleri hala var- bence yok – gibi gözükse de kalmaları halinde bile bu benchle bir yere varmaları imkansız. Maynor’ı kadroya katmaları hem bu sezon için hem de gelecek için güzel hamle. Lillard’ın back-up’ı olacaktır. Bildiğiniz üzere Reggie Jackson Maynor’ın sakatlığından sonra formayı kapmış, sonrasında harikalar yaratmıştı. Maynor karşılığında Printezis’in Nba hakları Thunder’a gitti.
Jones > Hawks | Morrow > Mavericks
İki oyuncunun da sözleşmesi bu sezon sonunda bitiyor. Bu takasla birlikte Dallas lüks vergisinden kurtulmayı başardı.
Telfair > Raptors | Haddadi > Suns
Haddadi’yi serbest bırakacakları düşünürken Haddadi karşılığında Telfair’i almayı başardılar. Bu takastan sonra şu fotoğraf aklıma geliyor:
NOT: Bundan sonra yarısaha'da yazacağım. Fakat buraya da zaman zaman postlayacağım. Oraya da göz atmayı unutmayın. Selametle.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

