Cumartesi, Şubat 23, 2013

NBA’deki Son Hamleler

Kings_NBA


Nba’de takımların kadrolarını güçlendirmesi için son hamle sayılabilecek takas dönemi dün itibariyle sona erdi. İlk önce şunu söylemeliyim, son yılların en hareketsiz – daha doğru bir şekilde ifade etmek gerekirse ufak isimlerin yer değiştirdiği – bir takas oldu. Şöyle ki, 2007 yılından beri herhangi bir all-star oyuncunun yer değiştirmediği ilk takas sezonu bu sezon gerçekleşti. Takas döneminin sonuna yaklaşırken yapılan çoğu hamle, lüks vergisinden kurtulma çabasından ibaretti. Bazılarına ise hiçbir anlam veremedim.
Önemli olanlardan başlayıp arkalara doğru devam edelim:

No 5 Rockets’ta
Sacramento 5 numaradan draft ettiği Thomas Robinson’dan çok erken vazgeçip Patrick Patterson, Cole Aldrich ve Toney Douglas’ı içeren pakete karşılık, Robinson’ı Rockets’a gönderdi. Robinson’ın oyunu şu ana kadar pek hoş gelmeyebilir ama sonuçta çaylak. Ve maç başına sadece 15 dakika süre bulabildi. Robinson Kansas’taki halini Nba’e yansıtabilirse Morey kariyerine bir altın sayfa daha eklemiş olacak. Verdiği isimlere bakacak olursak da, hala geleceğe yatırım yaptığını görebiliyoruz. Doğru karar, bildiğiniz üzere kimse Rockets’ı şampiyonluk adayı olarak göstermiyor. Ki değiller de. Patrick Patterson’ın dış şut tehditini ve Douglas’ın Lin’in saçmalıklarını temizlemelerini özleyeceklerdir. Fakat dediğimiz gibi, yapılanma aşamasındaki bir takım için ilk sezonda yüksek hedefler konulmasını beklemek hayal.


Robinson’ın yanında Garcia ve Honeycutt’ı aldılar. İkisinin de kontratı bu yaz itibariyle bitiyor. Salary cap için de müthiş hamle oldu.
Rockets’ın tuhaf hamlesi ise 2.tur seçimi karşılığında yollanan Morris oldu. Salary cap’in çok altındalardı ve Morris benchten gelip zaman zaman iyi katkı veriyordu. Sanırım kontratının gelecek sezon devam etmesi Morey’nin böyle bir hamle yapmasını gerektirdi. Suns Morris’e yer açmak için Zeller’ı serbest bıraktı.
Kings açısından bakacak olursak, takımı elden çıkarırken tüm oyunculara yol veriyorlar, ya da Robinson’ın cidden hiçbir şey olamayacağını düşündüler. Çaylak sezonu daha, çok aceleci davrandılar çok. Umarım bu sezon kimi seçeceklerine dikkat ederler, yine Top 5’da bir yere sahip olacaklar muhtemelen.
Orlando Magic’in Hamleleri
Gilbert Arenas Çin’de oynayadursu, Orlando Magic’ten senelik $20 milyon almaya devam ediyor. Amnesty’nin kuralı gereği. Üstüne bir de Hedo var, o da 11 milyon alıyor hiç oynamadığı halde. 2005’teki panayır halindeki New York’u azıcık anımsatıyor. O Knicks, 123 milyonluk salary ile play-off yapamamıştı. Takımın yeniden yapılanması bekleniyor ancak elindeki Hedo ve Nelson kontratlarından kurtulmadan bir yapılanma olanağı zor. Ve bir ekleme yapacak olursak, bu sezon hiç oynamadığı halde 7.5 milyon ve gelecek 2 yılda $15 milyonluk kontrata sahip Al Harrington var.  Hedo’nun ise gelecek sezon oyuncu opsiyonu var. Yani yatarak bir 12 milyon’u daha cebe indirebilir. Bunları düşünerek yaptığı hamleleri inceleyelim:
1-  Udrih+Lamb+Harris = Redick+Ayon+Smith
JJ Redick Orlando’dan aldığı parayı hak eden nadir isimlerdendi. Bu yaz kontratı bittiği için ve Magic’le uzatmak istememesinden dolayı takasını istediğini düşünüyorum. Lige geldiğinden beri(2006) başka bir takım forması giymemişti. Karşılığında ise Udrih alındı. Aşağı yukarı aynı kontratlara sahipler, Nelson’ın 1. PG olduğu bir takıma Udrih hamlesi güzel, bu yaz kontratını yenileyeceklerini düşünüyorum. Ayon ve Ish karşılığında Lamb ve Harris geldi, istatistiksel olarak benzer katkıları verdiler.
Magic’in bu takastaki düşüncesi kontratını yenilemeyecek Redick’in yerine aynı kontrata sahip PG alınmasından ibaretti. Bucks için benchten gelecek keskin şutör çok şey ifade ediyor. Ellis ve Jennings kenardayken skor sıkıntısı yaşıyorlardı, buna bir çözüm bulmuş olabilirler. Fakat Udrih’in gidişiyle takımın back-up point guard’ı kalmadı, tabi Ish Smith’e o görevi vermeyi düşünmüyorlarsa. Düşünmeseler de iyi ederler. Muhtemelen free agent piyasasından bir PG bulacaklar. Delonte West gibi.

JJRedick
2- Hakim Warrick=Josh McRoberts
İki oyuncunun da kontratı bu sezon sonunda bitiyor. İki takım da konferansın dibinde. İkisinin de kontratı neredeyse aynı miktarlarda( 3 ve 4 ). Jordan’ın 1 milyon bağışladığını düşünüyorum.

Washington’dan Hediye Var
Sezonu kapatmış ve kontratı biten Barbosa yerine Jordan Crawford’ı vermek hediyeden başka bir şey değil. Özellikle Boston’ın içinde bulunduğu durumda. Guard rotasyonu perişan bir haldeyken Crawford gibi kalburüstü bir skoreri bedavaya verdiler. Crawford’ın bencil oyununu beğenmiyorum, evet, ancak tam anlamıyla Celtics’in ihtiyacını duyduğu bir stile sahip. Hele ki Terry’nin istenileni vermemesinden sonra. Crawford’ın kontratı mı, bu sezon sadece $1.5 milyon alıyor, seneye de 2.
Celtics’ten söz etmişken şunu da belirtelim. Ainge’in o kadar söylentilere karşılık Pierce ve Garnett’i bırakmaması tamamen yola devam ettiklerinin göstergesi. Başta kötü bir fikir olarak görüyordum, şimdi ise Pacers ve Heat dışındaki doğu takımlarının durumlarını düşününce çok da kötü gözükmüyor.

Diğer Hamleler

Brewer > Thunder | 2014 2.tur seçimi > Knicks
Knicks’in yaptığı hamlenin tek açıklaması bu takastan sonra 10 günlük imzaladıkları Kenyon Martin’e yer açmak istemeleriydi.  Brewer gibi üst düzey savunmacı, özellikle play-off’ta, Knicks gibi savunması iyice patlak veren bir takımda iş yapabilirdi. Anlamadığım kısım Brewer’ın kontratı sezon sonunda bitiyordu, hiçbir şey veremeyeceğini düşündüğüm White’ı bırakabilirlerdi. Ya da Rasheed’i. Rasheed’in katkı falan vereceğini düşünmüyoruz değil mi?
Thunder açısından ise güzel hamle, 2.tur draft hakları genelde 55-60 arası bir yere denk geldiği için Brewer’ı bedavaya ekledikleri söylenilebilir.
Maynor > Blazers | Printezis > Thunder
Portland ligin en kötü benchine sahip takımlarından. Play-off’a kalma ihtimalleri hala var- bence yok – gibi gözükse de kalmaları halinde bile bu benchle bir yere varmaları imkansız. Maynor’ı kadroya katmaları hem bu sezon için hem de gelecek için güzel hamle. Lillard’ın back-up’ı olacaktır. Bildiğiniz üzere Reggie Jackson Maynor’ın sakatlığından sonra formayı kapmış, sonrasında harikalar yaratmıştı. Maynor karşılığında Printezis’in Nba hakları Thunder’a gitti.
Jones > Hawks | Morrow > Mavericks
İki oyuncunun da sözleşmesi bu sezon sonunda bitiyor. Bu takasla birlikte Dallas lüks vergisinden kurtulmayı başardı.
Telfair > Raptors | Haddadi > Suns
Haddadi’yi serbest bırakacakları düşünürken Haddadi karşılığında Telfair’i almayı başardılar.  Bu takastan sonra şu fotoğraf aklıma geliyor:


LBJ_NBA

NOT: Bundan sonra yarısaha'da yazacağım. Fakat buraya da zaman zaman postlayacağım. Oraya da göz atmayı unutmayın. Selametle.

Perşembe, Ocak 31, 2013

Haddadi'yi Harcadılar Matmazel



Memphis Grizzlies'ın yaklaşık 1 aydır elinden çıkarmak için uğraştığı Rudy Gay sonunda Elvis'in şehrinden ayrıldı. 3 takımın karıştığı takasın ayrıntıları şöyle:

Rudy Gay, Hamed Haddadi>>Toronto Raptors

Jose Calderon>>Detroit Pistons

Ed Davis, Austin Daye, TayShaun Prince>>Memphis Grizzlies

HP stili sorular üzerinden değerlendirelim.

1-Bu takastan en kazançlı çıkan takım hangisidir?

Bu sorununun doğru cevabı için birkaç yıl beklemek gerekli. Ancak elimizdeki argümanlara dayanarak kısa vadede galip gelen takımın Detroit Pistons olduğunu söyleyebiliriz.

2-Takasın Grizzlies için anlamı nedir? Şampiyonluk yarışından uzaklaştılar mı?

Rudy Gay'in gönderileceği haberlerini okuduğumdan beri Memphis'in yanlış şeyler yaptığını, batıda çok iyi eşleştikleri Spurs ve beklenilenin çok uzağında bir Lakers varken son bir risk alıp yani vergileri falan umursamayıp play-off'a girmelerini istedim. Küçük şehir takımlarının bu tarz risk almaları mali açıdan pek mümkün olmadığından Grizzlies'ın salary cap'i küçültmek için önce Ellington-Speights'i ve sonrasında Gay'i takımdan gönderdi. Takasın onlar için anlamı şu; salary cap'i istedikleri seviyeye getirdiler. Mali açıdan daha rahatlar, Gay'in - 3 senelik $54 milyon -  hak ettiğinden fazla para aldığı kontrattan bir şekilde kurtuldular.

***

Rudy Gay'in 'overrated' olduğunu, en azından kendisini olduğundan daha iyi bir oyuncu zannettiğini biliyoruz. Dün de buna yönelik çok güzel bir tweet geldi Kendrick Perkins'ten.




***

Evet, Gay'in uzun vadeli ağır kontratından kurtuldular. Peki kısa vadede nelere mal olur derseniz, bu sezonki play-off'larda kesinlikle arayacaklarını düşünüyorum. Gay dışında penetre edebilen oyuncuları neredeyse yok. Prince-Daye-Davis'le birlikte rotasyonda derinlik kazandılar, şüphesiz. Ancak 2 ve 3 numaralarını düşününce Gay'in hücumdaki aktifliğini arayacaklardır.

Soru içinde soru: Peki gelenlerden ne bekliyoruz?

-TayShaun Prince'ın kariyeri boyunca yaptığı gibi iyi savunma yapmasını ve yine bu sezon soktuğu gibi %43'le üçlük sokmasını bekliyoruz. Dediğim gibi Gay'in patlayıcılığı ve penetresini Prince'de aramak çok yanlış. Yok çünkü.

-Ed Davis'in gelişi çok önemli. Speights'in benchten getirdiği katkıyı 4 numaradan getirecektir. Bu sezon 3 yıllık kariyerinin en yüksek rakamlarına ulaştı- 9.7 sayı 6.7 ribaund -.

-Austin Daye'in benchten gelip boş şutları cezalandırması bekleniyor. %53 gibi absürt bir rakamla üçlük atıyor. Bu sezon 21/40 ile üçlük attı. Tabii ne kadar süre alacağı da başka bir soru.

Memphis'in Spurs-Thunder-Clippers üçlüsünün gazabından - özellikle Gay'in ayrılmasından sonra- kurtalabileceğini düşünmüyorum. Gay'in ben de hak edildiğinden fazla değer gördüğünü düşünsem de play-off döneminde Memphis'in potaya gidebilecek kanat oyuncularına ihtiyacı olacağını düşünüyorum. Tabii onlar maddi durumu düşünerek bu hamleyi yaptılar. En azından uzun vadede Gay'in kontratından kurtulmalarını başarı olarak görebiliriz. 3 yıllık 53 md, evet kesinlikle büyük iş.



3-Takasın Pistons için anlamı nedir? 

Pistons'ın Charlie-V ve Ben Gordon'la imzaladığı günü gayet iyi hatırlıyorum. 3-4 yıllarının mahvolacağını düşündüğümüzü de. Dumars'ın yapmayacağı hareketlerdi, şaşırmıştık. Her neyse. Asıl konumuz Calderon'ın gelişi ile Prince ve Daye'in gidişi.

Detroit'in bu sezon herhangi bir hedefi olmadığı için gayet yerinde bir hamle oldu. Calderon'ın kontratının bitişiyle oluşacak $10.5 milyonluk, Maggette'nin kontratının bitişiyle oluşacak $11 milyonluk boşluk akıllara gelince Pistons taraftarının ağzının suyu akıyor olsa gerek. Evet 11 milyon alan Maggette sadece 5 sayı ortalamayla oynuyor. Öte yandan Charlie-V+Maxiell'ın da biten kontratları var. Calderon'ın gelişiyle işleri biraz daha yoluna soktular. Bu yaz için daha fazla hamle fırsatı yarattılar.

+: Prince'ı başka bir forma altında görmek çok değişik olacak. 2002'de Pistons tarafından draft edildikten sonra Motown'dan ayrılmadı.

4-Takasın Raptors için anlamı nedir?

Öncelikle gelecek sezon Derozan, Gay ve Bargnani'ye toplamda $40 milyon ödeyecekleri için şimdiden geçmiş olsun demek istiyorum. Tabii Bargnani'yi ellerinden çıkaramayacaklarını kabul ederek. İşin kötü yanı, franchise'ı üzerine kurdukları iki oyuncu da baskın bir organizasyonun ancak ve ancak 3.oyuncusu olabilir nitelikte. Ne Derozan'ın ne de Gay'in süperstar seviyesinde olduğunu veya olabileceğini düşünmüyorum.

Üstte de bahsettiğim gibi çok maliyetli, saçma sapan kontratlara sahipler. En azından birini- İtalyan olanını - birine kakalamaları şart. Ed Davis'in gidişiyle 4 numara rotasyonu iyice sekteye uğrayacak, muhtemelen Gay'i zaman zaman 4 numara oynarken de göreceğiz. - Haddadi %99 serbest bırakılacak-

Bu takasa bakarak Rudy Gay'e epey güvendiklerini söyleyebiliriz. Sezon sonuna kadar bekleyip Calderon'ın kontratından oluşacak boşlukla daha iyi bir şey yapmaları mümkün olabilirdi, ayrıca Ed Davis gibi iyi bir parçayı da kaybetmeyeceklerdi. Uzun lafın kısası Toronto Raptors yine büyük bir kumar oynadı, fakat bu kumar da onların 'loser' kimliğine yakışacak tarzda oldu. Zaman gösterecek. 'Ball'


NOT: Haddadi büyük bir ihtimalle serbest bırakılacağından ve ardından hiçbir takımın onunla imzalamayacağından ötürü işsiz kalacak. Yazık oldu yiğidime. Harcandı :(

Salı, Ocak 29, 2013

Mahmuti Faktörü


Özel adamlar çokça bulunur. Üstelik basketbol gibi bir sahnede özel karakterler, kendine has tipler görmek reele göre daha da kolaydır. Fakat bir adam var ki, benim gözümde diğerlerinden başka. Onun hakkında görüşlerim hiçbir zaman değişmedi. Türk basketbolunun belki de en özel adamı; Oktay Mahmuti'den açalım sözü. 

Kendisi hakkında ilk kanaatim ne zaman oluştu çok iyi hatırlıyorum. Aydın Örs tedrisatından geçtiğini bilmeden, kendisi hakkında en ufak fikir sahibi olmadan izlediğim bir adamdı. O zaman bir Türk çocuğu için basketbol Efes demekti. Ve koç da genç Mahmuti'ydi. Henüz 35 yaşında, bazı basketbolculardan genç bir adamdı. Ama onun Efes'i, izlediğim en heyecan verici takımdı. Ve öyle bir takımda henüz gelmedi. 

Mahmuti'nin Galatasaray koçu oluşunu kabullenememiştim bir Beşiktaşlı olarak. Bize yakıştırıyordum doğrusu. Karakterini, duruşunu ve oyun yapısını Beşiktaş organizasyonuna ve taraftarına yakın buluyordum. Ama olmadı. Galatasaray'a gitti. Hatta efsane olmasına bir "tık" kalmıştı. Hatta bir çok taraftara göre Mahmuti bir efsane. Fakat hedeflenen başarının erken gelmesi daha sonra fazlasının abartılı şekilde hedeflenmesi ve gayet olağan bir play-off vedasının aşırı abartılması sonucu ile birazda başkanla yaşadığı problemler sebebiyle Mahmuti görevinden ayrıldı. Türk basketbolu için hayırlısı da oldu. İyi oldu, çok güzel oldu gibi geliyor bana. Beşiktaş'a yakışıyor demiştim ya. Sanıyorum Mahmuti en çok Efes'e yakışıyor. Hem Fener'e Galatasaray'a yada bize gelmesin. Bu adam derbi isminin altında ezilip gidecek kadar vasat biri değil ki... (Şunu da izlemenizi tavsiye ederim.)

Koç bu yaz ait olduğu yere geri döndü. İyi bir bütçe ve Final Four hedefiyle yola çıktı. Bence hedef gereksiz büyük tutuldu. Bu sezon için son sekiz yeterli hedefti. Ama öyle bir kadro kurdu ki Efes. Gerçekten F4 değil de başka bir şeyden bahsetsek ayıp olur. Eh, koçta bunu kabullendi. Bu hedef doğrultusunda çalıştıklarını dillendirdi. Aslında step-by-step gitmeyi sever ama yapacak pek bir şey yok. Yola çıkıldı. Efes için F4 yolundan dönüş yok gibi zira oynanan oyunda Final Four olgunluğuna yaklaştı gibi. Sene başında Efes'in ham oyunu üzerinden Mahmuti'ye sallayanlar sustu. Efes, biraz fikstür avantajının da yardımıyla TOP 16'ya 4 galibiyetle başladı. Özellikle İstanbul'da Zalgris gibi bir takımı 52 sayıda tutarak "Mahmuti Ekolü"nü tekrardan benimsediğini gösterdi. 

Mahmuti ve Efes için işler yolunda gidiyor. Bu sezon başı bir iki doğru hamle daha yapsalar bence net şampiyonluk favorisi olabilirlerdi Eurolaegue için. Özellikle Barac konusunu çözüp, daha efektif bir isim getirip Semih'i daha iyi yedekleyebilseler çok iyi olacaktı. Neyse ki Kerem Gönlüm, pota altında her şeyi yapıyor. Bir diğer Kerem bir diğer veteran Tunçeri'de son haftalarda çok iyi katkı vermeye başladı ki kendisi bir ara rotasyon dışı kalmıştı. 

Son yıllarda yaptığı müthiş yatırımlara rağmen sürekli başarısızlıkla adı anılan Efes için, Mahmuti en doğru tercihti. Başarı para saçmak, abartılı kadrolar kurmakla değil. Doğru isimleri, doğru sistemlere eklemekle oluyor. Semih, Gordon, Shipp yeni Efes organizasyonunun sembol isimleri oldu diyebiliriz. Ama her şeyden önde kalitesi ve vizyonuyla koç var...

Pazartesi, Ocak 28, 2013

Adını Danny Ainge Koydum: Celtics'in Yolu



Boston Celtics'in en önemli oyuncusu Rajon Rondo'nun sezonu kapatmasının ardından sezonun onlar için bittiği konuşmaları anında başladı. Konuşanlar haksız da sayılmazlar, geçen sezon Rondo'nun kafaca sahada olmadığı Philly eşleşmesinde neredeyse eleniyorlardı. Aynı şekilde konferans finalinde Miami'yi 7.maça zorlamalarının en büyük sebebi Rondo idi. Kısacası 'Rondo var Celtics var'dı.

Danny Ainge'in bu kadroyu dağıtıp, yenilenme çalışmalarına başlamasını 2 sezondur bekliyoruz. Özellikle Miami'ye elendikten sonra herkesin öpüşüp koklaşmasından dolayı bir ayrılık olacağı düşünüldü. Ainge bildiğiniz üzere yeniden erteledi. Galiba bu kez tam anlamıyla patladı. Peki Celtics şimdi ne yapacak? Takasa gitmelerini bekliyoruz. Ancak bu takas veteranları bozdurup genç oyuncu ve draft hakkı almak için mi, yoksa takımı play-off yarışında öne taşımak amacıyla mı yapılacak? Boston Celtics burada noktayı koyacak mı ya da son bir atış mı deneyecek mi?

Koç Doc Rivers'ın sözleriyle başlayalım. Doc 'Siz bizim bittiğimizi ifade edebilirsiniz ama ben öyle düşünmüyorum' şeklinde açıklamalar yaptı. Orlando günlerinden beri elindekinin kıymetini bilen ve sahip olduğundan yeterince verim alan bir koç olduğunu biliyoruz. Ve oyuncularının her zaman arkasında olduğunu. Tabii takas vb. işleri onun yürütmediğini de. Ainge Rondo'yu pazarlamaya çalışırken elinden bir şey gelmediğini de. Elbette ki Rondo'nun ön çarpraz bağlarının kopmasının ardından 'biz bittik' açıklamasını kimse söylemez, hele Doc hiç söylemez. Burada işin kilit adamı Danny Ainge olacak.

Celtics'in önünde tahmin edebileceğiniz üzere 2 senaryo var.

1-Kalan Sağlar Bizimdir, Yola Devam

Olası bir takasla ortalama üstü bir point guard'ı takıma katıp play-off için son bir şans denenebilir. Gerçi 3 yıldır bunu yapıyor Celtics. Her seferinde de beklentilerin üstüne çıkmayı başardılar. Celtics'in Heat'i 7.maça sürükleyebileceğini hangimiz tahmin edebilirdi ki? Peki ama Rondosuz..

Bu yol riskli fakat Celtics taraftarının gidilmesini beklediği yoldur bana kalırsa. Celtics taraftarı ruh, gurur, takım vb. tarzı söylemlere fazlasıyla değer verdiği için takımın geri adım atmasını eminim ki istemeyecektir*. Ancak onların istememesi bunun yanlış olduğunu göstermez. Özellikle takımın yaz dönemindeki hamlelerinin hiçbirinin tutmaması bu tercihin negatif olmasına sebep oluyor. Takıma yeni katılanlar içinde çaylak Sullinger dışında pek de olumlu bir şey yok. Terry ve Lee hala beklenilenin altında, Jeff Green sezona kötü başladıktan sonra biraz toparladı ancak hala o kontratı hak ettiğini düşünmüyorum, $8 milyon alıyor kendisi. Öte yandan Brandon Bass harika geçirdiği sezonun ardından eski haline dönmüş gibi. Oradan da bir eksi. Garnett ve Pierce ne kadar değerli olsalar bile biri 35, diğeri de 36 yaşında. Garnett mayıs ayında 37 olacak. 

Celtics'in takasa gidip, point guard alacağını düşünelim. Garnett ve Pierce'ı göndermeden verebilecekleri değerli parça neredeyse yok. En azından değerli bir point guard istiyorlarsa. Veyahut Rondo'ya elveda denilebilir, dünkü haberin üstüne çok da kalp kırıcı olur. Ligde takımları tarafından takası hoş karşılanacak iki ortalama üstü point guard var. Lowry ve Lin. Lin'e ortalama üstü dedim değil mi? Hala o 17 numaranın etkisindeyim dostlar.

Takımın yıldızı olması beklenirken Calderon'un harika oyunu sebebiyle  Lowry bench'e düştü. Celtics'in bir point guard'a ihtiyacı olduğu düşünüldüğünde aklıma gelen ilk isim Lowry oluyor, ayrıca Raptors'ın onu yollamak istediği biliniyor.

Bu bölümde son olarak Rondo'nun ligin en iyi 3-4 oyuncu kurucusundan biri olduğunu ve Celtics'in bu yarayı pansuman edip iyileştirme ihtimalinin çok düşük yüzdelerde gezindiğini belirtelim.



2-Yenilenme

Üstte de söylediğim gibi, aslında 2-3 yıldır beklenilendir. 2010'da Lakers'a finalde kaybettikten sonra gerçekleşeceği konuşuluyordu. Şu an 2013, hala tam anlamıyla gerçekleşmedi. Ancak Danny Ainge'in dağıtmak için çabaladığı zamanlar da oldu. Geçen sezon Ray Allen'ın Clippers'a takasla gönderileceği haberleri, Pierce için çıkanlar bla bla... Rondo'nun sezonu kapatmasıyla beraber artık bu devrin sonuna iyice yaklaştık.

Hem Garnett hem Pierce zaman zaman harika performanslar verse de şampiyonluk yarışından uzakta, ortalama bir takım için sahip oldukları kontrat çok masraflı. Şu anki Celtics'ten değil, yeniden yapılanma sürecindeki Celtics'te onların yeri olamayacağından söz ediyorum. Pierce'ın 2 yıllık $31 milyon, Garnett'in 3 yıllık $36 milyon değerinde kontratı bulunuyor. Her şey bir kenara, hall of famer olması garanti iki oyuncuyu kariyerlerinin sonunda dibe oynayan Celtics'te tutmak pek mantıklı değil. Zaten maddi olarak da mümkün gözükmüyor. Tabii bu söylediklerim yenilenme yoluna gidilirse geçerliliğini koruyacak.

Yenilenme sürecine başlanıp iki oyuncudan birinin ya da ikisinin gönderilmesi halinde Celtics'in isteyeceği şeyler basitçe bir sürü draft hakkı ve 25-26'sını geçmemiş iyi parçalar olacak. 

***


Celtics'in 2-3 yıldır bitmeyen uzatmalarında sona yaklaştık. 2007'de başlayan bu film için 'The End' yazmaya bu kadar yaklaşmamışlardı. Nba2K20'de efsane takımlar bölümünde göreceğimiz takımlardan biri olacak, şüphesiz. 

Son olarak; geçmiş olsun Rondo.

*:Paylaşmazsam olmazdı. 1969 Nba Finali ve yaşlı Celtics o zamanın 3 büyük efsanesine sahip-Wilt, Baylor, West- Lakers'ı 7.maçta deplasmanda mağlup ediyor. Lakers organizasyonu şampiyonluktan o kadar eminmiş ki tavana balonlar asılmış, şampiyonluk röportajlarının sırası belirlenmiş. Celtics'in hem koçu hem de pivotu olan Bill Russell ise maçtan önce takımına 'O balonları tek tek toplamalarını görmek keyifli olacak' demiş. Allah Allah.

Cumartesi, Ocak 26, 2013

Scot Pollard'la NBA Zamanı-6


Spurs 

1997'den beri her sene play-off'a kalabilen Spurs'te her şey doludizgin devam ediyor. Pop'un ve Duncan'ın olmadığı zamanlarda da kazanmayı başardılar. 7 maçlık seriyle birlikte Thunder'ın arkasında ligin en iyi 2.derecesine sahipler. 2011-12 sezonunda olduğu gibi yine ligin en iyi basketbol oynayan takımı ünvanını hak ediyorlar. Fakat geçen seneki Thunder serisi gösterdi ki en doğru basketbolu oynamak her zaman yeterli olmuyor. Parker ve Duncan'ın bir seviye yukarıda performans vermeleri, Splitter'ın iyiden iyiye duruma alışması vs. gibi pozitif yönler de yok değil. Herkesin kalbinden geçen batı finalinde gönülden destekleyeceğim takımdır ayrıca.



Ersan Roketledi

Nba.com'un Türkiye ayağında gördüğüm 'Ömer Roketledi' başlığı yüzünden psikolojim darmadağın oldu. Her yerde kullanmak istiyorum bu yaratıcı söz öbeğini. Neyse, evlerden ırak olsun, set default (us) devam. Skiles'ın gidişinden sonra Ersan'ın aldığı sürelerde artış olmuştu. Tam anlamıyla ilk beş oyuncusu olduktan sonra Bucks hücumunun çok önemli bir parçası haline geldi. Jennings ve Ellis'le aynı takımda olduğunu hatırlatmakta yarar var.

 Ersan sezona felaket başladıktan sonra işleri yavaş yavaş düzene koymaya başlamıştı. Aralık ayının başından bu yana %48'le üçlük atıyor. Kullandığı üçlük adetinin oldukça fazla olduğunu düşününce kulağa daha harika geliyor. Dün de çizginin arkasından 5/6'yla soktu. Son üç maçtaki ortalamaları 28 sayı 12 ribaund(maşallah maşallah maşallah). Bu konuda gayet önyargılı olduğumun farkındayım ama söylemeden edemeyeceğim; Ellis ve Jennings gibi 'topu ezen' iki guardın yanında uzun olarak rol almak da baya kötü.

Bulls(26-16)

Taj Gibson'ın anlamsız pası sonrasında topla buluşan Ömer'e anında faul yapan Philly savunması ve sonrasında kaçan serbest atışlar.. Dün gibi aklımda. Kaseti oradan birkaç gün öncesine saralım, gelelim Chicago'nun maçı kazanırken sezonu kaybettiği ana yani Rose'un sakatlığına ve arkasından yaşananlara. Chicago taraftarında şu etkiyi yapmıştı. Play-off'ta 1-8 eşleşmesinde kaybedilen bir seriden çoook çoook daha fazlasıydı. Rose'un gelecek sezonun büyük bir kısmını dahi oynayamayacağı bilgisi, akıllara gelen 'eskisi gibi olabilir mi' soruları bla bla. Hayatımın en kötü akşamlarından biriydi. Ben bu sezonu konuşacaktım lan, bak yine hüzünlendim. Neyse.

Rose'un gelecek sezonun büyük bir bölümünü kaçıracağı açıklandıktan sonra Koç Thibs'e veya herhangi bir Bulls taraftarına 26 Ocak 2013'te 26-16 ile konferans liderinin 3 maç gerisinde olacaksınız denseydi sanırım inanmazlardı. Rose'un sakatlığı sırasında her şey çok iyi yönetildi. Maddi açıdan sıkıntı yaratacak hamlelerden kaçınıldı, bench mob'un dağılmasının en önemli sebebi buydu. Fakat Bulls yeni isimlerle de bir şekilde kendi basketbolunu oynamayı başardı-Hinrich gibi ön alan baskısı yapabilen iyi bir savunmacıyla anlaşılmasının da bir nedeni vardı elbet-, hem de Mvp'sinden yoksun bir şekilde. Bulls taraftarlarının final, şampiyonluk vb. umutları taşıdığını düşünmüyorum. Herkesin içinde daha çok Rose'un nasıl döneceği merak konusu. Rose'un performansı ve takıma uyumu Chicago'nun play-off'taki yerini belirleyecek.

Ömer Aşık-Judge Reinhold

Ömer Judge Reinhold'un 2.14'lük klonu diye nam salmış durumda.


1 Baby Hook ve 75 Bin Dolar



LeBron'un ve Pistons benchinin verdiği tepki muazzam. Michael adlı abimiz maç sonunda LeBron'la birlikte röportaj verdi. Ufaktan da Obama'ya mesajını gönderdi:

'Zaten bu paranın yarısını devlet alacak!'

Son olarak, McGee'nin selamı var:



Cuma, Ocak 18, 2013

Scot Pollard'la NBA Zamanı-5


Lakers(17-22)

70.yılına yaklaşan Nba'in hep başrolünde olan bir takım Lakers. Off-season'da yapılan hamlelerle çok daha ilgi çekici bir hale geldiler. $98 milyonluk salary'den söz etmiyorum bile. Fakat salary'inin yüksekliğinin aksine Lakers'ın savunma yapabilme becerisi veya daha doğru bir şekilde söylemek gerekirse savunma yapma isteği oldukça düşük. Zaten sezon başından beri yapamadıkları tek şey var: Savunma. Defalarca iyi hücum ettiklerini veya top kayıplarına dur diyebildiklerini gördük fakat gerçek anlamda çok iyi savunma yaptıkları maç var mı hatırlayamıyorum. D'Antoni'nin sisteminin ana fikri olan 'atarak kazanma' fikri çok faydalı değil. Savunma şampiyonluk kazandırır diye boşuna söylememiş atalarımız. En basitinden örnek vermek gerekirse Kobe'nin Bucks maçında Jennings üstündeki savunmasını gördük, istese yapabilir, en azından paspas olmaz. Savunmada maç seçmesine anlam veremiyorum. Belki de hücumdaki verimliliğini buna borçludur, bilemiyoruz.



Lakers hala şampiyonluk adaylarının içerisinde mi derseniz kararsızım. Kadroya bakınca gördüklerimle sahada gördüklerim çok farklı. Spurs maçının son çeyreğinden beri bi yükseliş olduğu bir gerçek -aradaki Thunder maçını hiç izlememiş kabul ediyoruz-. Oradan buradan kırparak olumlu bakabiliriz ama sonuç olarak 17-22 hiç iç açıcı değil. Play-off için önlerindeki 43 maçın en az 25'ini kazanmaları gerek. Ayrıca yakınlarda takas yapacaklarını düşünmekle birlikte Lakers'ın herkesin de dilinde döndüğü üzere çemberden uzakta iş yapabilen bir 4 numara ve şutu ile kilit açabilecek 2 veya 3 numaraya ihtiyacı var. Karşılığında gidebilecek isim kim mi, tabii ki 3 yıldır trade machine'lerin en çok anılan kahramanı: Pau Gasol.

Miami'nin hikayesi: "İsteseler Yenerler"

Miami sezon içinde abidik gubidik-Wizards, Pistons- takımlara kaybederken hepimizin söylediği bir şey vardı: 'Adam gibi oynasalar yenerlerdi' diye. Bunu kabul etmek bir basketbolsever için güzel değil ama öyle. %100'lerini koydukları sürece ligde onları durdurabilecek çok fazla takım yok. Çok fazla mı? Hiç yok hiç. Westbrook'un mala bağlamadığı bir günde Thunder olabilir belki. LeBron'un Cleveland formasıyla yaşadığı son Celtics hüsranından beri çok fazla hayal kırıklığı yarattığına şahit olmadım. -2011 Finalleri'nin sorumluluğunu direk onun üstüne atmak istemiyorum.- 2012 ve sonrası ise harika geçiyor onun için. Wade'in eski Wade gibi oynadığı her maçta Miami durdurulamaz bir güç oluyor. Bunun en büyük sebebi ise istedikleri zaman yapabildikleri harika savunma. Şampiyonluğun en önemli anahtarına sahipler zaten. LeBron'un 39 sayı 7 riband 8 asist'lik performansının etkisinde kaldığımdan mıdır bilinmez ama repeat çok yakın gibi. Tek umut, son kale Durant.