Cumartesi, Ağustos 14, 2010

Wilt Chamberlain-Michael Jordan



Valla çok şugar bi fotoğraf,anında paylaşıyım dedim.Bu İki oyuncu NBA Tarihinde Maç Başına Sayı Ortalamasında 1 ve 2 numarayı paylaşıyor.Jordan 30.12,Wilt 30.10 ortalamada.

Wilt'in de mekanı cennet olsun,99'da ölmüştü yanlış hatırlamıyorsam..

Cuma, Ağustos 13, 2010

Michael Jordan Çocuklara Basketbolu Sevdiriyor

Genelde yoğun bir adam olduğundan bu tarz olayların içinde gereğinden fazla göremiyoruz Majestelerini.Ama yaptığı her şey ses getirmeye devam ediyor.Ee tabi bende yanıma Carmelo'yu,Wade'i,Paul'u alsam bende ses getiririm desem de inanmayın,çünkü Jordan,yaptıklarının üzerinden epey bir zaman geçsede herkesin taptığı ve bir başka gözle baktığı insan olmaya devam ediyor.Fotoğrafları paylaşıyorum.JORDAN RULEZ!

















Yeni Oluşum

 Fastbreak E-Basketbol dergisinin kapanması üzerine, Ağustos yazısını buradan yayınlıyoruz. İşte 24.07.2010 tarihli dergi yazısı :


Her şey 20 Mart günü başladı. O gün, Fenerbahçe Ülker antrenörü Bogdan Tanjevic'in kolon kanseri olduğu açıklandı. Gelen bu haber ile yeni bir sürece doğru, ilk yelkenler açıldı. Tanjevic'in hastalığı, somut adımların atılmasına yardımcı olmuştu belki de.

O günden sonra Bogdan Tanjevic, Fenerbahçe Ülker'in başında bir daha parkeye ayak basamadı. Hatta çoğu maçı izlemeye tribüne bile gelemedi. 11 Eylül 2007'de başladığı Fenerbahçe Ülker serüvenini, sonlandırmanın eşiğindeydi Tanjevic. 3 yıllık görev sürecinde Fenerbahçe Ülker'in 2 lig şampiyonluğu ve 1 Türkiye Kupası kazanmasına yardımcı oldu. Taraftarın asıl başarı beklediği Eurolegue'de, TOP 8'den ileri gidilemedi. Fakat her şeye rağmen Fenerbahçe yönetimi, Bogdan Tanjevic'e sözleşmesini uzatması yönünde, bir teklifte bulundu. Tanjevic, bu teklifi kabul etmeyerek Lottomatica Roma'nın yolunu tuttu ve sportif direktör oldu. Yani bir nevi yöneticilik hayatına başladı Tanjevic.

Bu noktadan sonra Fenerbahçe'ye uzun vadeli yeni bir yapılanma gerekiyordu. 3 yıldır devam eden sistem sona ermiş, yeni insanlarla çalışma zamanı gelmişti. İlk önce Aydın Örs ile anlaşıldı. Hem de Örs, Medical Park Trabzonspor'a gitmek üzereyken. Aydın Örs, aynı görevi 3 yıl önce kabul etmemiş ve takımdan ayrılmıştı. Fakat bu sefer sportif direktör olmayı kabul etti tecrübeli basketbol adamı. Daha sonra koç arayışına girildi. Hedef yine Yugoslav ekolüydü. Çünkü takımda bu ekole yatkın bir dolu insan vardı. Gerek kenar yönetim olarak gerek basketbolcu olarak gerek idareci olarak Fenerbahçe, basketbol şubesinde Yugoslav ekolünü benimsemişti. Bu mentalite doğrultusunda, Power Electra Valencia ile EuroCup şampiyonu olan Hırvat Neven Spahija ile anlaşıldı.

Spahija kariyerinde Maccabi Tel-Aviv, Cibona Zagreb ve Tau Ceremica gibi takımları çalıştırmış, önemli bir koçtu. Fenerbahçe'deki Yugoslav ekolünün devam etmesi açısından da, sağlıklı bir adımdı bu transfer. Spahija'nın yardımcısı da, final serisinde takıma koçluk yapan Ertuğrul Erdoğan oldu. Böylece Fenerbahçe Ülker yeni oluşumda, işin taktik kısmı ile ilgilenecek isimleri belirlemişti. Aydın Örs, Neven Spahija, Ertuğrul Erdoğan. Sırada, takımı oluşturmak vardı.

Aydın Örs ve Neven Spahija göreve tam anlamıyla başlamadan, Ömer Aşık, Semih Erden, Rasim Başak ve Serhat Çetin takımdan ayrıldı. Zaten Gordon Giricek takımdan, sezon ortasında ayrılmıştı. Oluşan tabloya şöyle uzaktan bir baktığınızda, takımdan üç uzun oyuncunun ayrıldığını görüyorsunuz. Takıma acil uzun takviyesi yapılmalıydı. İlk önce elde olan, Oğuz Savaş ile 2 yıllık sözleşme imzalandı. Daha sonra Efes Pilsen'e ikinci çalım atılarak, Kaya Peker transfer edildi. Daha sonra da Darius Lavrinovic takıma katıldı. Mirsad Türkcan, Gasper Vidmar ve transfer edilmesi muhtemel pivotu da düşünürsek, uzun rotasyonu oluşturulmuştu.

Takımdan ayrılmasına kesin gözüyle bakılan fakat bir türlü gönderilemeyen Lynn Greer'ın bölgesine, Marko Tomas transfer edildi. Oyun kurucu sıkıntısını çözmek için ise Engin Atsür ile 2 yıllığına anlaşıldı. Zaten Tarence Kinsey, Roko-Leni Ukic ve Ömer Onan'ın da takımda yer almaları, sözleşmeleri gereği kesinleşmişti.

Transfer edilen oyuncuların yanında, takımdaki geleceği belirsiz olanları da incelemek lazım. Damir Mrsic, profesyonel basketbol kariyerini sonlandırdı. Harun Erdenay ile birlikte takım menajeri olma ihtimalleri var. Emir Preldzic'in 2007 yılında imzaladığı, 4 yıllık bir sözleşmesi var. Zaten Türk olması ile birlikte takımda kesin olarak kalacaktır, diye düşünüyorum. Gasper Vidmar'ın sözleşmesinin bitmesine 2 yıl daha var. Vidmar'ın da takımda kesin olarak kalacağını, Nedim Karakaş açıkladı. Fakat Vidmar'ın yerine sürekli bir transfer yapılacağı söylentileri ortalıkta dolaşıyor. Seçenekler ise şöyle; Gasper Vidmar'a güvenip, transfer yapmamak. Yabancı bir pivot transfer edip, Vidmar'ı altıncı yabancı olarak kullanmak. Ve asıl sorun Lynn Greer. Bir türlü takımdan gönderilemeyen adam. Umuyorum ki kısa bir zaman dilimi içinde yollar 'kesin' olarak ayrılacaktır.

Şöyle bir durum değerlendirmesi yapacak olursak, kadro şu şekilde oluşabilir; Roko Ukic, Engin Atsür, Genç Türk Guard / Ömer Onan, Marko Tomas / Emir Preldzic, Tarence Kinsey / Mirsad Türkcan, Kaya Peker, Darius Lavrinovic / Oğuz Savaş, Gasper Vidmar-Yeni Transfer. Şöyle bir bakınca da, hiç fena bir kadro gibi durmuyor. Yeni oluşum evresinin başında olan Fenerbahçe Ülker için iç açıcı bir tablo olarak gözüküyor. Fenerbahçe Ülker taraftarlarını da mutlu eden bir oluşum süreci bu. En azından vaatler ile geçen üç yıllık, Mahmut Uslu-Bogdan Tanjevic döneminden sonra.

A Milliler Sahne Alıyor


Adidas Cup'ta ilk defa sahne alan A Milli Takımımız şimdi de Almanya'daki özel bir turnuvaya katılacak.Beko Supercup adındaki turnuvaya katılacak ülkeler şöyle : Türkiye,Almanya,Litvanya,Hırvatistan.

Turnuvanın Programı :

13 Ağustos Cuma

Türkiye-Litvanya @ TSİ 22.00

14 Ağustos Cumartesi

Türkiye-Hırvatistan @ TSİ 22.00

15 Ağustos Pazar

Almanya-Türkiye @ TSİ 20.00

Canlı yayınlar SPORMAX tarafından yapılacaktır.

Avrupa Basketbolunda Değişen Politikalar

Uzun zamandır bu konuda bir şeyler yazmak istiyordum.Şimdi fırsat oldu.Konumuz Avrupa basketbolundaki kulüplerin değişen politikaları.Tabii buna bizim takımlarımız ve özellikle Efes Pilsen de dahil.Konuyu daha çok transfer ve oyuncu yönünden inceleyeceğim.


Öncelikle en çok dikkatimi çeken şey,artık Partizan,Kızılyıldız,Rytas gibi Avrupa'nın oyuncu fabrikalarının daha çok reklam yapması.Ya da daha iyi bir pazarlama stratejisine gitmesi.Bunu daha da açıklamak gerekirse,tarihten bir örnek verelim.Osmanlı Devleti'nin ekonomik yönden en güçlü olduğu dönemlerdeki avantajı,Avrupa ile Asya arasında olması ve Asya'dan gelen değerli şeyleri Avrupa'ya satmasıydı.Yani Asya'dan ham madde
yi alıp (özellikle ipek) işledikten sonra çok yüksek paralara Avrupa'ya satıyordu.Ancak Avrupalılar bu durumu anlayınca Coğrafi Keşifler denen olay çıktı ve Avrupalılar ham maddeye direkt olarak ulaştı.İşte bundan bir 5 yıl öncesinde Efes Pilsen gibi takımlar Avrupa'da,genç o
yuncuları yani ham maddeyi alıyordu.Bu oyuncuları parlatıp büyük takımlara satıyorlardı.Efes Pilsen özellikle bunu çok iyi beceriyordu ki bu sadece Yugoslav ve Litvanyalı oyuncular için geçerli değil Amerikalı oyuncular için de geçerliydi.Marcus Brown,Trajan Langdon gibi isimler,Efes'in büyük takımlara el yakan ücretlerle sattığı oyunculardı.Peki bugün ne değişti ?


Novica Velickovic / Real Madrid

Öncelikle oyuncu fabrikası dediğimiz takımlar artık düşük bütçelere rağmen Avrupa'da zirveye oynamaya başladılar.Pazarlama denilen olayı en iyi şekilde yapıyorlar.Artık onların yıldız adayları,bir ara takıma gerek kalmadan direkt büyük takımlara çıkıyor.Bu da klübün kasasını bir hayli dolduruyor.Hatta bu politikayı en son Efes yaşadı.Raduljica'yı almak isteyen Efes bir türlü Zeleznik'i ikna edememişti.Ama Raduljica'ya büyük takım alıcısı çıkmayınca Efes ile el sıkışıldı.Yani artık bu yıldız adaylarını almak için büyük paralar
gerekiyor.Ancak sadece bunlar değil,artık Amerikalı oyuncular konusunda da istediklerimizi yapamıyoruz.Hatta iş tamamen tersine döndü.Mersin forması giyen Bo Mccalebb çok iyi bir guarddı.Nitekim onu Partizan aldı.Onun yönetiminde Euroleague'de fırtına kopardı.Şimdi ise Montepaschi Siena'ya sattılar.Bu inanılmaz bir inceleme inanılmaz bir politika.Geçen sezon durmadan guard arayan Efes yönetimi dibindeki cevheri göremeyince Partizan'a gitmişti Mccalebb.Demek ki yanlış olan bir şeyler var.Biz doğru oyuncuları buluyoruz fakat doğru politikaları uygulamıyoruz demektir.Mersin mesela doğru olanı yaptı satmakla.Ama doğru politikayı uygulayan Efes olsaydı keşke.

Bo Mccalebb / Siena

Kısacası Avrupa'da artık işler değişti.Artık oyuncu fabrikaları işi öğrendiler.Tıkır tıkır çalışıyorlar.Umarız takımlarımız da artık bu yeni döneme uyum sağlarlar.Yoksa final four hala hayal olarak kalacak.

Perşembe, Ağustos 12, 2010

Savanovic'e Dair


Haziran ayında Savanovic hakkında bir haber paylaşmıştık.Buradan ulaşabilirsiniz.

Adidas Cup'ta Savanovic'i bir kez daha izledik.Aslında biraz geç bir yazı oldu ama hiç yazmamaktan daha iyidir.Savanovic Sırbistan'ın şu aralar en gözde oyuncularından biri.Özellikle bize karşı oynanan maçta da gördüğümüz üzere son derece etkili bir oyuncu.3 ve 4 numara oynayabiliyor.Buna karşın top kontrolü çok iyi düzeyde ve şutör bir oyuncu.4 numara oynadığı anlarda şutör özelliği ile bize çok sıkıntı yaşatmıştı.Ayrıca fake gösterip penetre edebiliyor ya da penetre-pas oynuyor.Bu yönden çok yönlü bir oyuncu olduğunu gördük.Geçen sezon Cajasol'da oynamıştı.Bu sezon Efes Pilsen'in Euroleague'deki rakibi olan Valencia'da izleyeceğiz onu.