Pazartesi, Mart 11, 2013

Ne Farkeder?



Beşiktaş'ı anlatmaya sezon başından başlamayı düşündüm. Gerçekten cesaret edemedim. En azından Eurolaegue macerasını anlatsam fena olmaz diye düşünüyordum ki bunun da çok uzun ve yorucu olacağına karar kılarak işi Jerrels'ın ayrılışından itibaren ele almaya karar verdim. 

Jerrels... Yersiz-yurtsuz adam. Spagetti Western filmlerinde rahatlıkla iyi niyetli ama şanssız zenci karakteri oynayabilir. Ama asla bir Django olamayacağı belliyken ona bu misyonu yüklemeye çalışmak ne kadar doğruydu? Biraz basketbolca konuşmak gerekirse, oyun kuruculuk ve liderlik vasıfları sınırlı olan Jerrels'tan Beşiktaş'a liderlik etmesini beklemek ne kadar gerçekçi bir yaklaşımdı? Yada daha vurucu bir soru sormak gerekirse, takımda Christopher gibi Markota gibi Falker gibi gereksiz yabancılar varken, dipteki yabancı kalitesini bir miktar yukarı çeken ve en azından "skorer" olan Jerrels'ı göndermek, cezayı ona kesmek sezonu kurtarmak için yeterli olur mu? Jerrels'sız bir Beşiktaş daha çok paylaşan daha çok üreten bir Beşiktaş mı olacak?

Yukarıda sorulan her sorunun ve çok daha fazlasının cevabı tereddütsüz hayır. Gerçi yazıya öyle bir başladım ki Jerrels'ı savunuyormuşum gibi göründü. Lakin Jerrels'ı değil elimden geldiğince Beşiktaş'ı savunmaya çalışıyorum. Sezon başı "FEDA" dedikten sonra kurulan kadro ve şu an gelinen nokta gerçek bir hayal kırıklığı. Alınan Cumhurbaşkanlığı Kupası'na veya çıkılan Top 16 seviyesine söylenecek bir şey yok. Ama sezon başı yapılan kadro ve sezon devam ederken yapılan eklemeler gerçekten "komik" Erman Kunter seviyesinde bir basketbol adamının nasıl olur da böyle bir takım yaptığını gerçekten mantıklı bir şekilde açıklayamıyorum. Üstüne üstlük takımı düzeltmek isterken yaptığı hamleleri de göz önüne alınca Beşiktaş için yitip giden bir sezon olduğuna şaşırmamak gerek.

Peki bahsettiğimiz kadro yapılanması ne? Bir kaç madde halinde şaşırtıcı derecede kötü kurulan 12'yi inceleyelim.

1- Beşiktaş'ın sezon başından bu yana kullandığı oyun kurucular: Curtis Jerrels,Daniel Ewing,Tutku Açık,Can Akın,Muratcan Güler,Kartal Özmızrak. (şaka gibi ama takımda tam 6 tane oyun kurucu vardı. Muratcan combo olsa da diğer 5 oyuncu "net" oyun kurucu ve buna rağmen Beşiktaş, Euroleague'in en az asist yapan takımlarından biri olmasının yanı sıra en çok top kaybeden takımı. Demek ki takımın organizasyon sorununu takıma oyun kurucuları doldurarak çözme fikri pek sağlıklı değil. Aralarındaki en iyi oyuncu olan ve sana en azından TBL seviyesinde maç kazandıran Jerrels'ı göndermek ise günah keçisi bulup, "takım içi dengeler bla bla" edebiyatından fazlası değil.)

2- Pota Altı Rotasyonu: Vidmar, Vidmar ve yine Vidmar. Sezonun belki de tek doğru hamlesi Beşiktaş adına. Değerli bir pivot, çok iyi bir çember savunucusu ve iyi bir skorer. Kısacası geldiği takımdaki her uzundan daha fazla şey vadetmesine rağmen Spahija+sakatlıklar+kötü planlama üçgeni arasında yitip gitmek üzere olan değerli bir pivot. Beşiktaş'ta kalıcı olur mu bilinmez ama şimdiden gelecek sezon için önemli takımların radarında olduğu söyleniyor. Onun dışındaki isimler ise gerçek bir hayal kırıklığı. Kısa bir NBA ve vasat bir Euroleague kariyeri olan Damir Markota yerine; Tutku Açık'ı tanıyan ve onunla gerçekten verimli bir ikili kurmuş olan Luka Andric nasıl es geçilir anlamak mümkün değil. Cevher gayet makul hamle. Barış geçtiğimiz sezondan çok uzak olsa da kadro derinliği için yeterli. Peki ya Falker? Çok değerli bir yabancı hakkı bu kadar sıradan bir isim için kullanılabilir mi? Bu ligde Ali Karadeniz gibi bir skorer varken, senin elinde devşirme oyuncu kullanma hakkın varken bu kadar önemli bir opsiyon nasıl kullanılmaz anlamak güç. Birde eldeki sınırlı rotasyonu bu kadar kötü kullanmakta koçun eleştirilebilecek yanlarından birisi. Falker-Cevher, Cevher-Markota nedir Allah aşkına?

3- Patrick Christopher?: Şut atamayan shooting guard. Filip Holosko'nun basketbol uyarlaması. Kendini Casper sanan fast-break'te rakibin üstüne koşup umutla içinden geçmeyi planlayan büyük yıldız... Gerçekten + bir miktar parada verip iyi bir iki numara almanın çok iyi olacağı aşikar. Ricky Minard ise yine soru işareti ve biraz beklemekte fayda var. Onun dışında coaching kısmında da bir kaç eleştri getirmek mümkün ama bunun doğru olacağını düşünmüyorum. En nihayetinde Erman Kunter çok değerli bir basketbol adamıdır ve her kararına saygı duyarım kendi adıma. Şimdilik camianın geneli de öyle düşünüyor. Ama TBL Play-Off'larından sonra kendisine bu kadar saygı duyan ve inanan bir kitle bulmakta zorlanabilir. Özellikle oyun tercihleri üzerinden kendisine baya sallayan olacaktır. 

Uzun vadeli bir plan yapıldığına inanmamakla birlikte, Erman Kunter'in hala en iyi tercih olduğunu düşünüyorum. Ama daha mantıklı hamleler yapsa gerçekten iyi olur. En basitinden koçun yaptığı hamlelere "Ne Farkeder?" penceresinden bakması lazım. Biraz klasik olacak ama Burası Cholet değil, Beşiktaş. Durağan olacaksa sadece "başarı" mübahtır. Sıradanlığın istikrarlaşması bu camiada kabul edilmiş şey değildir. Gelecek yıl BASKETBOL A.Ş projesiyle birlikte yeniden yapılanan Beşiktaş Basketbol Şubesi'nin başta yeni CEO ve Erman Kunter önderliğinde meseleye "büyük takım perspektifi"nde bakması gerek. Aksi halde uzun vadeli planlar varsa da bunlar yarıda kesilebilir. Taraftar desteklese bile yeterli olmayabilir. Elde somut bir Mahmudi örneği var. Umarım işin sonu benzer olmaz, şans koçun ve Beşiktaş'ının yanında olur.





Perşembe, Mart 07, 2013

Bir NBA Şarkısı: L.A. Clippers




Loser yani kaybeden kavramı sporun her türlüsünde kullanılır, yalnız bu söz Amerikan sporlarında çok daha farklı bir hal alıyor. Avrupa basketbolunda veya ülkemizde, çemberi daha da büyütürsek futbolda bile bu kavramın yaygın olarak kullanıldığını ben görmedim. Kullanılıyor olsa bile Amerika'nın nam-ı diğer 'Wonderland' basını olayları sulandırmakta çok iyi olduğu için, onlar kadar iyi bir şekilde cilalanıp cilalanıp, yem gibi insanların önüne atılmıyor.
İster kabul edin ister etmeyin, kapitalist sistemin varlığını sürdürdüğü her yerde olduğu gibi 'arz-talep' ilişkisinin var olmasıyla, basın da amacından çıkarak çoğu zaman ilgiyi üzerine çekmek için olması gereken yönden sapıp yanlış yönlere giriyor. Bu da, dolaylı olarak çeşitli 'ensesi kalın' kurbanlar ortaya çıkarıyor, ancak dediğim gibi arka planda kalan başarısızlar çoğu zaman her şey olurundaymışçasına çok fazla eleştirilmiyor. NBA'de koçların veya takım menejerlerinin her zaman oyunculardan daha az eleştirilmesini buna bağlıyorum. Biraz abartılı olabilir belki, ancak Vinny Del Negro, David Kahn gibi adamların iş bulmasının tek açıklaması da bu olsa gerek. İşte lafı tam buradan alıp, Del Negro'nun takımı Clippers'a çeviriyorum.


Cumartesi, Şubat 23, 2013

Ahmad Rashad'ın Michael Jordan Röportajı



Jordan 50.yaşını twitter üzerinden video-resim paylaşımıyla doyasıya kutladık ama buralara bir şey ekleyemedik. Rashad'la 50.yıla özel yaptığı röportajı ekledim en azından. Bir sürü şey yazıldı çizildi ancak tam anlamıyla aklımda kalacak tek bir yazı okudum. O da Espn'de yayınlanan Michael Jordan Has Not Left The Building

Okumayı unutmayın.

NBA’deki Son Hamleler

Kings_NBA


Nba’de takımların kadrolarını güçlendirmesi için son hamle sayılabilecek takas dönemi dün itibariyle sona erdi. İlk önce şunu söylemeliyim, son yılların en hareketsiz – daha doğru bir şekilde ifade etmek gerekirse ufak isimlerin yer değiştirdiği – bir takas oldu. Şöyle ki, 2007 yılından beri herhangi bir all-star oyuncunun yer değiştirmediği ilk takas sezonu bu sezon gerçekleşti. Takas döneminin sonuna yaklaşırken yapılan çoğu hamle, lüks vergisinden kurtulma çabasından ibaretti. Bazılarına ise hiçbir anlam veremedim.
Önemli olanlardan başlayıp arkalara doğru devam edelim:

No 5 Rockets’ta
Sacramento 5 numaradan draft ettiği Thomas Robinson’dan çok erken vazgeçip Patrick Patterson, Cole Aldrich ve Toney Douglas’ı içeren pakete karşılık, Robinson’ı Rockets’a gönderdi. Robinson’ın oyunu şu ana kadar pek hoş gelmeyebilir ama sonuçta çaylak. Ve maç başına sadece 15 dakika süre bulabildi. Robinson Kansas’taki halini Nba’e yansıtabilirse Morey kariyerine bir altın sayfa daha eklemiş olacak. Verdiği isimlere bakacak olursak da, hala geleceğe yatırım yaptığını görebiliyoruz. Doğru karar, bildiğiniz üzere kimse Rockets’ı şampiyonluk adayı olarak göstermiyor. Ki değiller de. Patrick Patterson’ın dış şut tehditini ve Douglas’ın Lin’in saçmalıklarını temizlemelerini özleyeceklerdir. Fakat dediğimiz gibi, yapılanma aşamasındaki bir takım için ilk sezonda yüksek hedefler konulmasını beklemek hayal.


Robinson’ın yanında Garcia ve Honeycutt’ı aldılar. İkisinin de kontratı bu yaz itibariyle bitiyor. Salary cap için de müthiş hamle oldu.
Rockets’ın tuhaf hamlesi ise 2.tur seçimi karşılığında yollanan Morris oldu. Salary cap’in çok altındalardı ve Morris benchten gelip zaman zaman iyi katkı veriyordu. Sanırım kontratının gelecek sezon devam etmesi Morey’nin böyle bir hamle yapmasını gerektirdi. Suns Morris’e yer açmak için Zeller’ı serbest bıraktı.
Kings açısından bakacak olursak, takımı elden çıkarırken tüm oyunculara yol veriyorlar, ya da Robinson’ın cidden hiçbir şey olamayacağını düşündüler. Çaylak sezonu daha, çok aceleci davrandılar çok. Umarım bu sezon kimi seçeceklerine dikkat ederler, yine Top 5’da bir yere sahip olacaklar muhtemelen.
Orlando Magic’in Hamleleri
Gilbert Arenas Çin’de oynayadursu, Orlando Magic’ten senelik $20 milyon almaya devam ediyor. Amnesty’nin kuralı gereği. Üstüne bir de Hedo var, o da 11 milyon alıyor hiç oynamadığı halde. 2005’teki panayır halindeki New York’u azıcık anımsatıyor. O Knicks, 123 milyonluk salary ile play-off yapamamıştı. Takımın yeniden yapılanması bekleniyor ancak elindeki Hedo ve Nelson kontratlarından kurtulmadan bir yapılanma olanağı zor. Ve bir ekleme yapacak olursak, bu sezon hiç oynamadığı halde 7.5 milyon ve gelecek 2 yılda $15 milyonluk kontrata sahip Al Harrington var.  Hedo’nun ise gelecek sezon oyuncu opsiyonu var. Yani yatarak bir 12 milyon’u daha cebe indirebilir. Bunları düşünerek yaptığı hamleleri inceleyelim:
1-  Udrih+Lamb+Harris = Redick+Ayon+Smith
JJ Redick Orlando’dan aldığı parayı hak eden nadir isimlerdendi. Bu yaz kontratı bittiği için ve Magic’le uzatmak istememesinden dolayı takasını istediğini düşünüyorum. Lige geldiğinden beri(2006) başka bir takım forması giymemişti. Karşılığında ise Udrih alındı. Aşağı yukarı aynı kontratlara sahipler, Nelson’ın 1. PG olduğu bir takıma Udrih hamlesi güzel, bu yaz kontratını yenileyeceklerini düşünüyorum. Ayon ve Ish karşılığında Lamb ve Harris geldi, istatistiksel olarak benzer katkıları verdiler.
Magic’in bu takastaki düşüncesi kontratını yenilemeyecek Redick’in yerine aynı kontrata sahip PG alınmasından ibaretti. Bucks için benchten gelecek keskin şutör çok şey ifade ediyor. Ellis ve Jennings kenardayken skor sıkıntısı yaşıyorlardı, buna bir çözüm bulmuş olabilirler. Fakat Udrih’in gidişiyle takımın back-up point guard’ı kalmadı, tabi Ish Smith’e o görevi vermeyi düşünmüyorlarsa. Düşünmeseler de iyi ederler. Muhtemelen free agent piyasasından bir PG bulacaklar. Delonte West gibi.

JJRedick
2- Hakim Warrick=Josh McRoberts
İki oyuncunun da kontratı bu sezon sonunda bitiyor. İki takım da konferansın dibinde. İkisinin de kontratı neredeyse aynı miktarlarda( 3 ve 4 ). Jordan’ın 1 milyon bağışladığını düşünüyorum.

Washington’dan Hediye Var
Sezonu kapatmış ve kontratı biten Barbosa yerine Jordan Crawford’ı vermek hediyeden başka bir şey değil. Özellikle Boston’ın içinde bulunduğu durumda. Guard rotasyonu perişan bir haldeyken Crawford gibi kalburüstü bir skoreri bedavaya verdiler. Crawford’ın bencil oyununu beğenmiyorum, evet, ancak tam anlamıyla Celtics’in ihtiyacını duyduğu bir stile sahip. Hele ki Terry’nin istenileni vermemesinden sonra. Crawford’ın kontratı mı, bu sezon sadece $1.5 milyon alıyor, seneye de 2.
Celtics’ten söz etmişken şunu da belirtelim. Ainge’in o kadar söylentilere karşılık Pierce ve Garnett’i bırakmaması tamamen yola devam ettiklerinin göstergesi. Başta kötü bir fikir olarak görüyordum, şimdi ise Pacers ve Heat dışındaki doğu takımlarının durumlarını düşününce çok da kötü gözükmüyor.

Diğer Hamleler

Brewer > Thunder | 2014 2.tur seçimi > Knicks
Knicks’in yaptığı hamlenin tek açıklaması bu takastan sonra 10 günlük imzaladıkları Kenyon Martin’e yer açmak istemeleriydi.  Brewer gibi üst düzey savunmacı, özellikle play-off’ta, Knicks gibi savunması iyice patlak veren bir takımda iş yapabilirdi. Anlamadığım kısım Brewer’ın kontratı sezon sonunda bitiyordu, hiçbir şey veremeyeceğini düşündüğüm White’ı bırakabilirlerdi. Ya da Rasheed’i. Rasheed’in katkı falan vereceğini düşünmüyoruz değil mi?
Thunder açısından ise güzel hamle, 2.tur draft hakları genelde 55-60 arası bir yere denk geldiği için Brewer’ı bedavaya ekledikleri söylenilebilir.
Maynor > Blazers | Printezis > Thunder
Portland ligin en kötü benchine sahip takımlarından. Play-off’a kalma ihtimalleri hala var- bence yok – gibi gözükse de kalmaları halinde bile bu benchle bir yere varmaları imkansız. Maynor’ı kadroya katmaları hem bu sezon için hem de gelecek için güzel hamle. Lillard’ın back-up’ı olacaktır. Bildiğiniz üzere Reggie Jackson Maynor’ın sakatlığından sonra formayı kapmış, sonrasında harikalar yaratmıştı. Maynor karşılığında Printezis’in Nba hakları Thunder’a gitti.
Jones > Hawks | Morrow > Mavericks
İki oyuncunun da sözleşmesi bu sezon sonunda bitiyor. Bu takasla birlikte Dallas lüks vergisinden kurtulmayı başardı.
Telfair > Raptors | Haddadi > Suns
Haddadi’yi serbest bırakacakları düşünürken Haddadi karşılığında Telfair’i almayı başardılar.  Bu takastan sonra şu fotoğraf aklıma geliyor:


LBJ_NBA

NOT: Bundan sonra yarısaha'da yazacağım. Fakat buraya da zaman zaman postlayacağım. Oraya da göz atmayı unutmayın. Selametle.

Perşembe, Ocak 31, 2013

Haddadi'yi Harcadılar Matmazel



Memphis Grizzlies'ın yaklaşık 1 aydır elinden çıkarmak için uğraştığı Rudy Gay sonunda Elvis'in şehrinden ayrıldı. 3 takımın karıştığı takasın ayrıntıları şöyle:

Rudy Gay, Hamed Haddadi>>Toronto Raptors

Jose Calderon>>Detroit Pistons

Ed Davis, Austin Daye, TayShaun Prince>>Memphis Grizzlies

HP stili sorular üzerinden değerlendirelim.

1-Bu takastan en kazançlı çıkan takım hangisidir?

Bu sorununun doğru cevabı için birkaç yıl beklemek gerekli. Ancak elimizdeki argümanlara dayanarak kısa vadede galip gelen takımın Detroit Pistons olduğunu söyleyebiliriz.

2-Takasın Grizzlies için anlamı nedir? Şampiyonluk yarışından uzaklaştılar mı?

Rudy Gay'in gönderileceği haberlerini okuduğumdan beri Memphis'in yanlış şeyler yaptığını, batıda çok iyi eşleştikleri Spurs ve beklenilenin çok uzağında bir Lakers varken son bir risk alıp yani vergileri falan umursamayıp play-off'a girmelerini istedim. Küçük şehir takımlarının bu tarz risk almaları mali açıdan pek mümkün olmadığından Grizzlies'ın salary cap'i küçültmek için önce Ellington-Speights'i ve sonrasında Gay'i takımdan gönderdi. Takasın onlar için anlamı şu; salary cap'i istedikleri seviyeye getirdiler. Mali açıdan daha rahatlar, Gay'in - 3 senelik $54 milyon -  hak ettiğinden fazla para aldığı kontrattan bir şekilde kurtuldular.

***

Rudy Gay'in 'overrated' olduğunu, en azından kendisini olduğundan daha iyi bir oyuncu zannettiğini biliyoruz. Dün de buna yönelik çok güzel bir tweet geldi Kendrick Perkins'ten.




***

Evet, Gay'in uzun vadeli ağır kontratından kurtuldular. Peki kısa vadede nelere mal olur derseniz, bu sezonki play-off'larda kesinlikle arayacaklarını düşünüyorum. Gay dışında penetre edebilen oyuncuları neredeyse yok. Prince-Daye-Davis'le birlikte rotasyonda derinlik kazandılar, şüphesiz. Ancak 2 ve 3 numaralarını düşününce Gay'in hücumdaki aktifliğini arayacaklardır.

Soru içinde soru: Peki gelenlerden ne bekliyoruz?

-TayShaun Prince'ın kariyeri boyunca yaptığı gibi iyi savunma yapmasını ve yine bu sezon soktuğu gibi %43'le üçlük sokmasını bekliyoruz. Dediğim gibi Gay'in patlayıcılığı ve penetresini Prince'de aramak çok yanlış. Yok çünkü.

-Ed Davis'in gelişi çok önemli. Speights'in benchten getirdiği katkıyı 4 numaradan getirecektir. Bu sezon 3 yıllık kariyerinin en yüksek rakamlarına ulaştı- 9.7 sayı 6.7 ribaund -.

-Austin Daye'in benchten gelip boş şutları cezalandırması bekleniyor. %53 gibi absürt bir rakamla üçlük atıyor. Bu sezon 21/40 ile üçlük attı. Tabii ne kadar süre alacağı da başka bir soru.

Memphis'in Spurs-Thunder-Clippers üçlüsünün gazabından - özellikle Gay'in ayrılmasından sonra- kurtalabileceğini düşünmüyorum. Gay'in ben de hak edildiğinden fazla değer gördüğünü düşünsem de play-off döneminde Memphis'in potaya gidebilecek kanat oyuncularına ihtiyacı olacağını düşünüyorum. Tabii onlar maddi durumu düşünerek bu hamleyi yaptılar. En azından uzun vadede Gay'in kontratından kurtulmalarını başarı olarak görebiliriz. 3 yıllık 53 md, evet kesinlikle büyük iş.



3-Takasın Pistons için anlamı nedir? 

Pistons'ın Charlie-V ve Ben Gordon'la imzaladığı günü gayet iyi hatırlıyorum. 3-4 yıllarının mahvolacağını düşündüğümüzü de. Dumars'ın yapmayacağı hareketlerdi, şaşırmıştık. Her neyse. Asıl konumuz Calderon'ın gelişi ile Prince ve Daye'in gidişi.

Detroit'in bu sezon herhangi bir hedefi olmadığı için gayet yerinde bir hamle oldu. Calderon'ın kontratının bitişiyle oluşacak $10.5 milyonluk, Maggette'nin kontratının bitişiyle oluşacak $11 milyonluk boşluk akıllara gelince Pistons taraftarının ağzının suyu akıyor olsa gerek. Evet 11 milyon alan Maggette sadece 5 sayı ortalamayla oynuyor. Öte yandan Charlie-V+Maxiell'ın da biten kontratları var. Calderon'ın gelişiyle işleri biraz daha yoluna soktular. Bu yaz için daha fazla hamle fırsatı yarattılar.

+: Prince'ı başka bir forma altında görmek çok değişik olacak. 2002'de Pistons tarafından draft edildikten sonra Motown'dan ayrılmadı.

4-Takasın Raptors için anlamı nedir?

Öncelikle gelecek sezon Derozan, Gay ve Bargnani'ye toplamda $40 milyon ödeyecekleri için şimdiden geçmiş olsun demek istiyorum. Tabii Bargnani'yi ellerinden çıkaramayacaklarını kabul ederek. İşin kötü yanı, franchise'ı üzerine kurdukları iki oyuncu da baskın bir organizasyonun ancak ve ancak 3.oyuncusu olabilir nitelikte. Ne Derozan'ın ne de Gay'in süperstar seviyesinde olduğunu veya olabileceğini düşünmüyorum.

Üstte de bahsettiğim gibi çok maliyetli, saçma sapan kontratlara sahipler. En azından birini- İtalyan olanını - birine kakalamaları şart. Ed Davis'in gidişiyle 4 numara rotasyonu iyice sekteye uğrayacak, muhtemelen Gay'i zaman zaman 4 numara oynarken de göreceğiz. - Haddadi %99 serbest bırakılacak-

Bu takasa bakarak Rudy Gay'e epey güvendiklerini söyleyebiliriz. Sezon sonuna kadar bekleyip Calderon'ın kontratından oluşacak boşlukla daha iyi bir şey yapmaları mümkün olabilirdi, ayrıca Ed Davis gibi iyi bir parçayı da kaybetmeyeceklerdi. Uzun lafın kısası Toronto Raptors yine büyük bir kumar oynadı, fakat bu kumar da onların 'loser' kimliğine yakışacak tarzda oldu. Zaman gösterecek. 'Ball'


NOT: Haddadi büyük bir ihtimalle serbest bırakılacağından ve ardından hiçbir takımın onunla imzalamayacağından ötürü işsiz kalacak. Yazık oldu yiğidime. Harcandı :(

Salı, Ocak 29, 2013

Mahmuti Faktörü


Özel adamlar çokça bulunur. Üstelik basketbol gibi bir sahnede özel karakterler, kendine has tipler görmek reele göre daha da kolaydır. Fakat bir adam var ki, benim gözümde diğerlerinden başka. Onun hakkında görüşlerim hiçbir zaman değişmedi. Türk basketbolunun belki de en özel adamı; Oktay Mahmuti'den açalım sözü. 

Kendisi hakkında ilk kanaatim ne zaman oluştu çok iyi hatırlıyorum. Aydın Örs tedrisatından geçtiğini bilmeden, kendisi hakkında en ufak fikir sahibi olmadan izlediğim bir adamdı. O zaman bir Türk çocuğu için basketbol Efes demekti. Ve koç da genç Mahmuti'ydi. Henüz 35 yaşında, bazı basketbolculardan genç bir adamdı. Ama onun Efes'i, izlediğim en heyecan verici takımdı. Ve öyle bir takımda henüz gelmedi. 

Mahmuti'nin Galatasaray koçu oluşunu kabullenememiştim bir Beşiktaşlı olarak. Bize yakıştırıyordum doğrusu. Karakterini, duruşunu ve oyun yapısını Beşiktaş organizasyonuna ve taraftarına yakın buluyordum. Ama olmadı. Galatasaray'a gitti. Hatta efsane olmasına bir "tık" kalmıştı. Hatta bir çok taraftara göre Mahmuti bir efsane. Fakat hedeflenen başarının erken gelmesi daha sonra fazlasının abartılı şekilde hedeflenmesi ve gayet olağan bir play-off vedasının aşırı abartılması sonucu ile birazda başkanla yaşadığı problemler sebebiyle Mahmuti görevinden ayrıldı. Türk basketbolu için hayırlısı da oldu. İyi oldu, çok güzel oldu gibi geliyor bana. Beşiktaş'a yakışıyor demiştim ya. Sanıyorum Mahmuti en çok Efes'e yakışıyor. Hem Fener'e Galatasaray'a yada bize gelmesin. Bu adam derbi isminin altında ezilip gidecek kadar vasat biri değil ki... (Şunu da izlemenizi tavsiye ederim.)

Koç bu yaz ait olduğu yere geri döndü. İyi bir bütçe ve Final Four hedefiyle yola çıktı. Bence hedef gereksiz büyük tutuldu. Bu sezon için son sekiz yeterli hedefti. Ama öyle bir kadro kurdu ki Efes. Gerçekten F4 değil de başka bir şeyden bahsetsek ayıp olur. Eh, koçta bunu kabullendi. Bu hedef doğrultusunda çalıştıklarını dillendirdi. Aslında step-by-step gitmeyi sever ama yapacak pek bir şey yok. Yola çıkıldı. Efes için F4 yolundan dönüş yok gibi zira oynanan oyunda Final Four olgunluğuna yaklaştı gibi. Sene başında Efes'in ham oyunu üzerinden Mahmuti'ye sallayanlar sustu. Efes, biraz fikstür avantajının da yardımıyla TOP 16'ya 4 galibiyetle başladı. Özellikle İstanbul'da Zalgris gibi bir takımı 52 sayıda tutarak "Mahmuti Ekolü"nü tekrardan benimsediğini gösterdi. 

Mahmuti ve Efes için işler yolunda gidiyor. Bu sezon başı bir iki doğru hamle daha yapsalar bence net şampiyonluk favorisi olabilirlerdi Eurolaegue için. Özellikle Barac konusunu çözüp, daha efektif bir isim getirip Semih'i daha iyi yedekleyebilseler çok iyi olacaktı. Neyse ki Kerem Gönlüm, pota altında her şeyi yapıyor. Bir diğer Kerem bir diğer veteran Tunçeri'de son haftalarda çok iyi katkı vermeye başladı ki kendisi bir ara rotasyon dışı kalmıştı. 

Son yıllarda yaptığı müthiş yatırımlara rağmen sürekli başarısızlıkla adı anılan Efes için, Mahmuti en doğru tercihti. Başarı para saçmak, abartılı kadrolar kurmakla değil. Doğru isimleri, doğru sistemlere eklemekle oluyor. Semih, Gordon, Shipp yeni Efes organizasyonunun sembol isimleri oldu diyebiliriz. Ama her şeyden önde kalitesi ve vizyonuyla koç var...